Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/17095, 09.01.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/17095
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

HASAN AKYOL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/17095)

Karar Tarihi: 9/1/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, acele kamulaştırmaya yetki tanıyan Bakanlar Kurulu

kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin idari yargı kararı dikkate

alınmayarak kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve taşınmazların Hazine

adına tesciline karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde tespit edilen eksikliklerin verilen sürede tamamlanmadığı

gerekçesiyle başvuru hakkında idari ret kararı verilmiştir.

4. Komisyonca başvurucunun idari ret kararına yönelik itirazının

kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Hasan Akyol 1964 doğumlu olup Elazığ’ın Karakoçan

ilçesinde ikamet etmektedir. Başvurucu Elazığ’ın Karakoçan ilçesi Akkuş köyünde

kâin 2 ada 123 parsel numaralı taşınmazın paydaşıdır.

7. Bakanlar Kurulunca 19/4/2004 tarihli kararnameyle Enerji

Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından yapılacak kamulaştırmalarda

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesinde

düzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanması kararlaştırılmıştır.

8. EPDK tarafından 22/9/2005 tarihli kararla Darenhes

Elektrik Üretim Anonim Şirketine (Elektrik Şirketi) Elazığ’ın Karakoçan

ilçesinde ve başvuranın taşınmazını da kapsayan bir bölgede Pembelik Barajı ve

Hidroelektrik Santralinin yapımı ve işletilmesi hususunda kırk dokuz yıllık

üretim lisansı verilmiştir.

9. EPDK’nın 11/11/2010 tarihli kararıyla, Bakanlar Kurulunun

anılan kararına dayanılarak Pembelik Barajı’nın havzasında bulunan

taşınmazların kamulaştırılmasına ve kamulaştırma işlemlerinde acele

kamulaştırma usulünün uygulanmasına karar verilmiştir.

10. EPDK’nın 11/11/2010 tarihli kararı ile Bakanlar Kurulunun

19/4/2004 tarihli kararı, Danıştay Altıncı Dairesinde (Daire) dava konusu

edilmiştir. Daire 16/4/2012 sayılı kararla her iki işlemin de yürütmesini

durdurmuştur. Kararın gerekçesinde 2942 sayılı Kanun’un 27. Maddesi uyarınca

acele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesi için başka hiçbir idari otoriteye

devredilmeksizin doğrudan Bakanlar Kurulunca “aciliyet”

hâlinin varlığının takdir edilmesi ve bu kapsamda kamulaştırılacak taşınmazlar

ile kamulaştırmanın çerçevesinin açıkça belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Gerekçede, somut olayda 19/4/2004 tarihli Bakanlar Kurulu kararında “aciliyet” hâlinin değerlendirilmesi hususundaki yetkinin

EPDK’ya devredilmesi ve kamulaştırma işlemlerinin konusu yönünden bir sınır

çizilmeksizin EPDK’ya genel nitelikte bir yetki verilmesi nedeniyle işlemlerin

hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.

11. EPDK, Dairenin 16/4/2012 tarihli yürütmenin durdurulmasına

ilişkin kararından sonra baraj havzasında bulunan taşınmazların

kamulaştırılmasından vazgeçilmesine dair işlem tesis etmiştir.

12. Bunun üzerine Bakanlar Kurulunca 18/6/2012 ve 30/7/2012

tarihli kararnamelerle Elazığ’da

tesis edilecek Pembelik Barajı ve Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla

kararname eklerinde tek tek sayılan ve başvuruculara ait olanların da

aralarında bulunduğu taşınmazların EPDK tarafından acele kamulaştırılmasına

karar verilmiştir.

13. Öte yandan EPDK’nın 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihli

kararlarıyla Bakanlar Kurulu kararlarında sayılan taşınmazlar hakkında acele

kamulaştırma kararı verilmiştir.

14. EPDK tarafından, dosyadan anlaşılamayan bir tarihte

Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) başvurularak başvurucuların

paydaşı bulunduğu taşınmaza el konulması talep edilmiş ve Mahkemece tespit

edilen bedel maliklere ödendikten sonra talebin kabulüne karar verilmiştir.

15. Başvurucular tarafından Bakanlar Kurulunun 18/6/2012 tarihli

kararının iptali istemiyle Danıştayda dava

açılmıştır. Daire 19/3/2014 tarihinde Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin

durdurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, Kanun’da istinai bir yöntem olarak düzenlenen acele kamulaştırma

usulünün uygulanabilmesi için olağanüstü durumların bunu gerekli kılması, kamu

yararının ve kamu düzeninin sağlanmasının amaçlanması ve ayrıca Bakanlar

Kurulunca durumun aciliyetine karar verilmesi

gerektiği belirtilmiş; somut olayda acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren

hâllerin ortaya konulmaması ve aciliyet hâlinin,

üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hâllerin

açıklanmaması nedenleriyle işlemin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.

16.EPDK ayrıca, satın alma usulüyle taşınmazın devralınması

yolunu işletmiş ise de önerilen bedelin başvurucu tarafından kabul edilmemesi

üzerine 16/5/2013 tarihinde Mahkemede bedel tespiti ve tescil davası açmıştır.

Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra 14/11/2014 tarihli kararla bilirkişiler tarafından

belirlenen taşınmaz bedelinden acele kamulaştırma sırasında ödenen miktar

düşüldükten sonra kalan kısım üzerinden tazminata hükmedilmiş ve ayrıca

taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline kesin olarak karar verilmiştir. Mahkeme,

Dairece Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulduğu ve anılan davada

esas hakkında karar verilinceye kadar bu davada bekletme kararı verilmesi

gerektiği yolunda davalıların öne sürdükleri itirazı reddetmiştir. Mahkeme,

Dairede görülen davanın konusunun kamulaştırma işlemi olmadığı ve verilen

yürütmenin durdurulması kararının kamulaştırma işlemine ilişkin bulunmadığı

gerekçesine dayanmıştır. Mahkeme ayrıca, başvurucuların taşınmazlarına el

konulmak suretiyle acele kamulaştırmanın tamamlanması nedeniyle Danıştay

kararının uygulanma kabiliyetinin bulunmadığını da gerekçesinde belirtmiştir.

17. Daire, uyuşmazlığın esasına ilişkin 30/6/2015 tarihli

kararında davayı reddetmiştir. Daire, Bakanlar Kurulu kararının sadece

Mahkemece taşınmaza el konulmasına ilişkin karara dayanak teşkil ettiğini kabul

etmiş; idarenin sonradan olağan kamulaştırma sürecini başlatmış olmasını, bu

kapsamda taşınmaz bedelinin tespiti ve tescil davasının da açılmış bulunmasını

gözeterek acele kamulaştırma ve olağan kamulaştırma ayrımı yapılmaksızın

davanın konusunun bir bütün olarak taşınmaz mülkiyetinin kamulaştırılması

biçiminde anlaşılması suretiyle inceleme yapılması gerektiğini ifade etmiştir.

Daire, netice olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına

yönelik olduğu ve işlemin hukuka uygun bulunduğu sonucuna ulaşmıştır.

18. Anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulunun (İDDK) 8/10/2015 tarihli kararıyla Daire kararı bozulmuş ve dava

konusu Bakanlar Kurulu kararının iptaline kesin olarak karar verilmiştir. İDDK

kararının gerekçesinde, Kanun’da istinai bir yöntem

olarak düzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesi için olağanüstü

durumların bunu gerekli kılması, kamu yararının ve kamu düzeninin sağlanmasının

amaçlanması, ayrıca Bakanlar Kurulunca durumun aciliyetine

karar verilmesi gerektiği belirtilmiş; somut olayda bu koşullar

gerçekleşmediğinden Bakanlar Kurulu kararlarının hukuka aykırı olduğu

açıklanmıştır.

19. Bu arada baraj havzasında taşınmazı bulunan başka malikler

tarafından 2014 yılı içinde Bakanlar Kurulunun taşınmazların acele

kamulaştırılmasına ilişkin EPDK’ya yetki tanıyan 18/6/2012 ve 30/7/2012 tarihli

kararnameleri ile bunlara dayanılarak EPDK tarafından taşınmazların

kamulaştırılması yolunda tesis edilen 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihli işlemlerin

de iptali istemiyle Dairede iki ayrı dava açılmıştır. Daire tarafından yukarıda

anılan gerekçelerle 30/6/2015 tarihinde verilen kararlarla her iki dava da

reddedilmiştir.

20. Ancak söz konusu kararlar İDDK’nın

8/10/2015 tarihli kararlarıyla bozulmuş ve dava konusu Bakanlar Kurulu

kararları ile bunlara dayanılarak tesis edilen EPDK işlemlerinin iptaline karar

verilmiştir. Bakanlar Kurulu kararının iptalinin başvurucular tarafından açılan

davaya ilişkin olarak verilen kararlarla aynı gerekçeye dayandığı

anlaşılmaktadır. Kararların gerekçesinde ayrıca, EPDK tarafından tesis edilen

kamulaştırma işlemleri yönünden de değerlendirme yapılmıştır. Kararlarda, Daire

kararında Bakanlar Kurulunca alınan acele kamulaştırma kararının sadece

Mahkemece taşınmaza el konulmasına ilişkin karara dayanak teşkil ettiğinin

belirtilmiş olması nedeniyle acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırmanın

hukuki niteliği irdelenmiştir. İDDK, acele kamulaştırmada taşınmaz mülkiyetine

el konulmasından sonraki aşamalarda yapılan normal kamulaştırma sürecine

ilişkin işlemlerin acele kamulaştırma sürecinin bir parçası olarak

değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kararlarda sonuç olarak EPDK’nın

kamulaştırma işlemlerinin dayanağı olan Bakanlar Kurulu kararlarından bağımsız

değerlendirilemeyeceği ifade edilerek bunların da hukuka aykırı olduğu

belirtilmiştir.

21. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14/11/2014 tarihli kararın

başvurucuya 15/10/2015 tarihinde tebliği üzerine başvurucu, kararın bedel tespitine

ilişkin hüküm fıkrasını temyiz etmiş; kesin nitelik taşıyan tescile ilişkin

hüküm fıkrasına karşı ise 4/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK] (B. No:2015/17510, 18/10/2017, §§

25-39).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 9/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiası

24. Başvurucu, Dairece 19/3/2014 tarihli kararla taşınmazlarının

EPDK tarafından acele kamulaştırılmasına yetki tanıyan Bakanlar Kurulu

kararının yürütmesinin durdurulması üzerine 2942 sayılı Kanun’un 10. Maddesi

uyarınca Mahkeme tarafından idari yargıda görülen davanın bekletici mesele

yapılması gerekirken yargılama sırasında gerek yazılı gerekse sözlü olarak

defalarca dile getirmesine rağmen tescil kararı verildiğini belirtmiştir.

Başvurucu, Danıştay kararıyla hukuka aykırılığı saptanan acele kamulaştırma

işlemine dayanılarak taşınmazının idare adına tescil edilmesine karar verilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Başvurucu ayrıca, Dairenin Bakanlar Kurulu kararının

yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararının uygulanmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyette bulunmuştur. Başvurucu,

son olarak günlük yaşamını sürdürdüğü köyünün büyük bir kısmına hukuka aykırı

acele kamulaştırma kararıyla el konulması nedeniyle sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkının ihlal edildiğini ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

27. Başvurucu, adil yargılanma ile sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama haklarının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de başvurucunun

acele kamulaştırmaya ilişkin idari yargı süreci sona ermeden tescil kararı

verilmesinden şikâyet ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun bütün

şikâyetlerinin temel olarak ilgili olduğu mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

28.Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa Mahkemesi

tarafından Ali Hıdır Akyol ve diğerleri başvurusunda

ortaya konulmuştur. Buna göre öncelikleİDDK’nın hukuka

aykırılık tespiti, kamulaştırmanın acele usulle yapılmış olmasına yöneliktir.

Buna karşılık İDDK’nın kamulaştırma işleminin esasına

yani taşınmazın kamulaştırılmasının gerekli olup olmadığına veya kamu yararı

amacı taşıyıp taşımadığına yönelik herhangi bir hukuka aykırılık tespiti ise

bulunmamaktadır. Dolayısıyla tescil kararının verildiği tarihte kamulaştırma

işleminin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin herhangi bir idari yargı kararı

yoktur. Dairenin 19/3/2014 tarihli kararıyla yürütmesi durdurulan işlem,

Bakanlar Kurulunun “aciliyet” hâlinin varlığını

tespit eden karardır. Bu kararın kamulaştırma işlemi üzerindeki etkisinin ne

olacağının ve kararın kamulaştırma bedelinin tespiti davasında bekletici mesele

kabul edilmesi gerekip gerekmediğinin hukuk kurallarının yorumlanmasıyla

görevli derece mahkemelerine ait olan takdirine Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruda müdahale etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan el koyma sürecinin kusurlandırılmasıyla sınırlı etki doğuran hukuka aykırılık

tespitinin tescil kararını da hukuka aykırı hâle getireceğini söylemek hukuk

kurallarının yorumuyla ilgili bir mesele olup Anayasa Mahkemesinin görevi

kapsamında değildir (Ali Hıdır Akyol ve

diğerleri, §§ 54-76).

29. Söz konusu kararda, bu açıklamalar ışığında mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik koşulunu taşıdığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca

bedele ilişkin bir şikâyet olmadığı da dikkate alınarak mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin ölçülülüğünün tartışılmayacağı vurgulanmış ve mülkiyet

hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri başvurusu, §§ 77-79).

30. Somut başvuruda da Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri kararında açıklanan ilkelerden ayrılmayı

gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin

bulunmadığı açıktır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru, Ali Hıdır Akyol ve diğerleri (G.K. B. No:

2015/17510) başvurusu ile aynı mahiyettedir.

2. Adı geçen başvuruya

ilişkin karşıoy yazısında belirttiğim gerekçelerle

başvurucunun mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİ kanaatinde olduğumdan, Bölüm

kararına katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Hasan AKYOL

Vekili

:

Av. Mehmet

HORUŞ

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/17095, T. 09.01.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-17095-basvuru-09-01-2018-72874297f694