Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/13022, 04.04.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2016/13022
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

FATİH ARSLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/13022)

Karar Tarihi: 4/4/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçilik alacağı nedeniyle açılan davanın aynı maddi

olaya dayanılarak açılan başka davalarda verilen kararların aksi bir sonuca

ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın

oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek

Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Elektrik Üretim A.Ş.nin

(EÜAŞ/İşveren) Seyitömer Termik Santrali'nde işçi

olarak çalışmaktayken 16/3/2010 tarihli dilekçe ile dayanışma aidatı ödeyerek

13. Dönem Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden faydalanmak istemiş, İşveren,

başvurucu ile aralarında iş akdi bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir.

9. Başvurucu bu defa hizmet kolunda faaliyette bulunan Türkiye

Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikasına (TES-İŞ/Sendika) üye olma talebinde

bulunmuş, Sendikanın üyelik talebini kabul edip üyelik başvuru formunu ilgili

İşverene göndermesi üzerine EÜAŞ, başvurucunun kendi personeli olmadığını

belirterek belgeleri iade etmiştir.

10. Başvurucu, kendisi ile birlikte EÜAŞ'a

ait iş yerinde çalışan Sendikaya üye işçilerin asıl işverenin işçisi olduğu

hâlde muvazaalı olarak alt işveren işçisi gibi gösterildiğini, İşverenin daha

az maliyetle işçi çalıştırmak için bu yola başvurduğunu, bu açıdan bireysel ve kollektif haklarının kısıtladığını, Sendika üyeliği

nedeniyle hâlen yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden

yararlanması gerektiğini ileri sürerek sözleşmeden kaynaklanan işçilik

alacaklarının tahsili istemiyle dava açmıştır.

11. Kütahya İş Mahkemesi 30/5/2014 tarihli kararında, Yargıtay

denetiminden geçerek kesinleşen aynı mahiyetteki çok sayıda dosyayı da emsal

göstermek suretiyle başvurucunun EÜAŞ bünyesinde değişik hazırlanan tek tip

sözleşmeler ile ihaleyi alan firmalar değişse dahi çalışmalarını kesintisiz

devam ettirdiğini, bu firmalar ile alt işverenlik sözleşmelerinin22/5/2003

tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine aykırı ve muvazaalı olduğunu,

alt işverenerin yaptıkları asıl işin işçi temini

olduğunu belirterek davayı kabul etmiştir.

12. Mahkemenin benzer nitelikteki çok sayıda kararı ile birlikte

anılan hüküm temyiz edilmiş, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi (Daire)12/11/2014

tarihinde, 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun

Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 15. maddesini ilk defa somut olay

çerçevesinde değerlendirdiğini belirterek elektrik üretimi yapan davalı

Şirketin bu madde kapsamında tanınan imtiyazlara sahip olması gerektiğini, bu

nedenle asıl işin tamamı veya bir kısmını alt işverene devredebileceğini, bu

açıdan muvazaalı alt işverenlik ilişkisinden bahsedilemeyeceğini belirterek

benzer nitelikteki birçok dosya ile birlikte hükmü bozmuştur.

13. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin bozma kararları üzerine

aralarında başvurucunun da bulunduğu bazı işçiler tarafından açılan davalar

Kütahya 2. İş Mahkemesine, bazı davalar da Kütahya 1. İş Mahkemesine tevzi

edilmiştir.

14. Kütahya 1. İş Mahkemesi bozmadan sonra yaptığı yargılamada

250'den fazla dosya ile ilgili direnme kararı vermiştir. Bu kararların temyizi

üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna (HGK) gönderilmiştir. HGK 30/9/2015

tarihli kararında; davalı kamu tüzel kişiliği ile yapılan hizmet alım

sözleşmelerinin içeriği, alt işverenlerin değişmesine rağmen çalışan işçilerin

değişmemesi, alınacak işçilerin unvanlarının şartnamede ayrı ayrı belirtilmesi,

alt işverenin ücret bordrolarını tutan bir işçi dışında diğer işçileri sevk ve

idare eden işçisinin bulunmaması, puantaj kayıtlarının EÜAŞ tarafından

belirlenen kişilerce tutulması, işe alan ve işten çıkaranın EÜAŞ olması, davacı

ve alt işveren şirket işçilerinin asıl işveren EÜAŞ işçileri ile aynı şekilde

ve üretimin her bölümünde çalışması, emir ve talimatların EÜAŞ tarafından

verilmesi, çalışma şartlarının ve yıllık izinlerin EÜAŞ tarafından

belirlenmesi, alt işveren işçilerinin yapılan iş ve hizmette EÜAŞ tarafından

temin edilen ve yine davalıya ait araçları kullanması gibi nedenleri gözönünde tutarak davalı şirket ile alt işveren arasındaki

hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve başvurucunun asıl işveren

şirketin işçisi olduğunu belirterek yerel mahkemenin direnme kararını yerinde

bulmuş, Daire tarafından incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi

amacıyla dosyaları Özel Daireye göndermiştir.

15. Daire, HGK tarafından davalı İşverenin imzaladığı alt

işverenlik sözleşmesinin muvazaa sebebiyle geçersiz ve davacıların baştan

itibaren asıl İşverenin işçisi olduğu hususunun kabul edildiğini, uygulama

birliği ile hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini gözönüne aldığını belirterek bu nitelikteki dosyaları

onamıştır.

16. İçerisinde başvurucunun da bulunduğu dava dosyalarına bakan

Kütahya 2. İş Mahkemesi ise birçok dosyada Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin

12/11/2014 tarihli bozma ilamına uymuş, Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki

benzer dosyaların kesinleşmesini beklemeden 1/6/2015 tarihinde davanın reddine

karar vermiştir.

17. Temyiz üzerine Daire 16/3/2016 tarihli kararında, bozma

ilamına uyularak karar verilen diğer dosyalarla benzer şekilde değerlendirme

yaparak HGK'nın 30/9/2015 tarihli kararıyla olayda

muvazaanın varlığının kabul edildiğini, bozma kararındaki görüşünü korumasına

rağmen hukuki istikrar adına HGK'dan geçen dosyaları

onadığını ancak ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması nedeniyle HGK'nın önüne çıkmayan somut olayda davalı lehine usule

ilişkin müktesep hak oluştuğunu belirterek hükmün onanmasına karar vermiştir.

18. Bu arada aralarında başvurucunun vekillerinin de bulunduğu

avukatlar tarafından 15/5/2015 tarihli dilekçeyle Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ve

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararları arasında

asıl İşveren ile alt işveren arasındaki iş ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı

hususunda içtihat aykırılığı bulunduğu ileri sürülerek içtihadın birleştirilmesi

talep edilmiştir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu 3/3/2016 tarihli ve 74

sayılı kararı ile muvazaa iddiasının her somut olayın özelliğine göre

çözümlenmesi gerektiğini belirtmiş, içtihadı birleştirme yoluna gidilmesine

gerek olmadığına karar vermiştir.

19. Onama kararı 20/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

12/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20.Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Hakan Altıncan [GK],

B. No: 2016/13021, 17/5/2018, §§ 20-36.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; yargısal süreçte kendisi ile aynı durumda olan

işçilerle ilgili davaların bir kısmının işçiler lehine sonuçlandığı hâlde

kendisinin de dâhil olduğu aynı nitelikteki bir kısım davalar hakkında ret

kararları verildiğini, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin önceki içtihatlarından

ayrılarak bozma kararı vermesi üzerine dosyaların bir kısmının tevzi olduğu

Kütahya 1. İş Mahkemesinin eski kararında direndiğini, direnme kararı verilen

dosyalarla ilgili HGK'nın Dairenin bozma kararlarını

kaldırması üzerine davaların işçiler lehine sonuçlandığını, aynı nitelikteki

diğer kısım dosyaların da Kütahya 2. İş Mahkemesine tevzi edildiğini ve bu

Mahkemece bozma kararına uyularak davaların reddedildiğini, neticede aynı iş

yerinde çalışan aynı durumdaki işçilerin bir kısmı ile ilgili davalar kabul

edilirken bir kısmı hakkında ret kararları verildiğini belirterek Anayasa'nın

10., 35. ve 36. maddelerindeki haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

yeniden yargılama kararı verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, Anayasa'nın 10. ve 35.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının daihlal

edildiğini ileri sürmüşse de iddialarının özünün adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu

ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Anayasa Mahkemesinin gündemine gelen bir başvuruda, başvurucu ile aynı koşullarda

çalışan bir işçinin açtığı davada, Kütahya İş Mahkemesi davanın kabulüne karar

vermiş, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 12/11/2014 tarihli kararında 9/7/2008

tarihinde yürürlüğe giren 4628 sayılı Kanun'un 15. maddesinin (g) bendini ilk

defa dikkate aldığını, bu Kanun hükmü uyarınca davalı şirketin işin tamamı ya

da bir kısmını hizmet alım yöntemi ile alt işverene devretmesi imkânı bulunduğunu,

hizmet alımında Kanun'la getirilen imtiyaz uyarınca muvazaa koşullarının

oluşmayacağını belirterek hükmü bozmuştur. Bozma üzerine dosyanın tevzi

edildiği Kütahya 2. İş Mahkemesi bozma ilamına uyarak davayı reddetmiş ve karar

kesinleşmiştir. Yine bozma sonrası aynı nitelikteki bir kısım dosya ise Kütahya

1. İş Mahkemesine tevzi edilmiş, bu Mahkemenin direnme kararı vermesi üzerine

HGK direnme kararlarını yerinde bulmuş neticede bu davalar kabul ile

sonuçlanmıştır. Başvurucu benzer iddiaları (bkz. § 22) dile getirilerek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürmüştür.

27. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda, Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin uyuşmazlığın çözümünde kullanılan yöntemden ayrılarak yeni bir

yaklaşım benimsediğini, esas itibarıyla Yargıtay Dairesinin hukuk kurallarını

yorumlama ve uygulama yetkisine sahip olarak içtihat değişikliğine gitmiş

olmasının tek başına adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmayacağını

ancak anılan değişikliğin aynı uyuşmazlıkları çözüme bağlayan diğer Daire ve HGK

tarafından benimsenmediğini, en üst dereceli mahkeme sıfatıyla Yargıtayın kendi içinde tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın

bulunmadığını ayrıca Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin sonradan dahi benimsemiş

olduğu bu yeni yaklaşımla çelişkili sonuçlar doğuran kararlar verdiğini, bu

çelişki nedeniyle benzer durumda bulunan kişilerin bir kısmının talepleri

doğrultusunda karar elde ederken diğer kısmının davalarının aksi yönde

sonuçlandığını, bu açıdan aynı somut olaydan kaynaklanan uyuşmazlıklara konu

davaların birbirine zıt olacak şekilde sonuçlanmak suretiyle başvurucunun

davasının bu şekilde reddedilmesinin hukuki belirsizliğe yol açtığını, bu

durumun başvurucu ve hukuk düzeni açısından öngörülemez nitelikte olduğunu,

uygulama nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Hakan Altıncan, §§

54, 55).

28. Somut olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum

bulunmamaktadır. Buna göre birlikte aynı iş yerinde çalışan ve aynı mahkemede

dava açan işçilerle ilgili benzer gerekçelerle verilen kararların Yargıtay 22.

Hukuk Dairesince bozulması üzerine bir kısım dosyanın tevzi edildiği Kütahya 1.

İş Mahkemesinin direnme kararları vermesi ve HGK'nın

direnme kararlarını yerinde bularak neticede bu davalar hakkında kabul

kararları verilirken içerisinde başvurucunun da bulunduğu bir kısım davanın

tevzi edildiği Kütahya 2. İş Mahkemesinin, Yargıtay Dairesinin bozma kararına

uyarak davaların reddine karar vermesi ve bu kararların Yargıtay 22. Hukuk

Dairesince onanarak kesinleşmesi nedeniyle benzer durumda bulunan kişiler

arasında yargısal sistemin işleyişinden kaynaklanan nedenlerle farklı hukuki

statüler meydana getirildiği, başvurucu açısından bu durumun öngörülebilirlik

sınırları içinde değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

29. Başvurucunun davasının ne şekilde sonuçlanması gerektiğine

dair herhangi bir çıkarım yapmak Anayasa Mahkemesinin değerlendirme yetkisi

dışında kalmakla birlikte nihai yargılama makamını oluşturan Yargıtay daireleri

ve HGK arasındaki yorum farklılıklarının benzer nitelikteki davaların karara

bağlanması sürecinde hukuki belirsizliğe yol açtığı, bu belirsizliğin

giderilmesine yönelik mekanizmanın da (bkz. § 18) Yargıtayca

işletilmediği, bu durumun başvurucu için öngörülemez nitelikte olduğu

anlaşılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

32. Başvurucu, yeniden yargılama ve 100.000 TL maddi, 100.000 TL

manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

33. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

34. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Kütahya 2. İş Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

35. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 479 TL harç ve 2.475 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.954 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Kütahya 2. İş Mahkemesine (E.2015/830, K.2015/386) GÖNDERİLMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 22. Hukuk Dairesine

(E.2015/23617, K.2016/8159) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 479 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.954 TL yargılama giderini BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Fatih ARSLAN

Vekili

:

Av. Mehmet

Reha AKAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/13022, T. 04.04.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2016-13022-basvuru-04-04-2019-ee336578b966