İlk Derece Mahkemesi · Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/540 E. 2024/934 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/540
Karar No
2024/934
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/540 Esas - 2024/934 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/540 Esas KARAR NO : 2024/934 BAŞKAN : ..... ÜYE : ..... ÜYE : ..... KATİP : ..... DAVACI : ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : ..... VEKİLLERİ : Av. ..... Av. ..... DAVA : Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ : 04/08/2022 KARAR TARİHİ : 26/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 22/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... San. ve Tic. A.Ş.'ne (VKN: .....) ait su şişeleme tesisi; müvekkil şirket nezdinde 30.05.2021 - 30.05.2022 vade tarihleri arasında ... sayılı "Ticari/Sınai İşletme Sigorta Poliçesi" ile teminat örtüsü altına alındığı. Poliçede sigortalı lehine bina için 4.800.000 TL, emtia için 5.400.000 TL sigorta teminat bedeli ile sigortalandığı, 02.04.2022 tarihinde saat 12:30 sıralarında; sigortalı şirketin " ....." riziko adresinde bulunan içme suyu şişeleme tesisinde, sigortalının talebi ile riziko mahalline gelen Kaynak Ustası davalı ... ( .....) tarafından personel kapısı montajı yapılırken tedbirsiz davranması neticesinde hasar meydana geldiğinin belirtildiğini, meydana gelen yangın olayının davacı şirkete ihbar edilmesi neticesinde, ... hukuk numaralı hasar dosyasının açıldığı ve riziko mahalli konusunda uzman görevlilerce incelendiğini, sigortalı mahallinde meydana gelen hasarın 2 milyon Türk Lirasını aşkın olsa da sovtaj tenzili sigortalı ile yapılan mutabakat sonrasında hasar bedelinin toplam 1.105.347,33 TL olduğunun Ekspertiz Raporunda raporlandığını, varılan mutabakat sonrasında sigortalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin hesabına 1.105.347,32 TL ödeme yapıldığı belirterek davanın kabulü ile;1.105.347,32 TL tutarın 31.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının olay günü molaya çıkmadan önce gerekli tüm tedbirleri aldığını, sonrasında molaya çıktığını, molaya çıkarken fabrika sahibinin de yanında olduğunu, molaya çıkıldığında herhangi bir yangın ya da yangın emaresi olmadığını, yangının nasıl ve nereden başladığı yönünde herhangi bir belirlemenin yapılmadığını, davalının kaynak makinası olay yerinde olduğu için olsa olsa kaynak makinasından yangın çıkmıştır diye tutanak tanzim edildiğini, elektrik tesisatının incelenmediğini, fabrikanın kamera kayıtları incelenmediğini, yangının tam olarak hangi sebeple çıktığı yönünde objektif bir araştırma yapılmadığını, kaynak işleminden kıvılcım çıkmıştır önermesi esas alınarak tüm tutanakların tanzim edildiğini, tüm bu nedenlerle meydana gelen yangın olayından dolayı davalının sorumlu tutulmasını kabul etmediğini, bir an için davalının yangından dolayı sorumluluğu kabul edilse bile bu sorumluluk yüzde yüz oranında değildir denildiğini, zira gerek fabrikanın bulunduğu mahal, gerek bir çok yanıcı, çabuk alev alıcı malzemenin mevcut olduğu nazara alındığında fabrikada iş güvenliği mevzuatı gereğince olması gereken yangın tüpü, yangın musluğu, yangın hortumu, yangın söndürme araç, gereçleri ve tertibatları bulunmamakta olup,eğer bu ekipman bulunmuş olsa idi yangının ilk müdahale ile söndürülebileceğini, işyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre işveren acil durumlarla mücadele için işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin niteliği, çalışan sayısı ile işyerinde bulunan diğer kişileri dikkate alarak; önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda uygun donanıma sahip ve bu konularda eğitimli yeterli sayıda çalışanı görevlendirmek ve her zaman hazır bulunmalarını sağlamakla yükümlü olduğunu, işveren tarafından bu yükümlülüğe uyulmadığın, bu konuda yeterli ekip ve ekipmanı sağlamadığını ve bu suretle yangına geç ve yetersiz müdahale edilmesine neden olunduğunu, dolayısıyla müvekkilin %100 oranında kusurlu olarak kabul edildiği ekspertiz raporunu kabul etmediklerini, davacı yanın sigortalısının da yukarıda belirtilen nedenlerle olayda kusuru bulunmadığını, bu kusur oranında ödenen tazminatın indirgenmesi gerektiğini, bu itirazları nazara alınarak aralarında iş güvenliği uzmanı ve yangın konusunda uzman itfaiye personelinin de olduğu bir heyetten kusur yönünde rapor alınması gerektiğini, ekspertiz raporundaki hesaplamaları kabul etmediklerini, özellikle bina maliyeti olarak yapılan hesaplamaların son derece fahiş olduğunu, yine sovtaj bedeli de eksik olarak belirlendiğini, yangından hasar gören ancak kullanılması mümkün olan emtianın değerinin eksik olarak belirlendiğini, bu nedenle bu konuda objektif değerlendirme yapılabilmesinin temini açısından bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Dava, davacı sigorta şirketince dava dışı sigortalısına ödenen bedelin TTK 1472 maddesi kapsamında halefiyet ilkesine dayalı davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir. Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller celp edilmiş, bilirkişi kök ve ek raporu alınmıştır. .....'na yazılan yazıya 30/09/2024 tarihli cevaptan, davalı ...'ın 17/06/2015 tarihi itibariyle basit usulde ticari kazanç mükellefiyetinin (esnaf) başladığı ve 27/04/2022 tarihi itibarıyla da faaliyetini terk ettiğinin bildirildiği, ...'ne yazılan yazıya 01/10/2024 tarihinde verilen cevaptan davalı ...'ın müdürlük sicil kayıtlarının tetkik ve incelenmesi neticesinde tacir kaydına rastlanılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan Kanunun 5. maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, asliye ticaret Mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir. TTK 16. Maddesinde "(1) Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. (2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. " hükmüne yer verilmiştir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Somut olayda; davacının, sigortalısının iş yerinde personel kapısı montajının davalı tarafından kaynak ustası olarak yapıldığı esnada çıkan yangın sonrası, sigortalıya ait iş yerinde çıkan bu yangın nedeniyle hasar oluştuğu, oluşan hasardan dolayı sigortalıya ödenen hasar bedelinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih ..... sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre uyuşmazlık değerlendirildiğinde davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleştiği ileri sürülen haksız fiil sorumluluğundan kaynaklandığı, davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin nazara alınması gerektiği, dava dışı sigortalının şirket olduğu, ancak davalının tacir olup olmadığı yönünden mahkememizce yapılan araştırmaya göre davalının tacir olmadığı, davacının da kabulünde olduğu üzere kaynak ustası vasfında esnaf olduğu, bu halde davaya bakmakta mahkememizin görevli olmadığı, dava dışı sigortalı ve davalı arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti itibariyle genel mahkemenin görevli olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1.c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1.c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren tarafların iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ..... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/12/2024 Başkan ..... e-imza Üye ..... e-imza Üye ..... e-imza Katip ..... e-imza

Atıf: Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/540, K. 2024/934, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-540-e-2024-934-k-22a487044583