İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/159 E. 2024/417 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/159
- Karar No
- 2024/417
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/159 Esas - 2024/417 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/159 KARAR NO : 2024/417 HAKİM :... KATİP : ... DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. .... Av. .... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. .... DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 08/03/2024 KARAR TARİHİ : 27/05/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06.06.2024 Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ün 23.12.2022 tarihinde vefat ettiğini, murisin ... farklı tarihlerde kullandığı 6 adet Tarımsal Kredileri nedeniyle hayat sigortaları yapılmış ve bunun karşılığında sigorta ücreti kesildiğini, muris öldüğü tarihten önce çekmiş olduğu kredilerin taksitlerini zamanında ödemekte iken vefat etmiş, müvekkilleri kredi borçlarının ödenmesi için başvuru yaptıklarında sigorta şirketi murisin poliçenin düzenlenmesi sırasında ölümüne neden olan hastalığını gizlemiş olduğu gerekçesiyle ödeme yapmadığını, müvekkilleri de bu arada işleyen kredi taksitleri nedeniyle icra yaptırımı ile karşı karşıya kalmamak adına birkaç taksidi ödemek zorunda kalmış ve ödemeye devam ettiklerini, bu nedenlerle öncelikle banka kredi ödemelerinin tedbiren durdurulmasına karar verilerek, netice olarak davalarının kabulü ile belirttikleri poliçe teminat bedellerinin taraflarına ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; bankaya husumet yöneltilmesi isabetli olmadığını, husumet itirazında bulunmak gerektiğini, müteveffa ile imzalanan sigorta sözleşmesinin diğer tarafı ... A.Ş olduğunu, bankaları ise bu sözleşmede sadece dain-i mürtehin (rehin alacaklısı) sıfatını taşıdığını, bu nedenle bankaları söz konusu kredi hayat sigortasında, sigorta bedelini sigortacıdan öncelikle isteme hakkına sahip olan 'dönülemez lehtar' konumunda olduğunu, dolayısıyla işbu dava her ne kadar lehtar konumunda olan müvekkili bankaya yöneltilmiş ise de davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dain-i mürtehin sıfatı olan bankalarının tazmin sorumluluğu bulunmadığı gibi bankalarının davaya muvafakati bulunmayıp dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, hayat sigortası poliçesini acente olarak düzenleyen bankanın tazmin sorumluluğu olmadığını, sigorta yapılmadan önce müteveffa beyan yükümlüğüne aykırı hareket ettiğini, ... poliçesi düzenlenmeden önce müteveffa sigorta kapsamında olmayan hiçbir hastalığa sahip olmadığını beyan ettiği bir sağlık formunu doldurduğunu, müteveffanın hastalığı teminat kapsamı dışında olduğunu bu nedenle sigorta sözleşmesi baştan geçersiz olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine; davaya ilişkin tüm yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış olup reddi gerektiğini, dava dilekçesinde dava değeri 1.000,00-TL olarak belirtilmiştir. 66.000,00-TL ve bu tutarın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunlu olduğu için işbu davanın reddi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkeme tüketici mahkemesi olduğunu, dava tüm mirasçılar tarafından açılmadığı için davanın reddi gerektiğini, dain-i mürtehin bankanın muvafakati alınması gerektiğini, davacılar murisi sigortalının vefat tarihi itibariyle .... numaralı poliçesi bulunduğunu, sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen kanser hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalı, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığını, kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen şirketimize bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddi ile, şirketleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER: -14/08/2023 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Sonu tutanağı, -Sigorta Dosyası, Poliçeler, MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava, ... sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k.maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre;" Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5.madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanunun Diğer Tüketici Sözleşmeleri başlıklı 49/(1). maddesinde; finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, aynı Kanunun 83/2.maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1.maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır. Emsal .... DAİRESİNİN 14/05/2024 gün ve ... sayılı ilamında "...Dosya kapsamından, ... Dairesinin 16.05.2017 tarih ve .... sayılı; ... Dairesinin 14.03.2017 tarih ve ... ve 12.07.2018 tarih ve .... kararlarında da belirtildiği gibi, davanın dayanağı ... sözleşmesi olup ticari kredi sözleşmesi değildir. ... sözleşmelerinin niteliği gereği, sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. Bu nedenle, davacılar miras bırakanı tüketici olup, davalı sigorta şirketi ile arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, 6502 sayılı yasa kapsamında kalan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiğinin kabulü ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." şeklinde kararları mevcuttur. Toplanan delillere göre; davacıların mirasçısı ile davalı sigorta şirket arasında hayat sigortası sözleşmesi imzalandığı, mirasçısının davalı sigorta şirketi ile gerçekleştirdiği hayat sigortası sözleşmelerini yaparken tüketici olarak hareket ettiği bu hale göre taraflar arasındaki ilişkinin bireysel hayat sigortası kapsamında kaldığı ve bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemeleri görevli olup, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan (HMK m.1) yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilir. İşbu uyuşmazlıkta tüketici işlemi bulunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, uyuşmazlık 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun kapsamında kaldığından Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatiyle, görev hususu dava şartı olduğundan, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli ve yetkili .... Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın yetkili ve görevli .... Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-HMK nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-İş bu karar taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına (bu kararın tebliği ile birlikte taraflara ihtarat yapılmış sayılmasına) Dair, davacılar vekili ile davalılar vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27.05.2024 Katip .... Hakim .... ¸[e-imzalıdır] ¸[e-imzalıdır]