İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/673 E. 2023/926 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/673
Karar No
2023/926
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/673 Esas - 2023/926 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/673 Esas KARAR NO : 2023/926 HAKİM : .... KATİP : .... DAVACI : .... VEKİLİ :Av. .... DAVALI : .... VEKİLİ :Av. .... DAVA :Alacak ve Banka Teminat Mektubunun İadesi (Hizmet Alım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/10/2022 KARAR TARİHİ : 25/12/2023 KARAR Y.TARİHİ : 03/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan "Alacak ve Teminat Mektubunun İadesi" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ... ... yapmış olduğu .... Santralinin 2010 yılı güvenliğine ilişkin ihalesini yüklendiğini, 20.07.2010 tarihinde başlayan hizmet sözleşmesinin 10.08.2012 tarihinde sona erdiğini, ihalenin sonucu olarak ödenmesi gereken son hakedişlerinin davalı tarafından müvekkiline ödenmediğini, davalı kuruma 20.07.2010 tarihinde başlayan hizmet sözleşmesinin 10.08.2012 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirket tarafından davalı kuruma .... 30.11.2012 tarihinde yazmış oldukları yazı ile hakedişlerinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı şirket tarafından işin bitiminden bu güne kadar çalıştırdıkları personelden ibraname alarak işletmeye tevdi etmediklerinden bahisle müvekkiline ait hakedişlerin ödenmediğini, ayrıca hakedişleri ödenmediği gibi, ihale sırasında müvekkili tarafından verilen 15.07.2010 tarih ve ... sayılı 23.000,00 TL bedelli ... A.Ş. Kesin Teminat Mektubunun da müvekkiline iade edilmediğini, davalının teminat mektubunu iade etmeme ve hakedişlerini ödememe gerekçelerinin hukuka aykırı olduğunu, davalının müvekkili şirketten ihale konusu işte çalıştırmış olduğu işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğine ilişkin ibranamenin müdürlüğe tevdi edilmesinin istenilmesine karşın, kıdem ve ihbar tazminatının doğması için İş Kanuna göre işçinin iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde feshinin gerektiğini, mevcut olayda ise söz konusu işte çalıştırılmış olan işçilerin sözleşmelerinin feshedilmediğini, yapılmış olan yeni bir ihale ile işin başka bir firma tarafından yüklenilerek devam ettirildiğini, çalışan işçilerde iş bu firmada kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiklerini, işçilerin ne kadar daha çalışmaya devam edecekleri iş akitleri feshedildiğinde ise bu feshin kıdem tazminatı doğurup doğurmayacağının bilinmediğini, somut olayda 4857 sayılı iş kanunun da düzenlenmiş olan işçilerin mevcut olan iş sözleşmelerinden doğan bütün hak ve borçlarının devralana geçtiğini, yine işçilerin iş yerinde vardiyalı olarak çalışmaları dolayısıyla fazla mesai yapmadıklarını, şayet işçilerin vardiyaları Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günlerinden birine denk gelmiş ise bu günlere ilişkin çalışma ücretlerini ve fazla çalışma ücretlerini de maaşlarına ek olarak aldıklarını, çalışan işçilerin tamamının yıllık izinlerini kullandıklarını, yani söz konusu işte çalışan işçilere ilişkin müvekkiline yöneltilebilecek herhangi bir doğmuş borç bulunmadığını, konuya ilişkin olarak hizmet alımlarında uygulanacak tip idari şartnamenin 54.2 maddesine göre de işçilerin işçilik alacaklarının iş akdinin feshinde ödeneceğinin hüküm altına alındığını, müvekkilin hakedişi ve teminat mektubu herhangi bir haklı sebebe dayanmaksızın iade edilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkiline ödenmeyen hakedişe ilişkin şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak 30.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkiline iade edilmeyen 15.07.2010 tarih ve ... sayılı 23.000,00 TL bedelli ... A.Ş. Kesin Teminat Mektubu'nun müvekkile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça aynı konuda yani iş bu davaya konu edilen 15.07.2010 tarihli, ... nolu, 23.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun kendilerine iadesi talebiyle .... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, 31.10.2018 tarih ve ..... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiğini, söz konusu kararın taraflara tebliğ edildiğini, her iki taraf da süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunmadığı için kararın kesinleştiğini, hukuk muhakemeleri kanununun 114. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca, aynı konuda verilmiş bir kesin hüküm bulunmamasının dava şartı olduğunu, bu sebeple, davacı tarafın teminat mektubunun iadesine yönelik talebinin, HMK 115/2 gereği, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, teminat mektubunun iadesine yönelik talep konusuz kaldığını, davacının davaya açmada hukuki yararı bulunmadığını, dava dilekçesinde de belirtilmiş olduğu üzere, davacı taraf ile müvekkili idare arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 10.08.2012 tarihinde sona erdiğini, davanın açılış tarihi de göz önüne alındığında, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, bu sebeple davanın zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde, her ne kadar davacının son hakedişinin ödenmemiş olması sebebiyle alacağının bulunduğu iddia edilmekteyse de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, bu iddianın aksine, müvekkilin davacıdan alacağı olduğunu, davacının 5.577,37 TL tutarındaki son hakedişinin, davacının sözleşme ve ihale dokümanında belirtilen şartları yerine getirmediği için ödenmediğini, davacı firmanın yanı sıra, ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti.'nde de özel güvenlik hizmet alımı kapsamında çalışan ...'nin sözleşmesinin feshedilmesi üzerine, müvekkili idare tarafından söz konusu işçiye toplam net 23.721,38 TL (brüt 24.658,32 TL) ödendiğini, imzalanan hizmet alım sözleşmeleri gereği, ödenen bütün işçilik alacakları ve tazminatlardan, işçilerin işvereni konumundaki alt işveren firmaların sorumlu olması sebebiyle, davacı ... ve diğer işverenler ... ile ... firmalarından kendi sorumluluklarında olan meblağı ödemelerinin istenildiğini, bu meblağların ödenmemesi üzerine bahse konu firmalar aleyhine, .... E. sayılı dava açıldığını, ... Ltd. Şti.'nin, ...'ye ödenen kıdem ve ihbar tazminatından sorumluluğunun 10.356,87 TL olarak hesaplandığını, bu tutarın, davacı firmanın bloke edilen 5.577,37 TL hak edişinin mahsup edildiğini ve rücu davasında 4.779,50 TL'nin ... firmasından, işçiyi kendi çalıştırmış oldukları dönemlere ilişkin meblağların ise ... ve ... firmalarından talep edildiğini, mahkemece verilen hükme esas alınan 13.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda, yapılan hesaplama uyarınca ... firmasının işçiye ödenen tazminatlardan sorumluluğunun 9.270,07 TL olarak hesaplandığını, yapılan 5.577,37 TL mahsup sonrası ise, müvekkile borcunun 3.692,70 TL olduğunun tespit edildiğini ve Mahkemece verilen 07.02.2020 tarih ve .... K. sayılı karar ile bu yönde hüküm kurulduğunu ve bu kararın kesinleştiğini, her ne kadar, dava dilekçesinde, söz konusu işte çalışan işçilerden, davacı firmaya yöneltilmiş bir talep olmadığı iddia edilmişse de bunun doğru olmadığının ortada olduğunu, davacı firmada, 10.08.2010-09.08.2012 ve 10.08.2016-21.11.2016 tarihleri arasında çalışmış olan işçi ...'nin ödenen alacaklarına ilişkin, davacı firmanın müvekkile borcunun toplam 9.270,07 TL olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu, bunun 5.577,37 TL'si, davacının işbu davaya konu etmiş olduğu son hakediş tutarının mahsubu ile karşılandığını, karşılanmayan kısım için dava açıldığını, ...., sayılı kararıyla, hakediş miktarı mahsup edildikten sonra dahi, davacının müvekkil idareye 3.692,70 TL daha borcu kaldığının ortaya çıktığını, bahse konu karar kesinleşmiş olmasına rağmen, söz konusu para ödenmediğini, davacı firmaca, işbu davaya konu etmiş oldukları hakedişin kendilerine ödenmesi için, .... E. sayılı davanın açıldığını ancak bu dava takipsiz bırakılarak, açılmamış sayılmasına karar verildiğini, söz konusu dosyada alınmış olan bilirkişi raporunda da, son hakedişin ödenmesi talebinin, davacının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği için yapılmadığı hususunun belirtildiğini, davacının teminatının iade edilmemesi ve son hakedisinin ödenmemesi taleplerinin hukuka uygun olduğunu savunmuş davanın usulden, talepleri kabul görmezse esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Taraflar arasında ... 2010 yılı ... İşine ilişkin sözleşmenin akdedildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Davadaki uyuşmazlığın; taraflar arasında akdedilen ... 2010 yılı ... nedeniyle davacının bakiye hakediş alacağının kalıp kalmadığı, sözleşme konusu iş kapsamında davacı idareye verilen 15.07.2010 tarihli ... nolu 23.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iade edilip edilmediği, teminat mektubu yönünden kesin hüküm oluşup oluşmadığı, davacının davalı idareden hakediş alacağının kalıp kalmadığı, kalmış ise davadaki taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarına ilişkindir. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, idari ve teknik şartnameler, hakediş ödemeleri. 6. Taraflar arasında akdedilen ... 2010 yılı ... nedeniyle davacı ihale makamına teslim edilen ... A.Ş. ... Şubesine ait 15.07.2010 tarihli ... nolu 23.000,00 TL bedelli teminat mektubu. 7. ... A.Ş. .... Şubesinin 06.06.2023 tarihli müzekkere cevabı. İncelenmesinde; dava konusu teminat mektubunun bankaya iade edildiğinin bildirildiği görülmüştür. 8. .... Esas sayılı dava dosyası. İncelendiğinde; davacısının ... Şirketi, davalısının... Şirketi olduğu, dava konusunun; taraflarca akdedilen ... 2010 yılı ... kapsamında davacı ihale makamına teslim edilen ... A.Ş. ... Şubesine ait 15.07.2010 tarihli ... nolu 23.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iadesi istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama neticesinde tesis edilen 31.10.2018 tarih ve .... K. sayılı kararla davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür. 9. .... Esas sayılı dosyası. İncelendiğinde; davacısının ... Şirketi, davalısının... Şirketi olduğu, dava konusunun; taraflarca akdedilen ... 2010 yılı ... kapsamında ödenmediği ileri sürülen hakediş alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılamada verilen 12.09.2019 tarih ve ..... sayılı kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, iş bu kararının 26.02.2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 10. .... Esas sayılı dosyası. İncelendiğinde; davacısının... Şirketi, davalıların ... Şirketi, .... Hizm. Ltd. Şti., .... Ltd. Şti. olduğu, dava konusunun; taraflarca akdedilen hizmet alım sözleşmeleri uyarınca davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarının rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama neticesinde kurulan 07.02.2020 tarih ve .... K. sayılı kararla davanın kabulüne karar verildiği, kararının 02.02.2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 11. Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup; bilirkişi 06.05.2023 tarihli raporunun sonuç kısmında özetle; .... Esas sayılı dosyası kapsamında ... A.Ş.'nin, .... Hiz. Ltd. Şti.'den alacaklı olduğu, dolayısıyla yüklenicinin bu işten dolayı idareye borcunun bulunduğu, kesin teminatın iadesi için ... alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesi gerekmekte olup, dava dosyasında yüklenicinin ... aldığı ilişiksiz belgesini idareye sunduğuna dair herhangi bir kayıt ve belgeye rastlanmadığını, taraflar arasında akdedilen sözlemede belirtilen şartları yerine getirmediğinden yüklenicinin kesin teminatı iade edilmesi talebinin sözleşme ile uyarlılığının bulunmadığı görüşünü bildirmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 12. Dava; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan hakediş alacağı ve sözleşme kapsamında alınan teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir. 13. Somut olayda; davacı, .... 2010 yılı ... İşinden kalan bakiye hakediş alacağının ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL bakiye hakediş alacağı ile ve sözleşme konusu iş kapsamında davacı idareye verilen 15.07.2010 tarihli ... nolu 23.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iadesine karar verilmesini istemiştir. 14. Davalı ise; davacının teminat mektubunun iadesi davasının, kesin hüküm bulunduğundan, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, yanısıra alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığından reddedilmesi gerektiğini, esasa yönelik olarak da; davacının hakediş alacağının bulunmadığını aksine davacıdan alacaklı olduklarını, davaya konu teminat mektubunun ise davadan önce bankaya iade edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. 15. Davanın esası incelenmeden önce davalı yanın kesin hüküm ve zamanaşımı defi taleplerinin incelenmesi gerekmektedir. 16. İlk olarak davalı yanın kesin hüküm itirazı incelenmiştir. 6100 sayılı HMK madde 114/1- (i) bendinde de "aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" dava şartı olarak düzenlenmiştir. Mahkeme dava şartlarının varlığını 6100 sayılı HMK'nın 115/1. fıkrası gereğince davanın her aşamasında resen araştırmak zorundadır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. 17. Maddi anlamda kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu dava konusu aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. 18. Kesin hükmün ikinci koşulu olan dava konusu, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın konularının aynı olup olmadığını anlamak için, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırılması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, dava konusu aynı değil demektir. 19. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukukî ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile, iki davanın da temelini oluşturan aynı hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder. 20. Yukarıda anlatılan açıklamalar ışığında; bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. .... Esas sayılı dava dosyasında; davacının dosyamız davacısı ... Şirketi, davalısının dosyamız davalısı... Şirketi olduğu, dava konusunun eldeki davanın konusunu teşkil eden; taraflarca akdedilen ... 2010 yılı ... kapsamında davacı ihale makamına teslim edilen ... A.Ş. ... Şubesine ait 15.07.2010 tarihli ... nolu 23.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iadesi olduğu, davada dayanın maddi vakıa ve sebeplerin eldeki dava ile aynı olduğu görülmüştür. Görülmektedir ki; .... Esas sayılı dosyasının tarafları, dava sebepleri ile sonuç ve istemleri, eldeki dava ile aynıdır. .... Esas sayılı dosyasında kurulan 31.10.2018 tarih ve .... K. sayılı hükümle davanın reddine karar verilmiş ve anılan karar istinaf edilmeden kesinleşmiştir. Bu halde; davacının teminat mektubunun iadesi istemine ilişkin .... Mahkemesinin 31.10.2018 tarih ve ..... sayılı kararının eldeki dava için kesin hüküm oluşturduğu anlaşıldığından, davacının teminat mektubunun iadesi davasının; 6100 sayılı HMK'nın 114/1-(i) ve 115/2. fıkrası gereğince usulden reddine karar verilmiştir. Kaldı ki, yapılan yargılamada davaya konu teminat mektubunun 28.04.2015 tarihli yazı ile davalı yanca ... A.Ş. ... Şubesine iade edildiği görülmekle, davacı yanın talebinin bu nedenle de yerinde olmadığı açıktır. 21. Davalı yan, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.08.2012 tarihinde sona erdiğini ileri sürerek davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunmuştur. 22. Davacı şirket, taraflarca akdedilen ... sözleşmesinden kaynaklanan bakiye hakediş alacağının tahsilini talep etmektedir. TBK’nın 146. maddesinde (818 sayılı BK m. 125) sözleşmeye dayanan alacakların, başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu hükme bağlanmıştır. 23. Diğer yandan Covid-19 Salgını nedeniyle alınan tedbirleri kapsamında yargıda her türlü sürelerin; 7226 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un Geçici birinci maddesi kapsamında 13 Mart 2020 (bu tarih dahil) tarihinden 30.04.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durdurulduğu; akabinde 30 Nisan 2020 tarihli 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yargıda durma sürelerinin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatıldığı anlaşılmıştır. 7226 sayılı Kanun'un geçici madde 1/a hükmü uyarınca da; "... Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır...." düzenlenmesine yer verilmiştir. 24. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK m. 125 ve 6098 TBK’nın 146. maddesinde sözleşme zamanaşımı 10 yıl olarak düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 10.08.2012 tarihinde sona erdiği, eldeki davanın ise 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu 10.08.2022 tarihinden sonra 26.10.2022 tarihinde açıldığı görülmüştür. Ancak; zamanaşımı sürelerinin, 13.03.2020 tarihinden sürelerin yeniden işlemeye başladığı 16.06.2020 tarihine kadar; yaklaşık 3 ay 2 gün süreyle durdurulduğu, 7226 sayılı Kanun'un geçici madde 1/a hükmü uyarınca; duran sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, bu halde; 3 ay ve 2 günlük durma süresinin eklenmesi ile zamanaşımı süresinin 12.11.2022 tarihine kadar uzadığı, davanın da bu süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. İzah edilen nedenlerle açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından davalı yanın zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir. 25. Davalı yanın zamanaşımı defi yerinde bulunmadığından davacının bakiye hakediş alacağının esasının incelenmesine geçilmiştir. 26. Dava dosyasına kazandırılan .... Esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile; dosyamız davalısı ... A.Ş.'nin, dava dışı işçi ...'ye yapmış olduğu kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi nedeniyle, dosyamız davacısı .... Ltd. Şti.'den talep edebileceği rücuen alacak tutarın toplam 9.270,07 TL olduğu, .... Ltd. Şti.'nin 5.577,37 TL bakiye hakediş alacağının mahsubu sonrasında, dosyamız davalısı ... A.Ş.'nin, davacı .... Ltd. Şti.'den 3.692,70 TL alacaklı olduğu belirlenmiş ve Mahkemece bu tutar üzerinden davanın kabulüne dair kurulan hüküm 02.02.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Her ne kadar, Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda; .... Esas sayılı dosyasında karara teşkil eden bilirkişi raporunun aksine davacı .... Ltd. Şti.'nin son hakediş tutarı 5.478,75 TL (KDV dahil 6.464,93 TL) olarak hesaplanmış ise de, bu halde dahi davacının son hakedişinden alacağı bulunmadığı, davalı ... A.Ş.'nin bu dava kapsamında .... Ltd. Şti.'nden alacaklı olduğu belirlenmiştir. 27. Böylece; .... Esas sayılı dosyasında tesis edilen 07.02.2020 tarih ve .... K. sayılı kararla; davalı ... A.Ş.'nin, davacı .... Ltd. Şti.'den 3.692,70 TL alacaklı olduğu belirlenmiş, iş bu karar 02.02.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşen bu hüküm, tarafları bağlayıcı kesin delil niteliğinde olup, davacının davalıdan ... 2010 yılı .... İşine ait son hakedişden kaynaklı alacağının bulunmadığı anlaşıldığında davacının davasın reddine karar verilmiştir. VI-HÜKÜM 1. Davanın reddine, Karar ve İlam Harcı 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85-TL harcın, peşin alınan 409,86-TL harçtan düşümü ile arta kalan 140,01‬‬-TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3. Yargılama sırasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 4. HMK'nın 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, 5. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 6. Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3,13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 25.12.2023 tarihinde verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/12/2023 Katip .... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır

Atıf: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/673, K. 2023/926, T. 25.12.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-673-e-2023-926-k-b172e0395003