İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/780 E. 2023/841 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/780
- Karar No
- 2023/841
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/780 Esas - 2023/841 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/780 KARAR NO : 2023/841 HÂKİM : ... KATİP : ... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : .... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 17/11/2023 KARAR TARİHİ : 29/11/2023 G.K. YAZIM TARİHİ : 30/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, I) İDDİA : Davacı .... Bankası A.Ş. vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili banka arasında akdedilen kredi sözleşmesi gereğince, davalıya ticari kredi kartı tahsis edildiği ve kullandırıldığı; söz konusu kredi kartının kullanımından kaynaklanan borcun süresinde ödenmemesi nedeniyle davalıya ihtarname gönderildiği; borcun ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, borçlunun yasal süresi içerisinde tüm borca ve fer'ilerine itiraz ettiği ve icra takibinin durduğu; borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğu belirtilmiş olup; anılan dava dilekçesi kapsamında, müvekkili bankanın mağduriyetinin önlenmesi amacıyla davalı borçlunun menkulleri, gayrimenkulleri, alacakları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde mümkünse teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalının itirazının iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. II) SAVUNMA : Davalı tarafa; dava dilekçesini ve tensip zaptını içerir davetiyenin, 27/11/2023 tarihinde, usulüne uygun olarak tebliğ edildiği; karar tarihi itibariyle yasal cevap süresinin henüz dolmadığı anlaşıldı. III) DELİLLER : .... Esas Sayılı Dosyası. .... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. .... Tarafından Gönderilen 27/11/2023 Tarihli Cevabi Yazı. .... Tarafından Gönderilen 29/11/2023 Havale Tarihli Cevabi Yazı. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememizde açılan davanın; davacı .... Bankası A.Ş. ("davacı şirket" veya "davacı banka" olarak anılacaktır) ile davalı ... ("davalı" olarak anılacaktır) arasındaki "Kredi Kartı Sözleşmesinden Kaynaklı İtirazın İptali Davası" olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın konusunun; .... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davacı bankanın (takip tarihi itibariyle) 224.677,17 TL. (asıl alacak, işlemiş faiz ve faiz gider vergisi) alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile takip sonrası uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. b) Genel Hukuki Tasnif : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare : 6335 - 26.6.2012 / m.1) "ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi" sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Davalar ve Çekişmesiz Yargı İşlerinin Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) ... (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) ..." Yukarıda belirtilen madde hükümleri kapsamında açıkça belirtilmekte olduğu üzere Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu doğrultuda "kamu düzenine ilişkin" olan görev kurallarının uygulanması, Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında tetkik edilmesi zorunlu bir unsur olup; gerek tarafların talebi doğrultusunda ve gerekse Mahkeme tarafından re'sen, yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilmektedir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup; söz konusu düzenleme uyarınca, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmemektedir. Gerek 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve gerekse 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında; Asliye Hukuk Mahkemeleri, Sulh Hukuk Mahkemeleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki görev sınırları, detaylı bir şekilde belirtilmiş olup; TTK.'nın 4. ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere; öğretide "Mutlak Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve taraflarının "tacir" sıfatları dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile öğretide "Nispi Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin "ticari işletmesi ile ilgili olan" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir. 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca mutlak ticari davalar; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde; rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501. maddelerinde; kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519. maddelerinde; komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545. maddelerinde; ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554. maddelerinde; havale hakkındaki 555 ilâ 560. maddelerinde ve saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları olarak belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen genel kuralın istisnası mahiyetindeki düzenleme, yine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 maddesi kapsamında belirlenmiştir. Buna göre; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen "havale", "vedia" ve "fikir ve sanat eserlerine ilişkin" haklardan doğan davalar da, "ticari dava" niteliğindedir. Detayları belirtilen "Hukuk Mahkemelerinde Görev" müessesesinin incelenmesinde, ayrıca 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1. maddesinin (l) bendinde tanımlamasını bulan "Tüketici İşlemi" kavramının tetkiki de büyük bir önem arz etmektedir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. Maddesinin, "Tüketici İşlemi" tanımını düzenleyen (l) bendi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," Anılan madde hükmünde de açıkça belirtilmekte olduğu üzere tüketiciler ile ticari veya mesleki amaçlarla (veya onların nam ve hesabına) hareket edenler arasında kurulan bankacılık ve benzeri sözleşmeler kapsamında yapılan işlemler de "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiştir. c) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; davacı banka tarafından, davalının kullanımına tahsis edilen kredi kartının "ticari kredi kartı" adı altında sınıflandırıldığı anlaşılmakta ise de; bir banka kredi kartı sözleşmesinin, sırf ilgili banka tarafından "ticari kredi kartı sözleşmesi" olarak tanımlanmış olması nedeniyle, anılan kredi kartı sözleşmesi uyarınca açılacak her davanın "mutlak ticari dava" olarak nitelendirilmesine sebebiyet vermeyeceği; ilgili görev tasnifinin, yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca, ilgili yargı makamları tarafından takdir olunacağı aşikar olup; Mahkememizce yapılan incelemede, davacı banka ve davalı gerçek kişi olan ... arasında yapılan kredi kartı sözleşmesinin, salt davacı banka tarafından yapılan "ticari kredi kartı sözleşmesi" ibaresine/tanımlandırmasına dayanılarak "mutlak ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği; bununla birlikte anılan sözleşme kapsamında, davalı gerçek kişinin, "ticari şirket namına" kullanmadığı kredi kartı ile ilgili işlemlerinin, yasal "tacir sınıflandırma" kriterlerine uygun olduğuna dair başkaca bir tespite de rastlanılmaması hususları dikkate alınarak, huzurdaki işbu davanın "mutlak ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte; "mutlak ticari dava" niteliği taşımadığı anlaşılan dava ile ilgili olarak görev müessesesinin tetkikinde, yukarıda detaylı olarak incelenen 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi uyarınca davanın, "nispi ticari dava" olup olmadığının tespiti lüzumu bulunduğundan; Mahkememizce davalı gerçek kişinin "tacir sıfatının" bulunup bulunmadığı hususunun araştırma yapılması amacıyla .... müzekkere yazılmış olup; .... tarafından Mahkememize sunulan 27/11/2023 tarih ve ... sayılı cevabi yazı kapsamında, "davacı gerçek kişinin 'Serbest Meslek Kazanç Defteri' tuttuğunun, 2022 takvim yılı gayrisafi hasılatının 25.483,34 TL., 2023 son dönem gelir geçici vergi beyannamesindeki brüt satış tutarının 20.757,58 TL olduğunun" bildirildiği anlaşılmakla, bu doğrultuda davalının "tacir sıfatının" bulunmadığı ve bu nedenle huzurdaki davanın, "nispi ticari dava" olarak da nitelendirilme imkanının bulunmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında; davacı banka ile davalı gerçek kişi arasındaki ilişkinin bir "banka-tüketici ilişkisi" olduğu; davalı gerçek kişinin kredi kartı işlemlerinin, "tüketici işlemi" olduğu ve bu doğrultuda huzurdaki davanın, "ticari dava" olarak nitelendirilmesi imkanının bulunmadığı anlaşılmış olup; 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesi uyarınca, Mahkememizin görevsizliğine ve Tüketici Mahkemesinin görevli bulunduğuna dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE; 2) Görevli Mahkemenin, .... Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE, 3) Mahkememiz kararına yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın, görevli olan .... Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; 4) İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara İHTARINA (işbu kararın tebliği ile ihtar edilmiş kabul edilecektir); 5) Harç ve yargılama giderlerinin; 6100 Sayılı HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca, görevli Mahkeme dosyası kapsamında DEĞERLENDİRİLMESİNE; 6) Dosya kapsamında verilen 22/11/2023 tarihli ihtiyati haciz kararının, bu aşamada AYNEN DEVAMINA; işbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen yasal süreler içerisinde, dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmemesi halinde res'en inceleme ile verilecek verilen "davanın açılmamış sayılmasına" dair karar kapsamında, ihtiyati haciz kararının KALDIRILMASINA; Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde verilen karar, gerekçeli kararın TEBLİĞ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi. 30/11/2023 Katip .... Hâkim ... ¸ ¸ Gerekçeli Karar