Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/9579, 26.06.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/9579
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

NURETTİN HALDUN GELELİOĞLU

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/9579)

Karar Tarihi: 26/6/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, ilk derece

mahkemesince yapılan bir maddi hata nedeniyle tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin

hükmü temyiz etme olanağını kaybettiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlal edildiğini iddia etmiş, ihlalin tespitiyle yeniden yargılama yapılmasına,

yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmemesi durumunda uğradığı zararın tazminine

karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/12/2013

tarihinde Alanya Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. İdari

yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

5. Başvurucu ve eşinin Antalya

4. Aile Mahkemesinin 18/6/2010 tarih ve E.2009/542, K.2010/703 sayılı kararı

ile boşanmalarına karar verilmiştir.

6. Başvurucu tarafından ilk

derece Mahkemesi kararı 21/7/2010 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiştir.

7. Antalya 3. Aile Mahkemesi antetini taşıyan 13/9/2010 tarih ve E.2009/542, K.2010/703

sayılı evrak kapsamında, kararı temyiz etmekle beraber temyiz posta

masraflarını yatırmadığı anlaşılan başvurucuya, temyiz posta masraflarının

ikmali hususunda muhtıra gönderilmesine karar verilmiş ve belirtilen muhtıra

6/10/2010 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

8. Başvurucu vekili tarafından

Alanya Merkez Postanesi vasıtasıyla, 7/10/2010 tarihinde Antalya 3. Aile

Mahkemesinin E.2009/542, K.2010/703 sayılı dosyasına temyiz posta masrafı adı

altında, muhtırada belirtilen miktar yatırılmıştır.

9. Antalya 4. Aile Mahkemesinin

1/12/2010 tarih ve E.2009/542, K.2010/703 sayılı ek kararı ile, muhtırada

belirtilen süre içerisinde temyiz posta masrafının ikmal edilmediğinden

bahisle, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına hükmedilmiştir.

10. Antalya 4. Aile Mahkemesinin

29/12/2010 tarih ve E.2009/542, K.2010/703 sayılı ek kararı ile, başvurucunun

ibraz ettiği posta havale makbuzunun incelenmesi neticesinde, temyiz posta

masrafının süresi içinde ve adli tatil içerisinde yatırıldığı ancak, makbuzun

mahkemeye ulaşmadığı ve posta idaresi tarafından bir aylık bekleme süresi

sonunda göndericisine iade edildiğinin anlaşıldığı belirtilerek, kararın temyiz

edilmemiş sayılmasına dair 1/12/2010 tarihli ek kararın iptaline ve dosyanın

temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmesine karar

verilmiştir.

11. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin

16/2/2012 tarih ve E.2011/1791, K.2012/2949 sayılı kararı ile, hükmün temyiz

edilmemiş sayılmasına dair ek kararların temyize tabi olduğu, nihai kararı

vermekle işten el çeken ilk derece mahkemelerinin kendi verdikleri hükümleri

kaldırmalarının söz konusu olamayacağı, bu kapsamda yerel mahkemece hükmün

temyiz edilmemiş sayılması hususunda verilen kararın yeni bir ek kararla

kaldırılmasının usulen mümkün olmadığı ve taraflarca hükmün temyiz edilmemiş

sayılmasına dair ek kararın temyiz edilmesi cihetine de gidilmediği

belirtilerek, başvurucunun hükmün temyizine dair dilekçesinin incelenmesine yer

olmadığına karar verilmiştir.

12. Başvurucu tarafından yapılan

eski hale getirme talebi, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25/3/2013 tarih ve

E.2011/16121, K.2013/8160 sayılı kararı ile, ileri sürülen hususların eski hale

getirme sebebi olmadığı gibi, hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına dair ek

kararı temyiz imkanı var iken, geçerli bir mazeret

olmaksızın başvurucu tarafından bu yola da başvurulmamış olduğu belirtilmek

suretiyle reddedilmiştir.

13. Belirtilen ret kararına

karşı yapılan karar düzeltme talebi, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 7/10/2013

tarih ve E.2013/17136, K.2013/23034 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

B. İlgili Hukuk

14. 18/6/1927 tarih ve 1086

sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434. maddesinin son fıkrası

şöyledir:

“Temyiz dilekçesi

verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş

olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya

mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde

tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene

yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı

takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın

da temyiz edilmesi halinde 432 nci

maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.”

15. 1086 sayılı Kanun’un 432.

maddesinin son fıkrası şöyledir:

“Bu ret kararı

tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebilir, temyiz edildiği ve

gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya kararı veren mahkemece Yargıtaya yollanır. Yargıtayın

ilgili dairesi temyiz isteminin reddine ilişkin kararı bozarsa, ilk temyiz

dilekçesine göre temyiz istemini inceler.”

16. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Talep” kenar başlıklı 95. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Elde olmayan

sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre

içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 26/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/12/2013 tarih ve 2013/9579

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, Antalya 4. Aile

Mahkemesinin 18/6/2010 tarih ve E.2009/542, K.2010/703 sayılı kararı kapsamında

eşi ile boşanmalarına ve aleyhinde nafaka ve tazminata hükmedildiğini, kararı

temyiz etmesi üzerine eksik temyiz posta masraflarının ikmali hususunda

tarafına muhtıra gönderildiğini ancak, gönderilen muhtırada yukarıda belirtilen

hükmü kuran Antalya 4. Aile Mahkemesi yerine Antalya 3. Aile Mahkemesi

antedinin yer aldığını, muhtıranın vekili tarafından posta idaresine ibraz

edilerek muhtırada yer alan mahkeme adı, esas ve karar numarası dâhilinde

süresi içerisinde masrafın ikmal edildiğini, mahkeme adının yanlış yazılması

nedeniyle masraf kendisine ulaşmayan Antalya 4. Aile Mahkemesi tarafından verilen

bir ek kararla hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına karar verildiğini, posta

makbuzunun ibrazı üzerine Mahkemece verilen ilk ek kararın iptaline karar

verildiğini ancak, Yargıtay tarafından temyiz talebinin esastan incelenmesinin

reddedildiğini, yaptığı eski hale getirme talebinin de reddedildiğini ve bu

suretle ilk derece mahkemesi tarafından yapılan bir maddi hata ve sonrasında

verilen iptal kararına güvenerek ilk ek kararı temyiz etmemesi nedeniyle kanun

yoluna müracaat imkanını kaybettiğini ileri sürerek, Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Başvurucu ilk derece

mahkemesince yapılan hata nedeniyle kanun yoluna başvuru imkânının elinden

alındığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmektedir.

20. Başvurucunun iddiasının

mahiyeti gereği adil yargılanma hakkı kapsamında, mahkemeye erişim hakkı

açısından değerlendirilme yapılması uygun görülmüştür.

21. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

22. Anılan Kanun hükmü uyarınca

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenleme

karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da

içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir.

23. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir (B. No.

2012/51, 25/12/2012, § 18).

24. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak

ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun

yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (B. No: 2012/1027, 20, 12/2/2013,

§ 19-20; B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

25. Ancak belirtilen hükümlerde

yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri

açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek

nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılması

gerekmektedir. Ayrıca, başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî

olarak uygulanabilir bir kural olup, bu kurala riayetin denetlenmesinde

münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda, yalnızca

hukuk sisteminde bir takım başvuru yollarının varlığının değil, aynı zamanda

bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir

biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun, kendisinden

başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine

getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi

gerekir (B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28)

26. Başvuruya konu yargılama

faaliyetinde, başvurucu tarafından ilk derece mahkemesince yapılan maddi ve usuli hatalar nedeniyle temyiz kanun yoluna müracaat

imkânının elinden alındığı belirtilmekle beraber, temyiz posta masraflarının

süresi içinde ikmal edilmemesine istinaden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına

dair ek kararın temyize tabi olduğu, ancak belirtilen ek karara karşı kanun

yoluna müracaat imkânının kullanılmadığı ve Yargıtay tarafından mahkemece

verilen ikinci ek karar sonrası yapılan incelemede, özellikle kararın temyiz

edilmemiş sayılmasına dair ilk ek kararın başvurucu tarafından temyiz edilmemiş

olmasına vurgu yapılarak, 16/2/2012 tarihinde başvurucunun hükmün temyizine

dair dilekçesinin incelenmesine yer olmadığına karar verildiği, başvurucu tarafından

yapılan eski hale getirme talebinin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25/3/2013

tarih ve E.2011/16121, K.2013/8160 sayılı kararı ile reddedildiği görülmekle

birlikte, Yargıtayın 16/2/2012 tarihli kararında

belirtilen gerekçe de göz önünde bulundurulduğunda, eski hale getirme talebinin

başvurucunun ihlal iddiası açısından etkili ve tüketilmesi gereken bir yol

olmadığı ve bu yönüyle eski hale getirme talebi hakkında verilen 25/3/2013

tarihli kararın, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi üzerinde herhangi

bir etkisi olmadığı anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu kararın bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı tarih

olarak belirlenen 23/9/2012 gününden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle, başvurucunun, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının “zaman

bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 26/6/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Şebnem NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucu

:

Nurettin Haldun GELELİOĞLU

Vekili

:

Av. Ali EZER

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/9579, T. 26.06.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-9579-basvuru-26-06-2014-2bb4c6be9485