Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/16667, 25.01.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/16667
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

FAZİLET YILDIZ VE DİĞERLERİ

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/16667)

Karar Tarihi: 25/1/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, acele kamulaştırmaya yetki tanıyan Bakanlar Kurulu

kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin idari yargı kararı dikkate

alınmayarak kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve taşınmazların Hazine adına

tesciline karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde tespit edilen eksikliklerin verilen sürede tamamlanmadığı

gerekçesiyle başvuru hakkında idari ret kararı verilmiştir.

4. Komisyonca başvurucuların idari ret kararına yönelik

itirazının kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular Elazığ’ın Karakoçan ilçesi Okçular köyünde kâin

111 ada 21 parsel numaralı taşınmazın paydaşlarıdır.

7. Bakanlar Kurulunca 19/4/2004 tarihli kararnameyle Enerji

Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından yapılacak kamulaştırmalarda

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesinde

düzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanması kararlaştırılmıştır.

8. EPDK tarafından 22/9/2005 tarihli kararla Darenhes

Elektrik Üretim Anonim Şirketine (Elektrik Şirketi) Elazığ’ın Karakoçan

ilçesinde ve başvuranın taşınmazını da kapsayan bir bölgede Pembelik Barajı ve

Hidroelektrik Santrali’nin yapımı ve işletilmesi hususunda kırk dokuz yıllık

üretim lisansı verilmiştir.

9.EPDK’nın 11/11/2010 tarihli kararıyla, Bakanlar Kurulunun

anılan kararına dayanılarak Pembelik Barajı’nın havzasında bulunan

taşınmazların kamulaştırılmasına ve kamulaştırma işlemlerinde acele

kamulaştırma usulünün uygulanmasına karar verilmiştir.

10. EPDK’nın 11/11/2010 tarihli kararı ile Bakanlar Kurulunun

19/4/2004 tarihli kararı, Danıştay Altıncı Dairesinde (Daire) dava konusu

edilmiştir. Daire 16/4/2012 sayılı kararla her iki işlemin de yürütmesini

durdurmuştur. Kararın gerekçesinde 2942 sayılı Kanun’un 27. Maddesi uyarınca

acele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesi için başka hiçbir idari otoriteye

devredilmeksizin doğrudan Bakanlar Kurulunca “aciliyet”

hâlinin varlığının takdir edilmesi ve bu kapsamda kamulaştırılacak taşınmazlar

ile kamulaştırmanın çerçevesinin açıkça belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Gerekçede, somut olayda 19/4/2004 tarihli Bakanlar Kurulu kararında “aciliyet” hâlinin değerlendirilmesi hususundaki yetkinin

EPDK’ya devredilmesi ve kamulaştırma işlemlerinin konusu yönünden bir sınır

çizilmeksizin EPDK’ya genel nitelikte bir yetki verilmesi nedeniyle işlemlerin

hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.

11. EPDK, Dairenin 16/4/2012 tarihli yürütmenin durdurulmasına

ilişkin kararından sonra baraj havzasında bulunan taşınmazların

kamulaştırılmasından vazgeçilmesine dair işlem tesis etmiştir.

12. Bunun üzerine Bakanlar Kurulunca 18/6/2012 ve 30/7/2012

tarihli Kararname’lerle Elazığ’da tesis edilecek Pembelik Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin

yapımı amacıyla Kararname eklerinde tek tek sayılan ve başvuruculara ait

olanların da aralarında bulunduğu taşınmazların EPDK tarafından acele

kamulaştırılmasına karar verilmiştir.

13. Öte yandan EPDK’nın 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihli

kararlarıyla Bakanlar Kurulu kararlarında sayılan taşınmazlar hakkında acele

kamulaştırma kararı verilmiştir.

14. EPDK tarafından dosyadan anlaşılamayan bir tarihte Karakoçan

Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) başvurularak başvurucuların paydaşı

bulunduğu taşınmaza el konulması talep edilmiş ve Mahkemece tespit edilen bedel

maliklere ödendikten sonra talebin kabulüne karar verilmiştir.

15. Başvurucular tarafından Bakanlar Kurulunun 18/6/2012 tarihli

kararının iptali istemiyle Danıştayda dava

açılmıştır. Daire 19/3/2014 tarihinde Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin

durdurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, Kanun’da istinai bir yöntem olarak düzenlenen acele kamulaştırma

usulünün uygulanabilmesi için olağanüstü durumların bunu gerekli kılması, kamu

yararının ve kamu düzeninin sağlanmasının amaçlanması ve ayrıca Bakanlar

Kurulunca durumun aciliyetine karar verilmesi

gerektiği belirtilmiş; somut olayda acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren

hâllerin ortaya konmaması ve aciliyet hâlinin, üstün

kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hâllerin açıklanmaması

nedenleriyle işlemin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.

16. EPDK ayrıca, satın alma usulüyle taşınmazın devralınması

yolunu işletmiş ise de önerilen bedelin başvurucular tarafından kabul

edilmemesi üzerine 8/11/2013 tarihindeMahkemede bedel

tespiti ve tescil davası açmıştır. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi

yaptırıldıktan sonra 17/4/2015 tarihli

kararla bilirkişiler tarafından belirlenen taşınmaz bedelinden acele

kamulaştırma sırasında ödenen miktar düşüldükten sonra kalan kısım üzerinden

tazminata hükmedilmiş ve ayrıca taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline kesin

olarak karar verilmiştir. Mahkeme, Dairece Bakanlar Kurulu kararının

yürütmesinin durdurulduğu ve anılan davada esas hakkında karar verilinceye

kadar bu davada bekletme kararı verilmesi gerektiği yolunda davalıların öne

sürdükleri itirazı reddetmiştir. Mahkeme, Dairede görülen davanın konusunun

kamulaştırma işlemi olmadığı ve verilen yürütmenin durdurulması kararının

kamulaştırma işlemine ilişkin bulunmadığı gerekçesine dayanmıştır. Mahkeme

ayrıca, başvurucuların taşınmazlarına el konulmak suretiyle acele

kamulaştırmanın tamamlanması nedeniyle Danıştay kararının uygulanma

kabiliyetinin bulunmadığını da gerekçesinde belirtmiştir.

17. Daire, uyuşmazlığın esasına ilişkin 30/6/2015 tarihli

kararında davayı reddetmiştir. Daire, Bakanlar Kurulu kararının sadece

Mahkemece taşınmaza el konulmasına ilişkin karara dayanak teşkil ettiğini kabul

etmiş; idarenin sonradan olağan kamulaştırma sürecini başlatmış olmasını, bu

kapsamda taşınmaz bedelinin tespiti ve tescil davasının da açılmış bulunmasını

gözeterek acele kamulaştırma ve olağan kamulaştırma ayrımı yapılmaksızın davanın

konusunun bir bütün olarak taşınmaz mülkiyetinin kamulaştırılması biçiminde

anlaşılması suretiyle inceleme yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Daire,

netice olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına yönelik

olduğu ve işlemin hukuka uygun bulunduğu sonucuna ulaşmıştır.

18. Anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulunun (İDDK) 8/10/2015 tarihli kararıyla Daire kararı bozulmuş ve dava

konusu Bakanlar Kurulu kararının iptaline kesin olarak karar verilmiştir. İDDK

kararının gerekçesinde, Kanun’da istinai bir yöntem

olarak düzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesi için olağanüstü

durumların bunu gerekli kılması, kamu yararının ve kamu düzeninin sağlanmasının

amaçlanması, ayrıca Bakanlar Kurulunca durumun aciliyetine

karar verilmesi gerektiği belirtilmiş; somut olayda bu koşullar

gerçekleşmediğinden Bakanlar Kurulu kararlarının hukuka aykırı olduğu

açıklanmıştır.

19. Bu arada baraj havzasında taşınmazı bulunan başka malikler

tarafından 2014 yılı içinde Bakanlar Kurulunun taşınmazların acele

kamulaştırılmasına ilişkin EPDK’ya yetki tanıyan 18/6/2012 ve 30/7/2012 tarihli

kararnameleri ile bunlara dayanılarak EPDK tarafından taşınmazların

kamulaştırılması yolunda tesis edilen 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihli işlemlerin

de iptali istemiyle Dairede iki ayrı dava açılmıştır. Daire tarafından yukarıda

anılan gerekçelerle 30/6/2015 tarihinde verilen kararlarla her iki dava da

reddedilmiştir.

20. Ancak söz konusu kararlar İDDK’nın

8/10/2015 tarihli kararlarıyla bozulmuş ve dava konusu Bakanlar Kurulu

kararları ile bunlara dayanılarak tesis edilen EPDK işlemlerinin iptaline karar

verilmiştir. Bakanlar Kurulu kararının iptalinin başvurucular tarafından açılan

davaya ilişkin olarak verilen kararlarla aynı gerekçeye dayandığı

anlaşılmaktadır. Kararların gerekçesinde ayrıca, EPDK tarafından tesis edilen

kamulaştırma işlemleri yönünden de değerlendirme yapılmıştır. Kararlarda, Daire

kararında Bakanlar Kurulunca alınan acele kamulaştırma kararının sadece

Mahkemece taşınmaza el konulmasına ilişkin karara dayanak teşkil ettiğinin

belirtilmiş olması nedeniyle acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırmanın

hukuki niteliği irdelenmiştir. İDDK, acele kamulaştırmada taşınmaz mülkiyetine

el konulmasından sonraki aşamalarda yapılan normal kamulaştırma sürecine

ilişkin işlemlerin acele kamulaştırma sürecinin bir parçası olarak

değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kararlarda sonuç olarak EPDK’nın

kamulaştırma işlemlerinin dayanağı olan Bakanlar Kurulu kararlarından bağımsız

değerlendirilemeyeceği ifade edilerek bunların da hukuka aykırı olduğu

belirtilmiştir.

21. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17/4/2015 tarihli kararın

başvuruculara 18/9/2015 tarihinde tebliği üzerine başvurucular, kararın bedel

tespitine ilişkin hüküm fıkrasını temyiz etmiş; kesin nitelik taşıyan tescile

ilişkin hüküm fıkrasına karşı ise 19/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, §§ 25-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 25/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiası

24. Başvurucular, Dairece 19/3/2014 tarihli kararla

taşınmazlarının EPDK tarafından acele kamulaştırılmasına yetki tanıyan Bakanlar

Kurulu kararının yürütmesinin durdurulması üzerine 2942 sayılı Kanun’un 10. Maddesi

uyarıncaMahkeme tarafından idari yargıda görülen

davanın bekletici mesele yapılması gerekirken yargılama sırasında gerek yazılı

gerekse sözlü olarak defalarca dile getirmelerine rağmen tescil kararı

verildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular, Danıştay kararıyla hukuka aykırılığı

saptanan acele kamulaştırma işlemine dayanılarak taşınmazın idare adına tescil

edilmesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

25. Başvurucular ayrıca, Dairenin Bakanlar Kurulu kararının

yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararının uygulanmaması nedeniyle adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuşlardır. Başvurucular

son olarak günlük yaşamlarını sürdürdükleri köylerinin büyük bir kısmına hukuka

aykırı acele kamulaştırma kararıyla el konulması nedeniyle sağlıklı ve dengeli

bir çevrede yaşama haklarının ihlal edildiğini ifade etmişlerdir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

27. Başvurucular adil yargılanma ile sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama haklarının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de başvurucuların

acele kamulaştırmaya ilişkin idari yargı süreci sona ermeden tescil kararı

verilmesinden şikâyet ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucuların bütün

şikâyetlerinin temel olarak ilgili olduğu mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

28.Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa Mahkemesi

tarafından Ali Hıdır Akyol ve diğerleri başvurusunda

ortaya konmuştur. Buna göre öncelikle İDDK’nın hukuka

aykırılık tespiti, kamulaştırmanın acele usulle yapılmış olmasına yöneliktir.

Buna karşılık İDDK’nın, kamulaştırma işleminin

esasına yani taşınmazın kamulaştırılmasının gerekli olup olmadığına veya kamu

yararı amacı taşıyıp taşımadığına yönelik herhangi bir hukuka aykırılık tespiti

ise bulunmamaktadır. Dolayısıyla tescil kararının verildiği tarihte

kamulaştırma işleminin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin herhangi bir idari

yargı kararı yoktur. Dairenin 19/3/2014 tarihli kararıyla yürütmesi durdurulan

işlem, Bakanlar Kurulunun “aciliyet” hâlinin

varlığını tespit eden karardır. Bu kararın kamulaştırma işlemi üzerindeki

etkisinin ne olacağının ve kararın kamulaştırma bedelinin tespiti davasında

bekletici mesele kabul edilmesi gerekip gerekmediğinin hukuk kurallarının

yorumlanmasıyla görevli derece mahkemelerine ait olan takdirine Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruda müdahale etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan

el koyma sürecinin kusurlandırılmasıyla sınırlı etki

doğuran hukuka aykırılık tespitinin tescil kararını da hukuka aykırı hâle

getireceğini söylemek hukuk kurallarının yorumuyla ilgili bir mesele olup

Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında değildir (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri, §§ 54-76).

29. Söz konusu kararda, bu açıklamalar ışığında mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik koşulunu taşıdığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca

bedele ilişkin bir şikâyet olmadığı da dikkate alınarak mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin ölçülülüğünün tartışılmayacağı vurgulanmış ve mülkiyet hakkının

ihlal edilmediğine karar verilmiştir (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri, §§ 77-79).

30. Somut başvuruda da Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri kararında açıklanan ilkelerden ayrılmayı

gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucuların mülkiyet haklarına yönelik bir ihlalin

bulunmadığı açıktır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

25/1/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru, Ali Hıdır Akyol

ve diğerleri(G.K. B.No.2015/17510)

başvurusu ile aynı mahiyettedir.

2. Adı geçen başvuruya ilişkin karşıoy

yazısında belirttiğim gerekçelerle başvurucunun mülkiyet hakkının İHLAL

EDİLDİĞİ kanaatinde olduğumdan, Bölüm kararına katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1. Fazilet

YILDIZ

2. Hüsniye

KARAHAN

3. M. Şevket

ÖZCAN

4. Muzaffer

ÖZCAN

5. Özer

Önder ÖZCAN

6. Yavuz

ÖZCAN

7. Yüksel

ÖZCAN

Vekili

:

Av. Yılmaz

KARAARSLAN

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/16667, T. 25.01.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-16667-basvuru-25-01-2018-ad251cf246fc