İlk Derece Mahkemesi · Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/629 E. 2024/594 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/629
- Karar No
- 2024/594
- Karar Tarihi
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/629 Esas KARAR NO : 2024/594 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVA : Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/12/2020 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2024 Mahkememize açılan Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin A.... .... .... 'e ait hisseyi devir aldığını ve.... .... .... tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin bunun üzerine dairesinin teslim edilmesini .... .... .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı kooperatiften talep ettiğini ancak bu talebin yerine getirilmediğini, bunun üzerine dairenin fiilen teslimi için dava açıldığını,.... .... .... E. Sayılı dosyası üzerinden yapılan takip sonucu müvekkilinin 24.04.2019 tarihinde cebri icra yoluyla dairesini teslim alabildiğini, davalının Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinin emrettiği eşitlik ilkesini yasal dayanak olmaksızın ihlal ettiğini ve müvekkilinin kendisine ait dairesinden yararlanmasını engellediğini müvekkilinin kira gelirinden mahrum kaldığını beyan ederek, davanın kabulü ile dairenin teslim edilmemesinden kaynaklı olarak doğan zararların, alacakların doğum tarihinden itibaren davalıdan tahsiline, ayrıca yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Daha sonra davacı vekili dava değerini artırmış, harçlandırmıştır. CEVAP : Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, öncelikle zamanaşımı yönünden itiraz etmiş, ardından söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını belirtmiş olup, davacının ilk önce, ... .... .... .... Esas sayılı dosyası üzerinden istinaf incelemesinde bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin, davacının mahrum kalınan kira bedellerine ilişkin taleplerini, haklı nedenlere dayanarak reddettiğini, anılan sebeplerle davanın derdestlik sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, derdestlik iddiaları Sayın Mahkemece reddedilecek olur ise: eldeki dava ile... .... .... .... Karar sayılı davanın konularının ortak ve birbirinin sonucu niteliğinde olduğunu, bu nedenle istinaf incelemesinde olan yargılamanın, HMK m.165 gereği bekletici sorun yapılmasını talep etiklerini, anılan davanın, konusu itibariyle. eldeki davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte olduğunu. nitekim ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın. üst mahkemece bozulması durumunda eldeki davanın konusuz kalacağını, bu nedenle... .... .... .... Karar sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesini talep ettiklerini, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk toplantısı için müvekkili şirkete tebligat yapılmadığını, müvekkilinin ticaret sicile kayıtlı adresinin farklı olduğunu, tebligatın müvekkiline ait olmayan bir adrese yapıldığını. bu nedenle arabuluculuk toplantısından bilgisi olmayan müvekkilinin, toplantıya katılamadığını ve görüşme yapılamadan anlaşamama kararı verildiğini. söz konusu uyuşmazlığın niteliği bakımından. usulüne uygun biçimde yapılmış arabuluculuk toplantısının dava şartı olduğunu, bu nedenle davanın, dava şartı yokluğundan reddini talep ettiklerini, taşınmazın süresinde teslim edilememesinden davacının bizzat kendisinin sorumlu olduğunu, davacının, sermaye eşitlemesini sağlamak amacıyla müvekkiline aidat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, bu miktarın, 16.10.2005 tarihli olağanüstü genel kurulda davacı için 43.640,00- TL olarak belirlendiğini, davacının söz konusu borcunu ödemediği için taşınmazın davacı adına tescil ettirildiğini, fakat teslim edilemediğini, bu konunun... .... .... .... Esas sayılı yargılamasında görülmekte olduğunu ve halen kesinleşmediğini, davacının kendi kusuru neticesinde uğradığı zararları müvekkilden talep ettiğini, mahrum kalınan kira bedelleri ve tazminat taleplerinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, taşınmazın teslimi ve mahrum kalınan kira bedellerinin tahsili talebiyle görülen, ... .... .... .... Karar sayılı ilamı henüz kesinleşmemiş olup, davacının herhangi bir kira bedeline hak kazanmadığını, bu nedenlerle; davacının daha önceki yargılamada reddedilen taleplerini yeniden yargılama konusu yaptığını, kendi kusuru sonucunda uğradığı zararları müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını beyan ederek, davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... .... .... .... Esas sayılı dosyaları uyaptan getirtilmiş incelenmiştir. .... .... .... adresinin bulunduğunu ancak hangi tarihte bu adresi kullanmamaya başladıklarının kayıtlarda bulunmadığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konuları hakkında uzman bilirkişi heyetinden alınan son bilirkişi raporunda özetle, dava tarihi olan 17.12.2020'den geriye doğru 5 yıllık zaman dilimi için davacının davalıdan talep edebileceği tutarın toplam 35.012,23-TL olduğu, yapılan inceleme neticesinde, kooperatif üyelerine herhangi bir teslim tarihinin belirlenmediği, kooperatif inşaatı tamamlanmadığından, üyelerin farklı zaman dilimlerinde evlerine taşındığı, kooperatif kayıtlarında dairelerin teslimine ilişkin herhangi bir tutanak veya belgenin yer almadığı görüşlerini bildirmişlerdir. DELİL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava davacının üyesi olduğu kooperatiften kendisine tahsis edilen taşınmazın fiili tesliminin geç yapılması nedeniyle maddi zararının meydana geldiği iddiasına dayalı maddi tazminat davası olup uyuşmazlık, davalının taşınmazı geç teslim edip etmediği, öyle ise davacının zararının doğup doğmadığı, var ise miktarı ve bu zararlardan davalının sorumlu olup olmadığı davalının zamanaşımı ve derdestlik itirazlarının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmıştır. Davalı yan öncelikle derdestlik itirazında bulunmuş olup... .... .... .... tarihinde kesinleştiği mahkememizde aynı hususa ilişkin açılan davanın ise 17.12.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 114/1-ı maddesinde dava şartı olarak derdestlik, aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması şeklinde düzenlenmiş olup, tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir davanın ikinci kez açılamayacağını ifade eder. Aynı dava ikinci kez açılırsa, ikinci davada bu husus ileri sürülmese bile mahkemece re'sen gözetilerek ikinci dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Derdestlikten söz edilebilmesi için aynı davanın iki kez açılması gerekir. HMK'nın dava şartlarının incelenmesi başlıklı 115/2. maddesinde giderilmesi mümkün olan dava şartı noksanlığının tamamlanabileceği belirtildikten sonra, 115/3. maddesinde "Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce farkedilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu durumda, birinci davanın açılmamış sayılması kararı henüz kesinleşmediğinden, eldeki ikinci davaya bakan mahkememizin bu karar kesinleşinceye kadar derdestlik itirazı (dava şartı) hakkında bir karar vermemesi gerekir. Birinci davanın açılmamış sayılması kararı kesinleşince, birinci dava derdest olmaktan çıkacağından ve hüküm tarihi itibariyle dava şartı noksanlığı giderilmiş olacağından, eldeki ikinci davaya bakan mahkememizce derdestlik itirazını reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2017 tarih ve 2016/2955 Esas, 2017/864 Karar sayılı emsal ilamı). Davalı yan zamanaşımı itirazında da bulunmuş olup dava tarihinden geriye doğru beş yılllık zaman aşımı süresini aşmayacak şekilde emsal kira bedelleri üzerinden ecrimisil bedeli talep edilmesi mümkün olmakla zamanaşımı defi reddedilmiştir. Davalı yan aynı zamanda arabuluculuğun usulüne uygun yapılmadığını beyanla dava şartı bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuştur. Arabuluculuk ilk ve son tutanağının incelenmesinde davalıya arabulucu tarafından çıkartılmış tebligatın iade döndüğünün tutanak altına alındığı anlaşılmıştır. 7036 Sayılı Kanun m.3/8'de "Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar" hükmü bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre, arabulucu tarafından yapılacak davet, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine tabi değildir. Kural olarak arabulucu, büro tarafından kendisine verilen iletişim bilgilerini esas alacaktır. Bu bilgiler itibarıyla taraflara ulaşmak ve tarafları toplantıya davet etmek arabulucunun sorumluluğundadır. Ancak arabulucu, ihtiyaç duyulduğunda kendisine verilen iletişim bilgileri dışında kendi imkanlarıyla ek araştırmalar da yapabilir. Sonuçta arabulucu, büro tarafından verilen veya kendisinin tespit ettiği iletişim bilgilerini kullanarak tarafları görevlendirme konusunda bilgilendirecek ve ilk toplantıya davet edecektir. Arabulucuk görüşmelerine, tarafın arabulucu tarafından usulünce toplantıya davet edilmediği kabul edilse dahi, taraflara ulaşmak ve tarafları toplantıya davet etmek arabulucunun sorumluluğunda olduğundan, davacıya yükletilebilecek bir kusurun varlığından söz edilemez. Zira, davacı dava açmadan önce, kanun hükmüne uygun olarak arabulucuya başvurmuş ve sürecin sonlanmasını beklemek suretiyle yükümlülüğünü yerine getirmiştir. O halde, arabulucunun taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden arabuluculuk sürecini sonlandırması ihtimalinde "arabulucuya başvurulmuş olma" dava şartının gerçekleşmediği söylenemez. Aksi yöndeki bir kabulün, hak arama özgürlüğünü aşırı derecede zorlaştıracağı açıktır. Keza, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin kanuni düzenlemenin iptali istemiyle açılan davaya ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 11.07.2018 tarihli ve 2017/178 esas, 2018/82 karar sayılı kararında, düzenlemenin hak arama hürriyeti ve bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına getirilen bir sınırlama niteliğinde olduğu kabul edilmiş ancak "Arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunduğu söylenemez" şeklinde gerekçeyle bir çeşit sınırlama getirmiştir. Bu nedenle bu yöndeki itiraz da reddedilmiştir. Tüm dosya kapsamından esasa ilişkin deliller toplanmış bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı yanın davalı kooperatifin üyesi olduğu ve ferdileşmenin yapıldığı tarih olan 19.08.2005 tarihinde tapu kaydında taşınmazın devri yapılmış ise de fiilen teslim edilmediği ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi” nin E. 201 1515, K. 2018/773 Sayılı kararı üzerine cebri icra yoluyla 3 nolu dairenin 24.04.2019 tarihinde teslim edildiği dosya kapsamından sabittir. Davacının bu süreçte davalıya borcunun bulunmadığı da... ... Ticaret Mahkemesi'nin E.2006/347, K.2008/549 Sayılı ve 05.11.2008 tarihli kararının Yargıtay 11. HD'nin E.2009/2523, K.2010/8315 sayılı ve 13.07.2010 tarihli ilamı ile kararı ile kesinleştiği görülmüştür. Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde tanımlanan hak ve vecibelerde eşitlik ilkesi gereğince kooperatifin haksız yere taşınmazı teslim etmemiş olması karşısında kooperatif üyesi olan davacıya da taşınmaz tahsis ve teslimi zorunlu olup taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle davalının süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınarak dava tarihinden geriye doğru beş yılllık zaman aşımı süresini aşmayacak şekilde temerrüt tarihinden itibaren kira kaybına karşılık ecrimisil talep edebileceğinin kabulü gerekir. Mahkememizce yaptırılan son bilirkişi raporunda dava tarihinden geriye doğru istenebilecek kira alacağı hesaplattırılmış buradan alınan verilerle davaya konu taşınmazın dava tarihinden önce fiilen teslim edildiği tarih olan 24.04.2019 tarihi ile dava tarihinden 5 yıl öncesi olan 17.12.2015 tarihleri arasındaki konutun fiilen teslim edilmemesi nedeniyle mahrum kaldığı kira alacağının 20.702,43 TL olduğu mahkememizce yapılan hesaplamadan anlaşılmıştır. Bu nedenle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre; 1-Davanın kabulü ile 20.514,00 TL'nin 17/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 1.401,32 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harcın ve 179,56 TL tamamlama harcı toplamı 350,34 TL'nin mahsubu ile noksan olan 1.050,98 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 4-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç, 179,56 TL tamamlama harcı olmak üzere toplamı 404,74 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 1.620,00 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı ve bilirkişi ücreti yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 19/09/2024 Katip ... ¸E-İmzalıdır Hakim ... ¸E-İmzalıdır *