İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/307 E. 2019/599 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/307
- Karar No
- 2019/599
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/307 Esas KARAR NO : 2019/599
DAVA : Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 17/05/2018 KARAR TARİHİ : 02/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'ın davalı ...'ın ... şubesinden çekmiş olduğu genel kredi sözleşmesinde davalı lehine kefil olduğunu ve aynı zamanda şirketin ortağı olduğunu, çekilen kredinin ticari kredi niteliğinde olduğunu, davacıların murisinin o tarihte davalı şirket ortağı olduğunu, mirasçılar murisin ölümünden sonra hisselerini devrettiklerini, ferdi kaza sigortasından sonra murisin vefatı yani riskin gerçekleşmesi sonucunda murisin genel kredi sözleşmesindeki kefilliğinden dolayı ... tarafından ... tarihinde ... Şubesi ... hesap nolu hesabına ... nolu dosya ödemesi olarak ... TL ödeme yapıldığını, murisin kefilliğinden dolayı ödenen bu para sonucunda davalı şirket genel kredi sözleşmesi ile edinmiş olduğu borçtan kurtulduğunu, davalı ... Şirketinin yetkilisi ve ortağı ..., müvekkilerinin amcası ve müvekkili ...'ın kayın biraderi olduğunu, müvekkillerinin garantör ferdi kaza sigortası kapsamında ödenen miktarı çok sonra öğrendiğini, davalı şirket ortağı olan amcaları miras yolu ile kalan hisselerini dahi şirket borçlu diyerek hiç bir ücret ödemeden ellerinden aldığını, birçok defa kendilerinden talep edilmesine rağmen aradaki akrabalık bağına istinaden müvekkilerinin oyalandığını ve kendilerine bu konuda hiçbir ödeme yapılmadığını, ödeme 2009 yılıhnda yapıldığı için her ne kadar 818 sayılı Borçlar Kanunu davada uygulanacaksa da yeni Borçlar Kanunu da aynı mahiyette olduğunu, müvekkillerinin murisi adına sigorta şirketi tarafından bankaya ödenmiş olan ... TL'nin ödemenin yapıldığı ... tarihinden itibaren işleyecek halefiyet nedeniyle bankanın şirkete uyguladığı ticari avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zaman aşımına uğradığını, kefilin talepte bulunabilmesi için alacaklıya ödeme yapmasının gerektiğini, kefil tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığını, bankaya yapılan ödemenin kaynağının davalı şirket ile ... (...) ... şirketi arasında bulunan sigorta ilişkisi olduğunu, sigorta ettirenin ..., Sigortalının ..., Dain - i Mürtehin'in ... Olduğunu, poliçe priminin de davalı şirket tarafından ödendiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, kefil mirasçıların rücuen tazminat talebine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. ... tarihli Garantör Ferdi Kaza Poliçesinin incelenmesinde; sigortalının "...", sigorta ettirenin "..." olduğu, poliçe şartları arasında; "kredi borçlusuna kefalet verenlerin, borcun devam ettiği süre içinde ölümü veya sürekli sakat kalması durumunda; teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere, kredi borcu dain - i mürtehin sıfatındaki bankaya, bakiye tazminat olduğu durumlarda bu miktar kanuni varislerine ödenir" şeklinde olduğu görülmüştür. ...'nın ... tarihli yazıları ekinde bulunan dekontun incelenmesinde; gönderinin ..., alıcının ..., EFT miktarının ... TL, işlem tarihinin ... olduğu görülmüştür. Dava, hayat sigorta poliçesi nedeni ile dain - i mürtehini/alacaklıya yapılan ödeme nedeniyle borcundan kurtulan sigorta ettiren/borçludan, kefil/sigortalı mirasçılarının rücuen tazminat talebine ilişkindir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 1. maddesi şöyledir; "1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir." 818 sayılı Borçlar Kanunun 496. maddesi şöyledir; "Kefil eda ettiği şey nisbetinde alacaklının haklarında, ona halef olur. Bu halefiyet kaidesinden evvelce feragat etmek caiz değildir. Şu kadar ki kefil ile borçlu beynindeki hukuki münasebetlerden mütevellit dava ve defi hakları mahfuzdur." 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 2. maddesi şöyledir; "(1) Bu Kanunda aksi öngörülmemiş veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse: a) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır. b) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukukî fiiller, bağlayıcılıkları ve hukukî sonuçları itibarıyla, bu tarihten sonra dahi, gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tâbidir. c) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. (2) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda, mahkeme herhangi bir sebeple 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununu uygulamışsa, kararında bunu ve gerekçesini açıkça belirtir. (3) Bu Kanunda kullanılan “eski hukuk” terimi, 6762 sayılı Kanunu ve bu Kanun ile ilgili diğer mevzuatı ifade eder." 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1321. maddesi şöyledir; "Bir kimsenin hayatı, ya o kimse yahut onun bilgi ve muvafakati mevcut olmasa bile üçüncü bir şahıs tarafından sigorta ettirilebilir; şu kadar ki; üçüncü şahsın o kimsenin hayatının devamında maddi veya manevi menfaati bulunması sigortanın muteberliği için şarttır. Küçüklerin, mahcurların veya mümeyyiz olmıyanların ölümünü şart koyarak sigorta etmek batıl, bunların hayatı üzerine sigorta yaptırmak muteberdir. Her iki halde de ölüm vukubulursa sigortanın ölüm tarihindeki riyazi ihtiyatı ödenir." 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1329. maddesi şöyledir; "Üçüncü bir şahsın lehine yapılan hayat sigorta mukavelesinden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep ve tahsil salahiyeti doğrudan doğruya o kimseye aittir. Sigorta mukavelesinde üçüncü şahsın mirasçı sıfatı gösterilmiş olsa bile bu şahıs birinci fıkra hükmü gereğince doğrudan doğruya sigortacıya karşı hak ve menfaatlere sahip olur. Medeni Kanunun 509 uncu maddesi hükmü mahfuzdur." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/02/2019 tarih 2017/11-49E. 2019/158K. sayılı kararında; "... 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun "Eski Hukukun ve Türk Ticaret Kanununun Uygulanacağı Hâller" başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin (a) bendinde "Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmeler yönünden, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1’inci maddesinde düzenlenen ''Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.'' hükmü uyarınca eldeki davaya sözleşme tarihi itibariyle (16.07.2009) yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK ile 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2018 tarih 2017/4440E. 2018/4116K. sayılı kararında; "...6102 sayılı TTK'nun 1490. maddesi uyarınca, sigorta ettiren kişinin, kendisinin veya başkasının hayatını (o kişi lehine) sigorta ettirmesi mümkün olup; TTK'nun 1493/7. maddesinde ise "sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtara aittir" denilmek suretiyle, hayat sigortalarında sigorta bedelini talep ve tahsil hakkının poliçe lehtarı olduğu açıkça kabul edilmiştir. Sigorta poliçesinden doğan teminatı talep hakkına sahip olan kişi poliçe lehtarı olduğundan, tazminat talebine ilişkin davada da aktif dava ehliyetine sahip olan kişi lehtar olacak..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 31/03/2014 tarih 2014/1820E. 2014/6110K. sayılı kararında; "...davacının müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu olduğu, bir başka ifade ile taraflar arasında ipotek senedi ile geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulduğu, kefilin rücu hakkının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gerekçeleri ile davalı yanın zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiş, davacının taşınmazının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile satıldığı davalının borcunun ödendiği dolayısıyla davacının davalıya karşı ödenen miktar için rücu hakkının doğduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davalı tarafından takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacılar murislerin kefili olduğu davalı borçlunun bankaya olan borcunun hayat sigortası tarafından ödendiğini belirterek asıl borçludan rucüen tazminat talebinde bulunmuşlardır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun ''Kefilin hakları'' başlıklı 496. maddesinde kefilin eda ettiği şey nispetinde alacaklının haklarında ona halef olacağı öngörülmüş; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ''Kefilin rücu hakkı'' başlıklı 596. maddesinde de kefilin alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olacağı düzenlenmiştir. Davaya sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 818 sayılı Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Davalı taraf talebin zamanaşımına uğradığını ileri sürülmüş ise de, sigorta şirketi tarafından ödemenin ... tarihinden yapıldığından dava tarihi itibari ile 10 yıllık zamanaşımı süre henüz dolmadığından talep esastan incelenmiştir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1321. maddesi uyarınca, sigorta ettiren kişinin, kendisinin veya başkasının hayatını (o kişi lehine) sigorta ettirmesi mümkün olup; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1329. maddesi maddesinde ise "Üçüncü bir şahsın lehine yapılan hayat sigorta mukavelesinden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep ve tahsil salahiyeti doğrudan doğruya o kimseye aittir." denilmek suretiyle, hayat sigortalarında sigorta bedelini talep ve tahsil hakkının poliçe lehtarı olduğu açıkça kabul edilmiştir. Sigorta poliçesinden doğan teminatı talep hakkına sahip olan kişi poliçe lehtarının olması, davaya konu ... tarihli Garantör Ferdi Kaza Poliçesinin incelenmesinde; sigortalının "...", sigorta ettirenin "..." olduğu, poliçe şartları arasında; "kredi borçlusuna kefalet verenlerin, borcun devam ettiği süre içinde ölümü veya sürekli sakat kalması durumunda; teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere, kredi borcu dain - i mürtehin sıfatındaki bankaya, bakiye tazminat olduğu durumlarda bu miktar kanuni varislerine ödenir" şeklinde olması, davacıların murisi tarafından veya adına kefil sıfatıyla yapılan bir ödeme olmaması, davalının sigorta ettiren olması ve sigorta primleri onun tarafından yatırılması, davacıların davalıdan murislerinin kefaleti nedeniyle talepte bulunmasının mümkün olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların davalarının REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır