Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2020/1569 E. 2025/32 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/1569
- Karar No
- 2025/32
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2020/1569 KARAR NO : 2025/32 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 30/06/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/129E., 2020/246K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili: Müvekkilinin internet üzerinden transmikser kiraladığını, tarafların da mail sistemi üzerinden 25.01.2017 tarihinde sözleşme yaptıklarını, davalının gönderdiği kaşe görüntüsü ile sözleşmenin kurulduğunu, sözleşmeye göre davacının 2 adet transmikseri şoförleriyle birlikte davalının çalıştığı Trabzon Maçka şantiyesinde hizmet vermek üzere göndereceğini, bu yönüyle sözleşmenin başlığı her ne kadar kira sözleşmesi olarak düzenlenmiş olsa da iş makinelerinin şöforleri de davacı tarafından sağlandığından aralarındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin 8. maddesine göre davalının ödemeyi 27.01.2017 tarihinde 60 gün vadeli çek ile yapacağını, ancak bu çekin davacıya sözleşmede belirtilen tarihte verilmediğini, bu sebeple müvekkilinin de yine sözleşmenin 8. maddesine dayanarak ... plakalı aracı çalıştırmayıp parka çektiğini, davalı yanın haksız olarak 18/03/2017 tarihinde sözlü olarak işlerinin bittiğini ve araçlara ihtiyacının kalmadığını bildirip sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 3.maddesi ile kararlaştırılmış olmasına rağmen motorun bedellerini karşılamaktan imtina ettiğini, haksız ve tek taraflı olarak feshinin iş fırsatlarını kaçırmasına neden olduğunu ileri sürerek, sözleşmeye istinaden bakiye fatura alacağı olan 11.711,16 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline ve yine erken ve tek taraflı fesih nedeniyle doğan zararlardan kaynaklı şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline, bundan ayrı noterlik ücreti ile ihtarname giderlerinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilip davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, sözlü anlaşmaya göre araç kiralama sözleşmesinin kararlaştırıldığını, araçların sabit şoförleri ile kiralanmadığını, müvekkilinin sözkonusu araçları kiraladığını, davacı tarafın ise ayrıca araçlara şoför temin etme yükümlülüğünü üstlendiğini, sözleşmenin kira sözleşmesi olması sebebiyle görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu, araçlar yönünden borcun fazlasıyla ödendiğini, araçlardan birinin çalıştırılmama sebebinin borcun ödenmemesi değil aracın arızalı olması sebebiyle olduğunu, davacının imzalanmayan bir sözleşme nedeniyle cezai şarttan yararlanmaya çalıştığını, şoförleri davacı taraf temin ettiğinden işin ne zaman biteceğini bilmemesinin de mümkün olmadığını, sözleşmede bulunmayan hükümlere göre gidiş-dönüş masraflarının talep edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince "Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, yanlar arasındaki sözleşmenin sözlü olarak yapıldığının kabulü gerektiği, yanların iddia ve savunmaları kapsamında her ne kadar başlangıçta şöförlü biçimde ve hizmet sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tahkikata devam edilmiş ise de yapılan inceleme araştırma neticesi uyuşmazlığın yalnızca sözlü araç kiralama hukuki ilişkisinden kaynaklanıp buna göre yanlar arasında iş ve işlemlerin gerçekleştiği, diğer bir deyimle davacı tarafından varlığı iddia edilen yazılı sözleşmenin varlığının kabul görmediği, gidiş/dönüş motorin ücreti dahil şoförsüz olarak iş aracı kiralama işinden kaynaklı uyuşmazlıkta yazılı bir hizmet aktinin varlığının da kanıtlanamamış olması karşısında davaya bakmakta Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: dosya kapsamına sunulan mailler incelendiğinde icap ve kabul aşamaları tamamlanarak kurulmuş bir sözleşme bulunduğunun açık olduğunu, müvekkilinin 25.01.2017 tarihli sözleşme ile davalı tarafa sadece iş makinalarını kiralamadığını, şoförlerini de temin ettiğini, bu yönüyle aralarında hizmet ilişkisi de kurulduğunu, her iki taraf da ticari şirket olup davanın da ticari dava olduğunu, bu sebeplerle görevli mahkemenin Ankara Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin konusu, davacıya ait olan transmikserlerin davalıya ait inşaat şantiyesinde kullanılmak üzere kiralanması işi olup sözleşmede kiralayanın ilgili araçlara şoför temin ederek maaşlarını ve sigortasını ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Buna göre, sözleşmenin kira sözleşmesi değil sürücülü araç kiralama hizmeti sözleşmesi olduğu (Yargıtay 23. HD 10.05.2017 T., 2015/9774 E., 2017/1416 K.), her iki yanın tacir olduğu, işin de ticari nitelikte bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.(Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu 24.09.2014 T. 2014/1516 E., 2014/1864 K; Yargıtay 6. HD 25.02.2015 T., 2015/452 E., 2015/1855 K; Yargıtay 20. HD 12.12.2016 T., 2016/14060 E., 2016/11971 K.) 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü ve HMK'nın 353/(1)-a.3. maddesi nazara alındığında mahkemenin görevli olmaması kararın mutlak kaldırılması nedenidir. Bu durumda mahkemece, tarafların tacir oldukları ve ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1,a,3 gereğince, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/129E., 2020/246K. sayılı dava dosyasında verdiği 30/06/2020 tarihli kararın, ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE. 2-Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine. 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine. 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına. 15/01/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1,a ve 362/1,g gereğince KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 16/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır