Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/968, 15.11.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/968
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDURRAHMAN ÖLÇER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/968)

Karar Tarihi: 15/11/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terörle mücadele kapsamında meydana gelen zararın

ödenmesi istemiyle açılan davada hakkaniyete aykırı karar verilmesi ve

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Bitlis'in Tatvan ilçesi Çavuşlar köyü Üzümlü

mevkiinde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle yerleşim yerini

1993 yılında terk etmek zorunda kaldığını beyan etmiştir.

9. Diyarbakır 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 27/2/1995

tarihli ve E.1994/26, K.11995/64 sayılı kararı ile başvurucu, PKK terör

örgütüne yardım ve yataklık suçundan hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

10. Başvurucu; yerleşim yerini terk nedeniyle evinin ve ahırının

yakıldığını, ağaçlarının zarar gördüğünü, mal varlığına ulaşamaması nedeniyle

üretim yapamadığını belirterek zararlarının karşılanması talebiyle Bitlis

Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

11. Komisyon 12/4/2006 tarihli ve 218 sayılı işlemiyle, terör

örgütüne yardım ve yataklık suçundan sabıkası bulunan başvurucunun uğradığı

zararların 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle

başvuruyu reddetmiştir.

12. Başvurucu, ret işleminin iptali ve uğradığı zararların

tazmini istemiyle Van 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır.

13. Mahkeme 25/2/2009 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

14. Ret gerekçesinde terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan

sabıkası bulunan başvurucunun 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının

karşılanmasının mümkün olmadığı vurgulanarak davanın hukuki dayanaktan yoksun

olduğu ifade edilmiştir.

15. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

2/10/2014 tarihli kararıyla ret hükmü onanmıştır.

16. Başvurucu nihai kararı 17/12/2014 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 15/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir."

18. 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrası ve ikinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı

dışındadır:

...

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör

olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden

dolayı uğradığı zararlar."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, yargılamaların uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

22. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

23. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; yıllardır yaşadığı yerden ailesi ile göç etmek

zorunda bırakıldığını, mal varlığına erişemediğini ve mal varlığının zarar

gördüğünü, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim imkânlarından mahrum

kaldığını, zararlarının karşılanması talebinin ve davasının terör örgütüne

yardım ve yataklık suçundan mahkûmiyetinin bulunması nedeniyle reddedildiğini,

5233 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı bir dönemde işlediği bir suç ve

verilen mahkûmiyet kararı nedeniyle 5233 sayılı Kanun kapsamındaki tazmin

imkânlarından mahrum kaldığını, eşitlik ilkesine aykırı uygulama yapıldığını,

etkili ve sonuç verici bir hukuk yolunun sağlanmamış olduğunu belirterek özel

hayatın ve aile hayatının gizliliği ilkesinin, mülkiyet, adil yargılanma ve

etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları delillerin takdiri,

somut olayın ve mevzuatın değerlendirilmesine ilişkin bulunduğundan şikâyetin

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

28. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 14) gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

29. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzer

nitelikteki ihlal iddiaları daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda; kanun koyucunun yardım ve yataklık

suçu işleyen kişiler ile terör suçundan mahkûm olan kişilerin bu Kanun

hükümlerinden faydalandırılmamasını amaçladığı, 5233 sayılı Kanun'un özellikle

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde gerçekleşen terör olayları nedeniyle

zarar gören kişilerin uğradıkları zararların karşılanmasını öngördüğü, Kanun'un

sadece mağdur olan kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi yolunda uygulanması

gerektiği, terör örgütüne yardım ve yataklıktan hüküm giymiş kişilerin bu

şekilde terör örgütünün gelişmesine ve büyümesine sebebiyet verdiklerinin

tartışmasız olduğu, bu kişilere devlet tarafından tazminat ödenmesinin Kanun'un

amacına aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile 5233 sayılı Kanun'un 2.

maddesinin Kanun'un kapsamını belirttiği, aynı maddenin ikinci fıkrasının (f)

bendinde de 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3.

ve 4. maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık

suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararların 5233

sayılı Kanun'un kapsamı dışında kaldığının kurala bağlandığı gerekçesi ile

verilen ilk derece mahkemesi kararlarında bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmış; başvurucuların

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmiştir (Abdulkadir Güneş,

B. No: 2013/4347, 30/3/2016, §§ 29-35; Abdurrahman

Ete, B. No: 2013/5489, 30/3/2016, §§ 24-30; Hamit Yıldız ve Halit Yıldız; B. No:

2013/7720, 30/3/2016, §§ 19-26).

30. Somut başvuruda yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan

incelemelerde derece mahkemesinin kararı değerlendirildiğinde kararda bariz takdir

hatası ve açık bir keyfîlik bulunmadığı kanaatine

ulaşılmış ve başvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir..

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Abdurrahman

ÖLÇER

Vekili

:

Av. Ramazan

DEMİR

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/968, T. 15.11.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-968-basvuru-15-11-2018-31f339037774