Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/7288, 29.11.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/7288
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

BENSAN AKTAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/7288)

Karar Tarihi: 29/11/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru bir mazbut vakfın galle

alacağının miras hükümlerine göre ödenmesi yönündeki talebin reddedilmesi

sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Kemer-Edremit Voyvodası el-Hâc Ali

Ağa bin el-Hâc Ahmet Ağa Vakfı 1758 yılında

kurulmuştur. Vakfiyeye göre muhtelif yerleşim yerlerinde çok sayıda bahçe, dükkan ve değirmen gibi taşınmazlar ile bu taşınmazlardan

elde edilen kira gelirleri vakfedilmiştir. Vakfiyede; bu mülk ve gelirlerinden

bir kısmının vakfın yaptırdığı caminin tamir ve onarımının yapılması, bu camide

görevli kişiler ile bazı kutsal günler ve Ramazan ayında cami minaresinde

kandiller yakılması için tahsis edilmesi şart koşulmuştur. Vakfeden el-Hâc Ali Ağa, yapılan tahsisat harcamalardan sonra vakfa ait

gelir fazlasının (galle) ise kendi soyundan gelen

erkek ve kız evlatları ve torunları arasında batın tertibi şartıyla (ön batında

evlat varsa sonraki batında bulunan evladın galle

alamaması kuralı) eşit olarak bölüştürülmesini istemiştir.

7. Vakfiyede ayrıca kurulan vakfın mütevelliliğinin

ölünceye kadar vakfedene ait olması, ölümünden sonra ise kendi soyundan gelen

erkek ve kız evlatları ve torunları tarafından batın tertibi üzere mütevelliliğin sürdürülmesi şart koşulmuştur. Cumhuriyet

döneminde 5/6/1935 tarihli ve 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu çerçevesinde

mülhak vakıflar statüsünde varlığını gösteren vakfın son mütevellisi olan Ö.İ.

22/2/1973 tarihinde vefat etmiştir. Bu tarihten itibaren on yıllık süre

içerisinde vakıf evladınca mütevellilik için bir

talepte bulunulmaması nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Meclisi

tarafından 9/7/1985 tarihinde anılan vakfın mazbut vakıflar arasına dâhil

edilmesine karar verilmiştir.

8. Başvurucuların miras bırakanları tarafından galleye müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti için

açtıkları dava, İnegöl Asliye Hukuk Mahkemesince 12/4/1960 tarihinde kabul

edilmiştir.

9. Başvurucular ile F.M.T. galle

alacağının ödenmesi istemiyle 18/12/2012 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü

aleyhine Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Dava

dilekçesinde, vakfın Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde bulunan altı adet dükkan niteliğindeki taşınmazların gelirleri ile sınırlı

olarak davalı idarenin yönetiminde kaldığı süre boyunca elde edilen gelirlerin

dava konusu edildiği belirtilmiştir. Dilekçede, bu gelirler toplamının yasal

kesintiler düşüldükten sonra kalan kısmının galleye

müstahak vakıf evladı olduğuna dair karar alan F.M.T. ile dava tarihi öncesinde

vefat eden vakıf evladı kişilerin mirasçıları olan başvuruculara ödenmesi talep

edilmiştir.

10. Mahkeme 10/9/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7.

maddesine 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un 208. maddesi ile eklenen

hükümlere ve aynı Kanun'un geçici 10. maddesine atıf yapılmıştır. Mahkeme

davacıların dayandıkları mahkeme kararlarının kesinleştiğine ve bu kesinleşen

kararlara göre ödemelerin yapılmakta olduğuna işaret ederek dava konusu

taşınmazlar yönünden ise bir ödeme yapılmadığını belirtmiştir. Mahkeme sonuç

olarak dava tarihine kadar bir talepte bulunulmadığı için bu taşınmazlar

yönünden talep hakkının düştüğü kanaatine ulaşıldığını açıklamıştır.

11. Karar, başvurucular ve davacı F.M.T. tarafından temyiz

edilmiş ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi (Daire) 25/2/2014 tarihinde

başvurucuların temyiz taleplerini reddederek bu kısım yönünden hükmün

düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Daire, başvurucuların dava konusu

vakfın galle almaya müstahak vakıf evladı olduklarına

dair bir mahkeme kararı bulunmadığını ve murislerinin galleye

müstahak vakıf evladı olduğuna dair geçmiş tarihli kararlar bulunduğunu

vurgulamıştır. Daireye göre başvurucuların böyle bir davayı açabilmeleri için galle almaya hak kazanmış vakıf evladı olduklarını

kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile tespit ettirmesi veya bu hakkı kazanmış

murislerinin sağlığında açılan bir davayı takip etmeleri gerekir. Kararın gerekçesinde,

bu ön şart gerçekleşmediği için başvurucuların aktif dava ehliyetlerinin

bulunmadığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin kararının doğru olmadığı,

ancak sonucu itibarıyla doğru olan kararın gerekçe değiştirilerek onandığı

belirtilmiştir.

12. Daire, davacı F.M.T.nin temyiz

istemini ise kabul etmiş ve galle almaya hak

kazandığını gösteren mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde

davalı idareye başvurulmasını öngören 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesinin somut

olayda uygulanamayacağını belirtmiştir. Daire, kanun hükümleri uyarınca vakfın

son beş yıldaki mal varlığının yöntemince araştırılarak vakfiyede öngörülen

giderler düşüldükten sonra kalan mal varlığı ölçüsünde ödeme yapılabileceğini

belirterek bu kısım yönünden hükmün bozulmasına karar vermiştir.

13. Başvurucuların karar düzeltme talepleri Daire tarafından

17/2/2015 tarihinde reddedilmiş, nihai karar başvurucular vekiline 8/4/2015

tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucular 4/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Mevzuat Hükümleri

15. 2762 sayılı mülga Kanun’un 1. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

“4

birinci teşrin 1926 tarihinden önce vücut bulmuş vakıflardan

A - Bu kanundan önce zapt edilmiş bulunan vakıflar,

B - Bu kanundan önce idaresi zapt edilmiş olan vakıflar,

C - Mütevelliği bir makama şart edilmiş olan

vakıflar,

D - Kanunen veya fiilen hayri bir hizmeti

kalmamış olan vakıflar,

E - Mütevelliliği vakfedenlerin ferilerinden

başkalarına şart edilmiş vakıflar,

Vakıflar Umum Müdürlüğünce idare olunur.

Bunların hepsine birden (Mazbut vakıflar) denir.

(Değişik:

31/5/1949-5404/1 md.) Mütevelliliği

vakfedenlerin fer`ilerine şart edilmiş vakıflara

(Mülhak Vakıflar) denir. Bunlar mütevellileri tarafından idare olunur.

Mütevelliler Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve Genel Müdürlük de İdare Meclisinin

kontrolü altındadır."

16. 2762 sayılı mülga Kanun’un 39. maddesi şöyledir:

"Bu kanunun birinci maddesinde Umum

Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen ve bu kanunun neşri tarihine

kadar mazbutiyet altına alınmış olan vakıfların mazbutiyetleri kaldırılmaz. On seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda

artık tevcih yapılmaz. Ancak alakalıların vakfiyeye göre intifa hakları

mahfuzdur."

17. 2762 sayılı mülga Kanun’un 39. maddesi şöyledir:

"Bu kanunun birinci maddesinde Umum

Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen ve bu kanunun neşri tarihine

kadar mazbutiyet altına alınmış olan vakıfların mazbutiyetleri kaldırılmaz. On seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda

artık tevcih yapılmaz. Ancak alakalıların vakfiyeye göre intifa hakları

mahfuzdur."

18. 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunun uygulanmasında;

...

Mazbut vakıf: Bu Kanun uyarınca Genel

Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk

Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar

Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları,

Mülhak vakıf: Mülga 743 sayılı Türk Kanunu

Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin

soyundan gelenlere şart edilmiş vakıfları,

...

Galle fazlası: Mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının

onarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktarı,

İntifa hakkı: Mazbut ve mülhak vakıflarda,

vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle

fazlaları ve hakları,

ifade eder."

19. 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesi şöyledir:

"On yıl süreyle yönetici atanamayan veya

yönetim organı oluşturulamayan mülhak vakıflar, mahkeme kararıyla Genel

Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir.

Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mazbut

vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına

alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz.

İlgililerin vakfiye şartlarına göre intifa

hakları saklıdır.

(Ek

fıkra:13/2/2011-6111/208 md.) İntifa haklarına

ilişkin talepler galle fazlası almaya hak

kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl

geçmekle düşer.

(Ek

fıkra:13/2/2011-6111/208 md.) Mazbut vakıflarda

intifa hakları, galle fazlası almaya hak

kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın

son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe

belirlenir."

20. 5737 sayılı Kanun'a 6111 sayılı Kanun'un 209. maddesi ile

eklenen geçici 10. maddesi şöyledir:

"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih

itibarıyla bu Kanunun 7 nci

maddesine eklenen hükümler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış

ve halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin

tespitine ilişkin davalarda da uygulanır."

B. Yargıtay İçtihadı

21. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 3/5/2016 tarihli ve

E.2015/21933, K.2016/7187 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dava dilekçesinde, galleye

müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti

istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili

tarafından temyiz edilmiştir.

...

Dava konusu Ayşe Hanım Binti

El-Hac Ali Ağa Vakfına ait vakfiyede gallenin kız

erkek ayrımı yapılmadan eşit olarak batın şartı (ön batında evlat varsa sonraki

batında bulunan evladın galle alamaması kuralı) ile

evlada bırakıldığı anlaşıldığından davacının ön batında bulunup bulunmadığı

saptanmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş,davacıya ve mahkeme kararı ile vakıftan galle alan evlatlara ait gidebildiği kadar üst miras

bırakanları gösterir nüfus kayıtları getirtilerek, davacının ön batında olup

olmadığı saptanıp oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır..."

22. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/12/2006 tarihli ve

E.2006/10378, K.2006/10997 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dava dilekçesinde galle

fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tesbiti

istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı

tarafından temyiz edilmiştir.

...

...

Dava konusu Mestan

Zade Ahmet Çelebi İbni Sinan Vakfına ait vakfiyede gallenin kız erkek ayrımı yapılmadan batın şartı (ön

batında evlat varsa sonraki batında bulunan evladın galle

alamaması kuralı) ile evlada bırakıldığı anlaşıldığından davacının ön batında

bulunup bulunmadığı saptanmadan davanın kabulü,

Doğru görülmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş, vakıf mütevellisi

davalı olarak davaya dahil edildikten sonra davacı ve mahkeme kararı ile

vakıftan galle alan evlada ait gidebildiği kadar üst

miras bırakanları gösterir nüfus kayıtları getirtilerek, davacının ön batında

olup olmadığı saptanıp oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucular, mazbut vakıflar arasına alınan uyuşmazlık

konusu vakfın galle fazlası alacağının ödenmesi

istemiyle açtıkları davanın reddedildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular; vakıf

senedinde batın şartı mevcut

olduğunun farkında olduklarını ancak galleye müstehak vakıf evladı olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile

tespit edilen kişilerin mirasçıları olduklarını, dolayısıyla galle fazlası alacağının miras hükümlerine göre kendilerine

de ödenmesi gerektiği iddia etmişlerdir. Başvuruculara göre miras hükümleri

gereğince söz konusu davada başvuruculardan ayrıca galleye

hak kazanıldığını gösteren bir mahkeme kararı beklememek gerekir. Başvurucular

sonuç olarak bu gerekçelerle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşler ise de galle fazlası alacağının ödenmemesi yönündeki şikâyetlerinin

ilgili olduğu mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

27. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ile başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

28. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

29. Başvurucular mazbut vakıflar arasına alınan uyuşmazlık

konusu vakfın galle fazlasının kendisine ödenmesi

istemiyle alacak davası açmışlar ancak başvurucuların bu talepleri galle alacağına müstahak vakıf evladı olduklarına dair bir

yargı kararı bulunmadığı gerekçesiyle derece mahkemelerince reddedilmiştir.

Başvurucular ise daha önce miras bırakanları adına galleye

müstahak vakıf evladı oldukları yönünde kararlar bulunduğundan bahisle miras

hükümlerine göre kendilerine de galle fazlasının

ödenebileceğini öne sürmüşlerdir.

30. Esas itibarıyla bir sosyal yardım kurumu olarak ortaya çıkan

vakıflar, bir mülkün menfaatlerinin sosyal ve kültürel hizmetlere tahsis

edilmek üzere özel mülkiyetten çıkarılarak temlik ve temellükten yasaklanmak

suretiyle kamu yararına özgülenmesini ifade etmektedir. 22/11/2001 tarihli ve

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesinde vakıflar; "gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları

belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal

toplulukları olarak" tanımlanmış ve "bir mal varlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği

anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan hakların

vakfedilebileceği" belirtilmiştir (AYM, 26/12/2013, E.2013/70,

K.2013/166).

31. 1274 (miladi 1858) tarihli Arazi Kanunnamesi'nin

1. maddesine göre arazi; mülk, miri, metruk, mevat ve

vakıf arazi olmak üzere beş bölüme ayrılmakta idi. Cumhuriyet dönemi öncesinde

geniş bir uygulamaya sahip olan vakıf müessesesi 17/2/1926 tarihli ve 743

sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin kabulünden

sonra da varlığını sürdürmüştür. 864 sayılı Kanun'un 8. maddesinde 4721 sayılı

Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulan vakıflar için ayrı bir tatbikat

kanunu çıkarılması gerektiği, yeni kurulan vakıfların ise 4721 sayılı Kanun'a

tabi olacağı belirtilmiştir (Agavni Mari Hazaryan ve diğerleri,

B. No: 2014/4715, 15/6/2016, §§ 79, 80).

32. Günümüzde vakıf kurulabilmesi 4721 sayılı Kanun hükümlerine

göre mümkün olmakla birlikte 4721 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce

kurulmuş olan vakıflara da -tarihten gelen özellikleri, kuruluş irade ve

amaçları ile vakıf senetlerindeki koşullar gereği korunmaları ve

sürekliliklerinin sağlanması hususları gözetilerek- 2762 sayılı mülga Kanun

kapsamında yer verilmiş ve mazbut vakıflar, mülhak vakıflar, cemaat vakıfları,

esnaf vakıfları ve yeni vakıfların yönetimi, faaliyetleri ve denetimi, yurt içi

ve yurt dışındaki taşınır ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının tescili,

muhafazası, onarımı ve yaşatılması, vakıf varlıklarının ekonomik şekilde

işletilmesi ve değerlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin usul ve esaslar, 2762

sayılı mülga Kanun'da düzenlenmiştir (AYM, E.2013/70, K.2013/166, 26/12/2013).

33. Bu doğrultuda 2762 sayılı mülga Kanun'un 1. maddesinde, mütevelliliği vakfedenlerin ferîlerine şart edilmiş

vakıflara mülhak vakıflar denmiştir. Aynı maddeye göre bu Kanun'dan önce kendi

veya idaresi zaptedilen, mütevelliliği

bir makama şart edilen, kanunen veya fiilen hayri bir

hizmeti kalmayan veya mütevelliliği vakfedenlerin

ferîlerinden başkalarına şart edilmiş vakıflara ise mazbut vakıflar adı

verilmiştir. Bu maddede mülhak vakıfların mütevellileri tarafından, mazbut

vakıfların ise Genel Müdürlük tarafından idare olunacağı belirtilmiştir (Emine Görgülü, B. No: 2014/5871, 6/7/2017,

§ 40).

34. Aynı şekilde mazbut vakıflar ile mülhak vakıflar 5737 sayılı

Kanun'un 3. maddesinde de tanımlanmıştır. Buna göre mazbut vakıflar, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe

yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar 743 sayılı mülga Kanun'un yürürlük

tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı mülga Kanun gereğince Genel Müdürlükçe

yönetilen vakıflar; mülhak vakıflar

ise 743 sayılı mülga Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi,

vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıflardır (Emine Görgülü, § 41).

35. Vakıf amaç ve faaliyetlerinin yerine getirilmesi için gelir

getirici şekilde değerlendirilmesi zorunlu olan taşınır ve taşınmazlara akar denmektedir. Vakıfların elde

ettikleri bu gelirlerden doğrudan toplumun istifadesine bedelsiz olarak

sundukları hayrat adı verilen mal

veya hizmetler bulunduğu gibi vakfiyedeki şartlara göre bu gelirlerden belirli

kişilerin yararlandırılmaları da mümkün olabilmektedir. Buna göre mazbut ve

mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindeki

hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktara galle fazlası adı verilmekte olup

vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle

fazlaları ve haklarına da intifa hakkı

denmektedir (Emine Görgülü, §

44).

36. Somut olayda ekonomik bir değer ifade eden galle fazlası alacağının mülk teşkil ettiğinde

kuşku bulunmamaktadır. Ancak başvurucuların öncelikle mülkiyet hakkının

varlığını, diğer bir deyişle söz konusu alacaklarının varlığını kanıtlaması

gerekmektedir. Başvurucuların bu iddia ile açtığı davada ise galleye müstahak vakıf

evladı olduğunun tespitine ilişkin kararın varlığı bir ön şart

olarak görülmüştür.

37. Mazbut ve mülhak vakıflar, farklı hukuki konumda bulunan ve

farklı kurallara tabi tutulan kendine özgü özel hukuk tüzel kişileridir. Buna

göre söz konusu vakıflarda galle fazlası alacağının dağıtımı da genel

miras hükümlerine göre değil vakfı kuran kişinin vakfiyede belirttiği şartlara

göre yapılmaktadır. Vakfiyede yer alan şartların ne olduğu ve bu şartlara göre

kimin veya kimlerin galleye müstahak vakıf evladı sayılacağı ancak

konusunda uzmanlaşmış derece mahkemeleri önünde yapılacak yargılama sonunda

açıklığa kavuşturulabilir (bkz. §§ 21-22). Ayrıca açılacak böyle bir davaya

bağlı olarak 5737 sayılı Kanun hükümlerinde farklı sonuçlar bağlandığı

görülmektedir (bkz. §§ 19-20).

38. Somut olayda derece mahkemeleri ise başvurucunun doğrudan

miras hükümlerine dayalı olarak bu alacağı talep edemeyeceğini açık olarak

belirtmişlerdir. Dolayısıyla dava dilekçesinde miras hükümlerine dayalı olarak galle fazlası alacağı talep edilmiş olduğundan

bu taleple sınırlı olarak değerlendirme yapılmak suretiyle bir ön şart olarak

vakfiyedeki şartlara göre galleye müstahak vakıf evladı olduğunun

tespitine dair kararın başvuruculardan istenilmesi keyfî veya öngörülemez

nitelikte değildir. Bu durum aynı zamanda başvurucuların hukuk düzeninde

öngörülmüş başvuru yollarını özenli bir biçimde tüketmediğini göstermektedir.

Başvurucular ise bu bireysel başvuru kapsamında da böyle bir yola

başvurduklarına dair herhangi bir bilgi veya belge sunmamışlardır. Hâlbuki

Yargıtay içtihadına göre galleye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine

ilişkin başvuru yolunun tüketilmesi gereken etkin bir hukuk yolu olduğu

görülmektedir (bkz. §§ 21-22).

39. Sonuç olarak mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

belirtilen şikâyetler yönünden başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir. Etkin

ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan anılan hukuk yoluna başvurmaksızın

yapılan başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi

gereği mümkün değildir.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Bensan AKTAŞ

2. Elif

GÜNEŞ

3. Erdal

ERGANİ

4. Ergin

ÖLMEZ

5. Fevziye

GELİBOLU

6. İlknur

ERGANİ

7. İsmail

SÜNNETÇİOĞLU

8. İsmet

ÖLMEZ

9. Manülya KISAOĞLU

10. Mehmet

SÜNNETÇİOĞLU

11. Mehmet

SÜNNETÇİOĞLU

12. Mine

UZUN

13. Muzaffer

SÜNNETÇİOĞLU

14. Rizvan YOKUŞ

15. Saime

LALECİ

16. Saire

CAN

17. Salihat EFEOĞLU

18. Sanihat Ayşe AKTAN

19. Sema

USAL

20. Suna

ECERDİR

21. Şaban

ERGANİ

22. Vildan

BERBEROĞLU

23. Zafer

SÜNNETÇİOĞLU

Vekili

:

Av. Ayhan

TUNCER

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/7288, T. 29.11.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-7288-basvuru-29-11-2018-5a032f6a4bf0