İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/429 E. 2020/594 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/429
- Karar No
- 2020/594
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/429 Esas KARAR NO : 2020/594 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 30/05/2016 KARAR TARİHİ : 17/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ... ... ... Mah. ... ada ... parsel ... /... adresinde yapacak olduğu inşaatın ... blokunda bulunan ... ve ... nolu bağımsız bölümleri ... TL bedelle toplam 5 çek karşılığında davalı ...'a sattığını davacının inşaatı tamamlayamadığını, çekleri ise cirolayıp üçüncü kişilere vermesi nedeni ile iade edemediğini, çek bedellerinin ... TL'sini nakit ve çek ile ödediğini, davalı ... ... davacıya verdiği çeklerin iptali için yargı müracaat edeceğini söyleyerek geçmiş tarihli bir protokol hazırladığını, davalı ...'un davacıdan ... TL bedelli çekler ile davacı tarafından çek, senet ve nakit olarak ödemiş olduğu ... TL'nin toplamı kadar yani ... TL'nin bu çek ve senetler ödenmediği takdirde kendini güvenceye almak ve davacıdan aldığı ... TL'yi iade etmek kaydıyla senet istediğini, takibe konu senet bu şekilde hazırlanırken davacının imzalamak istemediğini, ... TL'yi almadan oradan ayrıldığını, belgelerin davalıda kaldığını, takipte senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, diğer davalının iyiniyetli olmadığını, ... hakkında takip başlatmadığını belirterek Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /...E. Sayılı takip dosyası nedeni ile davacıların borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, davalının ... ilinde yaşadığını, ...'dan olan alacağına karşılık takibe konu bononun ... tarafından teslim edildiğini, senedin süresinde protesto edilmemesi nedeni ... hakkında takip başlatılamadığını, davacının protokolü inkar etmediğini, senedin sebepten mücerret olduğunu, senedin çift imza ile düzenlediğini, imzanın birinin ...'yu diğerinin de şirketi sorumluluk altına soktuğunu belirterek davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap vermemiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesine dayanan menfi tespit istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Davacı şirketin sicil kayıtları celp olunmuştur. Davacı şirketin müdürünün ... olduğu şirketi temsile ... tarihinden itibaren 20 yıl süre yetkili kılındığı görülmüştür. Antalya ... . Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletnamenin incelenmesinde; ... ... nun ... . Şti. temsilen ... ve ... ... 'lu vekil tayin ettiği, vekilin yetkileri arasında çek ve senet düzenleme yetkisinin bulunduğu görülmüştür. Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçluların ... Şti. ve ..., ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı, alacaklının ... havale tarihli dilekçesi ile borçlunun ... TL aldığını, alacağın geri kalanın da feragat ettiğine dair dilekçe sunduğu görülmüştür. Bilirkişi ... .... 'nun ... tarihli raporunda özetle; borçlusu ... ... ... Ltd. Şti., kefili ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş ... tanzim ve ... vade tarihli ... TL değerindeki senet üzerinde atılı bulunan borçlu imzalarının ... elinden çıktığı belirtilmiştir. Menfi tespit davasına konu olan icra takibi kambiyo senedine istinaden başlatıldığından ve takip dayanağı bono kambiyo vasfında olduğundan görevli mahkeme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleridir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/04/2018 tarih 2016/16905E. 2018/1711K. sayılı kararı). 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı). Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolasıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum eder (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2. Baskı, İstanbul 2006, s. 328; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29/11/2018 tarih 2017/15568E. 2018/12165K. Sayılı kararı). Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2014 tarih 2013/18512E. 2014/1698K. sayılı kararında; "...Dava, takip tarihinden sonra açılan ve takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Takip dayanağı senette davacı borçlu, davalı ... lehtar ciranta, diğer davalı ... ise yetkili hamildir. Dava konusu icra takibi yetkili hamil olan davalı ... tarafından davacı aleyhine başlatılmış olup, davalı ...'un ise dava konusu icra takibinde alacaklı sıfatı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca takip dayanağı senette lehtar ciranta sıfatı bulunmasına rağmen dava konusu icra takibinde takip alacaklısı sıfatı bulunmadığından davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2010 tarih 2010/9799E. 2010/12088K. sayılı kararında; "...... tarihinde menfi tespit davası açılmasından sonra ... tarihinde davalı vekili tarafından davacı bakımından takipten feragat edildiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı... karar verilmiş, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2006 tarih 2006/8424E. 2006/9133K. sayılı kararında; "...Mahkemece menfi tespit davası açıldıktan sonra davalının icra müdürlüğünde feragat beyanında bulunması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına... usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." denilmiştir (aynı mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2006 tarih 2006/8424E. 2006/9133K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacılar Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. sayılı takip dosyası nedeni ile borçlu olmadıklarının tespiti istemi ile dava açmış, yargılama devam ederken ... TL'lik ödeme yönünden istirdat talebinde bulunmuştur. Davalılardan ... takibe dayanak bonoda lehtar/cirantadır, takipte alacaklı sıfatı bulunmamaktadır. Davanın, takip tarihinden sonra açılan ve takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olması, davalı ...'un ise dava konusu icra takibinde alacaklı sıfatı bulunmaması, takip dayanağı senette lehtar ciranta sıfatı bulunmasına rağmen dava konusu icra takibinde takip alacaklısı sıfatı bulunmaması nedeniyle davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerekmiştir. Alacaklı/davalı ... ... .TL aldığını ve diğer kısımdan feragat ettiğini belirtir, ... tarihli dilekçeyi icra dosyasına sunduğundan, davanın icra takibi nedeni ile menfi tespit davası olması, davadan sonra bakiye kısım yönünden feragat edilmesi nedeni ile bu kısım yönünden dava konusuz kalmıştır. Bilirkişi ... ... 'nun ... tarihli raporunda özetle; borçlusu ... ... Ltd. Şti., kefili ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş ... tanzim ve ... vade tarihli ... TL değerindeki senet üzerinde atılı bulunan borçlu imzalarının ... elinden çıktığı belirtilenmesi, ... sayılı Türk Borçlar Kanunun 504. maddesi gereğince, davacı şirket temsilcisi ... tarafından şirketi temsilen şirket adına çek ve senet düzenleme yetkisini Antalya ... . Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile ...'ya verilmesi, takibe konu bono altındaki imzaların ...'ya ait olduğunun belirlenmesi, bu haliyle bonodan her iki davacının da sorumlu olması nedeni ile davalı/alacaklı hamil ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Bunun dışında davalı tazminat talep etmiş ise de; menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolasıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum edecek olması, mahkememizin ... tarihli tensip ... nolu ara kararı ile "icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine" karar verilmiş ve .... tarihli ara karar ile tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş olması, icra dosyasında hiçbir tahsilat bulunmaması nedeniyle, alacaklının tedbir kararı nedeni ile alacağını geç almasından söz edilemeyecek olması nedeni ile tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların, davalı ... aleyhine açmış oldukları davanın pasif husumet bulunmaması nedeniyle ayrı ayrı REDDİNE, 2. Davacıların, davalı ... aleyhine açtıkları davanın ise ... .-TL bedelin istirdatına yönelik davasının ayrı ayrı reddine, icra takibindeki bakiye miktar yönünden ise konusuz kaldığından karar verilmesine yer OLMADIĞINA, 3. Davalı ...' un tazminat talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince her bir davacı yönünden hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, 5. Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6. Davalılar yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7. Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacılardan ayrı ayrı alınarak davalı ...'a verilmesine, 8. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, davalı ...' un yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.17/11/2020 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır .