İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/265 E. 2020/13 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2012/265
Karar No
2020/13
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2012/265 Esas KARAR NO : 2020/13 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 22/06/2012 KARAR TARİHİ : 07/01/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların yönetim kurulu üyesi bulundukları ... A.Ş ile aralarında ... tarihinde ... olarak isimlendirilen ve internet oratamında ... ve ... online otel rezervasyonu yapılmasına olanak sağlayan bilgisayar programı yazılması konusunda anlaşma yapıldığını davalıların yasa ve sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasden yerine getirmediğini bunun üzerine sözleşme gereğince öngörülen cezai şartın tahsili amacıyla Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile dava açıldığını, dava sonucunda davanın kabulü ile ... TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikti ... A.Ş den tahsile karar verildiğini, kararın İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile icraya konulduğunu, ancak borcu ödememek amacıyla davalı şirket ortaklarının kasıtlı olarak şirket üzerinde kayıtlı mal bırakmadıklarını ve şirketi borca ödeyemez hale getirdiklerini, faaliyetlerini ise ... A.Ş üzerinden yürüttüklerini, bu nedenle ... 'den tahsil edilemeyen ve edilmesi mümkün olmayan ... TL alacaklarının avans faizi ile birlikte yönetim kurulu üyesi olan davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ikame etmiş olduğu davada toplam ... TL ' nin tahsilini talep ettiği ancak söz konusu talebin hangi hukuksal dayanağa yada maddi vakıaya dayandığının açıklanmadığını, ayrıca açılan davanın ne tür dava olduğunun dahi taraflarınca anlaşılmadığını, HMK 31. Md'si uyarınca dava dilekçesinin öncelikle açıklanması gerektiğini, davalılara karşı yöneltilen davanın dayanağı olan 07/06/20007 tarihli Lisans ve iş birliği sözleşmesini davacı ile dava dışı ... Ltd Şti arasında imzalandığını, davalıların söz konusu olayda taraf sıfatını taşımadıklarını bu nedenle davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf iddiasını mülga TTK 336/5 maddesine istinaden yönetim kurulunun kusuru nedeniyle tazminat talebine dayandırdığını ancak mülga TTK 340 maddesinin gönderme yaptığı 309 maddesi dikkate alındığında davacının kendi adına tazminat talep edebilme hakkının bulunmadığının bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, dava konusu aynı olayın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... K sayılı dosyasında bulunduğunu bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, ayrıca ortada henüz kesinleşmiş bir alacak bulunmadığı gibi olmayan bir lacaktan dolayı yönetim kurulu üyelerinin şahsen sorumlu tutulabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalıların taraf sıfatı taşımadıkları bir ticari ilişki nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava mülga 6762 sayılı TTK.nun davadışı ... kötü yönetilmesi nedeniyle şirketten olan alacağını tahsil edemeyen alacaklının şirket yöneticilerine karşı açtığı sorumluluk davasıdır. Davacının dava dışı şirketten alacağını hüküm altına alan Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... K sayılı kararının Yargıtayca bozulması üzerine verilen ... K sayılı direnme kararının HGK tarafından bozulması üzerine, Mahkemenin ... nolu esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği görülmüştür. Mahkememiz dava tarihi olup, ... tarihinde ise 6102 sayılı TTK ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. 6762 sayılı TTK.nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri neticesinde ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan bir azalma meydana gelmiş ise bu zararı veren yöneticilere karşı tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolaylı ise yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma olmuş ise 6762 sayılı TTK’nın 340. maddesi yollamasıyla, aynı Kanun'un 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Somut olayda da davacı vekilinin iddiası, davalıların şirketi TTK hükümlerine uygun yönetmemeleri, yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri yapmamaları, şirketin faaliyetinin bilinçli olarak durdurulup şirketin içinin boşaltılması, ticari faaliyetlerini kendilerinden mal kaçırmak kastıyla 3.bir şirket üzerinden yürüttükleri, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığına yönelik olup, iddianın ileri sürülüş biçimine göre dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir. Şirket borcundan dolayı yöneticilerin sorumluluğu, davadan sonra yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanun'da ise 549 - 553 maddelerinde düzenlenmiştir. TTK 553. maddeye göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülükleri kusurları ile ihlal ettikleri takdirde kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK 555. Maddede, şirketin uğradığı zararın tazminini şirket veya bir pay sahibinin zararın şirkete ödenmek suretiyle talep edebilecekleri düzenlenmiştir. TTK 556. maddede ise, şirketin iflas etmesi halinde alacaklıların şirketi zararının şirkete ödenmesini isteme hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. Buna göre; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan farklı düzenleme yapılmıştır. Şirket alacaklarının yöneticilerin şirketi zarara uğratmaları nedeniyle yöneticilerin sorumluluğu yönünde dava açabilmeleri için şirketin iflas etmiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde alacaklıların şirket yöneticilerine yönelik dava açmaları mümkün değildir. Kanun koyucu, iflas etmemiş olması durumunda şirket dışında bulunan alacaklıların dava açmasında bir menfaat görmemiştir. Alacaklının alacağını şirketi takip etmek suretiyle tahsil etme imkanı var iken şirket yöneticisine sorumluluk davası açması yeni düzenleme ile yerinde bulunmamaktadır. Ancak şirketin iflası halinde bu hak şirket alacaklılarına tanınmaktadır. Bu sebeple alacaklıların şirket yöneticilerine sorumluluk davası açabilmesi şirketin iflas etmiş olması haline bağlanmıştır. Dolayısıyla alacaklının, şirket yöneticilerine karşı aktif husumet yöneltebilmesi için, şirketin iflas etmiş olması bir dava şartıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/15190 esas, 2017/2684 karar sayılı ilamında da aynı görüş benimsenmiştir. Bu durumda irdelenmesi gereken husus, somut olaya 6762 sayılı yasa hükümlerinin mi yoksa 6102 sayılı yasa hükümlerinin mi uygulanması gerektiğidir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2.maddesi incelendiğinde açıkça "Bu kanunda aksi öngörülmemiş veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse;..." şartı konularak eski kanunun ve yeni kanunun uygulanacağı haller sayılmıştır.Bu durumda şirket alacaklısının açacağı sorumluluk davası yönünden 6102 sayılı TTK da farklı düzenleme getirlidiği, şu hali ile somut olaya uygulanması gereken kanunun 6102 sayılı yasa olduğu anlaşılmıştır. Mevcut davada da; dava dışı şirket hakkında verilmiş bir iflas kararı bulunmadığı gibi, davacının alacağının varlığı hakkında henüz verilmiş bir karar da yoktur. Davacının alacağının varlığının mahkememiz dosyasının dava tarihi itibariyle subut bulmadığı değerlendirildiğinde, ileride alacağın varlığı ortaya çıksa dahi 6103 sayılı yasanın 2/1-c maddesi uyarınca da davaya 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği görülmüştür. Açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca eldeki davanın dinlenebilmesi için dava dışı şirketin iflasının dava şartı olduğu, 6100 Sayılı HMK'nın 115. maddesine göre mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırıp dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN - USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli ... TL harcın, peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile artan ... TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-A.A.Ü.T. uyarınca ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine Dair, davalılar vekilinin yüzüne karşı davacının yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.07/01/2020 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalı ¸e-imzalı ¸e-imzalı ¸e-imzalı

Atıf: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2012/265, K. 2020/13, T. 07.01.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2012-265-e-2020-13-k-90dd46d33ebc