İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/74 E. 2025/101 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/74
Karar No
2025/101
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/74 Esas - 2025/101 T.C. ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2025/74 Esas KARAR NO : 2025/101 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/04/2022 KARAR TARİHİ: 22/01/2025 K.YAZIM TARİHİ: 22/01/2025 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;Müvekkili şirketin, yat ve denizcilik sektöründe ... hizmeti vermek üzere ... senesinde ...’te kurulduğunu, şirket’in hissedarlarından ... ve ailesinin esasen avukat olup davalı ..., ... ve ailesinin ...’daki bürosunda çalıştığını, ... ailesi onu kimi zaman şoför kimi zaman koruma olarak tanıttığını, anlaşılan davalı ... ailesinin itimat ettiği ve bilumum işlerini yürüten bir çalışan olduğunu, müvekkili şirketin eski avukatı ve hali hazırda şirket hissedarı ...’in babasının talepleri ile davalı ... hesabına müvekkili şirketten muhtelif kereler para gönderildiğini, ... ve babası ...'in bu paraların şirket işleri için kullanılacağını belirterek paraların gönderilmesini istediğini ama kendileri yerine davalının hesabına gönderilme nedenini müvekkili şirkete belirtmediklerini, müvekkilinin zaman zaman söz konusu ödemelerin akıbetini sorguladığını, bu paraların şirketin bazı işleri için kullanıldığı cevabı üzerine hesapların kapatılması için yapılan işlemlerin faturalarının talep edildiğini, ancak tek bir medya şirketine yapılan ödemeden başka bir fatura yollanmadığını, üstelik medya şirketi için yapılan 6.001.- TL tutarındaki bu ödemenin kalan bakiyesinin de şirkete iade edilmediğini, başka bir ifade ile 13.999.-TL tutarında bir meblağın davalının uhdesinde kaldığını, müvekkilinin anılan şahsın talebiyle, davalıya 20.12.2019 tarihinde 20.000.- TL gönderdiğini, ancak, davalının gönderilen 20.000.- TL karşılığında şirkete yalnızca 6.001.-TL’lik ... Şirketinden kesilmiş bir fatura yolladığını, ayrıca davalıya, müvekkili şirket tarafından yine aynı şahsın talebiyle 14.01.2020 tarihinde 11.500.- Euro ve 06.04.2018 tarihinde 6.000.-Euro olmak üzere toplam 17.500- Euro gönderildiğini, ancak bu meblağların akibetinin, şirketin hangi iş ve işlemleriyle ilgili olarak sarf edildiğinin açıklanmadığını ve faturalandırılmadığını, dolayısıyla halen davalının uhdesinde olan bu paraların müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, davalı, belirtilen meblağlar ölçüsünde müvekkili şirkete borçlu olup işbu meblağların beherinin davalıya verildiği tarihten itibaren işleyen faiz borcunun toplam 11.207,29 TL olduğunu, 22.06.2020 tarihli faturaya konu reklam hizmetinin ödemesinden arta kalan 13.999 TL’nin, 14.01.2020 tarihinde 11.500.- Euro ve 06.04.2018 tarihinde 6.000.-Euro olmak üzere toplam 17.500- Euronun ve işleyen 11.207,29 TL tutarındaki faizinin müvekkil şirkete ödenmesi için davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak davalı bu ihtara rağmen müvekkiline olan borcunu ödemediğini, ihtarnameye cevap dahi vermediğini, davalının, anılan şahsın talebiyle, farklı tarih ve tutarlarda kendisine gönderilen paraları, şirket nam ve hesabına ve şirketin faaliyeti için kullanmadığından, müvekkili şirketin alacaklı konumunda olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; müvekkili şirketten farklı tarih ve tutarlarda kendisine gönderilen paraları, şirket nam ve hesabına ve şirketin faaliyeti için kullanmadığı ve bu meblağları kendisine gönderilen ihtarnameye rağmen müvekkili şirkete geri ödemediği sabit olan davalıdan 20.12.2019 tarihinde gönderilen 13.999 TL’nin, 14.01.2020 tarihinde 11.500.- Euro ve 06.04.2018 tarihinde 6.000.-Euro olmak üzere gönderilen toplam 17.500- Euro’nun ve 11.207,29 - TL tutarındaki işlemiş ve dava sonunda paranın tahsiline kadar işleyecek faizin alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile yasal vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir, CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle;öncelikle bir hak kaybına sebebiyet vermemek bakımından zamanaşımı defi'inde bulunduklarını, davalının 2016 yılında kurulan davacı şirket kurucu ortaklarından ...'in babasına ait dava dışı ...'in avukatlık ofisinde uzun yıllardır çalıştığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi ne soför ne de korumalığını yaptığını, müvekkilinin, dava dışı ...'in danışmanı olduğunu, hatta ...'in milletvekili seçildiği dönemde ... danışman kadrosunda dahi istihdam edildiğini, davacı şirketin müvekkiline gönderdiği meblağların, şirketin kuruluş aşamasında şirkete müvekkili tarafından kısım kısım verilen borçların iadesinden ibaret olduğunu, 2016 yılında kurulan şirketin hem merkezinin bulunduğu ...'te hem de ... Bakanlığı işlemleri için ...'da yürütülen faaliyetleri için müvekkili tarafından çeşitli tarihlerde davalıya borç verildiğini ve harcamaların bu ödemelerle yapıldığını, davacı tarafından müvekkiline gönderilen ödemelerin başka bir amaçla gönderildiyse bunun açıklamalarının dekontlarda yer alması gerektiğini, aksinin kabulü hem ticaret hayatı hem de basiretli tacir kavramları ile örtüşmeyeceğini, davacı yanın dilekçesinde "talep ettiler gönderdik" şeklinde bir açıklama yaptığını, gönderilen meblağların yüksekliğine bakıldığında bir şirketin sadece birinin talebi ile 3. bir şahsa bu miktarda paraları göndermesinin hayatın olağan akışı ile uyarlı olmadığını, şirketin muhasebe kayıtlarında bu durumun farklı muhasebeleştirmiş olmasının müvekkili açısından hüküm ifade etmediğini, gönderildiği iddia edilen meblağların 2019 ve 2020 yıllarına ait olduğunu, bir şirketin ne için gönderildiğini bilmediği bir meblağı geri almak için 3 yıl gibi bir süre beklemesi hayatın olağan akışı ve basiretli tacir kavramları ile açıklanamayacağını, davacı tarafından müvekkiline gönderilen meblağların tamamı müvekkili tarafından şirketin kuruluş aşamasında şirkete gönderilen ve verilen meblağların iadesinden ibaret olup, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, dava dilekçesinde ... A.Ş.'den kesilen bir faturadan bahsedildiyse de bu faturadaki işlemin dava konusu meblağlarla bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin zaman zaman davacı şirketin ...'daki hem bürokratik hem de sair işlerinde davacıya yardımcı olduğunu, öyle ki davacı şirket yetkilisinin ...'ya yaptığı iş seyahatlerinde otel konaklamalarını dahi organize ettiğini, bahse konu faturanın da davacı şirketin bir işlemi nedeniyle keşide edilmiş fatura olduğunu, paranın gönderildiği tarih ile fatura tarihi arasında yaklaşık 6 ay gibi uzunca bir süre bulunduğunu, bu durumun dahi faturanın davacı tarafından müvekkiline gönderilen meblağdan bağımsız bir iş yapıldığının kanıtı olduğunu, davacı yanın ayrıca faiz talep etmekte ve faiz faturalarına dayandığını, hangi oranda ve hangi tarihten itibaren alacaklara faiz talep edildiği ve fatura kesildiği dahi belirli olmadığını, bu nedenle faturaları ve davacı yanın faiz talebini de kabul etmediklerini, kaldı ki tüm faturaların noter kanalıyla davacıya iade edildiğini, tüm bu nedenlerle iş bu haksız ve kötü niyetli davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası, ticaret sicil kayıtları, vergi kayıtları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, ödünç verildiği iddia edilen paranın iadesi talebine ilişkin alacak davasıdır. Mahkememizce11/10/2022 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 12/12/2024 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile özetle; "5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; her ne kadar davacı bir ticaret şirketi olup tacir ise de, davalı tacir sıfatına haiz değildir. Uyuşmazlık, taraflar arasında havale edilen paranın iadesi isteminden kaynaklanmakta olup, TTK'nın 4. maddesinde öngörülen mutlak ticari davalardan da değildir. Bu durumda, tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. O halde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1/a/3. maddesi gereğince, mahkemenin görevli olmadığı halde davaya bakmış olması karşısında, esas yönünden inceleme yapılmaksızın, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " denmekle mahkememiz kararı kaldırılmış dosya yeni esasa kaydedilmiştir. Bu nedenlerle görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava dilekçesinin usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kesin olmak üzere karar verildi.22/01/2025 Katip Hakim E-imzalıdır E-imzalıdır

Atıf: Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/74, K. 2025/101, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bati-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-74-e-2025-101-k-ce4528ef3ac7