İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/676 E. 2020/350 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/676
Karar No
2020/350
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/676 Esas KARAR NO : 2020/350 DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2018 KARAR TARİHİ : 10/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, ... nın inşaat, elektrik ve mekanik işlerine ilişkin dekorasyon işlerini yüklendiğini, davalı ile de bu iş için sözleşme yapıldığını, davalının sözleşmenin gereklerini yerine getirmediğini, davalının hak ediş yapmak için gelmediğini, davalının daha sonra Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini ile fatura gönderdiğini, faturalara Üsküdar ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiği, davalının alacağı bulunmamasına rağmen Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takipten haberdar olunamaması nedeni ile itiraz etmelerinin mümkün olmadığını, Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı borçlu olmadıklarının tespiti ve istirdata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı cevap vermemiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesine dayanan menfi tespit istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı olduğu, ... TL alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı, davalıdan ... TL tahsilat yapıldığı görülmüştür. Üsküdar ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde; ihtar edenin davacı, muhatabın davalı olduğu konusunun fatura içeriklerine itiraz olduğu görülmüştür. Bilirkişi SMMM ...'ın ... tarihli raporuna göre; "davacı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığını, taraflar arasında ilişki dönemine ait yazıılı mutabakatın bulunmadığını, taraflar arasında ihtilaflı olan davaya konu ... tarihli ... nlou ... TL (KDV dahil) ve ... tarihli ... nolu ... TL (KDV Dahil) tutarlı 2 adet faturanın davalı tarafça açık fatura olarak tanzim edildiğini, davacı ile davalı arasında 2018 yılında ticari ilişkinin bulunduğunu, davalı şirket tarafından satışı yapılan mal ve hizmet ile ilgili düzenlenen 4 adet faturanın davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile uyumlu olduğunu, ancak ihtilaf konusu olan davalı tarafından tanzim edilen ... ve ... nolu 2 adet faturanın davacı şirket ticari defter ve kayıtlarında ve davacı şirket BA bildirim formunda yer almadığını, davacı tarafın ... tarihi itibari ile davalı taraftan ... TL alacaklı olduğunu, buna rağmen Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasına ... sıra nolu tahsilat makbuzu mukabilinde ... TL olarak ödeme yapıldığını, dava konusu faturalar davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olmamasına rağmen davacı tarafından, davalı tarafa avans mahiyetinde 9 adet çek ve 1 adet banka havalesi gerçekleştirildiğini, bu itibarla davacı tarafın, davalı taraftan dava tarihi olan ... tarihi itibari ile ... TL alacaklı olduğunu" beliritmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Yargıtay uygulanmasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı kararı). Ticari defterler, kanunda öngörülen şartlara uygun tutulmuş olsun ya da olmasın, sahibi aleyhine her zaman delil olurlar (Ceyhun, Deniz; Ticari Defterlerin Delil Olma Niteliği, Ankara 2017, s. 117 vd.; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2019 tarih 2018/748E. 2019/762K. sayılı kararı). Eser sözleşmesinde yüklenici, inşaatı mevzuata ve sözleşmeye uygun olarak tamamlandıktan sonra teslim edilecektir. Teslim, taşınmazın bulunduğu yerde yapılır (Duman, İlker Hasan; İnşaat Hukuk 8. Baskı, Ankara 2016, s. 540 vd.). Usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içinde davaya cevap vermediği gibi herhangi bir delil de bildirmeyen davalının ön inceleme duruşmasında delillerini bildirmesi ve ön inceleme duruşmasından sonra da isim ve adreslerini bildirdiği tanıkların dinlenilmesi mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/04/2016 tarih 2014/13-856E. 2016/523K. sayılı kararı). Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2016 tarih 2015/3319E. 2016/314K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı eser sözleşmesi nedeni ile düzenlenen fatura ile başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespitine ve istirdata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyası ile davalı aleyhine faturaya istinaden icra takibi başlatılmış, takip kesinleşmiş ve davacı takip dosyasına ödeme yapmış, ödeme davalıya yapılmıştır. Takibe konu faturalar davalı tarafından düzenlenmiş ve davacıya ibraz edilmiş ise de davacı Üsküdar ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya faturalara itiraz etmiştir. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Davacı faturaya itiraz etmiş olup, davalının fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ve davalının eserin sözleşmeye uygun teslim edildiğini ispat yükü davalıdadır. Davalı ise cevap verip delillerini bildirmemiştir, bunun gibi davacının ticari defterlerine göre de davacının davalıya borcu bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile davalı takip konusu alacağının bulunduğunu ispat edememiştir. Anılan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş, davacının takip dosyasına yatırdığı ve davalı tarafından tahsil edilen bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının KABULÜNE, 2. ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Davacı tarafından yapılan ... TL harç ile ... TL posta, tebligat ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 8. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/676, K. 2020/350, T. 10.07.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-676-e-2020-350-k-0fbe8ff10253