Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/17138, 15.03.2022

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/17138
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

G.A. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/17138)

Karar Tarihi: 15/3/2022

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; gözaltı tedbiri dolayısıyla ödenen tazminatın

yetersiz olması nedeniyle adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının, vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, hakkında yürütülen bir soruşturma

kapsamında 20/5/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve 23/5/2016 tarihinde serbest

bırakılmıştır. Soruşturma sonucunda başvurucu hakkında 7/11/2017 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

6. Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi

üzerine başvurucu dört gün haksız yere gözaltında kaldığını, gözaltı kararı

nedeniyle çalışamayıp kazanç kaybına uğradığını, üzüntü ve sıkıntı çektiğini,

çevresinde itibarının zedelendiğini, terörist muamelesi gördüğünü, soruşturma

sürecinde avukatla temsil edildiğinden bu avukatlık giderinin maddi tazminata

dahil edilmesi gerektiğini belirterek 12.000 TL maddi ve 13.000 TL manevi

tazminatın ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde gözaltının

haksız olduğu iddiasını 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendini açıkça belirtmek

suretiyle hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olmasına

dayandırmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde gözaltının hukuka aykırı olup

olmadığına ilişkin bir açıklamada bulunmamıştır.

7. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi 26/2/2018 tarihli

kararıyla başvurucuya 130,09 TL maddi, 400 TL manevi tazminat ile 845 TL

vekâlet ücretinin ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme başvurucunun takipsizlik

kararından sonra kendisini vekille temsil ettirdiğinden 600 TL vekâlet ücretini

maddi tazminatın hesaplanmasında dikkate almamıştır.

8. Başvurucu, hükmedilen tazminatların ve vekâlet

ücretinin düşük olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

9. Bölge Adliye Mahkemesi 14/5/2018 tarihinde istinaf

başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

10. İlgili hukuk için bkz. A.A. [GK], B.No:

2017/34502, 21/10/2021, §§ 22-46.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Anayasa Mahkemesinin 15/3/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Başvurucu, haksız gözaltı nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, isminin kamuya

açık belgelerde gizlenmesi talebinde bulunmuştur.

13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve dokuzuncu

fıkraları kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden incelenmesi

gerekir.

14. Anayasa Mahkemesi A.A. kararında Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki şikâyetler yönünden başvuru

yollarının tüketilmiş sayılabilmesi için başvurucuların ilk derece

mahkemelerinde yakalama, gözaltı veya tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine

ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi kapsamında -açıkça ileri sürerek- dava açmaları

gerektiğini belirtmiştir. Anılan tedbirlerin hukuka uygun olmadığına dair

iddialar dile getirilmeden -Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası

kapsamında olmadığı değerlendirilen- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat

kararına dayalı olarak dava açılmasının başvuru yollarının tüketilmesi anlamına

gelmediğine karar vermiştir (A.A., §§ 70-90).

15. Gözaltının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla 5271

sayılı Kanun'un141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca bir

tazminat davası açılmadığı anlaşılan somut olay yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

B. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, gözaltına alma nedeniyle hükmedilen

tazminatların yetersiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Anayasa Mahkemesi A.A.

kararında 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e)

bendi uyarınca açılan davalarda hükmedilen tazminatın yetersiz olduğu yönündeki

iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini

belirtmiştir (A.A., § 87). Bu itibarla başvurucunun bu kısımdaki

şikâyetlerinin adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

19. Temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden ve

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren durumlar dışında kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara dair şikâyetler bireysel başvurunun incelemesi

kapsamında değildir (Ş.K., B. No: 2018/753 12/1/2022, § 19).

20. Somut olayda başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal

iddialarının yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu ve bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir

durumun da bulunmadığı anlaşılan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

21. Diğer taraftan başvurucu; tazminat davasında adli

kontrol tedbiri konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kendisine

herhangi bir tazminat ödenmediğini, adli kontrol nedeniyle uğradığı

mağduriyetin karşılanmadığını ileri sürmüş ise de adli kontrol tedbirine tabi

tutulduğuna ilişkin bir belge sunmadığı, tazminat davası sürecinde adli kontrol

tedbiriyle ilgili bir talebinin bulunmadığı anlaşıldığından bu iddianın ayrıca

incelenmesi mümkün görülmemiştir.

C. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu; koruma tedbirleri nedeniyle açtığı

tazminat davasında ağır cezalık işler için öngörülen miktar üzerinden vekâlet

sözleşmesi yapmasına rağmen yapılan düzenlemeyle sulh ceza hâkimliği için

öngörülen vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet, mahkemeye erişim ve

etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucunun iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmiştir.

24. Anayasa Mahkemesi M.E. (B. No: 2018/696,

9/5/2019) kararında aynı mahiyetteki şikâyete ilişkin olarak başvurucunun

mevcut bir mülkü veya mülkü edinmeye yönelik meşru bir beklentisi olduğunu

ortaya koyamadığını, dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin korumadan

yararlandırılmasının mümkün olmadığını belirterek konu bakımından yetkisizlik

kararı vermiştir (M.E., § 36-38). Somut başvuru yönünden anılan kararda

varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/3/2022 tarihinde

karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Anayasanın 19. maddesinin 9. fıkrasında kural olarak,

aynı maddedeki güvencelere aykırı biçimde yapılan özgürlüğe müdahalelere karşı

bir telafi güvencesi öngörülmektedir. Bu şekilde hak ihlalinden doğan

mağduriyetin tazminat boyutuyla giderilmesi de amaçlanmaktadır. Fakat 9.

fıkradaki güvence yalnızca önceki fıkralarda yer alan esaslara (güvencelere)

aykırı işlemleri kapsamaktadır. Diğer bir ifadeyle hukuka uygun koruma

tedbiri işlemleri kural olarak anayasal güvence kapsamına girmemektedir.

Fakat iç hukukumuzda yer alan 5271 sayılı CMK’nın 141/1-e madde ve bendinde

“Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında

kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen” kişilerin de

Devletten maddi ve manevi zararlarını isteyebilecekleri kabul edilmiştir.

Hukukumuzda böyle bir hakkın kabul edilmesi ve Mahkememizin 2017/34502 Başvuru

numaralı kararında açıkladığım gerekçelerle bu başvurunun esasının da

incelenmesi gerektiği görüşüyle karşıoy kullandım.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

G.A.

Vekili

:

Av. Vedat ÖZKAN

Başkan

Hasan Tahsin GÖKCAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/17138, T. 15.03.2022, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-17138-basvuru-15-03-2022-bd3096fb5384