Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/1168, 15.03.2022

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/1168
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İ.F. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/1168)

Karar Tarihi: 15/3/2022

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; gözaltı tedbiri dolayısıyla ödenen tazminatın

yetersiz olması nedeniyle adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının, vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 26/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, hakkında yürütülen bir soruşturma

kapsamında 6/3/2012 tarihinde gözaltına alınmış, 7/3/2012 tarihinde serbest

bırakılmıştır. Yapılan yargılama sonunda başvurucunun üzerine atılı suçlardan

beraatine karar verilmiş, beraat kararı 14/4/2017 tarihinde kesinleşmiştir.

6. Beraat kararının kesinleşmesi üzerine başvurucu haksız

gözaltı kararı nedeniyle 3.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın ödenmesi

talebiyle dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde gözaltının haksız olmasını

beraat etmiş olmasına dayandırmıştır. Başvurucu dilekçesinde gözaltının hukuka

aykırı olup olmadığına ilişkin bir açıklamada bulunmamıştır.

7. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi 17/10/2017 tarihli

kararıyla başvurucuya 20,47 TL maddi, 150 TL manevi tazminat ile 770 TL vekâlet

ücretinin ödenmesine karar vermiştir.

8. Başvurucu, hükmedilen tazminatların ve vekâlet

ücretinin düşük olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

9. Bölge Adliye Mahkemesi 22/11/2017 tarihinde hükmedilen

vekâlet ücreti tutarını 845 TL olarak düzelterek istinaf başvurusunun esastan

reddine kesin olarak karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

10. İlgili hukuk için bkz. Safkan Aydoğdu, B. No:

2014/7498, 5/4/2017, §§ 19-32; A.A. [GK], B.No: 2017/34502, 21/10/2021,

§§ 22-46.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Anayasa Mahkemesinin 15/3/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Başvurucu, haksız gözaltı nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, isminin kamuya

açık belgelerde gizlenmesi talebinde bulunmuştur.

13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve dokuzuncu

fıkraları kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden incelenmesi

gerekir.

14. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan

bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında

anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde

yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832,

12/2/2013, § 14).

15. Somut olayda başvurucu 6/3/2012 tarihinde gözaltına

alınmış ve 7/3/2012 tarihinde serbest bırakılmıştır. Bu itibarla başvurucunun

gözaltı suretiyle hürriyetinden yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukuki olmadığına ilişkin iddiası, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamında değildir.

16. Bu durumda Anayasa Mahkemesi zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle başvurucunun hürriyetinden yoksun bırakılmasının

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukuka uygun olup

olmadığını inceleyememektedir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

dışında olması nedeniyle hukukiliğini inceleyemediği bir hürriyetten yoksun

bırakılma hâli dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edildiği iddiasını

incelemesi de mümkün değildir. Sonuç olarak anılan şikâyet bakımından da zaman

bakımından yetkisizlik söz konusudur (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aziz

Yıldırım (4), B. No: 2014/4476, 16/4/2015, § 34; Safkan Aydoğdu,

§ 46).

17. Zira bireysel başvuruya konu müdahaleyi telafi etmeyi

amaçlayan hukuk yollarının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihten sonra olumsuz biçimde sonuçlanması, müdahaleyi her zaman

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi içine sokmaz. Bu bağlamda

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde

öngörülen tazminat yolunun Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurularda zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihten sonra tüketilmiş olmasının bir önemi

bulunmamaktadır (Safkan Aydoğdu, § 46).

18. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu, gözaltı nedeniyle hükmedilen tazminatların

yetersiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Anayasa Mahkemesi A.A.

kararında 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e)

bendi uyarınca açılan davalarda hükmedilen tazminatın yetersiz olduğu yönündeki

iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini

belirtmiştir (A.A., § 87). Başvurucu dava dilekçesinde gözaltının haksız

olduğu iddiasını beraat etmiş olmasına dayandırmıştır. Başvurucu dava

dilekçesinde gözaltı tedbirinin hukuki olup olmadığına ilişkin bir açıklamada

bulunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında bir tazminat davası açtığı sonucuna

varılmıştır. Bu itibarla başvurucunun bu kısımdaki şikâyetlerinin adil

yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

21. Temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden ve

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren durumlar dışında kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara dair şikâyetler bireysel başvurunun incelemesi

kapsamında değildir (Ş.K., B. No: 2018/753 12/1/2022, § 19).

22. Somut olayda başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal

iddialarının yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu ve bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir

durumun da bulunmadığı anlaşılan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

23. Diğer taraftan başvurucu; tazminat davasında adli

kontrol tedbiri konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kendisine

herhangi bir tazminat ödenmediğini, adli kontrol nedeniyle uğradığı

mağduriyetin karşılanmadığını ileri sürmüş ise de adli kontrol tedbirine tabi

tutulduğuna ilişkin bir belge sunmadığı, tazminat davası sürecinde adli kontrol

tedbiriyle ilgili bir talebinin bulunmadığı anlaşıldığından bu iddianın ayrıca

incelenmesi mümkün görülmemiştir.

C. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu; koruma tedbirleri nedeniyle açtığı

tazminat davasında ağır cezalık işler için öngörülen miktar üzerinden vekâlet

sözleşmesi yapmasına rağmen yapılan düzenlemeyle sulh ceza hâkimliği için

öngörülen vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet, mahkemeye erişim ve

etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Başvurucunun iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmiştir.

26. Anayasa Mahkemesi M.E. (B. No: 2018/696,

9/5/2019) kararında aynı mahiyetteki şikâyete ilişkin olarak başvurucunun

mevcut bir mülkü veya mülkü edinmeye yönelik meşru bir beklentisi olduğunu

ortaya koyamadığını, dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin korumadan

yararlandırılmasının mümkün olmadığını belirterek konu bakımından yetkisizlik

kararı vermiştir (M.E., § 36-38). Somut başvuru yönünden anılan kararda

varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/3//2022 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

İ.F.

Vekili

:

Av. Vedat ÖZKAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/1168, T. 15.03.2022, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-1168-basvuru-15-03-2022-2c8c124d76fa