Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/4575, 10.05.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/4575
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİBÖLÜM

KARAR

RAHMİ EKEN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/4575)

Karar Tarihi: 10/5/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçilik alacağından kaynaklanan tazminat davasında, ispat

külfetinin yanlış tarafa yükletilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. 21/2/2005 tarihinde bir nakliye firmasında tır şoförü olarak

çalışmaya başlayan başvurucunun iş sözleşmesinin 17/8/2006 tarihinde sona

ermesiyle başvurucu, Üsküdar 2. İş Mahkemesinin E.2006/753 sayılı dosyasında

işçilik alacaklarından kaynaklanan tazminat davası açmıştır.

8. Üsküdar 2. İş Mahkemesi 4/3/2010 tarihli kararında belirttiği

"..davacı taraf iş akdinin haksız feshedildiğini iddia

etmekte olup, davalı taraf ise verilen işi yapmaktan kaçınarak işyerini terk

ettiğini savunmaktadır. İş akdinin ne şekilde sonlandırıldığı açısından

değerlendirme yapmak gerekirse: davacı 11/8/2006 tarihinde çekmiş olduğu

ihtarname ile 2006 yılı başından itibaren süre gelen harcırah uygulamasının

aleyhine olduğunu, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin

ödenmediğini ileri sürmekte olup, 17/8/2006 tarihinden itibaren de işyerini

terk edip işyerine gitmediği görülmektedir. Davalı işveren her ne kadar

davacının 17/8/2006 dan itibaren işe gelmediğini ve bu yönde tutanaklar

tutulduğunu savunmuş ise de, esasen davacının

17/8/2006 dan sonra işe gitmediği anlaşılmakla, 17/8/2006 tarihi itibariyle iş

akdinin ne şekilde sona erdirildiğinin çözümlenmesi gerekmektedir. Dinlenen

tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere 1/1/2006 tarihinden itibaren harcırah

uygulamasında yeni bir uygulamaya geçilmiş olup, bu uygulama çalışanların

aleyhine olup, harcırah yada prim miktarlarında düşme

olduğu tanık beyanlarınca ifade edilmiştir. Her ne kadar ilk alınan raporda

yapılan bilirkişi değerlendirmesinde bu yönde durulmuş ve tanık beyanları ile

bordroların birbirini doğrulamadığı görüşü mütalaa edilmiş ise de salt

bordrolardaki miktarlara bakılarak prim uygulamasındaki aleyhe durum

anlaşılamayacağından tanık beyanlarınca davacının iddiası doğrulanmakla uzun

süre işyerinde çalışan davacının kendiliğinden işi bırakması da düşünülemeyeceğindeniş akdini haklı olarak feshettiği bu

duruma göre kıdem tazminatı alacağına hak kazandığı ve fakat ihbar tazminatı

alacağının doğmadığı..." gerekçesi ile davayı kısmen kabul

etmiştir.

9. Bu arada Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile

Üsküdar Adliyesi kapatılmış, dosya İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesine (Mahkeme)

devredilmiştir.

10. Temyiz üzerine karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22/1/2013

tarihli kararında belirtilen "..davacı işçi, iş sözleşmesinin işverence haklı bir

neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı

isteklerinde bulunmuş, mahkemece işçinin haklı nedenle iş sözleşmesini

sonlandırdığı gerekçesiyle ihbar tazminatı isteği reddedilmiş, kıdem tazminatı

hüküm altına alınmıştır. Davacı işçinin diğer bazı arkadaşlarıyla birlikte işverene

gönderdiği 10/8/2006 tarihli ihtarnamede, 31/12/2005 tarihindeharcırah

sisteminin işçi aleyhine değiştirildiği, aylık harcırah gelirlerinde ortalama

250,00 TL düşüş olduğu, uygulama sebebiyle ödenmeyen harcırah alacaklarının olduğu,fazla çalışma hafta tatili

ile bayramve geneltatilücretlerinin

de ödenmediği belirtilerek, ödemelerin yapılması aksihalde

yasal yollara başvuracağı bildirilmiştir. Mahkemece davacının harcırahfarkı, fazla çalışma,hafta

tatiliile bayramve geneltatil alacaklarının bulunmadığı belirlenmiş, istekler

bu yönlerden reddedilmiş, ancak harcırahödeme

sisteminde işçi aleyhine değişiklikolduğu

gerekçesiyle işçinin feshihaklı kabul edilerek kıdem

tazminatı talebikabul edilmiştir. Davacıişçi

harcırah ödemesiyleilgiliolarak iş şartlarında esaslı

değişiklikyapıldığını kanıtlayabilmiş değildir. Davacıişçiyeiddia edilen değişiklik öncesi ve sonrası

yapılan harcırah ödemeleri karşılaştırıldığında harcırah gelirlerinde azalma

olmadığı görülmektedir. Davacının harcırah farkı talebi de reddedilmiştir.

Mahkemece bu tespite rağmen uzun süre işyerinde çalışan birişçinin

kendiliğinden ayrılmayacağı gerekçesiyle işçinin haklı feshiolduğu

sonucuna varılmıştır. Varsayıma dayalı olarak sonuca gidilmesi doğru değildir.

Davacının kıdem tazminatı isteğinin de reddi gerekirken yazılı şekildetalebin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.."

gerekçesi ile bozulmuştur.

11. Bozma ilamına uyan Mahkeme 26/9/2013 tarihli kararıyla

davayı reddetmiştir.

12. Başvurucunun temyizi üzerine karar Yargıtay 9. Hukuk

Dairesinin 22/1/2014 tarihlikararı ile onanmıştır.

13. Onama kararı başvurucuya 6/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,

31/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

15. Başvurucu; işçilik alacağının tahsili için açtığı davada

Mahkemenin taraflarca üzerinde ihtilaf konusu olmayan vakıayı yanlış

değerlendirdiğini, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği hususunun

çekişme konusu olmadığını, tazminatın tespiti açısından ispat külfetinin davalı

işverene ait olduğunu, ancak Mahkemenin ve Yargıtayın

bu yükümlülüğün kendisine ait olduğu varsayımından hareketle değerlendirme

yaptığını, 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu'nun 74. maddesine göre mahkemenin tarafların beyanı ile bağlı olduğunu

ancak davada taleple bağlılık ilkesinin aşıldığını, bu açıdan Kanun'a açıkça

aykırı olarak uygulanan yöntem nedeniyle talebinin reddedildiğini belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

16. Başvurucunun, yargılamada ispat külfeti davalı alacaklıya

ait olduğu hâlde Mahkeme ve Yargıtayın kanun ve usule

aykırı bir değerlendirmeyle bu yükümlülüğü tersine çevirdiği iddiası, mahkeme

önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin

sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasında korunması hususu ile

ilgili olduğundan silahların eşitliği ilkesi kapsamında incelenmiştir.

17. Anayasa Mahkemesi aynı işyerinde yakın tarihte işe başlayan

ve aynı nedenlerle işten ayrılan bir işçinin yaptığı bireysel başvuruyu

silahların eşitliği ilkesi kapsamında incelemiştir. Söz konusu başvuruda;

başvurucu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği hususunda

taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, davalının bu vakıayı ikrar ettiğini,

Mahkemenin bu kabul ile bağlı olduğunu ve bu duruma göre değerlendirme yaparak

ispat yükümlülüğünü davalı işverene yöneltmesi gerektiği hâlde tersine

çevirdiğini, yapılan uygulamanın yargılamadaki dengeyi aleyhe bozduğunu

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa Mahkemesi yaptığı değerlendirmede; iş hukuku

yargılamasında, hizmet akdinin işveren tarafından haklı nedene dayanılarak

feshedildiği hususunda ispat yükümlülüğünün davalı işverene ait olduğunu,

sözleşmenin feshedildiği tarihte yürürlükte olan 25/8/1971 tarihli ve 1475

sayılı mülga İş Kanunu gereğince hizmet akdinin işçi tarafından haklı

nedenlerle feshedildiğine ilişkin ispat yükümlülüğünün ise davacı işçiye ait

olduğunu, somut olayda başvurucunun dava dilekçesinde dava konusu edilen alacak

kalemlerinin tahsili için 10/8/2006 tarihinde işyerinden ayrılarak avukata

vekâlet verdiğini belirttiğini, Mahkemenin gerekçeli kararında yapılan

değerlendirmede davacının 11/8/2006 tarihinde çekmiş olduğu ihtarname ile 2006

yılı başından itibaren süregelen harcırah uygulamasının aleyhine olduğunu,

fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini ileri

sürdüğünü, başvurucunun 17/8/2006 tarihinden itibaren de işyerine gitmediğinin

görüldüğünü, davalı işveren her ne kadar davacının 17/8/2006 tarihinden

itibaren işe gelmediğini ve bu yönde tutanaklar tutulduğunu savunmuş ise de esasen

davacının bu tarihten sonra işe gitmediği belirtilerek 17/8/2006 tarihi

itibarıyla iş akdinin işçi tarafından sonlandırıldığının kabul edildiğini, bu

açıdan Mahkemece dava konusu tazminata esas işçilik alacaklarına yönelik olarak

hizmet akdinin işçi tarafından sona erdirildiği kabul edilerek bu olgu

üzerinden ispat yükümlülüğünün belirlendiğini ve sonuca ulaşıldığını belirterek

yapılan uygulamanın yargılamanın bütününe göre tüm süreci adaletten yoksun

kılacak şekilde etkilemediği sonucuna ulaşmış ve başvurunun kabul edilemez

olduğuna karar vermiştir (Ahmet Öztürk,

B. No: 2014/4574, 16/11/2016).

19. Anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı

anlaşılan bu başvuru konusu olayda da başvurucu tarafından açılan davada

Mahkemece başvurucunun 17/8/2006 tarihinden sonra işe gitmediği belirtilerek bu

tarih itibarıyla iş akdinin işçi tarafından sonlandırıldığının kabul edildiği,

bu açıdan Mahkemenin özellikle kıdem ve ihbar tazminatına esas işçilik

alacaklarına yönelik olarak hizmet akdinin işçi tarafından sona erdirildiğini

kabul ederek bu olgu üzerinden ispat yükümlülüğünü belirlediği ve sonuca

ulaştığı, yargılamada ispat külfeti tersine çevrilerek taraflar arasında

eşitsizlik meydana getirildiğinden bahsedilemeyeceği, yapılan uygulamanın yargılamanın

bütününe göre tüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna

ulaşılmıştır.

20. Açıklanan nedenlerle adil yargılanma hakkı kapsamındaki

silahların eşitliği ilkesine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Rahmi EKEN

Vekili

:

Av. Sait

KARAKAYA

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/4575, T. 10.05.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-4575-basvuru-10-05-2017-45007bc14e14