Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/821, 18.07.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/821
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MURAT ÖNGÖRÜR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/821)

Karar Tarihi: 18/7/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasınakarar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu; Derik Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında tasarlayarak adam öldürme, nitelikli konut

dokunulmazlığını ihlal ve yasak silah taşıma suçlarından çıkarılan 24/2/2009

tarihli yakalama kararı üzerine24/4/2011 tarihinde Eyüp 2. Sulh Ceza

Mahkemesince tutuklanmıştır.

9. Derik Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda

10/8/2011 tarihli fezleke ile dosya Mardin Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiş ve hazırlanan 24/8/2011 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında

kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını

ihlal etme, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile

Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından cezalandırılması istemiyle

kamu davası açılmış ve yargılamaya Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/160

sayılı dosyası üzerinden başlanmıştır.

10. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi yargılamayı başvurucu yönünden

tutuklu olarak devam ettirmiş ve 16/12/2014 tarihli duruşmada başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu tarafından bu karara

yapılan itiraz Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2014 tarihli kararı ile

reddedilmiştir.

11. Anılan karar29/12/2014 tarihinde başvurucu tarafından

öğrenilmiştir.

12. Başvurucu 12/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

13. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesince devam edilen yargılama

sonunda 26/6/2015 tarihli kararla başvurucunun, çocuğu tasarlayarak öldürme

suçundan müebbet hapis, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan(dokuz

kez) 13 yıl 4 ay hapis, nitelikli konut dokunulmazlığını bozma suçundan 3 yıl 4

ay hapis ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 5 yıl hapis ve 20.000 TL

adli para cezaları ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

14. Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi

13/12/2017 tarihinde bir kısım eksiklikler giderildikten sonra gerekirse ek tebliğname de düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın

mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar

verilmiştir.

15. Eksiklikler giderildikten sonra anılan karar, temyiz

incelemesi sonunda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23/5/2018 tarihli ve E.2018/989,

K.2018/2466 sayılı ilamı ile çocuğu tasarlayarak öldürme, nitelikli konut

dokunulmazlığını bozma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçları yönünden

onanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

17.

5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; yargılama boyunca tahliye taleplerinin kabul

edilmediğini, tutukluluğun makul süreyi aştığını ileri sürerek kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

20. Başvurucunun tutukluluğun uzun sürdüğü ve makul süreyi

aştığına ilişkin şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

23. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

24. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

25. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin

edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan

kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür. Ancak başvurucu hakkında ilk derece mahkemesinde

mahkûmiyet kararı verilmiş ise, bireysel başvuru açısından talep hukuka

aykırılığın tespiti ve tazminatla sınırlı kalacaktır (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013,

§§ 30-31).

26. Kişi serbest bırakılmadan yargılandığı davada ilk derece

mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "suç isnadına bağlı

olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bu açıdan mahkûmiyet

kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez (Korcan Pulatsü, § 33).

27. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutuklamanın hukuki

olmadığını veya tutuklama süresinin makul olmadığını iddia eden başvurucunun,

devam eden tutukluluk hâlinden farklı olarak, iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

28. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan

ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi ve manevi her

türlü zararlarını Devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta

bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte aynı Kanun'un

tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden

itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği

belirtilmektedir.

29. Bu yol bir yandan başvurucunun maruz kaldığı tutukluluk

süresinin makul olup olmadığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın

tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve

elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit Kaya, § 48).

30. Somut olayda başvurucu, isnat edilen suçlar nedeniyle

24/4/2011 tarihinde tutuklanmıştır. İlk Derece Mahkemesi, yargılama sonunda

26/6/2015 tarihli kararı ile başvurucunun müebbet hapis, 3 yıl 4 ay hapis ve 5

yıl hapis ile 20.000 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiş;

anılan mahkûmiyet hükümleri temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 23/5/2018 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.

31. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği

tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanarak süresi içinde

tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Mahkumiyet

kararının kesinleşmesiyle birlikte tutukluluk sürecine ilişkin olarak sadece

tazminat talebinde bulunabileceği dikkate alındığında, bu talep yönünden etkin

ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yolu tüketilmeksizin bireysel

başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği

mümkün değildir (Hamit Kaya, §

49). Öte yandan bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

başvurucunun anılan tazminat yolunu tüketmesi için 5271 sayılı Kanun'un 142.

maddesinde öngörülen dava açma süresi de geçmemiştir.

32. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun yasal veya makul süreyi

aştığı iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu

:

Murat

ÖNGÖRÜR

Vekili

:

Av. Şeyhmus TAŞKIN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/821, T. 18.07.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-821-basvuru-18-07-2018-814cd6740344