İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/669 E. 2025/238 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/669
Karar No
2025/238
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKE ESAS NO : 2023/669 Esas KARAR NO : 2025/238 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/10/2023 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının, Mağaza Tasarım ve Ekipmanları temini iş kolunda faaliyet göstermekte olduğunu, davalı şirketin ise taşımacılık işi ile uğraşmakta olduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirketin talep ettiği ürünleri temin etmekte olduğunu, taraflar arasında buna dayalı bir ticaret bulunmaktayken davalı tarafın müvekkiline olan borcunu ödememesi üzerine iş bu davayı açma zaruretimiz hâsıl olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin, davalı firmanın talep ettiği malzeme ve ürünleri temin ettiğini ve faturalandırdığını, davalı firma her ne kadar kısmi ödemeler yapmış olsa da, haklı bir sebep olmaksızın belirtilen bakiye tutarları ödemediğini, davalının, 15.02.2019 düzenleme tarihli ... sıra no'lu 57.825,92 TL bedelli faturaya ilişkin, 05.02.2019 tarihinde 1.992,00 USD (10.397,04 TL) ve 21.02.2019 tarihinde 8.852,50 USD (46.886,38 TL) ödeme yaptığını, bu ödemelerin fatura tutarından düşüldüğünde müvekkiline ödenmesi gereken bakiyenin 542,50 TL olduğunu, 11.04.2019 düzenleme tarihli ... sıra no’lu 245.971,00 TL bedelli faturaya ilişkin 15.04.2019 tarihinde 40.000,00 USD (231.308,00 TL) ödeme yaptığını, bu ödeme fatura tutarından düşüldüğünde müvekkiline ödenmesi gereken bakiyenin 14.663,00 TL olduğunu, 08.08.2019 düzenleme tarihli ... sıra no’lu 29.948,40 TL bedelli faturaya ve 08.08.2019 düzenleme tarihli, ... sıra no’lu, 128.788,20 TL bedelli faturaya ilişkin 08.08.2019 tarihinde 19.450,00 USD (106.698,81 TL) ödeme yatığını, bu ödemelerin fatura tutarlarından düşüldüğünde müvekkiline ödenmesi gereken bakiye 53.037,79 TL olduğunu, 07.11.2019 düzenleme tarihli, ... sıra no’lu, 32.763,59 TL bedelli faturaya ilişkin 07.11.2019 tarihinde 32.000,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemeler fatura tutarından düşüldüğünde müvekkiline ödenmesi gereken bakiyenin 763,59 TL olduğunu, bu kapsamda bu faturalardan dolayı toplam 69.006,88 TL borç bulunmakta olduğunu, müvekkilin, davalı şirkete ait siparişleri eksiksiz temin etmesine rağmen fatura bedellerinin karşılığını alamaması sebebi ile mağdur duruma düştüğünü, fatura bedellerinin tamamını tahsil edemeyen müvekkili, ticari olarak zor duruma düştüğünü, maddi manevi zarara uğradığını belirterek alacak davasının kabulüne, 542,50 TL’ nin 15.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili davacıya verilmesine, 14.663,00 TL’ nin 11.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili davacıya verilmesine, 53.037,79 TL’ nin 08.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili davacıya verilmesine, 763,59 TL’ nin 07.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili davacıya verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. S A V U N M A / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, ödeme dekontlarının ekte sunulduğunu, işbu dekontlara itiraz olması durumunda banka kayıtlarının celbini talep ettiklerini, davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı taraf üzerin bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E / Dava konusu uyuşmazlık, davacının faturalara dayalı 69.006,88 TL alacak isteminin yerinde olup olmadığı, davalıdan tahsil koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Taraf kayıtları celp edilmiş, tarafların BA-BS formları celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'den alınan 30/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ticari defterlerini, tabloda yer aldığı şekilde 08.06.2024 tarihinde şirket merkezinde tarafına ibraz ettiğini, eksik kalan bilgi ve belgeler daha sonra ibraz edildiğini, davacının İbraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğunu, ,açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görüldüğünü, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin kendi lehine delil vasfı taşımakla birlikte nihai karar mahkemeye ait olduğunu, (HMK 222 M. TTK 64 MD ) Davacının ibraz edilen ticari defterlerine göre davalının cari hesabı asağıda gösterildiğini, davacının ibraz edilen ticari defterlerine ; taraflar arasında ticari faaliyet olduğu görülmekte olduğunu, davacının davalı adına mal faturası tanzim ettiği ve davalı adına tanzim ettiği mal faturalarını ticari defterine kayıt ettiği tespit edildiğini, davacının ibraz edilen ticari defterlerinde dava konusu yapılan ( dava dilekçesinde talep edilen ) aşağıda faturaların davacı ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu tespit edildiğini, 15.02.2019 düzenleme tarihli, ... sıra no'lu, 57.825,92 TL bedelli fatura, 11.04.2019 düzenleme tarihli, ... sıra no'lu, 245.971,00 TL bedelli fatura, 08.08.2019 düzenleme tarihli, ... sıra no'lu, 29.948,40 TL bedelli fatura, 07.11.2019 düzenleme tarihli, ... sıra no'lu, 32.763,59 TL bedelli fatura olduğunu, dava tarihi itibariyle davacının ibraz edilen ticari defterinden dava konusu fatura tutarlarından dolayı davalından 68.464,38.-TL alacağı olduğu tespit edildiğini, davalı taraf ise ticari defter ve belge ibraz etmemiş olduğunu, Konu hakkında takdir ve değerlendirme mahkemeye ait olduğunu, Değerlendirme: Taraflar Arasındaki Uyuşmazlığın; davacının faturalara dayalı 69.006,88 TL alacak isteminin yerinde olup olmadığı, davalıdan tahsil koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında noktasında olduğunu, dava tarihi itibariyle davacının ibraz edilen ticari defterinden dava konusu fatura tutarlarından dolayı davalından 68.464,38.-TL alacağı olduğu tespit edildiğini, davalı taraf ise ticari defter ve belge ibraz etmediğini, davacının ibraz edilen ticari defterler ve belgelerine göre davacı tarafından davalı adına 6 adet fatura tanzim edildiği mevcut faturaların KDV hariç tutarının 482.622,57.-TL ve KDV dahil tutarının 569.494,63.-TL olduğu tespit edildiğini, dava dosyasına davalının vergi dairesi tarafından 2029 yılı BA/ BS formları ibraz edildiğini, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun(1)| 148, 149 ve Mükerrer 257 nci maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, 35012) Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını ""Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)"" ile mal ve hizmet satışlarını ise ""Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)"" ile bildirmeleri yükümlülüğü getirildiğini, davalının 2019 yılı BA formu incelemesinde ; davalının 2029 yılında davacından 6 adet belge ( fatura ) karşılığında 482.621,00.-TL tutarında ( KDV ve kuruş hariç) mal ve hizmet alımı yaptığı tespit edilmekte olduğunu, şu halde dava dosyasına ibraz edilen davalıya ait 2019 yılı BA formu incelemesinde ; davacının davalıya 2019 yılında 6 adet fatura karşılığı olarak KDV hariç olarak 482.621,00.-TL tutarında ( KDV Dahil 569.494,63 -TL) fatura tanzim edildiğini, söz konusu faturaların davalı tarafından tebliğ alındığı ve vergi dairesine beyan edildiği açık olduğunu, bilindiği üzere ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğunu, faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, davalı taraf davacı tarafından tanzim edilen faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediği gibi faturalarda yazılı malları teslim almadığı yönünden herhangi bir itirazı da olmadığını, şu halde davalının davaya konu olan faturaları davacıdan tebliğ aldığı ve yasal süresi içinde itiraz etmediği ve fatura içeriği kabul ettiği açık olduğunu, diğer bir konu ise davalının savunma dilekçe içeriğinde ödeme ilgili belgeleri ibraz etmesi olduğunu, davalı tarafından ibraz edilen ödeme belgeleri davacının ticari defterinde kayıtlı olduğunu, davalı tarafından ibraz edilen ödeme belgelerinin davacının ticari defterinde, davalından olan alacak tutarından mahsup edildiği ( alacak tutarından indirildiği) tespit edildiğini, bir diğer konu ise davacının faiz talebi olduğunu, davacı taraf dava konusu faturalara fatura tanzim tarihinden itibaren faiz talep etmekte olduğunu, faizinin taraflar arasında geçerli olarak değerlendirilmesi için; alacağın muaccel olması yeterli olmayıp davalının ayrıca ve usulen temerrüde düşürülmesi de gerekeceğini, temerrüt, taraflarca tayin edilmiş açık ve belli bir vade tarihi yoksa alacaklının yöntemine uygun ihtarnamesi ile gerçekleşeceğini, aksi halde icra takip tarihini veya dava tarihi temerrüt tarihi olacağını, taraflar arasında borç veya alacakların ödenmesini hususunda tayin edilmiş bir gün veya sözleşme tarafına ibraz edilmediğini, yine davacı tarafından davalıya yöntemine uygun ihtarname göndermediği dava dosyası üzerinden tespit edildiğini, somut olayda davacı davalıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürmediğinden temerrüt şartları oluşmadığını, konu hakkında takdir yetkisi mahkemeye ait olduğunu, davacının ispatlanabilen alacağına dava tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faiz hesaplanması gerekmekte olduğunu, SONUÇ; Taraflar arasında ticari faaliyet olduğunu, davacının dava konusu fatura tutarlarından dolayı dava tarihi itibariyle davalından 68.464,38.-TL alacağı olduğunu, mevcut tutarın tahsil şartlarının oluştuğunu, davacının alacağına dava tarihinden önce faiz talebinin ispata muhtaç olduğunu, davacının ispatlanabilen alacağına dava tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı uygulanması gerektiği şeklinde bilirkişi görüşüne ulaşıldığı bildirilmiştir. İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre; Dava, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalardan doğan alacak istemine ilişkindir. Davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davalıya sipariş ettiği malların teslim edildiğini, faturalarının düzenlendiğini, ancak davalı tarafça faturalar kapsamında bir kısım ödemeler yapılmış ise de bakiye bedellerin ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı taraf, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini inkar etmemiş, ödemeleri yaptığını, davacıya borcunun olmadığını ileri sürmüştür. Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiştir. Dava alacak davası olup, alacak davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Somut olayda, Mahkememizce alınan bilirkişi raporu dosya kapsamında toplanan delillere göre; Davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu faturaların ve bu faturalara ilişkin olarak davalı tarafça yapıldığı iddia olunup dekontları sunulan ödemelerin davacı kayıtlarında yer aldığı, dava konusu faturaların davacı tarafça BS formları ile ilgili vergi dairesine beyan edildiği, davacı kayıtlarına göre, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 68.464,38-TL alacaklı olduğu; Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeyip ibrazdan kaçındığı, davalı tarafından dava konusu faturaların BA formları ile ilgili vergi dairesine beyan edildiği; Davalı tarafın, taraflar arasında sözleşme ilişkisine ve ilişki kapsamında düzenlenen faturalara bir itirazının bulunmadığı, bu kapsamda dosya kapsamına bir delil sunmadığı, davacı tarafından düzenlenen faturaları BA formları ile ilgili vergi dairesine beyan etmekle faturaları ve içeriğini kabul etmiş olduğu, davalı tarafın faturalardan kalan ve bilirkişi tarafından tespit edilen 68.464,38-TL'nin ödendiğine, istenebilir olmadığına dair bir ispatının olmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davacı tarafın, davalıdan, dava konusu faturalardan dolayı 68.464,38-TL bakiye alacağının bulunduğu, bu miktar yönünden davasında haklı olduğu, faturalarda son ödeme gününün bulunmadığı, dosyaya ödeme gününün ve temerrütün belirlendiği bir sözleşme ve davadan önce davalı tarafın temerrüte düşürüldüğüne dair bir ihtarnamenin sunulmadığı, temerrütün dava tarihinde oluştuğu, tarafların tacir olması karşısında dava tarihinden itibaren tespit edilen alacağa avans faizi talep edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 68.464,38 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, Fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Alınması gereken 4.676,80-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.178,47-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.498,33-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafından peşinen karşılanan 1.178,47-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı parası, 497,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.766,85 yargılama masrafının davanın kabul ret oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 5.721,51-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlasının kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin, 3.095,47 TL'sinin davalıdan, 24,53 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/669, K. 2025/238, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-669-e-2025-238-k-3d73e007272c