Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/36616, 20.10.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/36616
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUSTAFA USLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/36616)

Karar Tarihi: 20/10/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavında

başarısız sayılma işlemine karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/12/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurucunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 2/5/2009 tarihinde yapılan Komiser

Yardımcılığı Kursu Yazılı Sınavı'na katılmış ve başarılı olmuştur.

7. Komiser yardımcılığı kursuna başlayan başvurucu, kurs

bitiminde komiser yardımcısı olarak atanmıştır.

8. Sınav sonucunun açıklanmasından sonra sınavda

yöneltilen sorulardan bir kısmının mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi üzerine

yeniden yapılan değerlendirmede başvurucu başarısız sayılmış ve komiser

yardımcılığından alınarak polis memuru olarak atanmıştır.

9. Başvurucu, polis memurluğuna atanmasına ilişkin

işlemin iptali istemiyle Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

10. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 6/3/2015

tarihinde işlemin iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesinde; başvurucudan

kaynaklanmayan bir sebep dolayısıyla tenzili rütbe yapılarak polis memurluğuna

başvurucunun atanmasının idarenin istikrar ilkesi ve kazanılmış hakları koruma

ilkesi ile bağdaşmadığı, hizmet kusurundan kaynaklanan menfi sonuçların

başvurucuya yansıtılmaması gerektiği belirtilmiştir.

11. Emniyet Genel Müdürlüğünün temyiz talebi üzerine

Danıştay Onaltıncı Dairesi 11/11/2015 tarihli kararla Mahkemenin kararını

bozmuştur. Karar gerekçesinde açık hataya düşülmek suretiyle tesis edilen

işlemlerin idare tarafından her zaman geri alınabileceğinin Danıştay İçtihadı

Birleştirme Kurulu ve Anayasa Mahkemesi kararlarında kabul edildiği

belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun komiser yardımcısı olarak atanmasında

idarenin açık hatası olduğu ve başvurucunun hukuka aykırı işlem dolayısıyla

elde ettiği komiser yardımcılığı statüsünün kazanılmış hak kapsamında

değerlendirilmeyeceği sonucuna varıldığı ifade edilmiştir.

12. Mahkeme 18/3/2016 tarihinde bozma kararında

belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir.

13. Başvurucunun temyiz talebi Danıştay Beşinci Dairesi

tarafından 24/4/2017 tarihinde, karar düzeltme talebi de aynı Daire tarafından

26/9/2018 tarihinde reddedilmiştir. Karar başvurucuya 12/11/2018 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 12/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. İlgili hukuk için bkz. İsmail Hadidi, B. No:

2013/2126, 16/9/2015; Selim Salihoğlu, B. No: 2013/6285, 7/7/2015.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 20/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu; dört buçuk yıl komiser yardımcısı olarak

görev yaptığını, söz konusu mahkeme kararı nedeniyle kazanılmış hakkının

elinden alındığını, ailesi ve şahsının manevi kayıplara uğradığını, idarenin

kendi kusuru nedeniyle mağdur edildiğini, komiser yardımcılığına tekrar

döndürülmesi gerektiğini ve mahkeme kararının da hatalı olduğunu belirterek

anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). İddiaların özü, yargılamanın hukuka aykırı sonuçlanmasına ilişkin

olduğundan şikâyet adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

20. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda

verilen kararının değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını

denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya

ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde

haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara

etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını

sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi,

mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış

eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş

olması gerekir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

21. Başvuru konusu olaya ilişkin benzer yöndeki

başvuruları Anayasa Mahkemesi daha önce incelemiş (İsmail Hadidi, B. No:

2013/2126, 16/9/2015) ve iddiaların özünün esas itibarıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu gerekçesiyle açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

22. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup mahkeme karar gerekçesinde (bkz. §§ 11, 12) bariz takdir hatası

veya açık bir keyfîlik oluşturan hususun da bulunmadığı dikkate alındığında

ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu

durumda daha önce benzer yöndeki başvurularda verilen kararların sonucundan

ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 20/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Mustafa USLU

Vekili

:

Av. Serdar BALIK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/36616, T. 20.10.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-36616-basvuru-20-10-2020-91eb8d119e0d