Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/3672, 30.12.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2013/3672
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

CANER KANDIRMAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/3672)

Karar Tarihi: 30/12/2014

R.G. Tarih-Sayı: 28/3/2015-29309

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, ehliyetinin geri

alınmasına ilişkin karara yaptığı itirazın itiraz merciince yeterli inceleme

yapılmadan reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ve seyahat özgürlüğünün

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, ihlalin tespitiyle, ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/5/2013 tarihinde

Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölümün Üçüncü

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 17/2/2014 tarihinde

yapılan toplantıda, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 29/5/2014 tarihli görüş yazısı 9/6/2014 tarihinde başvurucu

vekiline tebliğ edilmiş olup, başvurucu tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne

karşı beyanda bulunulmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında üçüncü

kez alkollü araç kullanmaktan dolayı Adana-Sarıçam İlçe Jandarma Komutanlığınca

27/5/2012 tarihinde tutanak tutulmuştur.

8. Başvurucu aleyhine

ehliyetinin geri alınması için Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesine 5/11/2012

tarihinde dava açılmıştır.

9. Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesi

7/3/2013 tarihli kararı ile başvurucunun ehliyetinin 5 yıl süreyle geri

alınmasına karar vermiştir.

10. Başvurucu hakkında ayrıca

Sarıçam Kaymakamlığının 31/10/2012 tarihli kararıyla, alkol veya uyuşturucunun

etkisi altındayken araç kullandığı gerekçesiyle 9.000,00 TL idari yaptırım

kararı verilmiştir.

11. Başvurucu Sarıçam

Kaymakamlığının idari yaptırım kararının iptali için Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesine

itirazda bulunmuştur. Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesi, 21/3/2013 tarihli kararı

ile Sarıçam Kaymakamlığının 31/10/2012 tarihli idari yaptırım kararının

iptaline karar vermiştir. Mahkeme kararını “…olay

tarihinde itiraz edenin A.D.’nin kullandığı motosiklette

yolcu olarak bulunduğu, motosikleti kendisinin kullanmadığı ve dolayısıyla

itirazın yerinde olduğu anlaşılmakla Adana Valiliği Sarıçam Kaymakamlığınca

düzenlenen 2012/16 karar numaralı idari yaptırım kararının iptaline karar

vermek gerekmiş…” biçiminde gerekçelendirmiştir. Söz konusu karar

22/4/2013 tarihinde kesinleşmiştir.

12. Sonuç olarak mevcut olayda

başvurucu hakkında jandarma tarafından düzenlenen aynı tutanağa dayanarak Adana

1. Sulh Ceza Mahkemesince 5 yıl ehliyetin geri alınması kararı verilmişken

Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından anılan tutanağa dayalı olan idari

yaptırım kararının iptaline karar verilmiştir.

13. Başvurucu, Adana 1. Sulh

Ceza Mahkemesinin 7/3/2013 tarihli ehliyetinin 5 yıl süreyle geri alınması

kararına karşı 4/4/2013 tarihinde itiraz etmiştir. Başvurucu, Mahkemeye, itiraz

dilekçesi ile birlikte kendi kanıtlarını ve Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesinin

21/3/2013 tarihli kararını da sunmuştur.

14. Adana 10. Asliye Ceza

Mahkemesi 12/4/2013 tarihinde itirazı “itiraza

konu kararda gösterilen gerekçeye göre usul ve yasaya aykırı bulunmadığı…”

gerekçesiyle kesin olarak reddetmiştir.

15. Karar başvurucuya 19/4/2013

tarihinde tebliğ edilmiş ve bireysel başvuru 20/5/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

16. 13/10/1983 tarih ve 2918

sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Alkol,

uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı”

kenar başlıklı 48. maddesinin 5. fıkrası şöyledir:

“Yapılan tespit

sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç

kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700

Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri

alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler

bakımından promil alt sınırı 0.21

olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri

alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl

içinde; ikinci defasında 877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü

belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası

idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle

geri alınır. Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri

alınmış olması hâlinde belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde

başlar.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 30/12/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/5/2013 tarih ve 2013/3672

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, Adana 4. Sulh

Ceza Mahkemesinin 21/3/2013 tarihli kararı ile Sarıçam Kaymakamlığının

31/10/2012 tarihli idari yaptırım kararının iptaline karar verildiği halde,

aynı olay nedeniyle verilen 5 yıl ehliyetinin geri alınmasına dair Adana 1.

Sulh Ceza Mahkemesinin 7/3/2013 tarihli kararına yaptığı itirazın Adana 10.

Asliye Ceza Mahkemesince dosya yeterince incelenmeden reddedilmesi nedeniyle

adil yargılanma hakkının ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep

etmiştir.

19. Başvurucu her ne kadar

ehliyetinin geri alınmasına dair mahkeme kararlarının adil yargılanma hakkı ve

seyahat özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüş ise de bu iddiaların özü, adil

yargılanma hakkına müdahale hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu

sebeple başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

20. Başvurucunun şikâyetlerinin

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından, kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

21. Başvurucu, hakkında tanzim

edilen idari yaptırım kararının mahkemece iptal edilmesine rağmen aynı olay

nedeniyle verilen 5 yıl süreyle ehliyetin geri alınmasına dair karara yaptığı

itirazın reddedilmesi suretiyle mahkemeler arasında çelişki ortaya çıktığını,

itiraz mercii olan Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesine sunmuş olduğu Adana 4.

Sulh Ceza Mahkemesinin 21/3/2013 tarihli kararının dikkate alınmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)

önceki bazı kararları hatırlatılmıştır. Bakanlık, başvurucunun dile getirmesine

rağmen esaslı hususların derece mahkemelerinde tartışılmamasının gerekçeli

karar hakkı kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmiştir.

23. Başvurucu tarafından ileri

sürülen iddia esasen, itiraz merciince başvurucunun iddialarının ve sunduğu

delillerin dikkate alınmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu sebeple belirtilen

iddiaların gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

24. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin

her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

26. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

27. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Gerekçeli karar hakkı da makul sürede

yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri

olup, Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı

birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşmenin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı gibi ilke ve haklara, Anayasanın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir

(B. No. 2012/13, 2/7/2013,§ 38). Ayrıca, hakkaniyete uygun yargılamanın bir

unsuru olan gerekçeli karar hakkı Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası

uyarınca, mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.

28. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B.

No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

29. Başvuru konusu olayda,

başvurucu hakkında 3. kez alkollü araç kullandığından bahisle kolluk tutanağı

düzenlenmiştir. Başvurucunun eylemi nedeniyle idarece idari para cezası

verilmiş, ayrıca Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesince de 5 yıl süreyle ehliyetin

geri alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu, idari para cezasına itiraz etmiş

ve yapılan yargılama sonucunda Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesi, başvurucunun söz

konusu alkollü araç kullanmak eylemini işlemediği gerekçesi ile idari para

cezasını iptal etmiştir. Başvurucu, Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesinin bu kararını

delil göstererek Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 5 yıl süreyle ehliyetin geri

alınmasına dair kararına itiraz etmiştir. İtiraz mercii, başvurucunun iddiaları

ve sunduğu delil hakkında hiçbir değerlendirme yapmadan itirazı reddetmiştir.

30. Somut olayda başvurucu,

itiraz merciinin, sonradan ortaya çıkan ve Sarıçam Kaymakamlığı tarafından

verilen idari para cezasının başvurucunun isnat edilen alkollü araç kullanma

fiilini işlemediği gerekçesiyle iptaline ilişkin Sulh Ceza Mahkemesi kararını sunmasına

rağmen bu delilin itiraz incelemesinde değerlendirilmemiş olmasını şikâyet

etmektedir.

31. İtiraz veya temyiz

merciinin, itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu

karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı

olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar hakkına ve

dolayısıyla adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/723,

21/11/2013, § 44). Öte yandan somut olayda olduğu gibi itiraz veya temyiz

incelemesi sırasında ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya

esasa dair iddiaların itiraz veya temyiz mercilerince cevapsız bırakılmış

olması bir hak ihlaline neden olabilir.

32. Bu kapsamda Adana 1. Sulh

Ceza Mahkemesinin 5 yıl süreyle ehliyetin geri alınmasına dair kararının

gerekçesini benimsediği anlaşılan itiraz mercii, kararında ayrıca bir gerekçeye

yer vermemiştir. Dahası itiraz mercii, kararının sonucunu etkileyecek nitelikte

olan ve dosyaya sunulan, başvurucunun söz konusu alkollü araç kullanma eylemini

işlemediğine dair Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesinin kararını değerlendirmemiş ve

başvurucunun bu yöndeki iddiaları hakkında ayrı ve açık bir yanıt vermemiştir.

33. Belirtilen nedenlerle,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

34. Başvurucu, ihlalin

tespitiyle, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep

etmiştir.

35. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

36. Başvurucu hakkında verilen

kararın adil yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucunun

ehliyetinin geri alınmasına ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar görülmüştür. Adil yargılanma hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

37. Başvurucu tazminat talebinde

bulunmamıştır.

38. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. İhlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına.

30/12/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

Caner KANDIRMAZ

Vekili

:

Av. Onur KÜÇÜKYETİM

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2013/3672, T. 30.12.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2013-3672-basvuru-30-12-2014-3de39fe55aa3