Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2019/12792, 12.01.2021

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2019/12792
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYSEL ASLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/12792)

Karar Tarihi: 12/1/2021

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, müşterek çocuğun velayetinin babasına

verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 15/4/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu ile S.B.nin evliliklerinden 21/3/2007 ve

18/1/2010 doğumlu müşterek çocukları bulunmaktadır. Taraflar İstanbul 15. Aile

Mahkemesinin 22/4/2014 tarihinde kesinleşen kararıyla boşanmıştır. Mahkeme,

anılan karar ile çocukların velayetinin başvurucuya bırakılmasına hükmetmiştir.

8. Başvurucunun eski eşi S.B. 13/6/2016 tarihinde

velayetin değiştirilmesi talebiyle İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesinde dava

açmıştır. Dava dilekçesinde; boşandıktan sonra da eski eşine ve çocuklarına

bütün imkânlarıyla kendi evinde baktığını, fakat geçen süre içerisinde

başvurucunun farklı ilişkilere yöneldiğini belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun

müşterek çocukların ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadığını, iş ile

ilgilenmekten çocuklarla ilgilenemediğini, bu nedenle çocukların okul ve

davranış durumlarının iyi olmadığını ve müşterek çocukların da kendisi ile

kalmayı istediklerini vurgulamıştır. Başvurucu vekili davaya cevabında, boşanma

sebebinin S.B.nin sadakatsizliği olduğunu, velayet düzenlemesinde asıl amacın

çocuğun menfaatini korumak olduğunu vurgulayarak çocukların tüm ihtiyaçlarının

başvurucu tarafından karşılandığını ifade etmiştir.

9. Yargılama sürecinde alınan 9/1/2018 tarihli raporda;

müşterek çocukların davalı anne yanında kalarak davacı baba ile de sürekli

birlikte olmalarının onların ruhsal ve sosyal gelişimlerini destekler nitelikte

olduğu, çocukların şu anki düzenlerine uyum sağladıkları gözlemlendiği

vurgulanarak velayetlerinin annede kalması ve baba ile şahsi ilişkiye devam

edilmesinin çocukların üstün yararına olduğu ifade edilmiştir.

10. Mahkeme anılan rapor hazırlanırken davacı babanın

beyanı alınmadığı gerekçesiyle pedagog, sosyal hizmet uzmanı ve psikologdan

oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor almıştır. Taraflar ve

çocuklarla görüşülerek hazırlanan 7/8/2018 tarihli uzman raporunda; çocukların

davacı baba yanında kurulu bir düzenlerinin olduğu ve müşterek çocukların baba

yanında yaşamak istediklerine yönelik beyanları bulunduğu vurgulanmıştır. Sonuç

olarak müşterek çocukların velayet sorumluluğunun babaya verilmesinin ve

çocuklar ile davalı arasında yatılı şekilde şahsi ilişki kurulmasının

çocukların üstün yararına olacağı değerlendirmesine yer verilmiştir.

11. Mahkeme ayrıca çocukların beyanlarına başvurmuştur.

Çocuklar özetle babaanneleriyle birlikte kaldıklarını, babalarının her hafta

gelemese de hafta içi perşembe ya da cuma günleri yanlarına geldiğini ancak

günlerin işine göre değiştiğini, ihtiyaçlarını babaannelerinin karşıladığını

ifade etmiştir. Ayrıca okula giderken okuldan dedelerinin alıp geldiğini,

kendilerine ayrılmış bir odalarının olduğunu, anneleriyle yaşarken annelerinin

kızdığını, annelerinin de babalarının da şu anda çalıştıklarını, akşam eve

gelebildiklerini, o yüzden babaannelerinin yanında daha rahat edeceklerini

düşündüklerini beyan etmiştir. Duruşmada hazır bulunan Mahkeme uzmanı; her iki

çocuğun da gelişimi itibariyle yaşanan sürece ilişkin farkındalıklarının

olduğunu, alınan beyanlarında ve gözlemlerde çocukların günlük ihtiyaçlarının

babaanne tarafından karşılandığını, babaanne yanında kurulu bir yaşamlarının

olduğunu, bu süreçte de babaanne yanında kalmak istediklerinin genel itibarıyla

anlaşıldığını beyan etmiştir.

12. Mahkeme 16/10/2018 tarihinde davanın kabulüyle

çocukların velayetinin babaya verilmesine ve başvurucu ile çocuklar arasında

şahsi ilişki kurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; velayetin

düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararı olduğu, bu kapsamda ilgili

mevzuat gereği uzmanlardan taraflar ile görüşülmek suretiyle tarafların

koşullarını irdeleyen rapor alınması, gerekirse mahkemece çocuğun bizzat

dinlenerek görüşünün alınmasının önemli olduğu vurgulanmıştır. Kararda;

tarafların, çocukların ve tanıkların beyanları ile uzman raporları birlikte

değerlendirilerek çocukların baba yanında düzenli ve uyumlu şekilde gelişimi ve

gereksinimlerinin karşılandığı, müşterek çocukların sağlık, eğitim ve ahlaki

bakımından babanın velayeti altında kalmasının çocukların menfaatine olduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

13. Başvurucunun istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye

Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 6/3/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

Kararın gerekçesinde; başvurucunun çalışması nedeni ile çocukların bakımı ve

ihtiyaçları ile davacı babanın annesi ve babasının ilgilendikleri, davacının

anne ve babasının yaşadığı aile apartmanında oturduğu, idrak çağındaki

çocukların babaanneleri ile kalmak istedikleri ifade edilmiştir. Bununla

birlikte çocukların uzun süredir babalarının ve babaannelerinin yanında

bulundukları hususları değerlendirildiğinde Mahkemenin uzman raporları ve idrak

çağındaki çocukların mahkemede alınan beyanlarını esas alarak davanın kabulüne

karar vermesinin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir.

14. Söz konusu karar başvurucuya 26/3/2019 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 15/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 22/11/2007 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu’nun "Hâkimin takdir yetkisi" kenar başlıklı 182.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Mahkeme boşanma veya ayrılığa

karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet

altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve

babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.

Velâyetin kullanılması kendisine

verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun

özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun

bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır."

17. 4721 sayılı Kanun’un "Durumun değişmesi"

kenar başlıklı 183. maddesi şöyledir:

"Ana veya babanın başkasıyla

evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu

kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine

gerekli önlemleri alır."

18. 4721 sayılı Kanun’un "Kural" kenar

başlıklı 323. maddesi şöyledir:

"Ana ve babadan her biri, velâyeti

altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki

kurulmasını isteme hakkına sahiptir."

B. Uluslararası

Hukuk

19. Türkiye tarafından 14/9/1990 tarihinde imzalanan ve

27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 20/11/1989 tarihli Birleşmiş

Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi ilgili kısmı

şöyledir:

"1. Kamusal ya da özel sosyal

yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından

yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel

düşüncedir.

2. Taraf Devletler, çocuğun

ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer

kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım

ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri

alırlar."

20. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 6. maddesi

şöyledir:

"1. Taraf Devletler, her çocuğun

temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta

kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler."

21. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 18. maddesi

şöyledir:

"1. Taraf Devletler, çocuğun

yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk

taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun

yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana babaya ya da durum

gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek

yararını göz önünde tutarak hareket ederler.

2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların

güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun

yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal

vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli

kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar."

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ebeveyn

ve çocukların birlikte yaşama hakkı aile hayatının esaslı bir unsuru olup anne

ve baba arasındaki ilişkinin sona ermesi durumunda hukuksal düzenlemelerden

kaynaklanan ve bu ilişkiyi kısıtlayan ya da engelleyen tedbirler, aile hayatına

saygı hakkına bir müdahale oluşturur (Hoppe/Almanya, B. No: 28422/95,

5/12/2002, § 44; Johansen/Norveç, B. No: 17383/90, 7/8/1996, § 52; Elsholz/Almanya

[BD], B. No: 25735/94 13/7/2000, § 43).

23. AİHM'e göre aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki

negatif ve pozitif yükümlülükler arasındaki sınırları kesin biçimde tanımlamak

mümkün değildir. İlgili makamlar her iki yükümlülük çerçevesinde belirli bir

takdir alanına sahiptir ve her iki yükümlülük kapsamında da benzer ilkelerin

gözönünde bulundurulması, özellikle her iki durumda da kamusal makamlarca

olayın bağlamı ve müdahalenin türüne göre birey menfaatleri ile toplum

menfaatleri ve çocuk ile ebeveyn menfaatleri arasında adil bir denge

kurulmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. AİHM'e göre bu dengenin tesisinde

niteliği gereği çocuğun menfaatlerine özel bir önem verilmelidir (Hokkanen/Finlandiya,

B. No: 19823/92, 23/9/1994, § 55; Hoppe/Almanya, § 49).

24. AİHM, ebeveynin çocuk ile birlikte yaşamaya devam

etmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesinin birinci

paragrafı kapsamında aile hayatının temel bir unsurunu oluşturduğunu

vurgulamaktadır. Sözleşme’nin 8. maddesi, ebeveynin çocuğu ile yeniden

birleşmesini sağlayacak önlemlerin alınmasını talep etme hakkının yanı sıra

ulusal makamların bu önlemleri alma yükümlülüğünü de kapsamaktadır. Bu

husustaki belirleyici husus, ulusal makamların uygulamadaki mevzuat ya da

mahkeme kararlarıyla ebeveyne tanınan velayet, ziyaret ya da birlikte yaşama

hakkının icrasını kolaylaştırmada kendilerinden beklenilen bütün makul

önlemleri alıp almadığıdır (Hokkanen/Finlandiya, § 55).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu; çocuklarının anne sevgisi ve ilgisine

muhtaç yaşta olduklarını, yargılama sürecinde alınan uzman raporlarında da bu

durumun tespiti yapılarak çocukların anne yanında kalması yönünde görüş

bildirildiğini belirtmiştir. Uzman raporlarına rağmen Mahkemenin çocukların

velayetini babaya vermesinin aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği ve

korunması" kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.”

28. Anayasa’nın "Ailenin korunması ve çocuk

hakları" kenar başlıklı 41. maddesi şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve

eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile

özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile

uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan

yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel

ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete

karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

29. Velayet hakkına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin

uyuşmazlıklar, adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına sıklıkla konu

olmakla birlikte sürecin ivedi olarak yürütülmesi de dâhil olmak üzere ilgili

prosedürlere ilişkin işlem ve eylemlerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında

meydana getirdiği sonuçlar dikkate alındığında söz konusu iddiaların aile

hayatına saygı hakkı bağlamında ele alınması uygun görülmektedir (Marcus

Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 82; M.M.E. ve T.E., B.

No: 2013/2910, 5/11/2015, § 137).

30. Aile hayatına saygı hakkı kapsamında devlet için söz

konusu olan yükümlülük, sadece belirtilen hakka keyfî surette müdahaleden

kaçınmakla sınırlı olmayıp öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak aile

hayatına etkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında pozitif

yükümlülükleri de içermektedir. Söz konusu pozitif yükümlülükler, bireyler

arası ilişkiler alanında olsa da aile yaşamına saygıyı sağlamaya yönelik

tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047,

7/5/2015, § 26).

31. Ebeveyn ile çocukların birlikte yaşama istekleri,

aile hayatının vazgeçilmez bir unsuru olup ebeveyn arasında ortak yaşamın

kurulamaması veya hukuken ya da fiilen sona ermiş olması aile hayatını ortadan

kaldırmaz. Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile hayatının, anne ve babanın birlikte

yaşamamaları veya ortak yaşama son vermelerinin ardından da devam edeceği açık

olup anne, baba ve çocuğun aile hayatlarına saygı hakkı, belirtilen durumlarda

ailenin yeniden birleştirilmesine yönelik tedbirleri de içermektedir. Söz

konusu yükümlülük, ebeveyn veya diğer aile bireyleri arasındaki velayet ve

kişisel ilişki tesisine ilişkin uyuşmazlıklar için de geçerlidir (Murat

Atılgan, § 25).

32. Anayasanın 41. maddesinde ifade edilen çocuğun

yüksek yararı mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından

yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir

ilkedir. Bu bağlamda çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman

bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme

yapılması, aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin

yerine getirilmesi açısından oldukça önemlidir (Şükran İrge, B. No:

2016/8660, 7/11/2019, § 33).

33. Öte yandan mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunları

çözmek öncelikle derece mahkemelerinin yetkisi ve sorumluluk alanındadır.

Çocuğun üstün yararı başvuru konusu dava açısından en önemli unsur olup olayın

tüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derece mahkemelerinin olayın

koşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu da

tartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumunun

Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından izlenen usulü denetlemekte ve

özellikle mahkemelerin kişisel ilişki kurulmasına ve velayete ilişkin mevzuat

hükümlerini yorumlayıp uygularken Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki

güvenceleri gözetip gözetmediğini incelemektedir (M.M.E. ve T.E., §

135).

34. Somut olayda tarafların boşandıkları, müşterek

çocukların velayetinin ise başvurucuya bırakıldığı ancak velayetin

değiştirilmesi talebiyle başvurucunun eski eşinin açtığı davanın kabul edilerek

çocukların velayetinin babaya bırakıldığı anlaşılmaktadır.

35. Başvuru konusu olayda derece mahkemesince yapılan

yargılamada müşterek çocukların velayetleri konusunda bir karar verebilmek

amacıyla uzman raporları alındığı, uzman nezaretinde çocukların beyanlarına

başvurulduğu ve tarafların bildirdikleri tanıkların dinlediği görülmüştür.

Mahkemenin hükme esas aldığı rapor incelendiğinde; raporun konusunda uzman

kişilerce taraflarla ve çocuklarla bire bir görüşmeler yapılarak hazırlandığı,

tarafların yaşam koşulları da değerlendirilerek bir sonuca varıldığı

anlaşılmaktadır. Gerekçeli kararda ise, çocukların babaları ve babaanneleri

tarafından bakılıp gözetildiği belirtilerek çocukların baba yanında düzenli ve

uyumlu şekilde gelişimi ve gereksinimlerinin karşılandığı vurgulanmıştır. Kararda

ayrıca, söz konusu uzman raporlarının değerlendirildiği, çocukların yüksek

çıkarının dikkate alınması gerektiğine yönelik kurallar da gözönüne alınarak

çocukların velayetlerinin babalarına verilmesine hükmedildiği görülmektedir.

36. Ayrıca dava neticesinde müşterek çocukların

velayetinin babaya verilmesine hükmedilmesine karşın başvurucuyla çocuklar

arasında belirli tarihlerde kişisel ilişki tesisine de hükmedildiği, bununla

birlikte başvurucunun kişisel görüşme günlerinin aile ilişkilerini sürdürmekte

yetersiz olduğu yönünde bir iddiasının olmadığı görülmüştür.

37. Başvuru konusu yargısal süreç bir bütün olarak

değerlendirildiğinde; başvurucunun vekil ile kendisini temsil ettirdiği ve

beyan ve itirazlarını sunabildiği, dolayısıyla yargılamaya katılımının

sağlanmış olduğu görülmektedir. Mahkemece tarafların hukuki menfaatleri

arasında bir dengeleme yapıldığı ve çocukların üstün yararı dikkate alınmak

suretiyle velayet konusunda karar verildiği kanaatine ulaşılmıştır.

38. Bu durumda; yargısal makamların karar gerekçelerinin

ayrıntılı şekilde ortaya konulduğu, gerekçelerin aile hayatına saygı hakkı

bağlamında ilgili ve yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Kararlarda yer verilen

tespit ve gerekçe itibarıyla aile hayatına saygı hakkı yönünden yargısal makamların

takdir yetkilerinin sınırının aşılmadığı, dolayısıyla aile hayatına saygı

hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Aysel ASLAN

Vekili

:

Av. Ufuk ÇERİK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2019/12792, T. 12.01.2021, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2019-12792-basvuru-12-01-2021-1b9ee9ad03af