İlk Derece Mahkemesi · Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/154 E. 2024/669 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/154
- Karar No
- 2024/669
- Karar Tarihi
T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/154 Esas - 2024/669 T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ANKARA GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/154 Esas KARAR NO : 2024/669 DAVA : Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Alacak) DAVA TARİHİ : 04/03/2024 KARAR TARİHİ : 20/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/11/2024 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA Davacı dava dilekçesinde özetle, davacı müşteri firmanın yazılı talebi ile 2009 yılında ...'tan nakit kredi kullandırıldığını, firmanın bankadaki ticari hesabına nakit kredinin yatırıldığını ancak davacı firmanın davalı banka nezdindeki hesabında bulunan nakit kredinin kullandırıldığı 2009 tarihi itibariyle henüz gerçekleşmiş bir risk ve vadesi gelmiş bir alacağı bulunmadığı halde nakit kredinin fiziki olarak firmaya ödenmediğini, davalı bankanın hukuka aykırı olarak bu alacak üzerinde rehin ve hapis hakkını kullanarak dilediği tarihlerde davacı şirketin hesabındaki paranın kendilerince çekilmesi sonucu davacı şirketin zarara uğratıldığını, davacı tarafından banka hesabındaki paranın çekilmesi yönünde icazet verilmediğini, sahte dekontlarla şirketin hesabındaki paranın çekilmesi sonucu kredi yolsuzluğu yapıldığını, davacı firmanın 11.500.000 TL alacağının bulunduğunu, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak şartı ile 7.000,00 TL alacağa reeskont faizi de eklenerek davalı bankadan tahsil edilmesine yönelik karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili dilekçesinde özetle, davacı ile işbu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar konusunda yetki sözleşmesi yapıldığını, her iki tarafı da tacir olan sözleşmedeki yetki kurallarının geçerli olacağını, bu nedenle yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, arabuluculuk dava şartının dava açılmadan önce gerçekleştirilmediğini, bu halde huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ayrıca hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davacının talebi hakkında daha önce verilmiş kesin hüküm bulunduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının esasa ilişkin tazmin talebinin haksız olduğunu, davacının huzurdaki dava ile neredeyse aynı muhteviyattaki bir dilekçe ile dolandırıcılık iddiasında bulunduğunu, ...Cumhuriyet Başsavcılığının ... .... ... Soruşturma numaralı dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, müvekkili bankaca gerçekleştirilen işlemlerin sözleşmelere ve yasal mevzuata uygun olduğunu, davacının iddialarını somut hiçbir delille ispatlayamadığını, açıklanan nedenlerle dosyanın öncelikle usulden, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3. Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8] Eldeki dava 01.09.2023 tarihinden sonra açılmış olmakla, ticari bir dava olarak zorunlu arabuluculuğa tabi olup, arabulucuya başvurmak ve süreç tamamlandıktan sonra dava açılması hususu ve buna uyulmaması HMK'nin 114/2. maddesinde belirtilen "diğer dava şartlarına aykırılık" olarak davanın usulden reddi sebebidir. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartı denir. Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denilmektedir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz, bu durumda davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından re'sen gözetilir. Taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. 6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin ise saklı olduğu belirtilmiştir. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Yukarıda belirtilen yasal mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleşen somut olay değerlendirildiğinde; Dosya incelenmiş, davanın 04.03.2024 tarihinde açıldığı, arabuluculuk son tutanak tarihinin 22.03.2024 tarihi olduğu, dosyada dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmıştır. TTK 5/A maddesi alacak davalarından dava açılmadan arabuluculuk işlemlerinin tamamlanması gerektiği, son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerektiğini belirtmesi nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan HMK 115/2 gereğince usulden reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davanın TTK 5A ve HMK 115/2 gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 7.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20.11.2024