İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/165 E. 2021/232 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/165
Karar No
2021/232
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/165 Esas KARAR NO :2021/232 DAVA : İtirazın İptali - Tespit DAVA TARİH :17/03/2020 KARAR TARİHİ : 18/03/2021 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali - tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nun Türkiye'nin en büyük buğday ve çiçek tohumu üreticisi olduğunu, ...'nın da Türkiye'nin en büyük gübre üreticilerinden olduğunu, bu iki grup şirketin müşterilerinin büyük ölçüde aynı olduğunu, müşterilere mali yük getirmemek için alınan ipoteklerin her iki şirket alacakları için birlikte düzenlendiğini, davalılardan ...'ın mülkiyeti kendine ait olan ... ili ... ilçesi ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin diğer davalılar...ve...'un ... ... Şirketi lehine ... TL bedelle... tarih ... yevmiye numaralı işlemi ipotek verdiğini, ipoteğin halen devam ettiğini, davalı ... ...'ın diğer davalı şirketlerin yetkilisinin eşi olduğunu, davacı şirketlerden ... ... , ...'nın alacağını tahsil edebilmek için Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, belirterek her bir davacı şirketin alacak tutarının ayrı ayrı tespitine ve davalı ... ...'ın Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf davalı ...'a defalarca kez ihtar gönderildiğini, bu ihtarlarda istenilen alacak miktarı tüm ihtarlarda aralarında fahiş derecede fark olacak şekilde gönderildiğini, davalı aleyhine davacı tarafından yine aynı konu ile ilgili olarak Antalya ... . İcra Müdürlüğü nün ... /... Esas sayılı dosyasından takip yapıldığını, bu takibe itiraz üzerine Antalya ... . İcra Hukuk Mahkemesi ... /... Esas sayılı dosyası ile yargılaması yapıldığını ve ilk derece Mahkemesi itirazımızı kabul ederek takibi iptal ettiğini, Antalya ... . İcra Müdürlüğü ... /... Esas Sayılı dosyası açıldığında (... açılış tarihi), tarafları aynı olan aynı konu ile ilgili olarak davalı aleyhine açılmış ve henüz İptal olduğu kesinleşmemiş Antalya ... . İcra Müdürlüğü ... /... Esas Sayılı dosyası derdest olduğunu, alacaklı tarafın ne miktarda alacağı olduğu belli olmadığını, Antalya ... . Noterliği' nin ... Tarih, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesinde, ... Tapu Sicil Müdürlüğü ‘nde ... /... Yevmiye nolu ... tarihli ipotek senedi imzaladığımız, Alacaklı şirketin bugün itibari ile toplam ... TL alacağının olduğunu beyan ettiklerini, daha sonra aynı alacaklı Antalya ... . Noterliğinden .. tarih ve ... Yevmiye Numarası ile başka bir ihtar çektiğini ve yine aynı ipotek teminatını göstererek ... TL alacaklarının masraf ve Faizler ile birlikte ... TL olduğunu iddia ettiklerini, Antalya ... . Noterliğinden ... tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarnameye istinaden taraflarından Antalya ... . Noterliğinden ... tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtara cevap verildiğini, yine Davalı taraf bu sefer Antalya ... . Noterliği ... tarih ... yevmiye numarası ile tarafımıza yeni bir ihtar çekerek ... TL olduğunu beyan ettiklerini, davacı yan açıkça ... TL ipotek teminatı son limitine kadar alma düşüncesinde olduklarını, davacı taraf ile ... TL tüm alacakları ve faizleri konusunda anlaşıldığını, daha önce hatta İpotek takibine konu evler bile ipotek ve haciz yükleri ile birlikte satılma aşamasına gelindiğini, bu uğurda evin kıymetinin çok daha az miktarına bir alıcı bulunduğunu, ancak davacı taraf daha sonradan bu anlaşmadan vazgeçerek alacaklarının ... TL olmadığını, daha fazla olduğunu beyan ederek bu anlaşmayı bozduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar cevap vermemiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli ve ayrıca tespit istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. vd. maddesinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../.. E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının... Sanayi A.Ş., borçluların... A.Ş. ve... Gıda A.Ş., ipotek veren üçüncü kişinin ..., alacak miktarının ... TL olduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı, ...'ın takibe itiraz ettiği görülmüştür. Antalya ... . İcra Hukuk Mahkemesinin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararının incelenmesinde; davacının ..., davalının... San. Tic. A.Ş., ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesine, davacının diğer itirazlarının reddine karar verildiği görülmüştür. ... İli ... İlçesi ... Mah. ... ada .. parsel .. Blok ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının incelenmesinde; malikin ... olduğu, davacı... A.Ş. lehine 2. Derecede ... TL bedelle ... Ltd. Şti. Ve... A.Ş.'nin borçları için ipotek tesis edildiği görülmüştür. Antalya ... . Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde, keşidecinin davacılar, muhatapların davalılar olduğu, davalı şirketler adına çıkartılan tebligatların iade olunduğu, ... adına çıkarılan tebligatın ... tarihinde tebliğ olunduğu görülmüştür. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Borçlunun itirazı üzerine takibin durması ile birlikte alacaklı açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisindedir. Ancak davalı borçlunun icra dairesinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinin içeriği yada cevap dilekçesinin içeriğine göre ispat külfeti yer değiştirebilecektir. İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... tarih ... . .... sayılı kararı). Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19/12/2017 tarih 2016 /890 E. 2017/805K. sayılı kararında; "...Asıl borçlu ve ipotek veren kimselerin ayrı şahıslar olması halinde, asıl borçlu hakkında takip yapılmadan ipotek veren üçüncü kişi hakkında takip yapılamaz. Ayrıca TMK'nun 887. maddesine; “ipotekli taşınmazın maliki, borçtan şahsen sorumlu değil ise, alacaklının ödeme isteminin kendisine karşı etkili olması için, borçlu ile kendisine de tebliğ edilmiş olması gerekir” hükmünü içermektedir. Diğer bir deyimle, alacağın muaccel olması için bir ihbarın yapılması gereken durumlarda, bu ihbarın hem asıl borçluya hem de borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan taşınmaz maliki üçüncü kişiye yapılması zorunlu olduğu için alacaklı, hem asıl borçlu hem de üçüncü kişiye ihbarda bulunduğunu belgelemeden icra takibinde bulunamaz. Somut olayda davacı alacaklının, asıl borçlu ile birlikte, davalı borçlu ...'un borcuna teminat olarak ipotek veren dava dışı ...'a ihbarname gönderildiğine dair dosya içerisinde belgeye rastlanılmamıştır. İpotek borçlusunun icra takibine itiraz etmemiş olması takip ve dava şartı niteliğindeki ihbar yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu durumda dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken eksik incelemesi ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir..." denilmiştir. Yargıtay 12 Hukuk Dairesi'nin 13/02/2012 tarih 2011/ 1743 E 2012 /3127 K. sayılı kararında; "...Kural olarak alacağın muacceliyetinin, ihbarın yapılmasına bağlı olduğu durumlarda, alacaklının hem asıl borçluya hem de borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan ipotekle taşınmaz malikine, muacceliyet ihbarında bulunması zorunludur. Muacceliyet ihbarında bulunulmadan icra takibine geçilemez (TMK'nun 887. Maddesi). Somut olayda, taşınmaz malikine muacceliyet ihbarının ipotek akit tablosundaki adresine tebliğ olunmadığı, farklı bir adrese çıkarılan tebligatın ise, bila tebliğ iade olunduğu görülmektedir. Bu durumda, İİK'nun 150/ı maddesi uyarınca borçluya noter kanalı ile hesap özeti gönderilmeden 6 örnek icra emri ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine geçilmesi anılan yasa maddesinin emredici hükmüne aykırı olup, anılan maddedeki yasal koşulların oluşmadığı; aynı konu daha önce mahkeme kararı ile iptaline karar verilen icra takibinin de ihtarname yerine geçmeyeceği de değerlendirilerek..." denilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2013 tarih 2012/19-706E. 2013/196K. sayılı kararında; "...4721 Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 887.maddesinde “…İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir. İlke olarak ipotek borçlusu borçtan şahsen sorumlu değilse, yukarıda metni verilen madde gereğince kendisine ödeme ihtarı tebliğ edilmeden hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılamaz. Davalı ipotek borçlusuna ödeme ihtarının adresin hatalı yazılmasından dolayı tebliğ edilmeden, hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı hususları dosyada bulunan ihtarname örneği ve icra takip dosyasından açıkça anlaşılmaktadır. Bu noktada, davalı ipotek borçlusunun söz konusu finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan borçtan dolayı şahsen sorumlu olup olmadığının üzerinde durulması gerekmektedir. Davalı-ipotek borçlusu ...’nun ipoteği kefalet ilişkisinden kaynaklanan borcunu da teminat altına alacak şekilde ipotek tesis etmesi halinde hakkında TMK.'nun 887.maddesi hükmünün uygulanması gerekmez. Bu hususun çözümü için ipotek akit senedine bakılması gerekmektedir. ... tarihinde davacı-alacaklı ile davalı-ipotek borçlusu ... arasında noterde düzenlenen ipotek akit senedinin 2.maddesinde; “İpotek limiti miktarınca borçtan müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğumu/zu, temerrüdümüz halinde işbu ipotek resmi senedinin temerrüde ilişkin şartlarının uygulanacağını kabul ve taahhüt ederim/z.” denildikten sonra; 3.maddesinde ise, “Adı geçenin, alacaklı kiralayan tarafından üçüncü şahıs ve şirketler lehine yapılmış/yapılacak finansal kiralama işlemlerine ve her türlü borçlara kefaleti nedeniyle doğmuş ve doğacak borçlarının da işbu ipoteğin kapsamında olduğunu kabul ve beyan ederim/z.” hükmüne yer verilmiştir. Bahsi geçen hüküm gereğince davalı-ipotek borçlusu ...’nun söz konusu ipoteği kendi borcu nedeniyle de verdiği, dolayısı ile borçtan şahsen sorumlu olduğu hususunda tereddüt etmemek gerekmektedir. Bu durumda, davalı-ipotek borçlusu ... borçtan şahsen sorumlu olduğundan TMK’nun 887. maddesi gereğince kendisine ödeme ihtarı gönderilmesine gerek bulunmadığından, mahkemenin bu yöne ilişkin direnmesi yerindedir..." denilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. ... /... K . sayılı kararında; "...aralarında kredi sözleşmesinin bulunduğu ve davacının kredi veren durumunda olduğu ileri sürülmediğine göre asıl borçlunun adresine gönderilen tebligatın iade edilmiş olması nedeni ile tebligatın yapılmış sayılmasının somut olayda uygulanması söz konusu olamaz. İpotek borçlusunun icra takibine itiraz etmemiş olması da takip ve dava şartı niteliğindeki ihbar yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu durumda alacağın muaccel olması için TMK'nun 887. Maddesi uyarınca hem asıl borçluya hem de borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan taşınmaz maliki ipotek veren davalıya ihbar yapılması zorunlu olduğundan alacaklı hem asıl borçlu hemde davalıya ihbarda bulunduğunu belgelemeden icra takibi yapamayacaktır..." denilmiştir. Hukuki yarar bir dava şartıdır. Eda davalarında ve inşaî davalarda hukuki yararın bulunduğu varsayılır. Tespit davalarında ise her olayın özelliğine göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Özellikle bir olayın tespitine ilişkin açılan davalarda bu değerlendirmenin hassasiyetle yapılması gerekmektedir (Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... /... E. .../... K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı ipotekli alacakların tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali ve tespit istemi ile dava açmıştır. 4721 Türk Medeni Kanununun 887. maddesinde “…İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir. İlke olarak ipotek borçlusu borçtan şahsen sorumlu değilse, kendisine ödeme ihtarı tebliğ edilmeden hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılamaz. Antalya ... . Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde, keşidecinin davacılar, muhatapların davalılar olduğu, davalı şirketler adına çıkartılan tebligatların iade olunduğu, ... adına çıkarılan tebligatın... tarihinde tebliğ olunduğu görülmüştür. Davalı şirketler yönünden tebligatlar iade olunmasına rağmen yeniden tebligat çıkarılmadan davalılar hakkında icra takibi başlatılmıştır. ... Tapu Müdürlüğü'nün ... tarih ... yevmiye numaralı resmi senedinin incelenmesinde de davalı ... ... (... ) ipotek borcundan şahsen borçlu olmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında kredi sözleşmesinin bulunduğu ve davacının kredi veren durumunda olduğu ileri sürülmediğine göre asıl borçlunun adresine gönderilen tebligatın iade edilmiş olması nedeni ile tebligatın yapılmış sayılmasının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 68/b. maddesinin uygulanmasının mümkün olmaması, ipotek borçlusunun icra takibine itiraz etmemiş olmasının da takip ve dava şartı niteliğindeki ihbar yükümlülüğünü ortadan kaldırmaması, alacağın muaccel olması için 4721 sayılı Türk Meden Kanununm 887. maddesi uyarınca hem asıl borçluya hem de borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan taşınmaz maliki ipotek veren davalıya ihbar yapılması zorunlu olması alacaklı hem asıl borçlu hem de davalıya ihbarda bulunduğunu belgelemeden icra takibi yapamayacak olması nedeni ile davalı ... aleyhine açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacılar ayrıca davalı şirketlerden alacaklarının tespitine karar verilmesini de talep etmiştir. Hukuki yarar bir dava şartıdır. Eda davalarında ve inşaî davalarda hukuki yararın bulunduğu varsayılır. Tespit davalarında ise her olayın özelliğine göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmesi gerekir. Davacı şirketler davalı şirketlerden ne miktarda alacaklı olduğunu tespit ettirmekte hukuki yararının bulunmaması nedeni ile buna ilişkin davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların davalarının dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince ayrı ayrı usulden REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının ve Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı ... ... tarafından yapılan ... TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5. Karar kesinleştiğinde Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ../... E. sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 6. Davalı ... ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunun AAÜT 7/2. maddesi gereğince hesap ve takdir olunan ... TL'nin davacılardan alınarak davalı ... ...'e verilmesine, 7. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/03/2021 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/165, K. 2021/232, T. 18.03.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-165-e-2021-232-k-d24b82eba613