İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/732 E. 2023/760 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/732
Karar No
2023/760
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/732 Esas - 2023/760 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/732 Esas KARAR NO : 2023/760 BAŞKAN : .... ÜYE : ... ÜYE : .... KATİP :... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI :... TEMSİLCİLERİ : .... DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 16/10/2023 KARAR TARİHİ : 21/12/2023 GR.KR.YZM.TARİHİ : 22/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin terkin edilen ve geçici ihyasını talep ettiğimiz ... Şirketi isimli şirkette pay sahibi ve aynı zamanda kurucu ortağı olduğunu, anılı şirketin .... ’da ... ticaret sicil numarası ile 19/07/1993 tarihinde tescil edildiğini, şirketin adresinin... olduğunu, söz konusu şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince 28/01/2014 tarihinde re’sen terkin edildiğini, şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinme (terkin) ile sona ereceğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekeceğini, şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu, somut davada şirketin tasfiye dışında kaldığını ve otomobilin varlığı sabit olduğundan usulsüz olarak tasfiye edildiğini beyan ederek; 28/01/2014 tarihinde re’sen terkin olunan şirketin geçici ihyası ve ek tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı temsilcileri cevap dilekçesi ile özetle; davacı vekili tarafından ... Şirketi'nin araç satış/devir işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi sebebiyle 16/10/2023 tarihinde şirketin ihyası davası açıldığını, bu sebeple cevap dilekçesi yazma gereğinin hasıl olduğunu, müdürlüklerinde ... sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Şirketi'nin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi kapsamında 23/01/2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, ... Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen son adresinin .... olduğunu, şirket adresine kapatılma nedenine ilişkin TTK'nin Geçici 7. Maddesinin 4. fıkrasının a bendi uyarınca 03.10.2013 tarihinde çıkarılan tebligat, "tanınmıyor" notuyla iade olduğunu, ihtarın ayrıca, 07/10/2013 tarih 8420 sayılı ... Gazetesinde ilan edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin 6102 sayılı TTK'nin 31'nci maddesi uyarınca, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketin adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini ve bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, tebligatın “bu sokak yok" şerhi ile bila döndüğünü, 07/10/2013 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan yapıldığını ve 28/01/2014 tarihinde şirketin terkin edildiğinin anlaşıldığını,2 ay içinde bildirimde bulunmadığı takdirde münfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28/01/2014 tarih ve 8495 sayılı ... 'de yapılan ilan ile sicilden re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının, şirket üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmazların müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından ...'nün işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin Geçici 7. maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, müdürlüklerinin tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduklarını beyan ederek; davanın esastan reddine karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde TTK'nin 547/2.maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasına, müdürlükleri açılan bu davada yasal hasım olduğundan tarafımız aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. KABUL VE GEREKÇE : Dava; ticaret sicilden resen silinen şirketin ihyası talebine ilişkindir. Eldeki davada, ...'nün ... sicil numarasına kayıtlı ... Şirketi'nin Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş ... İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicil Kayıtlarını Silinmesine İlişkin Tebliğin 5/d ve 6102 sayılı yasanın geçici 7. maddesine dayanılarak 28/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, söz konusu şirketin terkin edildiği tarih itibari ile üzerine kayıtlı ... plaka sayılı aracın bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bilindiği üzere 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde anonim ve limited şirketlerin hangi şartlarda sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 01/07/2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen ... ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Madde hükmüne göre anonim şirketler, 559 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01/07/2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması sebebiyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler. Anılan maddenin 4. fıkrasına göre; Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere ... aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Öte yandan 5174 Sayılı .... 10/3. maddesinde; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği," hükmünü içermektedir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş ... ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı .... 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali Tebliğ ile düzenlemiştir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen ... ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (....) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve ... sayılı kararında; "...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Özetle, ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek Tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır. (...) Davalı ... ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır. Somut olayda, ihyası istenilen şirketin üzerine kayıtlı olan 1 adet aracın bulunması ve ayrıca ihyası istenen şirketin oda kaydından silinme hususu da tadadi olarak sayılan nedenlerden olmadığından 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması da söz konusu olamayacağından ve aynı zamanda 5 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin düzenlemenin ... Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeni ile davacı yanın işbu davada şirketin ihyasını talep etmekte hukuki menfaati bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı sicil tarafından TTK'nın geçici 7. maddesinde sayılmayan 5174 sayılı oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkini anılan yasa maddesine açıkça aykırıdır. Öte yandan TTK'nın geçici 7/4-a maddesi ve gerek tebliğin 6. maddesinde müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve temsil ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından ... Şirketi'nin yetkili temsilcilerine ihtar yapılmaksızın kanunda öngörülen usule aykırı olarak ihyası istenen sicilden terkin edilmiştir. Bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine yargılama giderlerine ve yargılama sırasında vekil ile temsil olunan davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiş ve aynı zamanda ...'nün TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında anılı maddeyi işlettiği anlaşıldığından, davaya konu şirketin ihyasına ve tasfiye memuru olarak son temsilcisi ...'un atanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır. HÜKÜM : 1-Talebin KABULÜ ile, ... sicil numarasına kayıtlı ... Şirketi'nin ... plakalı araç ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK. 547/2. maddesi gereğince ihya edilen şirkete ... T.C. kimlik numaralı ...'un tasfiye memuru olarak atanmasına, İhya kararının ticaret siciline tesciline ve ticaret sicil gazetesinde ilanına, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 494,00-TL (dava açılış masrafı, tebligat ve posta gideri olmak üzere) yargılama gideri ile peşin harç olarak yatırılan 269,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildii. 21/12/2023 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye .... ¸e-imza Katip .... ¸e-imza

Atıf: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/732, K. 2023/760, T. 21.12.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-732-e-2023-760-k-0b300ff934a6