İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/442 E. 2021/320 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/442
- Karar No
- 2021/320
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/442 Esas KARAR NO : 2021/320
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 21/09/2020
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözlü sözleşme uyarınca, davacının satışını gerçekleştirdiği tartalet makinalarının, bedeli karşılığında davalıya satışı ve teslimi kararlaştırıldığını, iş bu ticaret karşılığında davacı müvekkil, davalı şirkete ... tarihli teminat senedini düzenleyerek verdiğini, söz konusu teminat senedi sözleşmenin taraflarının işin yapılmaması veya eksik yapılması durumunda zararının karşılanacağını garanti altına almak istemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca davalı şirket, davacıdan satışı için anlaşılan tartalet makinalarını satın alacak ve karşılığında davacı müvekkile bedelini ödeyeceğini, ancak davalı şirket, teminata konu edilen miktar kadar sipariş vermediğini ve bununla da yetinmeyerek, kötü niyetli olarak teminat olarak verilen senedi Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu ederek davacıyı zarara uğratmaya çalıştığını, davacının, davalının ... tarihinde vermiş olduğu tartalet makinası siparişini, davalıya ... numaralı ... TL bedelli sevk irsaliyeli faturası ile teslim ettiğini, bunun dışında davalı tarafından davacıya yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığını, yapmış olduğu ödeme karşılığında ise ilgili makina davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket bu siparişi verdikten sonra, senetten geri kalan ... TL'lik kısımla ilgili olarak sipariş vermediğini, davacıya ...TL'lik kısım dışında herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini ve davacının basiretli bir tacir olması ve piyasalarda yaşanan sıkıntıları bizzat bilmesi nedeniyle, senedin iadesi hususunda davalıyı sıkıştırmadığını, verilecek diğer sipariş sonrasında, sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmesi akabinde senedi geri almayı düşünerek iyi niyetli hareket ettiğini, ancak davalının bu iyi niyeti karşısında kötü niyetli hareket ederek söz konusu teminat senedini icra takibine konu ettiğini, söz konusu takibe konu teminat senedinin, asıl işle bağlantısının kesilmesi ve davacının temerrüde düşürülmesi için, davalı tarafından davacıya çekilmiş bulunan herhangi bir protesto bulunmadığını, bu nedenle senedin takibe konu senet vasfına haiz olmadığını, ayrıca TTK amir hükümlerine göre takibe konu senet kambiyo senedi niteliğini haiz bono olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle davalının kambiyo hukuku hükümlerinden yararlanarak alacak isteminde bulunmasına yasal olanak bulunmadığını, davalı şirketin ticari defterleri ve BA-BS formları incelendiğinde, davacı tarafından kesilen faturayı gider olarak gösterdiği açıkça görüleceğini, belirterek Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına dayanak teşkil eden senetten dolayı (teminat senedi olması) ve takip tarihi itibarı ile muaccel bir borcunun da bulunmaması dikkate alınarak müvekkillerin borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında bir kısım makine alış verişine istinaden sözlü olarak anlaşma sağlandığını, yapılan bu sözlü anlaşmanın akabinde davalının getirmeyi/satmayı vaat ettiği makineler karşılığında bir kısım çekleri cirolanarak verildiğini, verilen bu çeklerin ... Şubesi ... seri nolu ... tarihli ...-TL bedelli, ... seri nolu ... tarihli ...-TLbedelli, ... Şubesi ... seri nolu ... tarihli ...-TL bedelli çekler olduğunu, davalı tarafından verilen bu çekler karşılığında davacı vaat ettiği makineleri teslim etmeyince taraflar arasında yeni bir görüşme yapıldığını ve davacı teslim aldığı bu çekler karşılığında tahsilat makbuzunu ... tarihinde düzenleyerek davacıya verdiğini, bu tahsilat makbuzunun düzenlenmesinin akabinde davacı makinaları10 gün içerisinde teslim edeceğini taahhüt ettiğini ve icra takibine konu edilen bonoyu düzenleyerek davacıya verdiğini, yapılan görüşmede makine teslimi yapılamadığı takdirde iş bu bononun icraya konu edileceği de belirlendiğini, makine teslimleri için vaat edilen ... tarihinde müvekkile herhangi bir makine teslimi yapılmamış olmasına rağmen bahse konu senet davalı tarafından icraya da konu edilmediğini, davalının bu şekilde hareket etmesinin yegane amacı taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam edeceği kanısının davalıda oluşturulması olduğunu, davalıya, bahse konu bono ile alakalı herhangi bir mal teslimi yapılmadığı gibi davalının ödemiş olduğu parayı da bu güne kadar iade alamadığını, davalı tarafından davacıya yapılan ödemeler ve ciro edilen çekler sadece bahse konu kambiyo senedine karşılık verilenler ile sınırlı olmayıp, davalı ticari ilişkilerinin devamlılığı açısından davacının getirmeyi vaat ettiği bir kısım makinelere karşılıkta yine davacıya nakit ödeme yanında bir kısım çekler cirolayıp verdiğini, davalının davacıya verdiği diğer çeklerin; ... seri numaralı ... tarihli ...-TL bedelli, ... seri nolu ... tarihli ...-TL bedelli çek, ... seri numaralı ... tarihli ...-TL bedelli çek, ... seri numaralı ... tarihli ...-TL bedelli çek, davacı şirket hesabından ... ve ... tarihlerinde davacı ... hesabına gönderilen ...TL ve yine ...TL olduğunu, davalı tarafından söz konusu bonoyu icraya konu ederek ödediği paranın iade edilmesini istemekten başkaca çaresi kalmadığını, belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı, borçluların davacılar; ...TL asıl alacak, ...TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ...TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı görülmüştür. Tarafların ilgili dönemlerine ilişkin BA ve BS formları vergi dairesi müdürlüklerinden celp olunmuştur. Davalının tutunduğu banka kayıtları ilgili bankalardan celp olunmuştur. Mahkememizin ... tarihli celsesinde davacı vekiline bilirkişi masrafı olmak üzere ...TL avansı yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı belirlenen sürede ve yargılama boyunca anılan masrafı yatırmamıştır. Aynı celsede tarafların ticari defterlerinin bilirkişi marifeti ile incelenmesine, davacının ticari defterlerinin incelenmesi için İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş, masraf yatırılmaması nedeni ile ara kararlar yerine getirilememiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ve davanın mahiyeti gereğince öncelik menfi tespit davasının genel özellikleri ile teminat senedi, mal teslimi, ticari defterlerin delil vasfı ve delil avansının yatırılmamasının sonuçlarını kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı). Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolasıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum eder (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2. Baskı, İstanbul 2006, s. 328; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29/11/2018 tarih 2017/15568E. 2018/12165K. Sayılı kararı). Bonoda teminat kaydı varsa neyin teminatı olduğu belirtilmeden bu ibare bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 gün ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20.06.2001 gün ve 2001/12-496 E., 2001/534 K.; 24.02.2010 gün ve 2010/19-67 E., 2010/99 K. sayılı kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/03/2018 tarih 2017/12-1140E. 2018/563K. sayılı kararı). Satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 200 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/07/2011 tarih 2011/19-426E. 2011/516K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 tarih 2002/13-875E. 2002/885K. sayılı kararı). İspat sınırından fazla bir menkul satış sözleşmesinin senetle ispat edilmesi gerekir. Satılan malın alıcıya teslim edildiği tanıkla ispat edilemez, ancak senetle ile ispat edilebilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü C. II 6. Baskı, s. 2206 vd.). Teslim olgusunun satın aldığı iddia olunan kişiden sadır belgeler ile kanıtlanması gerekirken, satın aldığı iddia olunan kişi elemanı veya temsilcisi olmayan 3. kişilere ait tutanakların esas alınarak teslimin gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2016 tarih 2016/15630E. 2016/15699K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Yargıtay uygulanmasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı kararı). Ticari defterler, kanunda öngörülen şartlara uygun tutulmuş olsun ya da olmasın, sahibi aleyhine her zaman delil olurlar (Ceyhun, Deniz; Ticari Defterlerin Delil Olma Niteliği, Ankara 2017, s. 117 vd.; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2019 tarih 2018/748E. 2019/762K. sayılı kararı). Taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17- 510- 485; 28.04.2010 gün 2010/2- 221- 241; 28.03.2012 gün 2012/19- 55- 2012- 249; 12.12.2012 gün 2012/9- 1202- 1218 sayılı kararları) (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2020 tarih 2020/5359E. 2020/6808K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacılar takibe konu bono nedeni borçlu olmadıklarının tespiti istemi ile dava açmıştır. Davacılar takibe konu bononun teminat bonosu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bonoda teminat kaydı varsa neyin teminatı olduğu belirtilmeden bu ibare bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Takibe ve dava konu bonoda teminat kaydı varsa da neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu ibare senedin mücerretlik vasfını ortadan kaldırmamaktadır. Davacılar davalıya mal teslim edildiğini ve senet nedeni ile borçlu olmadıklarını da ileri sürmüşlerdir. Davalı taraf ise mal teslimi yapılmadığını belirtmiştir. Satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının göz önünde tutulması gerekir. İspat sınırından fazla bir menkul satış sözleşmesinin senetle ispat edilmesi gerekir. Satılan malın alıcıya teslim edildiği tanıkla ispat edilemez, ancak senetle ile ispat edilebilir. Davacı taraf mal teslimine ilişkin belge sunmadığı gibi, tarafların ticari defterlerin ve ayrıca BA ve BS formlarının incelemesi gerekli olan bilirkişi masraflarını da verilen kesin süre içinde ve tüm yargılama boyunca yatırmamıştır. Taraflar; bilirkişi masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden vazgeçtiği ettiği kabul edilir. Davacılar da bilirkişi masrafını yatırmadığından bilirkişi incelemesi talebinden vazgeçtikleri kabul edilmiştir. Davacılar davacı dilekçesinde yemin deliline dayanmış olmaları nedeni ile bu hak da hatırlatılmış, davacılar bu hakkı kullanmamıştır. Başka bir ifade ile ispat yükü üzerinde olan davacılar, takibe ve davaya konu bono için mal teslimi yapıldığı yönündeki iddiaları ispat edemediklerinin davanın reddine karar verilmiştir. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolasıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum edecek olması, mahkememizin ... tarihli ara kararı ile "icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine" karar verilmiş, ... tarihli yazı ile tedbir icra müdürlüğüne bildirilmiş ve tedbir kararı uygulanmış olmakla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72/4. maddesi gereğince davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların davalarının REDDİNE, 2. 2004 sayılı İİK'nın 72/4. Maddesi gereğince takibe konu asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ...TL karar ve ilam harcının peşin alınan ...TL'den mahsubu ile bakiye ...TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 4. Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 5. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ...TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/04/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır