Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/810 E. 2025/1252 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/810
- Karar No
- 2025/1252
- Karar Tarihi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/810 Esas - 2025/1252 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/810 KARAR NO : 2025/1252 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 12/03/2025 NUMARASI : 2024/524 Esas - 2025/202 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19/06/2025 İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davalı Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin Ankara İli Kızılcahamam İlçesinde termal tesis satışına başladığını, davalı bankanın ... Şubesi ile çalışma kararı alıp tüm hesapları bu bankada topladığını, davalı banka ile 13.06.2013 tarihinde Bonus üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin müşterileri tarafından yapılan ödemelerin davalı banka şubesince tahsil edildiğini, davalı banka ile 02.07.2013-13.08.2013 tarihleri arasında 595 müşteriden toplam 621 adet işlemde 1.849.486,00 TL tahsilat sağlandığını, davalı bankanın yaklaşık olarak %10 civarında müşterinin itirazı üzerine, müvekkilin hesaplarının tamamına bloke koyduğunu, müvekkil hesaplarına bloke konulmasıyla yeni tahsilatlar yapılamadığı gibi mevcut paraları da kullanamadığı için kilitlendiğini, diğer bankalarla sırf bu bloke işlemi nedeniyle Üye işyeri Pos anlaşması yapamadığını, müvekkilin bu süreçte tüm çeklerinin yazıldığını, hakkında icra takipleri açıldığını, müvekkilinin davalı bankanın bloke işlemi nedeniyle ağır maddi zarara maruz kaldığını, maruz kalınan zarar hesaplanarak (munzam zarar ve diğer haklar saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 10.000,00 TL alacağın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkile ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesiyle; müvekkili bankanın dışında davacının diğer bankalarla da çalıştığının bilindiğini, davacının yaptığı devre mülk satışlarında mail order sistemini kullandığını, müvekkil ile davacı arasında 13.06.2013 tarihli üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında tahsis edilen POS cihazının davacı müşterilerinden gelen yoğun şikayet üzerine 07/08/2013 tarihinde kullanıma kapatıldığını, gelen itirazlar karşısında gelebilecek chargeback talepleri nedeniyle müvekkil bankanın ödeyeceği tazminatlar nedeniyle hesapları üzerine tedbiren bloke konulduğunu, uluslararası Visa ve Master Card kuralları uyarınca ürün hizmet satışlarında satış tarihinden itibaren 540 gün boyunca, kart hamili bankalarınca üye işyeri bankasına chargeback talebinde bulunma hakkı bulunduğunu, işte bu nedenle mail order yoluyla davacı hesabına geçen satış bedellerinin üzerine bloke uygulanarak davacının tasarrufuna kapatıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; davalı banka tarafından davacıya ait hesaplarda mail order sisteminden gelen iptal taleplerine istinaden davacının tüm hesapları üzerine bloke konulduğu, oysa davacının mail order sisteminden iptali istenilen işlemler nedeniyle bloke konulacak hesap hareketlerinin sınırlı olduğu, davalı bankanın mail order sisteminden iptali istenilen tutarlar kadar bloke koyup, bu tutarları bekletmesinin basiretli iş adamından beklenilecek özen yükümlülüğü olduğu, davalı bankanın davacının hesaplarının tamamına bloke koyarak davacının hesabına gelen diğer paraların kullanılmasını engellediği, bu nedenle davacının zarar ettiği, zararın bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, bankanın bloke işlemiyle zararın meydana geldiği, zarar ile bloke işlemi arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, bu nedenle açık ve ayrıntılı son bilirkişi raporu hükme esas alınarak ve BAM kararı doğrultusunda ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilmek suretiyle usuli eksiklik de giderilmek suretiyle; Davanın KABULÜNE, 257.491,29 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle; dava ve ıslah zamanaşımının dolduğunu, yetkisiz mahkeme tarafından karar verildiğini, hükme esas alınan iki bilirkişi raporunun da denetime elverişsiz olduğunu belirterek, verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dairemizce daha önce verilen kaldırma kararında da yazıldığı üzere somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu ve dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyeceği, davalının yetki itirazının yasal süre içerisinde gerçekleşmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının taraf, Mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli ve uyuşmazlığı çözer mahiyette olduğunun kabulü gerekmekle, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf talebinin ESASTAN REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.589,23-TL harçtan peşin alınan 4.398,00.-TL'nin mahsubuyla bakiye kalan 13.191,23-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yapılan 17,40-TL istinaf yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dairemizce verilen kararın taraflara tebliğine, Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, HMK'nın 361. maddesine göre kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih: 19/06/2025 Başkan Üye Üye Katip