Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/40091, 20.04.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2016/40091
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MOHAMED SABRY ALY AZZAZY VE DİĞERLERİ

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/40091)

Karar Tarihi: 20/4/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi ve geri gönderme merkezindeki

tutulma koşulları nedenleriyle aile hayatına saygı hakkı ve kötü muamele

yasağının, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, idari gözetim kararına itiraz kabul edildiği

hâlde lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle de adil yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvuruların başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurular Komisyonlara

sunulmuştur.

3. Komisyonlarca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım

talebinde bulunmuştur.

5. Bölümler tarafından bir kısım başvurucu hakkında sınır dışı

etme işlemlerinin geçici olarak (tedbiren) durdurulmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Muhtelif ülkelerin vatandaşı olan başvurucular hakkında

farklı tarihlerde 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu’nun 54. maddesi kapsamında ilgili valilikler tarafından sınır

dışı etme kararı tesis edilmiş, ayrıca başvurucuların bir kısmı idari gözetim

altına alınarak geri gönderme merkezlerine konulmuştur.

8. Bir kısım başvurucu, haklarında alınan sınır dışı etme

kararlarının iptali için yetkili idare mahkemelerinde dava açmıştır. Sınır dışı

etme işlemleri idare mahkemelerinin kesin nitelikteki kararlarıyla iptal

edilmiştir. Bazı başvurucular hakkındaki sınır dışı işlemlerinin ise idare

tarafından geri alındığı anlaşılmıştır.

9. Bunun yanında belirtilenler dışındaki başvurucuların menşe

veya farklı bir ülkeye gitmek amacıyla kendi istekleriyle Türkiye'den çıkış

yaptıkları anlaşılmıştır.

10. Diğer taraftan tüm başvurucular, itirazları üzerine geri

gönderme merkezlerinden farklı tarihlerde yetkili sulh ceza hâkimliklerince

veya idare tarafından resen salıverilmişlerdir.

IV. İLGİLİ HUKUK

11. İlgili hukuk için bkz. A.A.

ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017; B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 20/4/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talepleri

Yönünden

13. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların başvuru

giderlerini karşılayabilecek ölçüde mal varlıklarının bulunmadığı ve

taleplerinin dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılmış olup 12/1/2011 tarihli ve

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama giderlerini ödemekten

geçici olarak muaf tutulmalarına karar verilmesi gerekir.

B. İdari Gözetim Kararına

İlişkin İddia

14. Başvurucular; idari gözetim altında tutulmaları nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda

geri gönderme merkezinde tutulmaları nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve bu konularda şikâyetlerini ileri sürebilecekleri

etkili bir başvuru mekanizması bulunmadığını ifade etmişlerdir.

15. Anayasa Mahkemesi B.T. ([GK],

B. No: 2014/15769, 30/11/2017) başvurusunda idari gözetim altında tutulma

yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri Bakanlığı tarafından

yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel

hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıda tam yargı davası açabileceğini,

teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu yolun -sırf bilgi eksikliği

nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde

yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesi hâlinde etkili hukuk

mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).

16. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, idari gözetimi sona

erdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararla

özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri

maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma,

yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılan

başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T., § 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).

17. Anayasa Mahkemesi R.M. ve

diğerleri (B. No: 2015/19133, 17/4/2019) başvurusunda bir kez daha

yukarıda yer verilen ilkelere bağlı kaldığını vurgulamıştır (aynı kararda bkz.

§ 31). Başvurucuların geri gönderme merkezinde tutulmaları nedeniyle kötü

muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiaları bakımından açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

19. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle mevcut

başvurular yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davaların

süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl

olmuştur.

20. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacak

davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresinde

açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öte

yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.

kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı

16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden, doğrudan Anayasa

Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez bulunmasını müteakip açılacak davalarda dava açma süresinin

derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden

olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T., § 59).

21. Kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

yönünden başvuru yollarının tüketilmemesine istinaden kabul edilemezlik kararı

verildiğinden anılan yasak ve hakla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.

maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasının bu

aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

C. Lehe Vekâlet Ücretine

Hükmedilmediğine İlişkin İddia

22. Bir kısım başvurucu, sulh ceza hâkimliklerince idari gözetim

kararına itirazlarının kabul edilmesine rağmen lehlerine vekâlet ücretine

hükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır.

24. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile kanunda belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir (K.V. [GK], B.

No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).

25. Somut olayda başvurucular, Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesi'ne göre lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri

sürmüşlerdir. Başvurucuların iddialarının

özü mahkemeye erişim ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğine yönelik olup başvurucular tarafından dile getirilen

şikâyetlere benzer şikâyetlerin Anayasa Mahkemesince daha önce incelendiği ve

ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır.

26. Başvurucular açısından önem taşıyan husus, kesin nitelikteki

kararla yararlarına bir miktar vekâlet ücreti takdir edilmemesidir. Takdir

edilmeyen vekâlet ücreti nedeniyle başvurucuların içinde bulunduğu kişisel

koşullara göre kendilerine ciddi

anlamda zarar verdiği ve kendileri için ne denli önemli olduğu hususunda

herhangi bir açıklamalarının olmadığı da gözetildiğinde önemli bir zarar olduğu

kanaatine ulaşılamamıştır (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Daygınat Magomedzhamılova ve diğerleri, B.

No: 2015/516, 20/3/2019, §§

33-42).

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın yorumlanması ve

uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucuların da önemli bir zarara

uğramadığı sonucuna varıldığından anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğu

anlaşılan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Sınır Dışı Etme

İşlemine İlişkin İddia

28. Başvurucular; ülkelerine geri gönderildikleri takdirde

hayatlarının tehlike altında olacağını, kötü muamele görme riskiyle karşı

karşıya kalacaklarını, aile bütünlüklerinin bozulacağını belirterek aile

hayatına saygı ve yaşam hakları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

29. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (ç) bendi şöyledir:

“(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

…

c) İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış

olması.”

30. Kişinin yaşamının tehlikeye girebileceğine, kötü muameleye

tabi tutulacağına veya aile bütünlüğünün bozulacağına dair risk bulunan bir

ülkeye sınır dışı edilmesine karar verildiği durumlarda bu kapsamdaki ihlal

iddialarının incelenebilmesi için sınır dışı kararının uygulanmış olması ya da

uygulanmasının önünde bir engel bulunmaması gerekir.

31. Bir kısım başvurucu hakkında alınan sınır dışı etme

kararlarının ilgili idare mahkemeleri tarafından iptal edildiği veya idare

tarafından geri alındığı görülmüştür (bkz. § 8). Dolayısıyla bireysel başvuruya

konu edilen sınır dışı etme kararlarının uygulanma ihtimalinin ortadan kalktığı

anlaşılmaktadır.

32. Bazı başvurucuların ise kendi istekleriyle menşe ya da

farklı bir ülkeye gittikleri anlaşılmıştır. Gönüllü olarak Türkiye'den ayrılan

başvurucular yönünden sınır dışı etme işleminin herhangi bir sonuç doğurmayacağı,

diğer bir deyişle iddia edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış

olacağının kabulü gerekmektedir.

33. Diğer taraftan belirtilen durumların varlığına rağmen

başvuruların incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

bulunmamaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısımlarının ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Sınır dışı etme işleminden dolayı kötü muamele yasağının

ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış

olması nedeniyle DÜŞMESİNE,

2. İdari gözetim altında tutmadan dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Lehe vekâlet ücretine hükmedilmediğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Sınır dışı etme işlemlerine ilişkin tedbir kararlarının

SONLANDIRILMASINA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi

kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA,

D. Diğer başvurucular tarafından yapılan yargılama giderlerinin

başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 20/4/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

:

Mohamed Sabry ALY AZZAZY ve diğerleri

(bkz. ekli tablo)

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/40091, T. 20.04.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2016-40091-basvuru-20-04-2020-f9d236751e37