Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2017/30608, 11.12.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2017/30608
Karar Tarihi

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ NUSRET GÜRAN VE SEDA GÜRAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/30608)

Karar Tarihi: 11/12/2018

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu

alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların maliki olduğu başvuruya konu taşınmaz

1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılmıştır. Başvurucular, bu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Belediyeye

başvurmuş fakat bu yoldan bir sonuç elde edememişlerdir.

9. Başvurucular, bunun üzerine imar planında kamu hizmeti

alanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhine

tam yargı davası açmışlardır.

10. Derece mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında

karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Kararda, 20/8/2016 tarihli ve

6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun

Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 4/11/1983 tarihli

ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na birtakım hükümler eklendiği

vurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî

kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık

sürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. madde gereğince bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı ve bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı

kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

11. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

12. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B.

No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

14. Başvurucular; taşınmazın imar planında kamu hizmeti

alanına ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale

sebebiyle taşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmişlerdir.

Başvurucular, taşınmazının kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol

açtığını ifade etmişlerdir. Başvurucular bunun yanında dava sürecinde yapılan

yasal değişikliklerin geriye yürütülmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı,

eşitlik ilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

15. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adil yargılanma hakkı, eşitlik

ilkesi ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Ancak

somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol açabilecek farklı muamelenin

varlığı başvurucular tarafından temellendirilmemiştir.

17. Diğer taraftan başvurucuların asıl şikâyetinin imar

uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki oldukları

taşınmazdan dilediği gibi yararlanamadıklarına, taşınmazı kullanamadıklarına ve

onu tasarruf edemediklerine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların bütün

şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

19. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri

daha önce incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Hüseyin Ünal, §§

34-62).

20. Hüseyin Ünal kararında imar uygulamasına konu

edilen taşınmazın, başvurucu adına tapuda kayıtlı olduğundan dolayı Anayasa'nın

35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği belirtilmiştir (Hüseyin Ünal, §

37). Bu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmeti alanı olarak

ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmiş, söz konusu

müdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genel

kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Hüseyin Ünal, §§

38-41).

21. Anayasa Mahkemesi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı

İmar Kanunu hükümleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddeye dayalı

olan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığını değerlendirmiş, ayrıca

taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesine yönelik müdahalenin kamu yararına

dayalı meşru bir amacının bulunduğu açıklanmıştır (Hüseyin Ünal, §§

44-50). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E.2016/196,

K.2018/34 sayılı kararı ile anılan madde iptal edilmiştir. Bu çerçevede

ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede uygulama imar planının

onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine rağmen imar planında kamu

hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve herhangi bir tazminat da

ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği kanaatine

ulaşılmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamunun

yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve

müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).

22. Somut başvuruda da başvuruculara ait taşınmazın

uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasına rağmen beş yılı aşkın bir

süreden beri kamulaştırılmadığı ve kendilerine herhangi bir tazminat da

ödenmediği dikkate alındığında bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun

söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların mülkiyet

hakkına yapılan müdahale ölçülü değildir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

25. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

26. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak

ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §

55).

27. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının

yerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının

nasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı

ilgili mercilere gönderir (Mehmet Doğan, § 56).

28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi

gerekir. Buna göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya

yasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun

giderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan,

§ 57).

29. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §

58).

30. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit

edildiği hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

31. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması

gereken şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar

tarafından bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali gideremediği

tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi, kararın

kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilen

ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır (Mehmet

Doğan, § 60).

32. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

33. Somut olayda başvuruculara ait taşınmaz imar planında

kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucuların açmış olduğu tazminat

davasında derece mahkemeleri, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren kanun

maddesini gerekçe göstererek dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına

karar vermiştir. Sonuç olarak müdahalenin temeli olan taşınmazın imar planında

kamu hizmetine ayrılması idari bir işlem niteliğindedir. Başvurucuların

mülkiyet hakkının idari bir işlem nedeniyle ihlal edildiği anlaşılmaktadır.

34. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken

iş, ihlal sonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat

miktarının belirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinin

takdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

35. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili

yargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli

bir giderim sağladığı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin

reddine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.237,50 TL

yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 7. İdare Mahkemesine (E.2014/2476, K.2016/1758) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 2.237,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Eşref Uğur ŞENOL

Başvurucular

:

1. Ali Nusret GÜRAN

2. Seda GÜRAN

Vekili

:

Av. Oğuz ÇAVUŞOĞLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2017/30608, T. 11.12.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2017-30608-basvuru-11-12-2018-f9f53645c4e0