Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/6065, 03.04.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/6065
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ ÖKSÜZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/6065)

Karar Tarihi: 3/4/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, uzun bir süredir tutuklu olduğunu ve kendisine verilen cezanın

haksız olduğunu belirterek, Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 31/7/2013 tarihinde

Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 31/12/2013 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Adana Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında Osmaniye 1. Sulh Ceza

Mahkemesinin 31/1/2008 tarih ve 2008/11 sayılı kararıyla tutuklanmıştır.

6. Başvurucu hakkında, Adana

Cumhuriyet Başsavcılığının 16/6/2008 tarih ve 2008/246-371-295 sayılı

iddianamesi ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tasarlayarak adam öldürmeye

azmettirme, teşebbüs aşamasında kalan tasarlayarak adam öldürmeye azmettirme,

kamu malına zarar verme suçuna azmettirme, kişi hürriyetinden yoksun bırakma,

geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal etme, silahla yaralama, tehdit ve

10/7/1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler

Hakkında Kanun’a muhalefet etme suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası

açılmıştır.

7. Başvurucunun, Adana 7. Ağır

Ceza Mahkemesinin 6/6/2012 tarih ve E.2008/169, K.2012/81 sayılı kararıyla

26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82., 86., 106., 109., 116.

ve 220. maddeleri ile 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca müebbet hapis,

27 yıl 61 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

8. Başvurucu 31/7/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurucu hakkında görülen

dava başvuru tarihi itibariyle temyiz aşamasındadır.

B. İlgili

Hukuk

10. 5237 sayılı Kanun’un 82.,

86., 106., 109., 116. ve 220. maddeleri.

11. 6136 sayılı Kanun’un 13.

maddesi

12. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“Tutuklama nedenleri

Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci

fıkralar hariç, madde 220),

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 3/4/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 31/7/2013 tarih ve 2013/6065

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

14. Başvurucu, uzun bir süredir tutuklu olduğunu ve kendisine verilen cezanın

adil olmadığını belirterek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, tutukluluk halinin sona erdirilmesi ve beraatına karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı Yönünden

15. Başvurucu, uzun bir süredir

tutuklu olduğunu iddia etmiştir.

16. 6216 sayılı Kanun’un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

17. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’nin zaman

bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu

düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları

da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No:

2012/832, 12/2/2013, § 14).

18. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun

olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, başvuru yolları tüketilmek şartıyla,

tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 30).

19. Ancak başvurucu hali hazırda

tahliye olmuş ya da hakkında ilk derece mahkemesinde hüküm kurulmuş ise

bireysel başvuru açısından talebi, hukuka aykırılığın tespiti ve gerekiyorsa

belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu

tür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra bireysel

başvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31).

20. Ne var ki başvurunun kabul

edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem veya

kararların 23/9/2012 tarihinden evvel kesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir.

Nihai işlem veya kararların anılan tarihten önce kesinleştikleri tespit

edildiği takdirde ilgili şikâyetler bakımından başvurunun kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu

tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi mümkündür

(B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 32).

21. Ancak kişi serbest

bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm

olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu

durumda kişinin hukuki durumu “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır.

Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete

hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar

verilmiş olmakla, isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun

sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı

cezaya ve/veya para cezasına hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin

kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali

sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca

gerekmez (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 33).

22. Somut olayda başvurucu 31/1/2008

tarihinde Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmış, ilk derece

mahkemesinin mahkûmiyet kararını verdiği 6/6/2012 tarihinde “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu”

olma hali bu anlamda sona ermiştir.

23. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın

ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerine konu olayda tutuklamaya ilişkin nihai

kararın, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce verildiği anlaşıldığından başvurunun “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

24. Başvurucu, hakkında verilen

cezanın adil olmadığını ileri sürmüştür.

25. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

26. Bu hüküm uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen

işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerekir.

27. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil

nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan kanun yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 17, 18). Başvurucu hakkındaki dava derdest

olup, temyiz aşamasındadır. Dolayısıyla bu şikâyet bakımından başvuru yolları

henüz tüketilmemiştir.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun bu kısmının “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A.

Açıklanan gerekçelerle;

1. “Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlal edildiğine

yönelik iddiaların “zaman bakımından

yetkisizlik”,

2. “Adil yargılanma hakkı”nın ihlal edildiğine

yönelik iddiaların “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

3/4/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Raportör

:

Serhat ALTINKÖK

Başvurucu

:

Ali ÖKSÜZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/6065, T. 03.04.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-6065-basvuru-03-04-2014-8ee84bec4d82