Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/7025, 08.09.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/7025
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

YÜKSEL KESKİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/7025)

Karar Tarihi:8/9/2015

R.G. Tarih- Sayı: 27/10/2015-29515

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklu olarak

geçirilen sürenin kanunda öngörülen azami süreyi aştığı, hukuka aykırı bir

şekilde mahkûmiyet hükmü verildiği gerekçesiyle anayasal hakların ihlal edildiği

iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/9/2013 tarihinde

Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 30/12/2013 kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Adana Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin 15/1/2008 tarihli ve E.2008/3 Sorgu sayılı kararıyla

tutuklanmıştır.

6. Başvurucu hakkında Adana

Cumhuriyet Başsavcılığının 18/4/2008 tarihli ve E.2008/264 sayılı, 19/3/2008

tarihli ve E.2008/5442 sayılı iddianameleri ile suç işlemek amacıyla örgüt

kurma, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın

alınması, taşınması, bulundurulması, tasarlayarak öldürmeye teşebbüs, tehlikeli

maddeleri izinsiz olarak bulundurmak veya el değiştirmek; yaralama, korku,

kaygı veya panik yaratabilecek tarzda patlayıcı madde kullanma suçlarından kamu

davası açılmıştır.

7. Adana 7. Ağır Ceza

Mahkemesinin 23/5/2012 tarihli ve E.2008/129, K.2012/70 sayılı kararıyla,

başvurucunun atılı suçlardan hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına

ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

8. Anılan kararın temyiz

edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 14/4/2014 tarihli ve E.2014/1340,

K.2014/2410 sayılı ilamıyla başvurucu yönünden yasal süresinde olmayan temyiz

talebinin reddine karar verilmiştir.

9. Başvurucu, 4/9/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

10. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100.

maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında

tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci

fıkralar hariç, madde 220),

…

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis

cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

11. 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek

uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 8/9/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/9/2013 tarihli ve 2013/7025 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

13. Başvurucu, tutuklu kaldığı

sürenin beş yılı aştığını, somut delil olmamasına rağmen adam öldürme suçuna

azmettirme suçundan mahkûm olduğunu, olayda ölen ve öldürülen şahıslarla ilgili

hiçbir husumeti ve çıkara dayalı ilişkisi olmadığını, davada yer alan

kişilerin, kendisi için örgüt lideri ve birlikte hareket ettiklerini

söylememesine rağmen örgüt yöneticiliği suçundan mahkûm edildiğini belirterek

anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi zararlarının

giderilmesini ve tahliye edilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

14. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucunun,

tutuklu kaldığı sürenin beş yılı aştığı şeklindeki şikâyetinin Anayasanın 19.

maddesinde yer alan özgürlük ve güvenlik hakkı kapsamında; somut delil

olmamasına rağmen adam öldürme suçuna azmettirme suçundan mahkûm olduğu, olayda

ölen ve öldürülen şahıslarla ilgili hiçbir husumeti ve çıkara dayalı ilişkisi

olmadığı, davada yer alan kişilerin kendisi için örgüt lideri veya birlikte

hareket ettiklerini söylememesine rağmen örgüt yöneticiliği suçundan mahkûm

edildiği şeklindeki şikâyetlerinin ise Anayasanın 36. maddesinde yer alan adil

yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

1. Özgürlük ve

Güvenlik Hakkının İhlal Edildiği İddiası

15. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.

16. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’nin zaman

bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu

düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları

da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

17. Kişi

serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla

mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hâli sona erer.

Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir

suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır.

Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete

hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar

verilmiş olmakla, isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun

sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı

cezaya ve/veya para cezasına hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin

kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli

sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca

gerekmez (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 33).

18. Somut olayda başvurucu,

15/1/2008 tarihinde Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmış, ilk derece

mahkemesinin en son mahkûmiyet kararını verdiği 23/5/2012 tarihinde tutukluluk

hâli bu anlamda sona ermiştir.

19. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun tutukluluğa ilişkin şikâyetlerine konu olan kararların tamamının

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı tarihten önce kesinleştiği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “zaman

bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

20. Başvurucu somut delil

olmamasına rağmen adam öldürme suçuna azmettirme suçundan mahkûm olduğu, olayda

ölen ve öldürülen şahıslarla ilgili hiçbir husumeti ve çıkara dayalı ilişkisi

olmadığı, davada yer alan kişilerin kendisi için örgüt lideri ifadesini veya

birlikte hareket ettiklerine dair herhangi bir ifade kullanmamış olmasına

rağmen örgüt yöneticiliği suçundan mahkûm edildiği gerekçesiyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

22. Anılan

hükümler uyarınca bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin

ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve

yargısal makamların görevidir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar

tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

23. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun

yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, § 17).

24. Başvuru yollarının

tüketilmesi ilkesi, hukuk sisteminde öngörülen usul kurallarına riayet

edilmesini gerektirir. Zira, başvuru yollarının tüketilmesi için usule ilişkin

koşullara ve sürelere uymak gerekir. Başvurucunun hukuk yollarını tüketmeye

çalıştığı ancak kendi ihmali nedeniyle usul gerekliliklerini yerine

getiremediği hâllerde başvuru, hukuk yolları tüketilmediği için reddedilir(Deniz Baykal, B.

No: 2013/7521, 4/12/2013, § 25)

25. Başvurucunun Adana 7. Ağır Ceza

Mahkemesinin 23/5/2012 tarihli kararıyla üzerine atılı suçlardan hapis ve adli

para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, temyize tabi olan bu kararın temyiz sonucu beklenmeden 4/9/2013

tarihinde başvurucu Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Bireysel başvuru dosyası Anayasa Mahkemesinde derdest iken Yargıtay 1.

Ceza Dairesi 14/4/2014 tarihli ve E.2014/1340, K.2014/2410 sayılı ilamıyla

yasal süresinde olmayan temyiz talebinin reddine karar vermiştir.

26. Başvurucunun, başvuru

yaptığı tarih itibarıyla başvuru yollarını tüketmeden başvuruda bulunduğu

anlaşılmakta ise de bireysel başvuru sürecinde başvurucu hakkında verilen

hüküm, Yargıtay tarafından 14/4/2014 tarihinde verilen temyiz talebinin reddi kararıyla

kesinleşmiştir. Dolayısıyla somut olayda başvuru yollarının tüketildiğinin

kabul edilmesi gerektiği düşünülebilir (Abdullah

Akyüz, B.No:

2013/9352, 2/7/2015, § 31). Ancak başvurucunun temyiz talebinin, süresinde

yapılmadığı gerekçesiyle reddedildiği dikkate alındığında başvurucunun, başvuru

yollarını usulüne uygun bir şekilde tüketmediği anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan

nedenlerle, kanunda öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı usulüne uygun

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

“başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun;

1. Kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetinin "zaman

bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki şikâyetinin “

başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

8/9/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

Yüksel KESKİN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/7025, T. 08.09.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-7025-basvuru-08-09-2015-6327d8177b08