İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/815 E. 2024/622 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/815
Karar No
2024/622
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR ESAS NO : 2022/815 Esas KARAR NO : 2024/622 HAKİM : ... ... KATİ : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALILAR ... MİRASÇILARI : 1-... - ... ... 2- ... - ... ... 3- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/12/2022 KARAR TARİHİ : 18/09/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Takip alacaklılarından senet hamili olan ... tarafından ...Esas sayılı dosyasına konu edilen 100.000,00 TL bedelli senetten dolayı müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu senedin müvekkili tarafından verilmediğini, alacaklının yeğeni ... tarafından tehditle, cebren müvekkilinin imzası alınmak suretiyle elde edildiğini, bu konuda ...Soruşturma dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, senet incelendiğinde müvekkilinin korku ve panik halinde, elleri titreyerek ve senedin düzenlenişine göre ters istikamette imza atıldığının görüleceğini, ... isimli şahsın senedi tehditle ... Hastanesi'nin kafeteryasında imzalatırken yanlarında ... isimli bakıcının da bulunduğunu, bakıcı ... ile yaptığı telefon görüşmesinin ses kayının ... Soruşturma dosyasında bulunduğunu, senet imzalandığında senet lehdarı ...'in yoğun bakımda olduğunu, bilincinin yerinde olmadığını, nitekim ...'in 26/10/2022 tarihinde yoğun bakımda iken öldüğünü, ...'in tehdit ile alınan bu senetten haberinin dahi olmadığını, ayrıca icra takibine dayanak yapılan vekaletnamenin de sahte bir vekaletname olduğunu, tehditler nedeniyle kendisinde bulunan panik atak ve anksiyete rahatsızlığının artırdığını ileri sürerek ...Esas sayılı dosyaya dayanarak 100.000,00 TL bedelli senet ve fer'ilerinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, %20 'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müteveffa ...'den aldığı borçları karşılığında dava konusu senedi imzalayıp verdiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını bildirip davanın reddini savunmuşlar ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibine konu edilen bononun cebir, tehdit ve baskı altında alındığından dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmıştır; ...Esas sayılı dosyası, takibe konu edilen bono, müteveffa ...'in ... Hastanesi'nde yer alan tedavi evrakları, ... Soruşturma sayılı dosyası, telefon görüşmesi ses kaydı çözümleri, tanık beyanları, banka kayıtları ve bilirkişi kök raporu dosya içerisine alınmıştır. ... sayılı dosyası incelendiğinde; Dava konusu senet: 10/10/2022 tarihinde, keşideci davacı tarafından, lehdar ... adına, 15/10/2022 ödeme tarihli ve 100.000,00 TL bedelli olarak düzenlenmiş olup, senedin tüm unsurlarının mevcut olduğu ve bono vasfının bulunduğu anlaşılan dava konusu senedin 18/10/2022 tarihinde takibe konulduğu, alacaklı ...'in 26/10/2022 tarihinde öldüğü ve alacaklı olarak bu davanın davalısı olan mirasçılarının icra takibine devam ettikleri anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı vekili, davalıların murisi tarafından müvekkili aleyhinde başlatılan bonoya dayalı takipte, takip dayanağı bononun cebir ve tehdit altında zorla imzalatıldığı, davalı tarafın ise, davacının serbest iradesi ile mirasbırakanları ...'den aldığı borçları karşılığında verilen senedin her hangi bir cebir ve tehdit olmadan borcuna karşılık, ödeme amaçlı, düzenlendiği ve imzalandığı iddialarından kaynaklanmaktadır. 6098 sayılı TBK'nun 37.maddesinde;" Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür.", yine 38. maddesin de; "Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır. Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.", yine 39. maddesinde; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır ", hükümleri düzenlenmiştir. Davacı vekilince iş bu davanın yasal hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mahkememizin 01/11/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı ...'in duruşmadaki beyanı "Ben ...'in ev işlerine bakıyordum ve bakımını üstlenmiştim, ... daha önce sağlıklı iken böbrek rahatsızlığı çıktı, haftada 3 gün diyalize gidiyordu, bende o 3 gün boyunca ...'ın yanında kalıyordum, paramı ben ...'den elden alıyordum, ben tüm bakıcı ücretlerini bu şekilde ...'dan ve elden aldım, yalnızca bir keresinde ...'in kartını pos cihazı yuttuğu için benim ücretimi ...'ın hesabına gönderdi oda çekip elden bana vermişti, bundan başka hiçbir zaman bakıcılık ücretini ...'ın elinden almadım, senet imzalandığı gün ben hastanede ...'in ziyaretine gitmiştim, yeğeni ... hanım ...'ın banka hesabından davacıya havaleler yapıldığını tespit etmiş, çıktısını almış, ... ile de görüşmek istedi, bende ...y'i arayıp ...'in hesabından havaleler yapıldığını, yeğeni ...'nın bunu benden sorduğunu kendisi yaptıysa gelip açıklamasını istedi, davacı o gün hastane kantinine geldi benim yanımda davacı ve ... görüştü, ... ...'in hesabından havaleler yapıldığını, bu parayı davacının iade etmesi gerektiğini söyledi, davacı da bu miktarda bir parayı ödeyecek gücü olmadığını, ... kalktığında bu konuyu kendisi ile görüşmek istediğini söyledi, ancak ... hamına güvence olsun diye de bir senet imzalayıp verdi, benim yanımda kesinlikle bir tehdit, baskı olayı yaşanmadı, ben aylık ...'den 1.000,00 TL alıyordum, sıkıştığım dönemde 1.500,00 TL verip diğer ay kesiyordu, ben davacı ... Kılıcı ...'i kuzeni olduğunu biliyordum, çünkü ... ...'in alışverişi ile işleri ile her türlü şeyi ile ilgileniyordu, ... ise kendisine kuzenim diye itham ediyordu, davacı bu süreçte sürekli beni telefonla arayarak benim eşi ile görüşmemi kendisini aklamamı istiyordu ve ayrıca adresimi isteyip evime gelip görüşmek istiyordu, bende evime gelmesini istemediğim için kendisinin eşi ile görüştüm ve tamam mağdur olmaman için elimden geleni yapacağım dedim, ben ... da alınan ifade de bunları söyledim" dediği görülmüştür. Davacı ile tanık ... arasındaki telefon görüşmelerinin bilirkişi marifetiyle çözümü yaptırılmıştır. Mahkememizce Bankacı bilirkişisi ...'e aldırılan 16/04/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalılar murisi müteveffa ...’in ... nezdindeki hesabından davacı ... hesabına ilki 02.04.2018 ve sonuncusu 16.09.2022 olmak üzere 17 adet işlemde toplam 9.225,00 TL havale gönderilmiştir. Bu bağlamda, ... tarafından ... hesabına davaya konu icra takibine dayanak 100.000,00 TL senet tutarına ulaşacak miktarda para gönderildiği hususu söz konusu Banka kayıtları ile teyit edilememiştir. Buna karşın, davacı ... tarafından ... hesabına (1) işlemde 1.750,00 TL havale yapılmıştır. Müteveffa ... hesabından davacı ... hesabına yapılan havalelerde, havale tutarlarının borç olarak gönderildiğine ilişkin bir kayıt bulunmayıp, “taksit” ibaresi ile gönderildiği belirlenmiş, ancak, gönderilen söz konusu tutarların “ hangi işlemin/alışverişin/borcun” taksidi olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmamıştır. Bununla birlikte, müteveffanın, diğer Bankalara ve şahıslara göndermiş olduğu, örnek kabilinden bir kısmı aşağıdaki tabloda belirtilen havalelerin açıklama kısmına da “taksit” ibaresini ilave ettiği dikkate alınarak, bu ibarenin daha önce gönderilmiş ve kayıtlı işlemler arasına alınmış olan havalenin değiştirilmeden aynı açıklama ile gönderilmiş olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla, ... hesabına gönderilen havalelerin herhangi bir taksit ödemesine karşılık gelmediği değerlendirilmiştir. ¸ Yapılan incelemeler neticesinde: V.1. Davalılar murisi müteveffa ...’in ... nezdindeki hesabından davacı ... hesabına ilki 02.04.2018 ve sonuncusu 16.09.2022 olmak üzere 17 adet işlemde toplam 9.225,00 TL havale gönderildiği, Müteveffa ... hesabından davacı ... hesabına yapılan havalelerde, havale tutarlarının borç olarak gönderildiğine ilişkin bir kayıt bulunmayıp, “taksit” ibaresi ile gönderildiği ancak, gönderilen söz konusu tutarların “hangi işlemin/alışverişin/borcun” taksidi olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı, Bununla birlikte, müteveffanın, diğer Bankalara ve şahıslara göndermiş olduğu, havalelerin açıklama kısmına da “taksit” ibaresini ilave ettiği dikkate alınarak, bu ibarenin daha önce gönderilmiş ve kayıtlı işlemler arasına alınmış olan havalenin değiştirilmeden aynı açıklama ile gönderilmiş olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla, ... hesabına gönderilen havalelerde yer alan “taksit” ibaresinin herhangi bir taksit ödemesine karşılık gelmediği, V.2. Davacı ... tarafından ... hesabına (1) işlemde 1.750,00 TL havale yapıldığı, V.3. ... tarafından ... hesabına gönderilen tutarlar 9.225,00 TL ile sınırlı olup, davaya konu icra takibine dayanak 100.000,00 TL senet tutarına ulaşacak miktarda para gönderildiği hususu söz konusu Banka kayıtları ile teyit edilemediği, V.4. Müteveffa ...’in aynı zamanda maaş hesabı da olan söz konusu hesabı incelendiğinde, telefon, elektirik fatura bedellerini hesaptan ödediği, ATM’den para çekip yatırdığı, diğer Bankalara ve şahıslara EFT/HAVALE/FAST HAVALESİ işlemleri yaptığı, diğer bankalar nezdindeki kredi kartı borçlarına karşılık havaleler gönderdiği belirlenmiş olup, bu bağlamda adı geçen müteveffanın hesabını aktif bir şekilde kullandığı, dolayısıyla, hesabına gelen havalelerin “elektirik – telefon fatura ödemeleri” için gönderildiği yönündeki davacı taraf beyanının bahse konu Banka kayıtları ile teyit etme imkanı bulunamadığı," Sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. ... sayılı dosyasında davacının cebir- tehdit altında senet imzaladığına ilişkin yapmış olduğu şikayete ilişkin olarak ; Şüpheli ... hakkında kamu davası açmayı gerektirir yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacı müştekinin itirazı üzerine ...'nce itirazın reddine karar verildiği, karar kesin olarak verildiğinden ...sayılı dosyasının 08/11/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Senede karşı mutlak def'iler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün veya bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren def'ilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir ( ... sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı). Tüm dosya kapsamı, dava, cevap, takip dosyası, bono, tanık anlatımları ile ... soruşturma sayılı dosyada, davacının cebir- tehdit altında senet imzaladığına ilişkin yapmış olduğu şikayetle ilgili olarak yapılan kovuşturma sonucunda verilen ve kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı hep birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlık takibe konu bononun cebir ve tehdit altında imzalatılıp imzalatılmadığına ilişkindir. ... tarafından yürütülen soruşturma sonucunda belirtilen iddialara yönelik olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ilgili karar kesinleşmiştir. Davacının takip konusu edilen bonoyu cebir ve tehdit altında imzalamak zorunda kaldığı ve gerçek bir borç olmadığından, bonodan dolayı borçlu olmadığının tespit talep edilmiş ise de, iş bu iddiasının ispata yarar delil sunamadığından, ayrıca senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığına dair bir iddia da bulunmadığından, ispat edilemeyen davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin yatırılan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.280,15‬‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.18/09/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/815, K. 2024/622, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-815-e-2024-622-k-23688fce6cc3