İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/275 E. 2021/340 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/275
Karar No
2021/340
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/275 Esas KARAR NO : 2021/340 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 11/06/2019 KARAR TARİHİ : 15/04/2021 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ..., ... ve ... kardeş olduğunu her üç kardeş de ... tarihine dek diğer davacı ... ’de ortak olarak bulunduklarını, davacılardan ..., 2011 yılında yapılan bir sözleşme ile davalı bankadan kredi kullandığını ve diğer davacılar ..., ... ve ... bu sözleşme imzalanırken, ...TL ile sınırlı olmak üzere kefil olduklarını ve kullanılan krediye teminat teşkil etmek üzere tanzim ve ödeme tarihleri olmayan ...TL bedeli adi senede, aval veren olarak imza attıklarını, senedin bu (boş) halinin bir örneğini de kendilerine aldıklarını, ayrıca Antalya, ... Mah, ... ada ... parsel sayılı taşınmazı da ipotek olarak verdiklerini, davalı Banka tarafından düzenlenen geri ödeme tablosu da her bir davacı tarafından imzalandığını ve geri ödeme tablosu uyarınca söz konusu kredi borcunun tümü ödendiğini, anılan sözleşme uyarınca kullanılmış kredi borcunun tümünün ödenmesi üzerine davalı Banka; ... tarihinde ipoteği fek ettirdiğini, sözleşme uyarınca kullanılmış kredi borcunun tümünün ödenmesi karşısında bu sözleşme nedeniyle davalı bankaya verildiğini ve davacılar ..., ... ve ... tarafından aval veren olarak imzalanmış bulunan adi senedin de hükümsüz kaldığını, senedin iade alınması, verildiği hatırlanmadığından unutulduğunu, bu arada davacılardan ... ve ... ... tarihinde ....’deki hisselerini kardeşleri ...’a devredip şirketten ayrıldıklarını, davalı Banka, ... ve ...’ın ayrılmasından sonra da diğer davacılar ile çalışmaya devam ettiklerini ve ayrılan davacıların isimlerinin yazılı olmadığı, imzalarının ve kefaletlerinin de bulunmadığı yeni sözleşme yaparak diğer davacılara yeni yeni krediler verdiklerini, sonradan yapılan bu sözleşmelerde ve verilen kredinin geri ödeme tablolarında ... ve ...’ın isim ve imzaları bulunmadığını, 2011 yılında kullanılan kredi borcunun ödenmesinin ardından yıllar geçtikten sonra davalı banka, yeni kredi sözleşmesinde imzası ve kefaleti bulunmayan davacı ... ve ...’ı da dahil ederek davacıların tümüne Antalya ... Noterliği’nden ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini ve dayanak da göstermeksizin menfi tespit davasına konu alacak iddiasında bulunduklarını, ... ve ... da cevabi ihtar göndererek böyle bir borçlarının bulunmadığı itirazında bulunduklarını, ... ve ...’ın kefili olduğu, senede aval verdikleri ilk kredi borcunun ödenmesinden sonra kullandırılmış krediler nedeniyle bu davacıların herhangi bir borçlarının bulunmadığını, diğer davacılara, ayrı sözleşmeler ile kullandırılan krediler nedeniyle de ... ve ...’ın sorumlu olması mümkün olmadığını, bu iki davacı açısından davanın, şekilden de esastan da tümü ile kabulü gerektiğini, davacılardan Şirket ve Davacı ... ise, ilk kredi borçları ödendiği gibi sonradan kullandıkları kredileri de ödediklerini, ancak davacı şirket ve davacı ..., sonradan yapılan sözleşmeler uyarınca kullanılmış kredi borçları ödenmiş olmasına rağmen bir varsayım olarak ödenmediği düşünülse bile ilk kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen ve kredi borcu ödenmekle hükümsüz kalan senede dayanılarak yapılan takip hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin borçlu diğer davacıların aval vereni olduğu Antalya .... İcra Müdürlüğünün ... E. dosyasının dayanağı olan senet hükümsüz kalmış bir senet olduğunu, aval verenlerin olduğu ve davalıya verilen senette tanzim tarihi bulunmadığını, Ticaret kanununda yazılı şartları taşımayan bir senet adi senettir, adi senedin, sonradan, aksine bir anlaşma da olmadığı halde tanzim tarihi ve diğer eksiklikler tamamlanmak sureti ile kambiyo senedi haline getirilmesi resmi evrakta sahtekârlık suçunu oluşturduğu gibi tahsil edilmiş bulunan bir senedin icra takibine konu yapılarak ikinci kez tahsil edilmeye çalışılması TCK 156. maddesindeki suçu da oluşturduğundan bu konuda suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı bankaya verilen tek senet 2011 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, senedin tanzim tarihi 2011 olarak belirtilmiş olduğu gibi hem tanzim tarihi hem de vade tarihi sonradan ve kredi sözleşmesine aykırı bir biçimde doldurulduğunu, senedin bedelinin ...TL olduğu halde, takibe geçilen rakamın ....-TL olması ve kullandırılan kredi rakamına (....-TL) çok yakın olması bu senedin davacılarca davalı bankaya teminat amaçlı olarak verilen senet olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek kullanılan kredi borcunun teminatı olarak verilen ve kredi borcunun ödenmesi ile hükümsüz kalan adi senet üzerinde sahtecilik yapılarak boşlukların anlaşmaya aykırı doldurulması suretiyle kambiyo senedi haline getirilen senede dayanılarak yapılan takibin iptaline, davacıların bu senet nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile davalı tarafça davacılara % 20’den az olmayacak şekilde tazminat ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılardan .... davalı bankanın "ticari kredi" müşterisi, diğer davacıların ise müşterek ve müteselsil kefil/aval verenler olduğunu, davalı banka davacılara 2011 yılında ... TL limitli ticari kredi tanımladığını, ticari kredilerde belli bir limitte kredi tanımı ve onayı yapıldığını, müşteri ise dilediği zaman kredi limitini kullanabileceğini, dolayısıyla davalı banka ile davacı firma arasında ... Tarihli Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalıya kredi limiti tanındığını, davacı ... davalı Bankaya ticari kredilerinin ödemesi olarak bazen müşteri çeki, bazen ipotek, bazen de bono teslimi yaptığını, bu bağlamda davacı firma ödemelerini aksatması üzerine Antalya .... Noterliği ... tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarını gönderildiğini, davacıların borcu ödememesi üzerine davalı bankaya kredi borcunun ödemesi olarak verilen bono Antalya ... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyadan takibe konulduğunu, davacılar Antalya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...D.iş sayılı ihtiyati haciz dosyasına yaptıkları itirazlarında ve gerekse icra dosyasındaki haczi beyanlarında "borcu kabul" ettiklerini, takibe konu senetle ilgili tahrifat iddiası da olmadığını, davacıların takibe konu senedin teminat olarak verildiği iddiası gerçek olmadığını, taraflar arasında yazılı teminat anlaşması bulunmadığını, davacıların takibe konu senedin sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulup sahtecilik yoluyla takibe konduğu iddiası gerçek olmadığını, davacıların takibe konu senedin bedelsiz kaldığı iddiası da gerçek olmadığını, ... tarihli Kredi Sözleşmesi iptal edilerek daha sonra ikinci bir sözleşme yapıldığı iddiası ve ilk sözleşmenin fesih edildiği iddiası asılsız olduğunu, ortada kredi sözleşmesinin iptal edildiğine ilişkin yazılı anlaşma olmadığı gibi davacıların kefalet iptaline ilişkin ihtarı dahi olmadığını, arıca ... tarihli Ticari Kredi Sözleşmesi ...TL limitli olup, taraflar arası geçerli olan, kullanılmış ve kullanılacak kredilerin asıl ana limitini teşkil ettiğini, limit aşımı sonrası kullanılan krediler ancak ancak ek limit kapsamında değerlendirilebilir ki takip tarihi itibariyle kredi limiti üzerinde alacak bulunmadığını, yine davacıların kredisi KGF (Kredi Garanti Fonu) teminatlı olduğunu, kredinin bir kısmı KGF tarafından ödenmiş ise de takibe KGF adına devam edildiğini, takip tarihi itibariyle davacıların borcu gerçek borç olduğunu, ayrıca KGF de davacı kefiller ..., ... ve ... müşterek ve müteselsil kefilliğine güvenerek krediye kefil olduklarını, Antalya ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyadan takibe konu bononun kredi sözleşmesine istinaden eski tarihli verildiği, daha sonra ilk kredi sözleşmesine istinaden kullanılan kredi ödendiğinden ikinci bir genel kredi sözleşmesi yapılarak bononun bedelsiz kaldığı iddiası da iftira olduğunu, takibe konu bono kredi sözleşmesine münhasıran alınmadığını, genel borcun ödenmesi karşılığı alındığını, davaya konu bono kambiyo senedi niteliğindedir. Bu durumda bononun rızası hilafına doldurulduğu yönündeki tüm iddiaların iddia eden davacı tarafından yazılı delille ispatı gerektiğini, belirterek davanın reddi ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçluların davacılar, ...TL bono asıl alacak, ...TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı görülmüştür. ... tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde; .... ile .... ... Şubesi arasında ... TL limitli bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözkonusu sözleşmede ..., ... ve ...'ın da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu görülmüştür. ... tarihli genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde; ... ile .... Şubesi arasında ...TL limitli bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözkonusu sözleşmede ...'ın da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu görülmüştür. Antalya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasında takibe konu bononun incelenmesinde; keşidecinin ...., aval verenlerin ..., ... ve ..., lehtarın ...., keşide tarihinin ..., ödeme tarihinin ..., bedelin ...TL olduğu görülmüştür. Dava dilekçesinin ekinde bulunan bonolardan takibe konu olmayan bononun incelenmesinde; keşidecinin ..., aval verenin ... lehtarın ...., keşide tarihinin ..., ödeme tarihinin boş , bedelin ...TL olduğu görülmüştür. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma ... karar sayılı kararın incelenmesinde; müştekilerin ..., ..., ... şüphelinin ...., suçun resmi belgede sahtecilik, bedelsiz senedi kullanma, açığa atılan imzanın kötüle kullanılması olduğu, ... tarihli kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, anılan karara itiraz üzerine Antalya .... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... tarih ...D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı şirketin ticaret sicil kayıtları, taraflar arasındaki kredi ilişkisine ilişkin belgeler celbolunmuştur. Bankacı bilirkişi ...'ın ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ... ile davalı ... Şubesi arasında ... tarihinde ...,-TL limitli bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözkonusu sözleşmede Davacılar ..., ... ve ...'ın da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, davalı bankanın Antalya ... Noterliği aracılığıyla ... tarihinde gönderdiği ihtarnamede; "Nakdi Kredilerden ve Faal Karttan kaynaklı" alacak olarak ... TL'lık kısmı geciken olmak üzere toplam ... TL'lık bir alacak tutarının yer aldığını, ihtarname ekindeki Kurumsal Krediler ... İle İlgili Detaylar bölümünde; bu alacak için ... tarihli sözleşmeye istinaden ...,-TL'lık bononun "..." olarak gösterilmesi de, her ne kadar yazılı bir teminat sözleşmesi yok ise de yine de Bankaca teminat olarak alındığını gösterdiğini, takibe konu kredilerin hangi krediler olduğu ve neden takibe alındığı bilgisine ihtiyaç duyulduğunu ve bu amaçla davalı bankadan Davalı Bankaca davacılara açılmış olan kredilerle ilgili belgeler istenildiğini, Bankaca verilen cevabi yazının ekinde gönderilen belgelerin incelenmesinde; Bankaca ....'ne sadece 2016 yılı sonrası kullandırılan kredilere ait ödeme planlarının gönderildiği, bu belgelerde sadece borçlu olarak firma tüzel kişiliğinin yer aldığı, davacılar ..., ... ve ...'ın da kefil sıfatıyla da olsa imzalarının bulunmadığını, bunun üzerine davalı Bankaya ikinci kez bir yazı yazılarak 2016 yılından önceki krediler ve ... tarihinden sonra yapılmış olan sözleşmelerin müşteri imzalarını da taşıyan nüshaları istenildiği, ancak verilen cevabi e-posta metninde; “İlgili projelerin tamamı aşağıdaki listeden de anlaşılacağı üzere kapanmış projelerdir. İlgili proje dosyalan 2018 yılında arşivlenmek üzere ... firmasına gönderilmiştir. İlgili firmanın arşiv depolarında yangın çıkması sonucu talep ettiğiniz evraklara ulaşma imkanı bulunmamaktadır" mesajının yer aldığı ve mesaj ekinde da arşive gönderilme belgeleri ile 2016 yılı hesaplarının kapalı olduğunu gösterir bir liste tarafımıza gönderildiğini, metinde ... tarihinden sonraki sözleşmelerle ilgili özel bir açıklama yapılmamış ise de, "proje dosyaları" ibaresiyle, ... tarihinden sonra yapılmış sözleşmelerin de arşive gönderildiği ve çıkan yangında yok olduğu anlaşıldığını, ... Tarihli ...,-TL limitli sözleşmenin tam metnine ulaşılamadığı belirtilmiş ise de, ...,-TL limitin üzerindeki işlemleri içermesi nedeniyle bahse konu sözleşme ile ilgisi olan ... tarihli Müteselsil Kefalet ve Rehin Sözleşmesinin incelenmesinden; sözleşme limitinin ...,-TL'sına yükseltilmiş olduğu ve bir Önceki sözleşmede imzaları bulunan davacılardan ... ve ...'ın imzalarının bu sözleşmede bulunmadığı, sadece ...’ın imzasının yer aldığını, bir önceki bölümdeki bono uygulamasının, bu sözleşme döneminde de uygulandığı ve ...,-TL'lık sözleşme limiti ile aynı miktarı taşıyan ...-TL ödemeli, yine sözleşme ile aynı olan ... tanzim tarihini taşıyan, alacaklısı ..., borçlusu ise davacı firma olan, kefil olarak ... ve ...'ın İmzalarını içermeyen (sadece ...'ın kefil imzası bulunduğu) ödeme günü boş bırakılmış bir bononun tanzim edilmiş olduğu, bunun da Bankaca munzam senet olarak düzenlendiği anlaşıldığı, kefalet sözleşmesinde ve bonoda davacılardan ... ve ...'ın imzalarının olmayışının, ... tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde de yer aldığı üzere, adı geçenlerin gazetenin yayım tarihi itibariyle ortaklıktaki hisselerini davacı ...'a devrederek ortaklıktan ayrılmaları ile ilgili olduğu düşünüldüğünü, davalı Banka kayıtlarının tetkikinden de anlaşılacağı üzere; ... tarihli ...,-TL limitli Kredi Sözleşmesi kapsamında açılmış tüm kredilerin, takibin başladığı ... tarihi öncesi dönemden de önceki dönem olan 2016 yılından önce kapanmış olması, dava dosyasında yer alan ... tarihli Ticaret Sicili Gazetesinden de anlaşılacağı üzere, adı geçenlerin gazetenin yayım tarihi itibariyle hisselerini Davacı ...'a devretmek suretiyle ortaklıktan ayrılmış olmaları, adı geçenlerin ortaklıktan ayrıldıktan sonra yapılan ... tarihli Kefalet sözleşmesinde imzalarının bulunmaması, davalı Bankaca, her ne kadar teminata konu olmadığı iddia edilmekte ise de; takibe konu edilen ...,-TL'lık bononun kredi işlemi dışında hangi borç-alacak işlemine konu edildiğine dair somut bir belge ve bilginin bulunmaması, esasen "munzam senet' adıyla düzenlenen bu senedin teminat amaçlı olduğunun anlaşılması, nitekim; ... tarihinde düzenlenen sözleşmeyle aynı tanzim tarihini taşıyan ...,-TL'lık bir bono varken, adı geçen davacıların kefaletlerinin olmaması nedeniyle bu bono yerine daha önceki sözleşme tutarına uygun olarak tanzim edilmiş olan ve adı geçen davacıların da kefil olarak imzalarının bulunduğu bononun takibe alınmasıyla, adı geçen davacıların sorumluluklarının bulunmamasına rağmen takip kapsamına alınması, hususları dikkate alınarak; tüm davacıların; takibe esas tutulan bononun, hangi bankacılık işlemini yansıttığına dair kanıtsal bir gücünün olmamasından, buna ilave olarak; davacı ... ve ...'ın dava konusu banka alacağının kaynağıyla da ilişkileri olmadığından, dava konusu banka alacağından sorumlu tutulamayacaklarını belirtmiştir. Bankacı bilirkişi ...'ın ... tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı ... .... ile davalı ... Şubesi arasında ... tarihinde ...,-TL limitli bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözkonusu sözleşmede davacılar ..., ... ve ...'ın da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, bu sözleşme kapsamında bankaca kullandırılmış olan kredilerin ise takip talebi tarihi olan ... tarihinden önce kapanmış olduğu, bu nedenle de arşivlenmek üzere ... adlı firmaya gönderildiği, bu firmada çıkan yangın nedeniyle sözkonusu belgelere ulaşma imkanının kalmadığı, önceki sözleşmeden doğan tüm kredilerin kapanması akabinde, davalı Banka ve davacı firma arasında ... tarihli ...,-TL limitli ikinci bir sözleşmenin imzalanması, bu ikinci sözleşmede ve bu sözleşme sonrasında firmaya kullandırılan kredilere ait ödeme planlarında ortaklıktan ayrılmış olan davacılardan ... ve ...'ın imzalarının bulunmaması, diğer taraftan; bu sözleşmenin önceki sözleşmenin eki veya devamı olduğunu belirten bir hukuki bağlantının kurulmamış olması nedeniyle; ilk sözleşmenin sona erdiği, yeni bir sözleşmenin yürürlüğe girdiği ve davacılar ... ile ...'ın da bu yeni sözleşmede asaleten veya kefaleten sorumluluklarından söz edilemeyeceği müşahade edildiğini, davalı bankanın yukarıda ... tarihli sözleşme kapsamında kullandırılan ve kapanmış olan alacakları için takip başlatmasının sözkonusu olamayacağı, ... tarihli sözleşme uyarınca da bir takipte bulunmuş ise, bunun davaya konu takibin konusu olmadığını belirtmiştir. Davanın mahiyeti, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda öncelikle menfi tespit davasının genel özelliklerini, unsurları eksik bono düzenlenmesinin mümkün olup olmadığı, kredi sözleşmeler için bono düzenlenmesi hallerini kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; ...nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı). Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolasıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum eder (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2. Baskı, İstanbul 2006, s. 328; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29/11/2018 tarih 2017/15568E. 2018/12165K. Sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ncı maddesine göre bononun senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesi ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelime, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi, vade, ödeme yeri, kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası bulunmalıdır. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Bonoda teminat kaydı varsa da neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu ibare bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/03/2018 tarih 2017/12-1140E. 2018/563K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 680. maddesi (6762 sayılı TTK'nın 592. maddesi) gereği açık senet düzenlenebilecektir, tedavül sırasında senedin doldurulduğu, davacının anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2020 tarih 2018/2138E. 2020/727K. Sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 18/04/2012 tarih 2011/16081E. 2012/6616K. sayılı kararı). Taraflar arasında birden fazla sözleşme imzalanmış ise alacağın hangi sözleşmeden kaynaklandığı bilirkişi marifetiyle belirlenmelidir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2014 tarih 2014/12709E. 2014/17904K. sayılı kararı). Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/06/2020 tarih 2018/1381E. 2020/879K. sayılı kararında; "... genel kredi sözleşmesinin tutarı ve tarihi ile senedin tutarı ve düzenleme tarihinin bonodaki lehtarın genel kredi sözleşmesinin düzenleyen ... olması ve genel kredi sözleşmesini imzalayan banka ve kefillerin aynı oluşları gözetildiğinde, davalı bankanın dava ve takibe konu bonoyu senet üzerinde yazılan tutarın altında bir bedelle tahsil amacıyla takibe koyduğu gözetildiğinde bononun genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredinin teminatı olduğu sonucuna varıldığı... kararının onanmasına..." denilmiştir (aynı mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2018 tarih 2016/15209E. 2018/887K. sayılı kararı; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2019 tarih 2018/1466E. 2019/1187K. sayılı kararı). Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 31/12/2018 tarih 2018/461E. 2018/1449K. sayılı kararında; "... cevap dilekçesinde "...takip, kredi sözleşmesine değil bono sözleşmesine dayalı olup, senet dava dışı şirketin borçlarına karşılık verilmiş olup..." demek suretiyle... takip konusu bononun dava dışı asıl borçlu şirketin kredi borçlarının ödenmesi amacıyla verildiğini kabul etmektedir... sonra kullandırılan kredi borçlarından sorumlu olmayacağının tabii olmasına göre ve asıl borçlu şirketin ödemeyle senetteki borcunun sona ermesi nedeniyle senette aval olarak yer alan muris ...'nın da borcu sona ereceğinden dava konusu senedin bedelsiz kaldığı kabul edilmelidir. İlk derece mahkemesince bu hususlar göz önüne alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacılar Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. takip dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Takip dosyasında takibe konu bononun keşidecisi ...., aval verenleri ..., ... ve ..., lehtarı ..., keşide tarihi ..., ödeme tarihi ..., bedel ise ...TL'dir. Davacı ... .... ile davalı ... arasında ... tarihinde ve ... tarihlerinde olmak üzere iki ayrı kredi sözleşmesi yapılmıştır. ... tarihli sözleşmede ..., ... ve ...'ın da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer almış, ... tarihli sözleşmede ise yalnız ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer almıştır. Her iki sözleşme ile aynı tarihte düzenlenen kredi limitleri aynı miktarda bulunan iki adet bono bulunmakta, bunlardan biricisi takibe konu olmuş ve bunda davacılar ... ve ...la beraber aval veren sıfatı ile yer almıştır. Diğer bonoda ise yalnız ... aval veren olarak yer almıştır. Davacılar ... ve ..., davacı ... 'deki hisselerini ... tarihinde davacı ...'a devretmişler anılan şirkette ortaklıkları kalmamıştır. Kural olarak boş olarak bono düzenlenmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 778/2 yollaması ile 680. maddesi uyarınca mümkün bulunmaktadır. Takibe konulurken tüm unsurların taşımış olması yeterlidir. Bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususu usulü ve yazılı belge gereğine ispatlanması gerekmektedir. Bunun dışında bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bankacılık uygulamalarında kredi kullandıran bankaların bunun sonradan ifasını sağlamak açısından uygulamada genel kredi sözleşmelerinin dışında teminat alması ve bonolarda aldıkları bilinen bir uygulamadır. Taraflar arasında birden fazla sözleşme imzalanmış ise alacağın hangi sözleşmeden kaynaklandığı bilirkişi marifetiyle belirlenmelidir. Bu bağlamda dava dosyası bankacı bilirkişiye tevdi olunmuştur. Bilirkişi ... kök ve ek raporunda ... tarihli sözleşme kapsamında kullanılan kredilerin kapandığını belirtmiştir. Davalı taraf takip konusu bononun asıl borçlu şirketin kredi borçlarının ödenmesi amacıyla verildiğini kabul etmektedir. Genel kredi sözleşmesinin tutarı ve tarihi ile senedin tutarı ve düzenleme tarihinin bonodaki lehtarın genel kredi sözleşmesinin düzenleyen davalı olması ve genel kredi sözleşmesini imzalayan banka ve kefillerin aynı oluşları gözetildiğinde, davalı bankanın dava ve takibe konu bonoyu senet üzerinde yazılan tutarın altında bir bedelle tahsil amacıyla takibe koyduğu gözetildiğinde bononun genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredinin teminatı olduğu sonucuna varılmalıdır. ... tarihli ...,-TL limitli Kredi Sözleşmesi kapsamında açılmış tüm kredilerin, takibin başladığı ... tarihi öncesi dönemden de önceki dönem olan 2016 yılından önce kapanmış olması, davacı ... ve ...'ın hisselerini davacı ...'a devretmek suretiyle ortaklıktan ayrılmış olmaları, adı geçenlerin ortaklıktan ayrıldıktan sonra yapılan ... tarihli sözleşmesinde imzalarının bulunmaması, bu sözleşme için ayrı bir bono düzenlenmiş olması, takibe konu bono için ayrıca borçlarının bulunduğundan söz etmenin mümkün olmaması nedeni ile davacıların takip nedeni ile borçlu olmadıklarının kabulü gerekmiştir. Davacıların kötü niyet tazminatı talebinin, takibin haksız olması tek başına yetmemesi, ayrıca kötüniyetli olunmasının gerekmesi; takibin kötüniyetli olduğunu ispat yükü de davacının üzerinde olması, davalının kötüniyetli olduğunun ispat edilememesi nedeni ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların davalarının KABULÜNE, 2. Davacıların Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyası nedeni borçlu olmadıklarının TESPİTİNE, 3. Davacıların kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin ve Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5. Davacılar tarafından alınan ... TL başvurma harcı ... TL peşin harcı ile ... TL bilirkişi ve posta masrafı olmak üzere toplam ...TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7. Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir olunan ...TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, .... Karar kesinleştiğinde Antalya .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 9. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.15/04/2021 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/275, K. 2021/340, T. 15.04.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-275-e-2021-340-k-5ac5faaf8130