Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/1808, 04.10.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/1808
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

G. D. BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2014/1808)

Karar Tarihi: 4/10/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan iki gazetenin internet

haber arşivlerinde erişilebilir durumda olan haberler ile ilgili içeriğe

erişimin engellenmesi yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şeref ve

itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucu tarafından yapılan 2014/1808 ve 2014/1812 numaralı

başvurular, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunduğu anlaşıldığından birleştirilmiş;

incelemeye 2014/1808 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden devam

edilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

10. Ulusal ölçekte yayımlanan Milliyet ve Radikal gazetelerinin

İnternet arşivi sayfalarında 25/5/2009 tarihinde, eski Esenyurt

Belediye Başkanı hakkında yürütülen ceza yargılamasına yönelik haberler yer

almıştır. Haber içeriklerinde Başkanın aile fertlerinin de aynı davada

yargılandığına, Başkanın kardeşi olan başvurucunun yargılamayı yürüten mahkeme

tarafından suç örgütüne üye olma suçundan on ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verildiğine ilişkin ifadeler yer almaktadır.

11.

Başvurucu; haberlerde bahsi geçen mahkeme kararının Yargıtay 5. Ceza Dairesi

tarafından bozulduğunu, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda hakkında

açılan davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, herhangi bir suçtan

hakkında mahkûmiyet hükmü bulunmadığını ancak bu haber nedeniyle şeref ve

itibarının zedelendiğini ileri sürerek 1/10/2013 tarihinde söz konusu haberlere

erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur.

12. Büyükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesi 18/11/2013 tarihli

kararları ile erişimin engellenmesi taleplerinin reddine karar vermiştir.

Anılan kararların gerekçesi şöyledir:

"Bilindiği gibi Anayasal güvence altında bulunan (Anayasa 28.

Madde) basın hürriyetinin yine yasalarca korunan kişilik haklarına yeğ

tutulabilmesi için bu hürriyetin (haber verme, yorum ve eleştiri hürriyetinin)

öğretide ve uygulamada tartışmasız benimsenen;

a-Gerçeklik,

b-Güncellik,

c-Kamu yararı ve toplumsal ilgi,

d-Konu ile ifade arasında düşünsel bağ kuralları çerçevesinde kullanılması

gerekir. Ne var ki olay, doğru, güncel ve kamu yararı bulunsa bile şekle de

aykırı olmamalı, haber ve eleştirinin veriliş, yazılış biçimi, kişilik hakkını

zedeleyecek üslup ve tarzda olmamalıdır. Yani özle biçim arasında uygun bir

denge bulunmalıdır.

Haber verme hakkı bu sınırlar içerisinde kaldığı sürece hukuka

uygundur. Haber anılan temel kurallardan birine ters düşerse kamu yararı,

kişisel hak dengesi bozulur, kullanılan bu hakkın hukuka uygunluğundan söz

edilemez. Başka bir deyişle bu kurallardan herhangi birinin ihlali halinde

saldırıya uğrayan kişisel hak korumaya değer bir üstünlük kazanır. Gerçeklikten

kasıt ise somut gerçeklik değil, olayın verildiği andaki (haberin dayanağı olan

beyan ve belgelere göre) beliriş biçimine uygunluk olarak anlaşılmalıdır.

...

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/5/2009 günlü kararı ile itiraz

eden G. D. hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan

mahkumiyetine karar verildiği (ileride Yargıtay tarafından kararın bozulmasına

ve İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/9/2012 tarihli ilamı ile G.D. hakkında

açılan kamu davasının 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince

zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesine karşın),

yukarıda uzantıları belirtilen internet sitelerinde haber yayın tarihlerinin

25/5/2009 tarihi olduğu anlaşılmakla, muterizle ilgili haberin yayınlanma biçim

ve içeriği itibariyle basın özgürlüğü ile kişi hak ve özgürlüğünün de dengeli

gözetilmesi sonucunda yukarıda ayrıntısı ile belirtilen "gerçeklik,

güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağ

kuralları çerçevesinde kullanılması" kurallarına aykırı olmadığı, haber

tarihi itibarı ile ortada kesinleşmemiş dahi olsa mahkeme kararı ile verilmiş

bir mahkumiyet kararı olduğu maddi gerçeğinin gözardı

edilemeyeceği izahtan varestedir. Bu çerçevede, yayının yukarıda ayrıntısı

belirtilen basın özgürlüğü sınırları içerisinde kalan bir yayın olduğu, kişilik

haklarına bir saldırının bulunmadığı kanaatine varılmakla muteriz vekilinin

talebine ilişkin reddine yönelik hüküm tesis edilmiştir."

13. Başvurucunun anılan kararlara itirazı Büyükçekmece 6. Asliye

Ceza Mahkemesinin 18/11/2013 ve 26/12/2013 tarihli kararları ile

reddedilmiştir.

14. Kararlar başvurucuya 14/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 11/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Anayasa Mahkemesinin 3/3/2016 tarihli ve 2013/5653 numaralı

N.B.B. kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 4/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu: Milliyet ve Radikal gazetelerinin İnternet arşivi

sayfalarında 25/5/2009 tarihinde, suç örgütüne üye olma suçundan on ay hapis

cezası ile cezalandırıldığına ilişkin haberler yayımlandığını, haberlerde sözü

edilen mahkeme kararının Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından bozulduğunu, bozma

üzerine yapılan yargılama sonucunda davanın ortadan kaldırılmasına karar

verildiğini, herhangi bir suçtan hakkında mahkûmiyet hükmü bulunmadığı hâlde

ilgili yayın kuruluşlarının İnternet sitelerinin arşiv bölümlerinde hapis

cezası ile cezalandırıldığına ilişkin haberlerin yer almaya devam ettiğini,

toplumda suç işlemiş biri olarak görüldüğünü, haberlere erişimin engellenmesi

yönündeki taleplerinin yargısal makamlar tarafından reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 17. ve 38.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinde

bulunmuştur.

18. Bakanlık görüşünde, şeref ve itibarın korunması hakkı ile

ifade ve basın özgürlükleri arasında adil bir denge gözetilmesi gerekliliği

ifade edilmiştir. Bakanlık, başvuru konusu haberin yapıldığı tarih itibarıyla güncel

ve görünür gerçekliğe uygun olduğunu, ancak aradan geçen zaman dikkate

alındığında çatışan haklar arasında tekrar değerlendirme yapılması

gerekebileceğini belirtmiştir.

19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki

iddialarını tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme

1. Gizlilik Talebi

Yönünden

20. Başvuruya konu olayın niteliğinin başvurucunun itibarını

zedeleyebileceği dikkate alınarak gizlilik talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, hakkında yayımlanan haberlere,

bahsi geçen gazetelerin İnternet sitelerindeki haber arşivleri üzerinden hâlen

kolayca ulaşılabilmesi ve bu arşiv haberlerin İnternet'ten çıkarılması

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünden

şikâyet etmektedir. Başvurucunun bu şikâyeti şeref ve itibarın korunması hakkı

kapsamında incelenmiştir.

22. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devletin, bireyin manevi

varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfî olarak müdahale

etmemek şeklinde negatif yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek

şeklinde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır (Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı

etkileyen saldırılar veya basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı

bireyin korunmaması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal

edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç [GK],

B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42).

23. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesine göre

herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına

veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî

makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek

serbestliğini de kapsar. Anılan maddede ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade

edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma

altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK],

B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).

24. Haber ve fikirlerin iletilmesinde ve alınmasında önemli bir

işlev gören İnternet, Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün

güvencesi altındadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi İnternet erişimine yönelik bir

müdahalenin ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir (Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No:

2014/3986, 2/4/2014; Youtube LLC Corporation

Service Company ve diğerleri [GK], B. No:

2014/4705, 29/5/2014).

25. Anayasa Mahkemesi birçok kararında ifade özgürlüğünün sadece

düşünce ve fikirleri yayma özgürlüğünü değil haber ve fikirlere ulaşma

özgürlüğünü de kapsadığını vurgulamıştır (Emin

Aydın, § 40; Kamuran Reşit Bekir [GK],

B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 34). İnternet üzerinde arşiv oluşturma,

aktüalitenin ve haberlerin saklanmasına ve erişilebilirliğine büyük ölçüde

hizmet etmektedir. Bu nitelikteki arşivler özellikle doğrudan halkın erişimine

açık ve genelde ücretsiz olmaları nedeniyle tarih eğitimi ve araştırma

faaliyetleri için kaynak sunmaktadır. Öte yandan demokratik bir toplumda

basının ilk işlevi olan "gözetleyici" rolünün bir sonucu da

arşivlerin halkın erişimine sunulmasıdır (N.B.B.,

B. No: 2013/5653, 3/3/2016, § 61). Bu nedenle İnternet'te tutulan arşivlerin,

ifade ve basın özgürlükleri kapsamında olduğu açıktır. Dolayısıyla İnternet'te

yayımlanan ve gazetecilik faaliyeti kapsamında kabul edilen bir haber arşivinin

yayından kaldırılması basın özgürlüğüne yönelik bir müdahale teşkil edebilir.

26. İfade özgürlüğü ile onu tamamlayan ve ifade özgürlüğünün

kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğü, Anayasa'da yer alan temel hak ve

özgürlükleri sınırlama rejimine tabidir. Anayasa'nın

26., 27. ve 28. maddelerinde sayılan sınırlandırmalardan biri, "başkalarının şöhret veya

haklarının, özel veya aile hayatları"nın

korunmasıdır (Kadir Sağdıç, § 55;

İlhan Cihaner (2),

§ 62). Öte yandan "başkalarının

şöhret veya haklarının, özel veya aile hayatları"nın

korunması bağlamında şeref ve itibarın korunması hakkının etki alanını

genişletmenin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlali sonucunu doğurabileceği

hatırda tutulmalıdır.

27. Bu sebeple Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

koruma altına alınan şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı ile başvuruya

konu İnternet haber arşivlerinin Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına

alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa'nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında Anayasa Mahkemesi içtihadında

ortaya konulan kriterlere uygun şekilde bir denge kurulması gerekmektedir.

İnternet ortamının sağladığı ulaşılabilirlik, yaygınlık, haber ve fikirlerin

depolanmasındaki ve muhafazasındaki kolaylık dikkate alındığında yayımlandığı

tarihte belirli ağırlık eşiğini aşmayan veya kişinin kendi eylemlerinden

kaynaklanan haberlerin İnternet ortamında uzun süre erişilebilir kalması

kişilerin şeref ve itibarını zedeleyebilir (N.B.B.,

§ 37).

28. Anayasa Mahkemesi 3/3/2016 tarihli ve 2013/5653 numaralı

N.B.B. başvurusunda İnternet'in etkin olarak kullanmasıyla beraber ifade ve

basın özgürlükleri ile şeref ve itibarın korunması arasındaki dengenin ilki

lehine bozulduğunu, bu dengenin tekrar kurulabilmesinin şeref ve itibar

yönünden bireylerin unutulma hakkının kabul edilmesi ile mümkün olabileceğini

belirtmiştir (N.B.B., § 46).

29. Mahkeme bahsi geçen başvuruda unutulma hakkının anayasal

dayanaklarına yer vererek devletin bireye geçmişte yaşadıklarının başkaları

tarafından öğrenilmesi engellenerek “yeni bir sayfa açma” olanağı verme

hususunda bir sorumluluğu olduğunu, dolayısıyla unutulma hakkının kişilerin

manevi varlıklarını geliştirmelerine bir fırsat vermek açısından devletin

pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olduğunu ortaya koymuştur (N.B.B., §§ 47-49).

30. Bununla birlikte Mahkeme, unutulma hakkının İnternet

üzerindeki her türlü haber veya yazı yönünden uygulanmasını beklemenin mümkün

olmadığını, özellikle basın özgürlüğü temelinde gazete arşivinin

araştırmacılar, hukukçular veya tarihçiler için önem taşıyan veriler olduğunu

belirtmiştir. Unutulma hakkı, İnternet ortamında haber arşivini koruma altına

alan basın özgürlüğünün ve halkın haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün özüne

dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarını koruyacak şekilde kullanılmalıdır.

Mahkeme, İnternet ortamındaki bir haber veya yazının unutulma hakkı kapsamında

İnternet'ten çıkarılabilmesi için yayının içeriği, yayında kaldığı süre,

güncelliğini yitirme, tarihsel bir veri olarak kabul edilememe, kamu yararına

katkısı (toplumsal açıdan haberin değeri, haberin geleceğe ışık tutan niteliği)

haber veya yazıya konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı, haber veya

yazının konusu, bu bağlamda haber ya da yazının olgusal gerçekler veya değer

yargısı içerip içermediği, halkın ilgili veriye yönelik ilgisi gibi hususların

somut olay açısından incelenmesi gerekliliğini ortaya koymuştur (N.B.B., § 50).

31. Somut olayda başvurucunun şikâyetine konu olan haberler

25/5/2009 tarihinde yayımlanmış ve arşiv niteliğindedir. Haberler, eski Esenyurt Belediye Başkanının belediye başkanlığı yaptığı

dönemde belediyedeki yolsuzluk iddiaları üzerine kendisi ve başvurucunun da

aralarında bulunduğu aile fertleri hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt

kurma, suç örgütüne üye olma, özel evrakta sahtecilik ve ihaleye fesat

karıştırma" suçlarından açılan kamu davası hakkındadır. Bu haberlerin

gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülmemiştir. Bahsi geçen haberlerde Belediye

Başkanı ile başvurucunun da aralarında bulunduğu aile fertleri hakkında Başsavcılık

tarafından hazırlanan iddianame ve bu kapsamda ilk derece mahkemesi tarafından

yapılan yargılama sonucunda 25/5/2009 tarihinde verilen mahkûmiyet kararı

aktarılmıştır. Haberlerin başlıkları ile içerikleri incelendiğinde amacın,

kamuoyunun ilgisine matuf, Esenyurt Belediye

Başkanlığı görevini icra etmiş bir siyasetçi ile başvurucunun da aralarında

bulunduğu aile fertleri hakkında belediye başkanlığı döneminde yapıldığı iddia

edilen fiillere yönelik olarak yapılan soruşturma ve kovuşturma hakkında haber

yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek olduğu görülmektedir.

32. Başvurucu hakkında suç örgütüne üye olma suçundan verilen

ceza Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan

yargılamada ilk derece mahkemesince 4/9/2012 tarihinde, başvurucu hakkında

açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar

verilmiştir. Başvurucu, haberlerin yayımlandığı 25/5/2009 tarihinden 4 yıl 4 ay

ve ilk derece mahkemesinin 4/9/2012 tarihli kamu davasının zamanaşımı nedeniyle

ortadan kaldırılması kararından bir yıl sonra 1/10/2013 tarihinde haber

içeriklerine erişimin engellenmesi talebiyle Büyükçekmece 3. Sulh Ceza

Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.

33. Büyükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesi, başvurucu hakkında

açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin

kararı gözönünde bulundurmuş olmakla birlikte

haberlerin "gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile

ifade arasında düşünsel bağ kuralları çerçevesinde kullanılması"

kurallarına aykırı olmadığını, haber tarihi itibarı ile ortada kesinleşmemiş

dahi olsa mahkeme kararı ile verilmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunduğunu, bu

bağlamda haberlerin basın özgürlüğü sınırları içerisinde kalan yayınlar

olduğunu ve kişilik haklarına bir saldırının bulunmadığını belirterek haber

içeriklerine erişimin engellenmesi talebini reddetmiştir.

34. Haberin konusu, eski Esenyurt

Belediye Başkanının belediye başkanlığı yaptığı dönemde belediyedeki yolsuzluk

iddiaları üzerine kendisi ve aile fertleri hakkında başlatılan soruşturma ve

devamındaki yargılama sürecine ilişkindir. Başvuru tarihi itibarıyla söz konusu

haberin yayın tarihi olan 25/5/2009 tarihi üzerinden 4 yıl 8 aylık bir süre

geçmiştir. Yine başvurucu hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan

kaldırılmasına ilişkin 4/9/2012 tarihli karar ile haber içeriklerine erişimin

engellenmesi talebiyle Sulh Ceza Mahkemesine yapılan başvuru arasında bir

yıllık süre bulunmaktadır. Başvurucu, davanın ortadan kaldırılmasına ilişkin

verilen karar üzerinden 1 yıl 5 ay geçtikten sonra da Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu süreler ile hakkında haber yapılan kişilerin

kimlikleri de dikkate alındığında haberin güncelliğini ve kamuoyu ilgisini

yitirdiği söylenemez. Bu bağlamda haberin konusu, içeriği, ilk yayın tarihi

üzerinden geçen süre ile ceza yargılamasının nihai olarak karara bağlandığı

tarih gözönünde bulundurulduğunda toplumsal açıdan

haberin arşivde kolaylıkla ulaşılabilir kılınması için gerekli haber değerinin

devam ettiği, bu bağlamda unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmeyi zorunlu

kılacak şartların oluşmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak ifade ve basın

özgürlüğü ile halkın haber alma ve bilgiye ulaşma hakkı birlikte

değerlendirildiğinde başvuru konusu olayda, ifade ve basın özgürlükleri ile

kişinin manevi bütünlüğünün korunması hakkı arasında adil bir dengenin

kurulduğu, derece mahkemesinin takdir yetkisine müdahale etmeyi gerekli kılacak

bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

4/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

G. D.

Vekili

:

Av. Erdal

Fatih ÇANAKÇI

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/1808, T. 04.10.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-1808-basvuru-04-10-2017-c2f29cadd2e9