Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/1168, 08.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/1168
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

HASAN KAYA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/1168)

Karar Tarihi: 8/6/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/1/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddia dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilmezlik kararı

verilerek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia

yönünden başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 6/5/2001 tarihinde yasa

dışı örgüt üyeliği suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alınmış, 12/5/2001

tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığının E.2001/743 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında kamu

davası açılmıştır. (Kapatılan) İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga

250. madde ile görevli) 23/9/2010 tarihli kararıyla

başvurucunun hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22/3/2013

tarihli kararıyla onanmıştır.

9. Mahkemece, kararın kesinleştirme işlemi 18/7/2013 tarihinde

gerçekleştirilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

10. Mahkemenin 8/6/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

11. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

12. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça-

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

13. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde bireysel başvuruların yapılması gerekmektedir. Anılan

düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen durumlarda bireysel başvuru süresinin

başlangıcına ilişkin olarak "başvuru

yollarının tüketildiği tarih"ten söz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir

hususta başvuru yapılamayacağı dikkate alınarak bu ibarenin "nihai kararın

gerekçesinin öğrenilebildiği tarih"

olarak anlaşılması gerekir. Bu öğrenme, somut olayın özelliklerine göre farklı

şekillerde gerçekleşebilir.

14. Bireysel başvuru süresi bakımından "nihai kararın

gerekçesinin tebliği", öğrenme şekillerinden biridir (Mehmet Ali Kurtuldu, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 27). Ancak öğrenme, gerekçeli kararın tebliği

ile sınırlı olarak gerçekleşmez; başka şekillerde de öğrenme söz konusu olabilir.

Bu kapsamda nihai kararın gerekçesinin "dosyadan suret alınması" gibi

hâllerde öğrenilmesi de mümkündür. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini"öğrendiklerini beyan ettikleri tarih"

de bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak ele alınabilir (İlyas Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013, §§ 21, 22).

15. Diğer yandan nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla

birlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir

durumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesin

olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucun öğrenildiği

tarihten itibaren başlatılması gerekir (Aydın

Selçuk, B. No: 2014/3194, 20/11/2014, § 24; Özgür Çapkın, B. No: 2014/2546,

30/12/2014, § 24; Halil Aslan, B.

No: 2014/3038, 10/12/2014, § 38).

16. Nihai kararın gerekçesinin öğrenilemediği veya nihai kararın

sonucunun öğrenilip gerekçesinin kesin olarak öğrenilme imkânının elde

edilemediği hâllerde başvuru süresinin hangi tarihten başlayacağının

belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde sınırsız bir başvuru süresi söz konusu

olabilecektir. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmede sürenin başlangıç

tarihinin, başvurucuların özen yükümlükleri ile mahkemeye erişim haklarının

aşırı sınırlanmaması hususlarının birlikte dikkate alınması gerekir.

17. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunmak amacıyla dava ve

başvurusunu takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü vardır.Bu yükümlülük kapsamında

ilk derece mahkemesine fiilen ulaşan nihai kararın gerekçesini öğrenme

konusunda gerekli özeni gösterme sorumluluğu başvurucuya aittir. Diğer bir

ifadeyle başvurucu veya vekilinin ilk derece mahkemesine ulaşan kararın bir

örneğini almak için özenli davrandığını kanıtlaması gerekir (Fatma Gökot, B.

No: 2013/5697, 21/4/2016, § 50).

18. Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen kararların

taraflara tebliğine ilişkin bir düzenleme mevzuatta bulunmamaktadır. Ceza

yargılamasında nihai kararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece

mahkemesine ulaşmasından ve böylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra

özen yükümlülüğü kapsamında makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak

isteyen ilgililerden karara erişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri

beklenir. Bu kapsamda erişilebilir olan nihai kararın en geç üç ay içinde ilgilileri

tarafından bilindiği ve gerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir. Aksi tespit

edilmediği sürece bireysel başvuru için 6216 sayılı Kanun'da öngörülen otuz

günlük başvuru süresi bu tarihten itibaren başlayacaktır (A.C. ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827,25/2/2016, § 30; Fatma

Gökot, § 51).

19. Somut olayda (kapatılan) İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin

(CMK mülga 250. madde ile görevli) 23/9/2010 tarihli

hükmü, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22/3/2013 tarihli kararıyla onanmış ve karar

aynı tarihte kesinleşmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla

yapılan araştırmada Yargıtay kararının en geç kesinleştirme şerhinin

düzenlendiği, 18/7/2013 tarihinde Mahkemeye ulaştığı

görülmüştür. Diğer bir ifadeyle başvurucunun nihai kararın içeriğine erişme imkânını

en geç 18/7/2013 tarihinde elde ettiği anlaşılmıştır.

20. Nihai kararın içeriğine erişme imkânının elde edildiği 18/7/2013 tarihinden itibaren özen yükümlüğü kapsamında

kararın içeriğinin öğrenildiği kabul edilen üç aylık sürenin sonundan itibaren

en geç otuz günlük bireysel başvuru süresi sonunda 20/10/2013 tarihine kadar

başvurucu tarafından bireysel başvuruda bulunulması gerekirken başvuru süresi

geçtikten sonra 22/1/2014 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

21. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/6/2017tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Hasan KAYA

Vekili

:

Av. Barış

TOPUK

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/1168, T. 08.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-1168-basvuru-08-06-2017-f9b55ca1e59d