Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1236 E. 2024/1533 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1236
Karar No
2024/1533
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1236 - 2024/1533 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1236 KARAR NO : 2024/1533 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2022 NUMARASI : 2021/267 E. - 2022/147 K. DAVACI VEKİLLERİ DAVALI DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 tarih ve 2021/267 E. - 2022/147 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2016/103193, 2016/32352, 2016/32359, 2016/91427, 2016/98838, 2017/118614, 2019/05636, 2019/26988, 2019/36240, 2019/98308, 2019/98320, 2000/23084, 2004/28826, 2009/21900, 2009/38150, 2009/38790, 2011/106619, 2011/79123, 2011/79124, 2011/79125, 2011/79126, 2011/97989, 2011/97997, 2012/111692, 2012/63054, 2012/84559, 2013/50668, 2013/67852, 2013/67865, 2014/48631, 2014/48645, 2014/77488, 2015/17487 sayılı ve “... şekil” ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/76311 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteni'nde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin “...”, “...”, ve “...” markaları başta olmak üzere tescilli markaları ile piyasada bilinir hale geldiğini; “...” markasının tanınmış marka statüsüne alındığını, davalının “...” ibareli markasının müvekkili adına kayıtlı “...”, “...”, “... şekil” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davaya konu markanın SMK’nın 6/1 maddesi yönünden reddedilmesi gerektiğini, davaya konu markanın SMK’nın 6/4 ve 6/5. maddeleri yönünden de reddi gerektiğini, başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK'nın 2021-M-4961 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, davacının tanınmış marka hususunun kötü niyetli olarak Anayasa’nın 48. maddesine aykırı olarak kullanıldığını, tanınmış marka hususunun geniş yorumlanarak farklı iş kollarında iştigal eden ve benzerlik durumu bulunmayan marka tescillerinin reddinin talep edildiğini, taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu marka başvurusunda bulunan tüm hizmetlerin, davacıya ait markaların tescil sınıflarındaki mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olduğu; davalıya ait markanın esas unsurunun bir bütün olarak “...” ibaresi; davacının itirazına mesnet markalarının esaslı unsurunun yahut en azından esaslı unsurlarından birisinin “...” ibaresi olduğu; markalar arasında yüksek seviyede görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, anlamsal benzerlik oluşmadığı; başvuru konusu tüm sınıflar bakımından iltibas ihtimali olduğu; davacının tescil tarihi itibariyle kullanım ispatı talebinde bulunulmayan markalarının tescil kapsamı itibariyle davalı yanın marka işlem dosyası aşamasında ileri sürmüş olduğu kullanım ispatı talebinin iltibas ihtimali bulunduğu değerlendirmesini değiştirir bir yönünün olmadığı; davacının Türkiye’de tescilli markalarına dayandığı görülmekle, somut uyuşmazlığa SMK'nın 6/4. maddesi hükmünün uygulanma imkânı bulunmadığı, “...” ve “... ...” ibaresinin uzun yıllara dayanan yoğun kullanımlar sonucunda geniş perspektifte “yapıştırıcı” emtiası için sektörde iyi bilindiği ve markanın bu emtia bakımından belirli bir tanınmışlığa ulaştığı kanaatine varıldığı, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verecek ölçüde benzer görülmesi karşısında, tespit edilen bilinirliğin, iltibası artıran bir sebep olduğu sonucuna varıldığı; kötüniyete ilişkin somut veri bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK'nın 2021-M-4961 sayılı kararının iptaline, 2019/76311 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, markaların bütünü itibariyle bıraktıkları etki esas olduğundan, markaların parçalara bölünerek incelenmesinin mümkün olmadığını, SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşacağına dair kanaat oluşmadığını, kötüniyet iddiasının itiraz aşamasında değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının neredeyse sadece "... ..." markasını ve yine tescilli olduğu sınıflardan sadece "mobilya ve ahşap sanayinde kullanılan yapıştırıcılar" alanında kullandığını, müvekkilinin başvurusunun ise sadece yoga ve meditasyon aletlerinde satışının bulunduğunu, taraf markalarının karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını, davacı markalarındaki kırmızı-lacivert renk seçiminin oldukça akılda kalıcı nitelikte olduğunu, markaların tanınmışlığının da tüketicilerin markaları ayırt edebilmelerini kolaylaştıracağını, eksik inceleme yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarını oluşturan işaretler arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında görsel ve işitsel olarak, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira, davacının itiraza mesnet markalarında esas unsur olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, bu ibarenin ilk dört harfinin aynı dizilimle dava konusu başvuruyu oluşturduğu, iki ibare arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu gibi, başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak bir unsura da yer verilmediği, emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, öte yandan, bilirkişi heyetince davacı markalarının tanınmışlığının iltibası artıcı etkisi olacağının belirtildiği, anlaşılmakla, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/10/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1236, K. 2024/1533, T. 27.09.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-1236-e-2024-1533-k-2af8aba89033