İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/711 E. 2021/248 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/711
- Karar No
- 2021/248
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/711 KARAR NO : 2021/248 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2016 KARAR TARİHİ : 14/04/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında mevcut ticari ilişkiden kaynaklı, müvekkilinin davalı şirketten bakiye alacağı kaldığından bahisle davalı aleyhine ... tarihinde Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile ... TL asıl alacak ve ... TL işlemiş faiz olmak üzere takip tarihi itibariyle ... TL üzerinden icra takibi yapıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalının itirazında taraflar arasında mevcut olan ticari ilişki ve anlaşmayı inkar etmediğini, bu nedenle taraflar arasında anlaşmanın varlığının tartışmasız olduğunu, davalının müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak için itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalı tarafça Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanlarının asılsız olduğunu, haksız menfaat elde etmeye yöneldiğini, müvekkilinin yapması gerektiği işleri eksiksiz yaptığını, yapılan ödemelere ilişkin kayıtların mahkemeye sunulduğunu, davacıya çek, havale, eft, davacının işçileri ile davacı adına ödeme, işçilerin SGK 4A primlerinin ödenmesi, elden makbuz karşılığı ödeme yöntemleri ile davacıya olan tüm borcunu fazlasıyla ödediğini, başlatılan icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ... bulunan hesabına yapılan havaleleri mahkemeye bildirdiklerini, davacı adına ... hesabına yapılan havale bilgilerinin de ticari defter kaydında bulunduğunu, "... tarihinde, ... fiş numarası ile ... TL ödeme" yapıldığını, davacıya bizzat ödemesi yapılan çeklere ait bilgilerin mahkemeye bildirildiğini, davacı adına yapılan SGK 4 A işçi ödemelerini mahkemeye bildirdiklerini, belirtilen toplam ... TL nin doğrudan veya dolaylı olarak davacıya yapıldığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 7.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası, iş bu dosya arasına alınmıştır. 8.Mahkememizin ... tarihli, dosyanın ilk celsesinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesi yönünde ara karar kurulmuştur. HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık ilkesine tabidir. 9. ... havale tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda özetle; tarafların birbiri ile ticari ilişkilerinin olduğu, davacının davalıya inşaat işleri yaptığı, tarafların ibraz ettiği 2015 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahipleri lehine delil vasfı taşıdığı, davacının davalı adına düzenlediği faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, yapılan mal/hizmet satışı hususunda ve faturalara ait bir anlaşmazlık olmadığı, yapılan ödemelerin miktarı konusunda anlaşmazlık olduğu, davacının defter kayıtlarına göre davalının davacıya ... TL borçlu gözüktüğü, davalının defter kayıtlarında, takip tarihi itibariyle davacıya ... TL borçlu göründüğü, dava tarihi itibariyle davalının davacıdan ... TL alacaklı göründüğü ancak davalının kayıtlarında yer alan 3 adet işlemin (personele çek+ödeme ve virman işlemi) dayanağı belgelerin ibraz edilmesi gerektiği, aksi takdirde toplam ... TL olan bu işlemlerin davacıya ödeme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davalının açıklanan işlemlere ait dayanak belgeleri dosyaya sunmadığı takdirde takip/dava tarihi itibariyle davalının davacıya ... TL borçlu olduğu belirtilmiştir. 10.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Davalı vekilinin dilekçe ekinde ibraz ettiği ... Şubesine ... keşide tarihli ... seri nolu ... TL bedelli ve ... keşide tarihli ... TL bedelli ... seri nolu çek'in muhattap bankaya ödeme için ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise kim tarafından ibraz edildiği ve kime ödeme yapıldığı hususunun sorulmasına mahkememizce karar verilmiştir. 11.İtirazların/beyanların değerlendirilmesi için bilirkişiden ek rapor aldırılmıştır. 12. ... tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan ek raporda özetle; kök rapordaki tespitlerin yanında, ... tarihli davacı personeline ödendiği iddia edilen ... TL'nin bankadan gelen yazıya göre ödendiğinin anlaşıldığı ancak davacının bu ödeme için muvafakatının olduğu hususunda bir belgeye rastlanmadığı, bu ödemenin davacıya yapılıp yapılmadığının kabulüne iliştin kararın mahkemede olduğu, ... tarihli banka/eft ödemesi olarak davalı kayıtlarında yer alan ... TL'ye ait geçerli bir belge sunulmadığından davalıya ödeme olarak kabul edilmemesi gerektiği; ... tarihli "... virman" işlemine ait ... TL ait davacının muvafakatı olduğuna dair geçerli bir belge sunulmadığından davalıya ödeme olarak kabul edilmemesi gerektiği; ... tarihli ödeme olarak davalı kayıtlarında davacıya ödeme olarak yer alan ... TL için geçerli bir belge sunulmadığından davalıya ödeme olarak kabul edilmemesi gerektiği; bilirkişi raporunda listelenen "davacıya ödeme olarak kabul edilmemesi gerektiği" kanaatine varılan ödemeler toplamının ... TL+... TL+... TL+... TL=... TL olduğu, bu toplamın davalı kayıtlarında davacıya yapılan ödeme olarak yer alan ... TL'den düşülmesi gerektiği, buna göre davalının davacıya ... TL ödeme yaptığının kabulü gerektiği, bu sonuca göre davacının ... TL alacaklı olduğunuun kabulünün gerektiği, davalının davacı personeline yaptığı ... TL ödemenin mahkeme tarafından davacıya yapılmış sayılması gerektiği hususunda karar vermesi halinde davacının davalıdan ... TL alacaklı sayılması gerektiği belirtilmiştir. 13.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Mahkememizce ... ve ... tarihli celselerde SGK'ya yazılar yazılmasına karar verilmiştir ve tekrar aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 14. ... tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan 2. ek raporda özetle; davacının defter kayıtlarına göre davalının davacıya ... TL borçlu gözüktüğü, davalının defter kayıtlarında, takip tarihi itibariyle davacıya ... TL borçlu göründüğü, dava tarihi itibariyle davalının davacıdan ... TL alacaklı göründüğü ancak dosyaya ... ve SGK dan gelen belgelerdeki bilgilere göre davalının davacıya ödediği anlaşılan ... TL sonucunda takip tarihi itibari ile davalının davacıya (... TL-... TL) ... TL borçlu olduğu belirtilmiştir. 15.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. 16.Dosya yetkili ve görevli olarak ele alındığında, denetime elverişli bir rapor düzenlenmesi, tarafların itiraz ve beyanlarının değerlendirilmesi için dosya tekrardan bir mali müşavir bir nitelikli hesaplama konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. 17.Davalı borcun söndüren bir ödeme iddiasına ilişkin olarak ... tarihli celsede dekont sunduklarını beyan etmiştir. İddia edilen ödeme hususuna ilişkin beyan bağlantısız bileşik ikrardır ve ispat yükü bunu ileri sürene aittir. Belgenin değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ödeme iddiaları borcu söndüren iddialar olup, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu nedenlerle, davacının, ... tarihli celsede beyan ettiği, dekonta ilişkin süresinde bildirilmeyen delillere muvafakatlarının olmadığına yönelik beyanı yerinde bulunmamıştır. 18. ... tarihli bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan raporda özetle; takip tarihi itibariyle yapılan değerlendirmede, davalının ... tarihli ... TL ile ... tarihli ... TL ödemelere ilişkin her hangi bir belge ibraz edemediği ve ayrıca sözleşme kapsamına göre SGK borçlarının taşeron davacı tarafından ödenmesi gerektiği, bu nedenle davalının davacıdan bu tutarları cari hesaptan mahsup edilmemesi ve davacıdan talep edilemeyeceği kanaatinde ise, bu halde davacının davalıdan ... takip tarihi itibariyle ... TL alacaklı olduğu, davalının ... tarihli ... TL ile ... tarihli ... TL ödemelere ilişkin her hangi bir belge ibraz edemediğinden dolayı bu ödemeleri cari hesaptan mahsup edemeyeceği ancak; sözleşme kapsamına göre SGK borçlarının taşeron davacı tarafından ödenmesi gerektiği halde davacının alt taşeron olduğu ve davalının işveren sıfatıyla doğan SGK borçlarından müteselsil sorumlu olup, bu şekilde davacı adına yaptığı SGK ödemelerini ari hesaptan mahsup edebileceği kanaatinde ise, bu halde davacının davalıdan ... takip tarihi itibariyle (... TL-... TL) ... TL alacaklı olduğu; davalının ... tarihli ... TL ile ... tarihli ... TL ile davacı adına yapılan SGK ödemelerini cari hesaptan mahsup edebileceği ve bu tutarları davacıdan talep edebileceği kanaatinde ise, davacının davalıdan ... TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. 19.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. 20.Bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinin sunulmadığının belirtildiği görülmekle, bu hususu netleştirmek açısından davalı vekilinden ... tarihli duruşmada beyan alınmış, taraf, ticari defterleri daha önceden sunduklarını belirtmiştir. Mahkememizce bu hususun incelenmesi için duruşma ertelenmiş, gerçekten de ticari defterlerin kalemde olduğu ve bilirkişilere tevdi edilmediği anlaşılmıştır. (Uygulama gereği sunulan ticari defterler kalemde veya duruşma salonunda tutulmakta olup, fiziki olarak çoğu zaman dosyaya takılı olmamakla, zaman zaman böyle hususlar gözden kaçmaktadır. Denetime elverişlilik açısından bu husus mahkemece tutanağa bağlanmıştır) 21.Eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağı için mahkememizce bilirkişilerden ek rapor aldırılmıştır. 22. ... tarihli bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan ek raporda özetle; kök rapordaki tespitler teyit edilmiştir. 23.Bilirkişi raporlarında açıkça belirtildiği üzere; davalının ... tarihli ... TL ile ... tarihli ... TL ödemelere ilişkin her hangi bir belge ibraz edemediği anlaşıldığından, bu yönlere ilişkin ödeme iddiasını davalı kabule göre ispat edememiştir. Davacı adına yapılan SGK ödemelerinin cari hesaptan mahsubu ve bu tutarların davacıdan talep edilip edilmemesi hususuna bakmak gerekmektedir. Dosyadan, davacı ile davalı arasında davalının yüklenicisi olduğu ... ... mah. ... ada ... parseldeki konut binası inşaatı ve ... mah. ... ada ... parseldeki konut inşaatı işi ile ilgili ... tarihli taşeron sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin Özel Şartlar başlıklı 11 inci maddesinin (e) bendinde ".....şantiyede SGK sız onaysız ve evraksız personel çalıştırılamayacağından, taşeron firma personelinin işşe girmeden önce tüm yasal işlemleri ve belgeleri tamamlaması zorunludur..." (g) bendinde ise "taşeron yüklenici firmanın SGK dosyası adı altında alt taşeron olarak dosya açılacaktır. Çalışan işçilerin SGK ödemeleri taşeron tarafından yapılacaktır. SGK girişi yapılmayan işçi işe çıkmayacaktır. SGK sız işçi tespit edilirse tespit edilen her işçi için ... TL taşeronun alacağından kesilecektir" hükümleri yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü ile, asıl işveren-alt işveren ilişkisi düzenlenmiştir. Bu nedenle, işçilik alacakları bağlamında da müteselsil sorumluluk mevcuttur. 24.Mahkememizce anılan hususlar ışığında; davalının ... tarihli ... TL ile ... tarihli ... TL ödemelere ilişkin her hangi bir belge ibraz edemediğinden dolayı bu ödemeleri cari hesaptan mahsup edemeyeceği ancak; sözleşme kapsamına göre SGK borçlarının taşeron davacı tarafından ödenmesi gerektiği halde davacının alt taşeron olduğu ve davalının işveren sıfatıyla doğan SGK borçlarından müteselsil sorumlu olup, bu şekilde davacı adına yaptığı SGK ödemelerini ari hesaptan mahsup edebileceği kanaatinde olmakla, bu halde davacının davalıdan ... takip tarihi itibariyle (... TL-... TL) ... TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge olmadığından davacının faize tekabül eden talebi reddedilmiştir. 25.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 26.İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 27.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. 28.Dosyaya baktığımızda; yukarıda anlatılan kanuni şartların mevcut olduğu, alacağın likit olduğu, kısmen kabul kararı verilmesinin alacağın likit olmadığını göstermeyeceği hususları dikkate alınarak; davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının, Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı icra takibine yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE; takibin, ... TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile; ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin karar harcının ve Harçlar Kanunu 29/3 gereği dava açılırken icra dosyasına yatırılan ve mahsubuna karar verildiği anlaşılan ... TL toplamı olan ... TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği; ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ... yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/04/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır