Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2019/20163, 14.10.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2019/20163
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUSTAFA ÖLMEZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/20163)

Karar Tarihi: 14/10/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, başvurucu doktorun çalıştığı kurum dışında

mesleğini icra etmesi nedeni ile tam zamanlı olarak ödenen mesai ücretlerinin

iadesi talebiyle açılan davada yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/6/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu aleyhine 16/7/2001 tarihinde dava

açılmıştır. İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 23/5/2013 tarihinde

davanın kısmen kabulüne, tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük kesin süre

içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere karar vermiştir.

9. Mahkeme, başvurucu vekilinin de bulunduğu duruşmada

23/5/2013 tarihinde karar vermiştir. Gerekçeli karar üç hafta içinde yazılmış,

mahkeme hâkimi tarafından onaylanmıştır. Mahkeme kararında Yargıtay yolunun

açık olduğu belirtilmiştir. Başvurucu vekili gerekçeli kararı öğrenme ve tebellüğ

etme imkânına sahipken yaklaşık 5 yıl 5 ay bekledikten sonra kararı tebellüğ

ederek 19/12/2018 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 4.

Hukuk Dairesi 17/4/2019 tarihinde temyize konu miktar yönünden kesin

nitelikteki karara karşı yapılan temyiz talebini reddetmiştir.

10. Bu olgular ışığında başvurucu tarafından yargılamanın

uzamasına sebebiyet verildiğinden, makul sürede yargılama hakkı 2001 ila 2013

arası dönem dikkate alınarak incelenmiştir.

11. Başvurucu, açtığı davada yargılamanın uzun sürmesi

iddiasıyla 12/6/2019 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

13. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

15. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

16. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

17. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda başvuru konusu

davada 11 yıl 10 ay 7 günlük yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

20. Başvurucu ihlalin tespiti ile maddi ve manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

21. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

22. Tıp doktoru olan başvurucu aleyhine açılan davanın

tutarı 1.037 TL'dir. Başvurucu aleyhe hükmedilen 764 TL'nin hüküm tarihine

kadar yasal faiziyle birlikte işleyen toplam tutarın 3.000 TL olduğu tespit

edilmiştir. Başvurucu vekilinin karar duruşmasında olduğu hâlde ilk derece

mahkemesinin kararını 5 yıl tebellüğ etmediği de dikkate alındığında davanın

başvurucu açısından pek bir önemi olmadığı değerlendirilerek manevi tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

23. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Somut olayda tespit edilen ihlal ile ileri

sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından başvurucunun maddi

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

24. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.364,60 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

D. 364,60 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.364,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İzmir 5. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2001/584) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Pınar ARMAĞAN YILDIRIM

Başvurucu

:

Mustafa ÖLMEZ

Vekili

:

Av. Cennet Nurdan

PARLAK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2019/20163, T. 14.10.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2019-20163-basvuru-14-10-2020-e13fd96671de