İlk Derece Mahkemesi · Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/253 E. 2023/161 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/253
Karar No
2023/161
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/253 Esas - 2023/161 TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2022/253 Esas KARAR NO : 2023/161 HAKİM : ... KATİP :.. DAVACI :... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... - T.C. Kimlik No: .. ... VEKİLİ : Av. .. DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/04/2022 KARAR TARİHİ : 21/03/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21.03.2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın 08/03/2021 tarihinden 09/03/2022 tarihine kadar... pozisyonunda müvekkili şirkette çalıştığını, çalışmış olduğu süre ve pozisyonu dolayısıyla, müvekkili şirketin müşteri çevresi, üretim sırları ve yaptığı iş kapsamında tüm bilgilerine sahip bulunduğunu, davalı tarafın 09/03/2022 tarihinde Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi'ni istifa etmek suretiyle feshettiğini, müvekkili şirket ile davalı taraf arasındaki 08/03/2021 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi'nin 3 numaralı eki içerisinde yer alan, Rekabet Yasağı Sözleşmesi'nin "İşverenin Haklı Menfaati ve Rekabet Yasağı" başlıklı 4. maddesi gereğince "Personel iş akdinin sona ermesinden itibaren, 2 yıl boyunca coğrafi açıdan ... yerlerinde; işbu sözleşmede belirtilen il sınırları içerisinde, işveren şirketin faaliyet konusu olan Havacılık alanında, herhangi bir biçimde işveren ile rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka rakip bir işletmede çalışmaktan, bunların dışında rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girmekten kaçınmayı kabul ve taahhüt eder", aynı sözleşmenin Rekabet Yasağının İhlali başlıklı 5. Maddesinde, "personelin rekabet yasağına aykırı davranması halinde işverenin uğradığı ya da uğraması muhtemel zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak kaydı ile brüt maaşının 5 katı tutarındaki cezai şart personel tarafından işverene ödenecektir."şeklinde olduğunu, davalı tarafın müvekkili şirkete karşı haksız rekabette bulunmama, müvekkili şirketin sırlarını saklama yükümlülüklerini yerine getireceğini taahhüt etmiş olmasına rağmen 09/03/2022 tarihinde müvekkili şirketle aynı il sınırları içerisinde, aynı sektörde faaliyet gösteren ve rakip firma olan ....'de yine müvekkili şirkette çalışmış olduğu aynı sıfatla yani, ...Mühendisi olarak işe başladığını, söz konusu rakip firmanın 01/10/1998 tarihinden 30/04/2016 tarihine kadar müvekkili şirkette Genel Müdür Yardımcısı pozisyonunda çalışmış olan ... isimli personel tarafından 2016 yılında, müvekkili şirket ile aynı sektör ve faaliyet alanında kurulduğunu, davalının aynı sektörde faaliyet gösteren firmada aynı sıfatla işe başlamasının davalı taraf ile müvekkili şirket arasında mevcut olan rekabet yasağı hükmü dikkate alındığında, müvekkili şirketi zarara uğratacak nitelikte olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL tutarlı tazminatın 09/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan, öncelikle bankalarca mevduata uygulanacak en yüksek faiziyle, mahkeme aksi kanaatte olunması halinde ise reeskont faiziyle, mahkemece aksi kanaatte ise avans faiziyle, yine mahkemece aksi kanaatte ise yasal faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan işbu davanın, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklı iş sözleşmesine dayalı olarak açılmış olduğundan İş Mahkemelerinin görevine girdiğini, bu nedenle davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinin HMK'nun 119 Ve 121. Maddelerinde sayılan unsurları içermediğini, ayrıca davanın 1.000,00 TL üzerinden kısmi dava olarak açılamayacağını, esasa ilişkin olarak da; davacının müvekkili tarafından rekabet yasağına aykırı davrandığına ilişkin iddialarının kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile rekabet yasağının sona erdiğini, davacı tarafından dayanılan rekabet yasağına ilişkin cezai şart hükmünün yasal koşulları sağlamadığından geçerli olmadığını, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların aksine müvekkili tarafından davacıya ait üretim sırrı veyahut müşteri çevresine ilişkin bilgiye sahip olmamakla birlikte bir an için aksi düşünülse bile, söz konusu bilgilerin kullanılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını savunarak, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı tarafın rekabet yasağı hükümlerine aykırı davrandığı iddiası ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Davada çözümü gereken yön, taraflar arasında yapılan "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi"nin eki içerisinde yer alan Rekabet Yasağı Sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükme davalı tarafın aykırı davranıp davranmadığı, davacının bu nedenle davalıdan tazminat talep etme hakkının doğup doğmadığı ile davalının usul ve esasa yönelik savunmalarının haklı bulunup bulunmadığının tespiti noktasındadır. Davalı tarafça davanın İş Mahkemelerinin görevine girdiği ileri sürülerek görev itirazında bulunulmuş ise de davalının rekabet yasağı hükmüne aykırı davrandığı yönündeki iddiaya dayalı olarak açılan işbu davanın, davalının iş akdinin sona ermesinden sonraki dönemdeki eylemlerine ilişkin olup, iş akdinin devamı sırasındaki eylemlere dayanılmadığından görevli mahkeme İş Mahkemesi olmayıp, ... olmakla davalının göreve ilişkin itirazının reddine karar verilmiş, usule ilişkin olarak ileri sürdüğü diğer itirazları da yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esasına geçilerek, davalının sözleşmeden doğan rekabet yasağı hükmüne aykırı davranıp davranmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, bu doğrultuda bilirkişi Rekabet Başuzmanı Dr....'tan 27.11.2022 tarihli rapor alınmış olup, düzenlenen raporda özetle; "Davanın konusu, işten kendi isteği ile ayrılan bir çalışanın rakip bir teşebbüste işe başlaması dolayısıyla rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranıldığının tespiti ve ilgili taahhütnamenin bir gereği olan cezai tazminatın ödenmesi talebinden ibarettir.İşçi-işveren arası rekabet yasağı hem iş sözleşmesi devam ederken hem de sözleşme bittikten sonra getirilebilen bir yükümlülüktür. Sözleşme sonrasına ilişkin getirilen rekabet yasağı 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 444-447. maddelerine istinaden ihtiyari olarak getirilebilen ve ağırlıklı amacı da işvereni korumak olan tali nitelikteki işçi-işveren arası sözleşmelerdir. Getirilen rekabet yasakları, işçinin işletmede yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili, somut göreviyle sınırlı olacak şekilde konulmalıdır. Ülkemizde işçiye yüklenen yasak, işçinin işten ayrılmasını da engelleyecek şekilde ve istihdam piyasasında işçinin hareket kabiliyetini ortadan kaldırma neticesini doğuran çok geniş kapsamlı olarak getirilmektedir. İşbu dava dosyasında da buna benzer bir durum görülmektedir. Rekabet yasağının, öncelikle işçinin şirketteki görevi ve sorumluluğu itibarıyla şahsa özel olarak sınırlarının net biçimde belirlenmesi gerekir. Somut olaya gelinecek olunursa, NC Proses Mühendisi olarak işe giren ve bir yıl gibi bir süre çalışan ve bu sürenin bir kısmının da dosya kapsamı bilgi ve belgelerden anlaşıldığı kadarıyla, işi öğrenme gibi oryantasyon eğitimi ile geçen ve proses elemanı olarak çalışması ve davacının asli teknik işlerine nüfuz edici bir konumu olmayan davalının kendi çalıştığı dönemde bile davacı açısından şirket içinde önemli bir rekabet unsuru olmadığı anlaşılmaktadır. Bu dönem, daha çok işi öğrenme süreci olarak vasat düzey iş sorumlulukları verilerek işçinin yetiştirildiği bir dönem olmuştur. Davalı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı kadarıyla görev kapsamı işlemleri kısa bir süre için (bir yıl) yürütmüştür. Davalının bu sürede davacı şirket nezdinde üstlendiği gerek görev ve sorumlulukları itibarıyla gerekse de unvan- mevki dolayısıyla şirket içi gizli ticari ve teknik bilgileri yüklenen; dolayısıyla şirket için rekabette önemli bir kişi düzeyine ulaşmadığı değerlendirilmektedir. Borçlar kanununun 444-447. madde hükümleri, işvereni işçinin işten ayrıldıktan sonra ifa edeceği zararlı ve haksız rekabete karşı koruma amaçlı konulmuştur. Dava dosya içeriğinde davalının rakip bir teşebbüste (bu hususa ilişkin herhangi bir bilgi, belge sunulmamıştır) işe başlaması dolayısıyla rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilmektedir.Bir işçi aleyhine rekabet yasağı hükümlerinin işletilebilmesi için kendisine daha önce iş yapması için verilen gizli / teknik bilgilerden ve işletmenin maddi ve gayri maddi varlıklarından haksız yararlanma durumu (müşteri çalma, teknoloji hırsızlığı gb) olması ve bunun sonucu olarak da önceki işvereninin de bundan ciddi bir zarar görmesi ya da zarar görmesinin kaçınılmaz olması gerekir. Bu çerçevede davalının yaptığı işin mahiyeti gözetilerek gerekli değerlendirilmelerin yapılması ve bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. İşbu dava dosyasında, davalının rakip şirkete transfer ettiği ileri sürülen somut bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Davalının ... Mühendisi ünvanıyla yaptığı işlerin parça üretim işleri ile ilgili işler olduğu anlaşılmaktadır. Bir şirket, faaliyet gösterdiği piyasada asli işleri ile, ürettiği mal/ hizmetler ile rekabet etmektedir. Bir şirketin üretim biriminde edinilen tecrübeyle rakip bir teşebbüste iş bulan davalının, yeni işvereni açısından önem arz eden tarafı çoğunlukla az da olsa iş tecrübesi, üretim sürecinin işleyişini az da olsa biliyor olmasıdır. Yoksa henüz bir yıldan biraz daha uzun tecrübesi olan bir işçinin yeni işverenini, rekabette yörünge atlayacak vasfı olması pek düşünülemez. Yeni işverene bu yönlü bir katkı sağlamayacak birinin eski işverenine de zarar verme ihtimalinin çok düşük olacağı değerlendirilmektedir. Çünkü bu düzeyde rekabet artık işçi işveren arasında değil de iki işveren arasında teknik boyutta gerçekleşmektedir. Yeni işverene yapılacak katkı, eski işverenden deyim yerindeyse kaçırılan teknoloji bilgisi ya da müşteri çevresi ya da tedarikçi bilgisi gibi bir bilgi değilse, ya da bu bilgiler zaten o rakip uhdesinde/sektör genelinde bilinen bilgilerse eski işverenin bir zararından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Mevcut dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı işçinin, mevcut işvereni nezdinde yapmakta olduğu iş ve işlemler eski işverenini kayda değer bir zarara uğratmayacak ve eski işvereninin iktisadi yaşamını tehlikeye sokabilecek nitelikte değerlendirilmediğinden (aksi yönde bir belge ya da delile dava dosyasında da yer verilmemesi sebebiyle) yapılan iş ve işlemin rekabet yasağına aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmektedir.Sonuç olarak; Davalı konumunda bulunan kişinin davacı nezdinde bir yıl gibi bir süreliğine proses mühendis olarak çalışması ve üstlendiği görev ve sorumluk itibarıyla davacının zararına, rakip teşebbüsü rekabette avantajlı hale getirecek bir varlık transferinin (Müşteri bilgisi, işletme sırrı, teknik sır vb) somut olarak ortaya konulamaması sebebiyle rekabet yasağı taahhüdünü ihlal edebilecek bir faaliyette bulunmasını gösterecek somut bilgi ve belgelere dosya kapsamında rastlanılamadığından, dava konusu ihtilafta rekabet etmeme yükümlüğüne aykırı iş ve eylemlerin ortaya çıkmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde görüş bildirildiği, rapora karşı davacı vekilince itirazda bulunulduğu, mahkememizce yapılan 27.12.2022 tarihli celsede öncelikle uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan eksik bilgi ve belgelerin toplanmasına karar verildiği, bu doğrultuda...'ne müzekkere yazılarak; davacı Küçükpazarlı ... ile dava dışı ...'nin faaliyet konuları ve faaliyet alanlarının neler olduğunun bildirilmesi ile anılan şirketlere ait ana sözleşmelerinin bir örneğinin gönderilmesinin istendiği, yine dava dışı ...e müzekkere yazılarak; davalı ...'in şirkette hangi konumda çalıştığı, ne iş yaptığı, sorumluluk ve görev alanının ne olduğu hususlarında acilen bilgi verilmesinin istendiği, bu eksik hususlar tamamlandıktan sonra dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdine verildiği, ara kararlar uyarınca eksik hususların tamamlandığı ve dosyanın bu kez bilirkişiler Makine Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı ... ile Nitelikli Hesaplama Uzmanı-Hukukçu....'e tevdi edildiği, bilirkişiler tarafından düzenlenen 21.02.2023 tarihli raporun dosyaya sunulduğu görülmekle, sunulan raporda özetle; "Davanın, davacı....'ye ait işyerinde sigortalı ... Mühendisi pozisyonunda) olarak çalışan davalı ...’in iş akdini fesheden işten ayrılıp başka bir şirkette (.... de) işe başlaması sebebiyle, ..... tarafından, ...’in taraflar arası akdedilen sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi sebebiyle cezai şartın faiziyle birlikte tazmini talebi ile açılan dava olduğu, davalının davacı şirkette işe başlama tarihinin 08.03.2021 olduğu, 09.03.2022 tarihinde ayrıldığı (toplam olarak çalışmış olduğu sürenin 1 yıl olduğu), davacı....'nin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde belirtilen "MAKSAT VE KONULARI" başlığında verilen bilgileri incelenmekle Havacılıkla direkt ilgili konunun olmadığının görüldüğü, yapılan araştırmada, Havacılık sektörüne yapılan malzeme üretiminin, genel anlamda "METAL KALIPLA" üretilen malzemeler olduğu değerlendirilmiş olup, metal kalıpla malzeme ve yedek parça üretiminin sanayide birçok işyeri tarafından yoğun şekilde yapılan işlerden olduğu, bu tür işlerde her bir üretim için özel olarak yapılmış/yaptırılmış kalıpların bulunduğu, bu kalıpların (iş geldikçe kullanılmak üzere) işyerinde saklandığı, bu kalıpla ilgili iş geldiğinde, kalıbın saklandığı yerden alınarak, makineye (pres tezgahlarına) takılmakta (monte edilmekte) ve istenen sayıda malzeme üretilmekte olduğunu, çalışanların tecrübelerini, bilgilerini, çalıştıkları yerlerde kullanmalarının doğal bir durum olduğunu, ancak herhangi bir işyerinin sırrı konumunda olan bilgiler varsa, bunların belirlenmesi ve belirtilmesinin gerektiğini, davalının davacının "SIRRI NİTELİĞİNDE BİR BİLGİYİ" ifşa ettiğine veya yeni çalıştığı işyerinde kullandığına dair herhangi bir belge ve bilginin bulunmadığını, (dava dışı) .... ile ilgili olarak şirketin amaç ve konusu incelendiğinde, bu şirketin büyük oranda elektronik sanayi, silah sanayi ve havacılıkla ilgilenmekte olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamındaki belgelerden; Davalı ...’in davacı....'ye maddi ve manevi zarar oluşacak şekilde herhangi bir bilgisini ....'ye veya başka bir şirkete verdiğine dair herhangi bir bilgi, delil bulunmadığı, davalı ...’in davacı şirket ile ilgili olarak, şirketin müşteri çevresi, üretim sırları ve yaptığı iş kapsamında haksız rekabet şartları oluşturacak nitelikte bir faaliyetine rastlanmadığı, bu doğrultuda muhtemel bir riskin tespit edilemediği, davalının davacı şirkete karşı haksız rekabet oluşturacak nitelikte bir faaliyetine rastlanmaması nedeniyle tazmini gereken bir zarar tazminatı meblağının doğmadığının ve oluşmadığının anlaşıldığı" yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.Düzenlenen raporların birbirini teyit ettiği ve alınan son bilirkişi kurulu raporunun dosyaya getirtilen deliller de incelenerek hazırlandığı görülmekle, tahkikata son verilmiştir. Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, alınan bilirkişi raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı.... ile ilgili olarak, şirketin müşteri çevresi, üretim sırları ve yaptığı iş kapsamında haksız rekabet şartları oluşturacak nitelikte bir faaliyetine rastlanmadığı, bu doğrultuda muhtemel bir riskin tespit edilemediği, davalı ...'in davacı şirkete karşı haksız rekabet oluşturacak nitelikte bir faaliyetinin tespit edilememiş olması karşısında, davacı yönünden anılan sebebe dayalı olarak davalıdan talep edilebilecek tazmini gereken bir zararın doğmadığı, davacının iddialarının soyut nitelikte olup, davalının haksız rekabette bulunduğu yönündeki davacı iddialarının kanıtlanamamış olması karşısında davacının yerinde görülmeyen davasının reddine karar vermek gerekmekle, açıklanan gerekçeye ve varılan hukuki sonuca uygun olarak davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının yerinde görülmeyen davasının REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcından, dava açılırken alınan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile ödenmesi gereken 99,20-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava değeri de gözetilerek belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ..'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/03/2023 Katip... ¸e-imzalıdır. Hakim... ¸e-imzalıdır.

Atıf: Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/253, K. 2023/161, T. 21.03.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-253-e-2023-161-k-d9e694a7d18a