Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/2901, 09.01.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/2901
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

KÜRŞAT ÇELEBİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2901)

Karar Tarihi: 9/1/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik hizmeti sırasında kronik böbrek yetmezliği

hastalığına yakalanıldığı olayda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi

nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Mardin 70. Mekanize Piyade Tugayı Kızıltepe Ata

Hudut Karakolunda askerlik hizmetini yapmıştır. Başvurucu, askerlik hizmetini

yaptığı sırada 25/9/2012 tarihinde rahatsızlanmış; başvurucunun yüzünde,

ayaklarında ve bacaklarında şişlikler oluşmuştur.

9. Bu rahatsızlığı sebebiyle başvurucu 27/9/2012 tarihinde

muayene olmuş, rahatsızlığının sebebinin böcek ısırığı olabileceği gerekçesiyle

başvurucuya hekim tarafından çeşitli ilaçlar verilmiş ve ayrıca gastrit teşhisi konmuştur. Başvurucunun

şikâyetleri devam edince 3/10/2012 tarihinde bu defa başvurucuya alerji

teşhisi konularak antibiyotik ilaç tedavisine başlanmıştır. Ancak

rahatsızlıkları devam eden başvurucu 9/10/2012 tarihinde Kızıltepe Devlet

Hastanesi Dâhiliye Bölümünde muayene olmuştur. Yapılan muayene sonucu

başvurucunun nefroloji bölümü olan bir hastaneye

sevki uygun görülmüş; bu sebeple başvurucu önce Mardin Devlet Hastanesine,

sonrasında da 10/10/2012 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisine (GATA) sevk

edilmiştir.

10. GATA'da kronik böbrek

yetmezliği teşhisiyle tedavisine başlanan başvurucu için Ankara

Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince 24/10/2013 tarihinde, teşhisi konulan

bu rahatsızlığı nedeniyle %90 oranında engelli olduğuna dair bir sağlık kurulu

raporu düzenlenmiştir.

11. Başvurucunun babası, oğlunun rahatsızlığına yol açan kamu

görevlilerinin cezalandırılması istemiyle 16/1/2013 tarihinde Diyarbakır Kara

Kuvvetleri Komutanlığı 7. Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî

Savcılık) suç duyurusunda bulunmuştur. Askerî Savcılık, konu ile ilgili olarak

uzman bir doktordan bilirkişi raporu aldırmıştır. Raporda, başvurucunun böbrek

fonksiyonlarını bozan lupus

nefriti hastalığına yakalandığı belirtilmiştir. Bilirkişiye göre

mağdurun rahatsızlığını beyan ettiği 25/9/2012 tarihi ile hastalığıyla ilgili

muayene ve tedavisine başlandığı 9/10/2012 tarihi arasında geçen on dört günlük

süre içinde mağdurun yaşam fonksiyonlarını etkileyebilecek bir gelişim söz

konusu değildir.

12. Askerî Savcılık 21/11/2013 tarihinde ihmal suretiyle görevi

kötüye kullanma suçundan şüpheli alay komutanı ile hekim hakkında kovuşturmaya

yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, bilirkişi raporuna atıfta

bulunulmuş ve şüpheliler ile başka herhangi bir personelin somut olayda bir

kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.

13. Karara karşı yapılan itiraz, Diyarbakır 2. Hava Kuvvetleri

Komutanlığı Askerî Mahkemesi tarafından 21/1/2014 tarihinde reddedilmiştir.

14. Nihai karar, başvurucuya 4/2/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 5/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Saadet Ergün ve diğerleri, B. No:

2013/4194, 14/10/2015, §§ 24-30.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 9/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, askerlik hizmetini yapmakta iken sağlığının eski

hâline gelemeyecek şekilde %90 oranında engelli hâle geldiğini ifade

etmektedir. Başvurucu, görev yaptığı yerdeki alay komutanı ve ilgili hekim ile

diğer sağlık görevlilerinin ihmali yüzünden hastalığının geç teşhis edildiğini

ve rahatsızlığının iyileşemeyecek düzeye geldiğini belirtmektedir.

19. Başvurucu, ihmali bulunan sorumluların cezalandırılması için

yaptığı şikâyet üzerine başlatılan ceza soruşturmasının etkin bir biçimde

yapılmadığından yakınmaktadır. Başvurucuya göre olayı açıklığa kavuşturabilecek

tanık beyanları alınmamış, delillerin tamamı toplanmamıştır. Başvurucu, bu

sebeplerle sağlık ve yaşam hakkı ile adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbi deneylere tabi tutulamaz.”

21. Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh

sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi

artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık

kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler."

22. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak

incelendiğinde başvurucunun temel olarak maddi ve manevi varlığın korunması ve

geliştirilmesi hakkı kapsamında etkili bir soruşturma yürütülmemesinden şikâyet

ettiği anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucu tarafından adil yargılanma hakkı ve

yaşam hakkı ile bağlantı kurularak ileri sürülen tüm iddiaların Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve

geliştirilmesi hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Genel İlkeler

23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, başvuru yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 41).

24. Yaşam hakkının veya bedensel bütünlüğün ihlaline kasten

sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif

yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Kendisine

zarar verilmek kastıyla hareket edildiği yönünde kişinin bir iddiasının

bulunmadığı ve olayın istisna kapsamında olmadığı değerlendirildiğinde

Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük, mağdura adli ya da idari yargı mercileri önünde açabileceği

bir tazminat ya da tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş

sayılabilir (Yaprak Yüksek, B.

No: 2013/9116, 14/10/2015, §§ 32, 33, 35).

25. Ceza hukukunda -taksire dayalı sorumluluk istisnai nitelik

taşımasına rağmen- kasten veya taksirle başkalarına verilen zarar nedeniyle

tazminat sorumluluğu kapsamında giderim imkânının daha yüksek olduğu, ceza

yargılamasında objektif sorumluluğa yer verilmezken tazminat davalarında

objektif sorumluluk ilkesinin etkin şekilde uygulandığı ve aynı maddi vakıalar

çerçevesinde daha düşük bir ispat standardı kullanıldığı görülmektedir.

Tazminat sorumluluğunda asıl gayenin zarar görenin zararının telafi edilmesi

olduğu dikkate alındığında bu yolun daha yüksek başarı şansı sunabilecek etkili

bir başvuru yolu olduğu anlaşılmaktadır (Yaprak

Yüksek, § 37).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

26. Somut olayda yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan

soruşturma kapsamında Askerî Savcılık tarafından, şikâyet edilen suçun

oluşabilmesi için failin dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranarak

hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna karşılık aynı soruşturmada,

şikâyete konu olayın meydana gelmesinde şüphelilerin dikkat ve özen

yükümlülüğüne aykırı davranmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim başvurucunun da

fiilin kasten işlendiği yönünde açık bir iddia ve şikâyeti de bulunmamaktadır.

Sonuç olarak bu tespitten hareketle atılı suçun kanunda öngörülen unsurlarının

oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği

anlaşılmıştır.

27. Başvuru konusu olayda ihmali olduğu ileri sürülen alay

komutanı ile sağlık görevlileri hakkında ceza soruşturması açılması talebinde

bulunulmakla birlikte ilgili kişiler veya kuruluşun sorumluluklarına ilişkin

herhangi bir hukuk yoluna başvurulmadığı anlaşılmaktadır. Hâlbuki ceza

kanunları uyarınca suç oluşturmayan eylem ve ihmallere karşı -husumetin

yöneltileceği kişiye bağlı olarak- 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu ile 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

uyarınca kusura ve kusursuz sorumluluğa dayalı olarak idareye veya kişilere

yönelik idare ve hukuk mahkemeleri önünde, uğranılan zararları tazmin yolları

düzenlenmiştir.

28. Bu durumda ihlale yol açıldığı ileri sürülen olay bakımından

kanunda öngörülmüş etkili ve başarı şansı sunan söz konusu idari ve yargısal

başvuru yolları bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmemiştir.

29.Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Kürşat

ÇELEBİ

Vekilleri

:

1. Av.

Mehmet PARSAK

2. Av. Gülay

PARSAK

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/2901, T. 09.01.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-2901-basvuru-09-01-2018-a66c831c656d