Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/5859, 19.11.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/5859
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

TURGUT KAYA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/5859)

Karar Tarihi: 19/11/2015

R.G. Tarih ve Sayı: 4/2/2016-29614

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru,

yargılama sırasında verilen tutuklamaya yönelik yakalama kararına yapılan

itirazın, yakalamanın henüz gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmesinin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 3/7/2013 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir

4.

Bölüm Başkanı tarafından 22/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin

görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığın 25/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunduğu

görüş yazısı, başvuruculara 12/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

6. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamışlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8.

Başvurucular, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2004/2115 Soruşturma sayılı

dosyası kapsamında 28/4/2006 tarihinde gözaltına alınmışlardır.

9.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun mülga 250. maddesi ile görevli) 2/5/2006 tarihli ve

2006/20 sorgu sayılı kararı ile başvurucuların tutuklanmalarına karar

verilmiştir.

10.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile görevli bölümü)

7/8/2006 tarihli ve E.2006/452 sayılı iddianamesi ile başvurucuların “silahlı (TKP/ML-TİKKO) terör örgütü

üyesi olma, 6136 sayılı Kanuna muhalefet etme, korku kaygı veya panik

yaratabilecek tarzda patlayıcı madde kullanma, resmi

belgede sahtecilik, kasten yaralama ve yağma” suçlarını işlediklerinden bahisle

cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası

açılmıştır.

11.

Yargılamayı yapan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile

görevli), başvuruculardan Murat Özçelik'in 14/5/2009 tarihinde, Turgut Kaya'nın

12/4/2012 tarihinde ve Ulvi Yalçın'ın 22/5/2012 tarihinde tahliyelerine karar

vermiştir.

12.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/4/2013 tarihli ve E.2006/227, K.2013/89

sayılı kararı ile başvurucu Ulvi Yalçın'ın “silahlı terör örgütü yöneticisi

olma” suçundan 15 yıl hapis

cezası, “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması” suçundan 5 yıl hapis ve 15.000 TL adli

para cezası, “6136 sayılı Yasaya

muhalefet” suçundan 5 yıl hapis

ve 375 TL adli para cezası ve “resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıl

1 ay hapis cezası olmak üzere toplamda yaklaşık 27 yıl 1 ay hapis ve 15.375 TL

adli para cezası ile; başvurucu Turgut Kaya'nın “silahlı terör örgütü üyesi

olma” suçundan 7 yıl 6 ay hapis

cezası, “tehlikeli maddelerin

izinsiz olarak bulundurulması” suçundan

5 yıl hapis ve 15.000 TL adli para cezası, “6136 sayılı Yasaya muhalefet”

suçundan 5 yıl hapis ve 375 TL adli para cezası ve “resmi belgede sahtecilik”

suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası olmak üzere toplamda yaklaşık 19 yıl 7 ay

hapis ve 15.375 TL adli para cezası ile; başvurucu Murat Özçelik'in “silahlı

terör örgütü üyesi olma” suçundan

7 yıl 6 ay hapis cezası, “tehlikeli

maddelerin izinsiz olarak bulundurulması” suçundan

5 yıl hapis ve 15.000 TL adli para cezası ve “6136 sayılı Yasaya muhalefet”

suçundan 5 yıl hapis ve 375 TL adli para cezası olmak üzere toplamda yaklaşık

17 yıl 6 ay hapis ve 15.375 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar

vermiştir.

13.

Mahkeme 9/4/2013 tarihinde verdiği nihai hüküm ile birlikte “verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın miktarı ve ceza

miktarına göre kaçma şüphesinin bulunması, bu nedenle de adli kontrol

hükümlerinin yetersiz kalacağı” gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un

98. maddesi uyarınca başvurucuların “tutuklanmaları

için haklarında yakalama emri çıkarılmasına” karar vermiştir.

14.

Başvurucular, haklarında verilen (tutuklamaya yönelik) yakalama kararına

müdafileri aracılığıyla 16/4/2013 tarihinde itiraz etmişler; İstanbul 11. Ağır

Ceza Mahkemesinin 6/5/2013 tarihli ve 2013/207 Değişik İş sayılı kararı ile

itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

15.

Anılan karar başvurucular müdafiine 31/5/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16.

Başvurucular 3/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

17.

Başvurucular, haklarında verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz etmişler; Yargıtay

16. Ceza Dairesinin 11/6/2015 tarihli ve E.2015/1072, K.2015/1801 sayılı ilamı

ile başvurucu Ulvi Yalçın hakkında “silahlı terör örgütünün yöneticisi olma,

6136 sayılı Yasaya muhalefet ve resmi belgede sahtecilik” suçlarından,

başvurucu Turgut Kaya hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olma, 6136 sayılı

Yasaya muhalefet ve resmi belgede sahtecilik” suçlarından, başvurucu Murat

Özçelik hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olma” suçundan verilen mahkûmiyet

hükümlerinin onanmasına; başvurucular Ulvi Yalçın ve Turgut Kaya hakkında

“tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması” suçundan, başvurucu Murat Özçelik hakkında “tehlikeli

maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet” suçlarından verilen mahkûmiyet

hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

18.

5271 sayılı Kanun’un “Yakalanan kişinin

mahkemeye götürülmesi” kenar başlıklı 94. maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri

üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört

saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır.

(2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili

hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde yakalandığı yer

adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü

iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim veya mahkeme

tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır.”

19.

5271 sayılı Kanun’un “Yakalama emri ve

nedenleri” kenar başlıklı 98. maddesinin (3) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya

mahkeme tarafından düzenlenir.”

20.

5271 sayılı Kanun’un “Kaçağın tanımı”

kenar başlıklı 247. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hakkındaki

kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya

yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan

kişiye kaçak denir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21.

Mahkemenin 19/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların

3/7/2013 tarihli ve 2013/5859 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

22.

Başvurucular, haklarında verilen yakalama kararı icra edilmese de kararın özgürlükten

yoksun bırakılma üzerinde etkili olduğunu, yıllarca tutuklu sürdürülen

yargılama sürecinin sonucunda ortaya yeni bir durum veya delil çıkmamasına

rağmen ve adli kontrol tedbirlerine uydukları hâlde özgürlüklerini kısıtlayacak

şekilde yakalama kararı verildiğini belirterek Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 5. maddesi kapsamında özgürlük ve güvenlik haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

23.

Öte yandan başvurucular müdafii başvuru formunda,

vekil olarak sağlık sorunları bulunduğundan başvuruyu süresinde yapamadığını

belirterek mazeretinin kabul edilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

24.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru

usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Bireysel başvurular, bu Kanunda ve İçtüzükte belirtilen

şartlara uygun olarak doğrudan ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler

vasıtasıyla yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne ilişkin usul ve

esaslar İçtüzükle düzenlenir.

(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlâlin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde

başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş

gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler.

Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini

inceleyerek talebi kabul veya reddeder.”

25.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) “Başvurunun yapılabileceği yerler” kenar

başlıklı 63. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurular, Kanunda ve İçtüzükte belirtilen

şartlara uygun biçimde İçtüzük ekindeki ve Mahkemenin internet sitesinde

yayımlanan başvuru formuna uygun olarak Mahkemeye şahsen yapılabileceği gibi

diğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla da yapılabilir.”

26. İçtüzük'ün “Başvuru

süresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesi şöyledir:

“(1) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlâlin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.

(2) Başvurucu mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir

mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretinin

kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve

mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Komisyonlar

raportörlüğünce mazeretin kabulünün gerekip gerekmediği yönünde karar taslağı

hazırlanır. Komisyon, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp

görülmediğini inceleyerek mazereti kabul veya reddeder.

(3) Başvurunun niteliğine uygun düştüğü takdirde mazeret ve

kabul edilebilirliğe ilişkin tek bir taslak hazırlanıp bu iki husus birlikte

karara bağlanabilir.”

27.

Bireysel başvurunun ön şartlarından birisi de başvuru süresidir. Süre,

başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul hükmüdür (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013,

§ 18).

28.

Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (1) ve (5) numaralı

fıkraları ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu

öngörülmemiş ise ihlâlin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı temsilcilikler

vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

29. Bireysel

başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması hâlinde bu yolun tüketildiği ve buna

ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerektiği belirtilmekle beraber başvuru süresinin başlangıç tarihinin

belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan yeterince bilgi sahibi

olması aranacaktır. Bu noktada nihai kararın tebliğinin öngörüldüğü hâllerde

tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hâllerde ise başvurucunun kararın

içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013,

§ 21).

30.

Bununla beraber 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

mücbir sebep veya ağır hastalık gibi “haklı

mazeret” nedeniyle otuz gün içinde başvuru yapılamadığı takdirde bu

durumu delillendiren belgeler ile birlikte mazeretin

kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde de bireysel başvuru yapma imkânı

bulunmaktadır.

31.

6216 sayılı Kanun ve İçtüzük’te, haklı mazerete

muhatap olan kişinin başvurucu olduğu ifade edilmekte ise de temsil veya

vekâlet yoluyla yapılan başvurularda temsilci veya avukatın da haklı

mazeretlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Temsilci veya avukatın haklı

mazeretinin dikkate alınmaması, başvuru süresinin kaçırılmasında hiçbir kusuru

bulunmayan ve bu kişiler aracılığıyla bireysel başvuru yapan başvurucular

açısından mahkemeye erişimi baştan engelleyebileceğinden hakkın, telafisi

imkânsız biçimde kaybına neden olabilir (Ramazan

Sönmez, B. No: 2013/6325, 15/4/2014, § 21).

32.

Bu durumda temsilci veya avukat aracılığıyla yapılan bireysel başvurularda, bu

kişilerin haklı mazeretlerinin bulunması hâlinde mazeretin kalktığı tarihten

itibaren on beş gün içinde yapılan başvuruların süresinde yapılmış olduğunun

6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

kabul edilmesi gerekir (Ramazan Sönmez,

§ 22).

33.

Somut olayda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/5/2013 tarihli ve 2013/207

Değişik İş sayılı nihai kararı, 31/5/2013 tarihinde başvurucular müdafiine tebliğ edilmiştir. Buna göre başvurucuların bu

tarihten itibaren otuz günlük süre içerisinde bireysel başvuruda bulunmaları

gerekmektedir. Otuz günlük süre, 30/6/2013 Pazar günü

sona erdiğinden bireysel başvuru yapabilmek için son tarih 1/7/2013’tür.

34.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, 3/7/2013 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır.

35.

Başvurucular müdafii, 1/7/2013 tarihinden itibaren

iki gün istirahatlı olduğuna dair Özel Ö. İ. Tıp

Merkezinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekim tarafından düzenlenmiş “Geçici Durum Belgesi” başlıklı tıbbi bir

belge sunmuştur. Başvurucular müdafii tarafından

sunulan bu tıbbi belgede adenomyosis

rahatsızlığı nedeniyle iki günlük istirahatın uygun

görüldüğü belirtilmiştir.

36.

Başvurucular müdafii, hastalığı nedeniyle iki günlük istirahatının uygun olduğuna dair sağlık raporu aldığını ve

bu durumun haklı mazeret kapsamında değerlendirilerek başvurunun süresinde yapıldığının

kabulü gerektiğini ileri sürmektedir.

37. İçtüzük’te, mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir

mazeretin başvuru süresini uzatacağı kurala bağlanmış olup bu hususlara ilişkin

bir belirleme veya tanımlama yapılmamıştır. Hangi hâllerin haklı mazeret

olduğunun önceden belirlenmesi mümkün olmadığından Anayasa Mahkemesi, ileri

sürülen mazeretin haklı olup olmadığını her başvuruda, olayın özelliklerini

dikkate alarak değerlendirmektedir (Yasin

Yaman, § 21).

38.

Somut olayda başvurucular müdafii hakkında düzenlenen

tıbbi belgede, adenomyosis

rahatsızlığı tanısı konulduğu ve iki günlük istirahatın

uygun görüldüğü belirtilmiş olmakla birlikte hastalığının ağır olduğu hususunda

bir tespit yapılmadığı gibi hastalığın, hastane veya sağlık kuruluşunda yatarak

tedavi edilmesi gerektirdiğine yönelik bir belirlemede de bulunulmamıştır. Öte

yandan başvurucular müdafiinin bu hastalığı nedeniyle

yataklı bir tedavi gördüğüne ilişkin bilgi ve/veya belge de sunmamıştır.

39.

Mazeret olarak ileri sürülen hastalığa ilişkin “geçici

durum belgesi” başlıklı tıbbi belgede, hastalığın, ağır bir hastalık

olduğuna dair tespite yer verilmediği gibi hastane veya sağlık kuruluşlarında

yatarak tedaviyi gerektirdiği yönünde bir tanının da konulmadığı görülmektedir.

Dolayısıyla, başvurucular müdafii tarafından mazeret

olarak ileri sürülen hastalığın haklı bir mazeret olarak değerlendirilmesi

mümkün değildir.

40.

Bu durumda, nihai kararın başvurucular müdafiine

31/5/2013 tarihinde tebliğ edilmesi dolayısıyla en geç 1/7/2013 tarihine kadar

başvuruda bulunulması gerekirken (bkz. § 33), haklı mazeret olarak

değerlendirilmeyen hastalığa ilişkin istirahat raporu süresinin bittiği

tarihten sonraki gün olan 3/7/2013 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre

aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır.

41.

Açıklanan nedenlerle başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılmayan bireysel başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurunun, süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına

19/11/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucular

:

1. Turgut KAYA

2. Murat ÖZÇELİK

3. Ulvi YALÇIN

Vekili

:

Av. Gül ALTAY

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/5859, T. 19.11.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-5859-basvuru-19-11-2015-80d97fc2c24d