İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/441 E. 2020/603 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/441
Karar No
2020/603
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/441 Esas KARAR NO : 2020/603 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 16/09/2020 KARAR TARİHİ : 19/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davalı ... ... firması tarafından Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. sayılı konkordato davası açıldığını, mahkeme tarafından ... tarihli kararı ile; Davacı Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Şti. ve davacı Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Şti. Yönünden; Rehinli alacaklar yönünden konkordatonun tasdiki talebinin reddine; Adi alacaklılar yönünden; Konkordato projesinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 305 ve 306. maddeleri uyarınca tasdiki ile, kayıt altına alınan tüm adi alacakların Haziran 2021 tarihinden başlayarak 48 ayda eşit taksitte konkordato projesi uyarınca komiserler tarafından dosyaya sunulan ödeme projesi kapsamında ödenmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 308/b. maddesi uyarınca alacakları itiraza uğramış olan tüm alacaklılara tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren 1 ay içerisinde dava açabileceklerinin ihtarina, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 308/b. maddesi uyarınca alacakları itiraza uğramış olan tüm alacaklılara tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren 1 ay içerisinde dava açabileceklerinin ihtarına karar verildiğini, hükme esas teşkil eden davalı firma hakkında düzenlenmiş olan ... tarihli nihai komiser heyeti raporunda, ... Şti.'nin ... Şti.'ne olan ... TL tutarlı kefaletinden kaynaklı Banka alacaklarının yer aldığını, Konkordato süresince müdahillik dilekçelerinde, komisere alacak bildirimi dilekçelerinde ve tüm raporlara itiraz ve beyanlarını içeren dilekçelerinde davalı firmanın ... Şti.'ne olan ... TL tutarlı kefaletinin olduğunu ve ... tarihi itibariyle davalı firmadan olan alacaklarına ilişkin ...-TL alacak kayıtlarının yapılmasını talep ettiklerini, tüm alacaklılar toplantısına taraflarınca katılım sağlandığını, ancak davalı firma hakkında düzenlenmiş olan ... tarihli nihai komiser heyeti raporunda kefalet alacaklarının kabul edilmemekle birlikte açıkça red edildiğinin de yazılmadığını, kefaletin teminatında ... plaka sayılı araç bulunduğunu, rehinli araçların tüm alacakların teminatını teşkil ettiğini ve ... Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde ... Şti.'nin müştereken ve müteselsilen kefalet sorumluluğu bulunduğundan, ... Şti.'e ilişkin müvekkil Bankamız alacağının rehin kapsamında olduğunu bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla konkordato alacak kaydı dilekçelerinde belirtmiş oldukları ...-TL kadar davalı firmadan alacaklı olduklarının, bu alacaklarının rehinli rüçhanlı alacak olduğunun, bu alacağımıza ilaveten işleyen/işleyecek yıllık temerrüt faizi oranın %48 olduğunun, İİK.nun 294. Maddesi uyarınca, alacaklarının tamamının rehinli olduğunun, alacaklarına faiz işlemeye devam ettirilmesinin kabulüne masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davacı bankaca davalı şirket aleyhine Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, sonuç olarak davacı bankanın davalı şirket yönünden huzurdaki açtığı davada hukuki yarar bulunmadığını, hem konkordato projesinin rehinli alacaklar yönünden reddedilmiş olması hem de zaten rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmış olmaları karşısında huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacı bankanın davalı ... Şti’nden bir alacağı olmadığı, talep edilen faiz oranının da kabulü mümkün olmadığını, belirterek davanın reddini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 308/b. maddesi gereğince açılan çekişmeli alacaklar hakkında davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 308/b. maddesinde belirtilen süre içinde Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı gönderme kararı ile dosya mahkememize gönderilmiştir. Taraflar karşılıklı vermiş oldukları dilekçeler ile sulh olduklarını belirtmişlerdir. 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 313. maddesinde mahkeme içi sulh düzenlenmiş ve görülmekte olan bir davada tarafların arasındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacı ile mahkeme huzurunda yapmış oldukları sözleşme olarak tanımlanmış, şarta bağlı olarak yapılabileceği vurgulanmıştır. Mahkeme dışı sulh ile, borçlar hukukunun konusu olduğundan düzenleme dışı bırakılmıştır. Madde gerekçesinde, taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşme uygun mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebinin diğer tarafın kabulüne bağlı olduğu belirtilmiştir 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 154/3-ç maddesinde, beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla sulh müzakereleri sonucunun tutanağa yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Kanunun öngördüğü bu şekil sulh için geçerlilik şartıdır. Taraflar mahkeme dışında yaptıkları sulh sözleşmesinin mahkemeye vererek buna göre davada sulh olduklarını bildirirlerse mahkemece sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiğini tutanağa yazıp, sözleşme okunduktan sonra tutanağın taraflara veya vekillerine imza ettirilmesi gerekir. Bu şekilde mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşür. Mahkeme dışı sulh sözleşmesi taraflarca, kanunda belirtilen ve yukarıda açıklanan şekil şartlarına uygun olarak mahkeme içi sulhe dönüştürülmediği durumlarda, anılan şekil şartların uyularak yapılan bir sulh sözleşmesinin varlığından bahsedilemez. Sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulh mahkeme önünde yapılabildiği gibi mahkeme dışında da yapılabilir. Mahkeme dışı sulh, diğer sözleşmeler gibi, tamamen maddi hukuk hükümlerine tabidir. Mahkeme dışı sulhun tarafları bağlaması ve mahkemece dikkate alınması iki halde mümkündür. Birinci halde, taraflar mahkeme dışında sulh oldukları sözleşmeyi mahkemeye verip, buna göre sulh olduklarını bildirmişlerse, bu husus mahkemece tutanağa geçirilir taraflara okunur ve imza ettirilir, bu halde mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşür. İkinci halde ise, taraflar ikisi birlikte davaya bakan mahkemeye sulh olduklarını bildirmezler ve taraflardan biri böyle bir sulh sözleşmesini inkâr ederse mahkeme dışı sulhe dayanan taraf bunu kanıtlamakla yükümlüdür (Kuru, Baki; Hukuk Mahkemeleri Usulü IV. Cilt, 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 3742 vd.; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 30/03/2015 tarih 2015/8844 E. 2015/12049K. sayılı kararı). 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunun “sulhun etkisi” başlıklı 315. maddesinde ise, “sulh ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.” hükmüne yer verilmiştir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 21/10/2013 tarih 2012/26739E. 2013/21627K. Sayılı kararı). 492 sayılı Harçlar Kanunun 22. maddesinin; "Dâvadan feragat veya dâvayı kabul veya sulh muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilâm harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." hükmü gereğince davayı kabul ilk celse meydana gelirse karar ve ilam harcının üçte biri daha sonra meydana gelirse üçte ikisi alınır. Davamıza gelince; davacı çekişmeli alacak iddiası ile dava açmıştır. Taraflar yapmış oldukları ... tarihli protokolle sulh oldukları belirtmişler ve davanın sulh nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmişlerdir. Sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleri olup, taraflar sulh olduklarından 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunun 315. maddesi gereğince esas hakkında karar verilmesine olmadığına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... tarihli protokol ile çözülmüş olması ve 6100 sayılı HMK'nın 315/1. maddesi gereğince esas karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan, alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davacı kendini vekil ile temsil ettirmiş ise de vekalet ücreti talep etmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davalı kendini vekil ile temsil ettirmiş ise de vekalet ücreti talep etmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/11/2020 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/441, K. 2020/603, T. 19.11.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-441-e-2020-603-k-8fe290ed324d