Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/14603, 10.12.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/14603
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET AYÇİLEK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/14603)

Karar Tarihi: 10/12/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza davasında ispat yükü ters çevrilmek suretiyle

masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/5/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmıştır.Kamu

makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün

arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sonrasında Gaziantep İl Milli Eğitim

Müdürlüğü tarafından FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle

açığa alınan 411 kamu görevlisi hakkında 5/8/2016 tarihinde suç duyurusunda

bulunulmuştur. Olay tarihinde sınıf öğretmeni olarak görev yapan başvurucu da

hakkında suç duyurusunda bulunulan kişiler arasında yer almaktadır.

9. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla Gaziantep Ağır

Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açılmıştır.

10. Başvurucu, Mahkemenin 14/12/2017 tarihli kararıyla silahlı

terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 1 yıl 3 ay hapis

cezasına mahkûm edilmiştir.

11. Anılan hüküm, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza

Dairesince 18/4/2018 tarihinde onanmıştır.

12. Başvurucu 8/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesi şöyledir:

"5271 sayılı Kanunun 286

ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

(3)

İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile

aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza

dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

a) Türk Ceza Kanununda

yer alan;

1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),

2. Halk arasında korku ve panik yaratmak

amacıyla tehdit (madde 213),

3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),

4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),

5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya

aşağılama (madde 216),

6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),

7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),

8. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama

(madde 300),

9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti

Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),

10. Silâhlı örgüt

(madde 314),

11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),

suçları.

b) Terörle Mücadele

Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü

fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer

alan suçlar.

c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun

28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.”

14. Aynı Kanun'un 31. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

f) 286 ncı

maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten

itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak

bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da

uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan

hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun

devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince değerlendirilir."

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220.

maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:

"Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil

olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi

olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan

yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir."

16. 5237 sayılı sayılı Kanun'un 314. maddesi şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı

örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye

olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna

ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır."

17. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

5. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"3 ve 4 üncü

maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak

hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, Bank Asyadaki katılım

hesabına kimsenin talimatı olmaksızın para yatırdığını, örgüte yardım kastıyla

katılım hesabının açıldığının ve bu hesaba para yatırıldığının varsayıma dayalı

olarak kabul edildiğini, suçun manevi unsuru olan kast ile ilgili bir araştırma yapılmadığını, ceza hukukunda

iddia edenin suçu ispat etmekle yükümlü olduğunu ancak ispat yükünün ters

çevrilmek suretiyle kendisinden masumiyetini ispat etmesinin istendiğini;

benzer durumdaki kişiler hakkında beraat kararı verildiği hâlde kendisi

hakkında mahkûmiyete hükmedildiğini belirterek suçların ve cezaların kanuniliği

ilkesinin, kişi hürriyeti ve güvenliği ile çalışma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; ihlal tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un

286. maddesine eklenen (3) numaralı fıkra uyarınca -temyiz edilemeyecek

kararlar kapsamında olsa bile- sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye

mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilecektir. Anılan fıkrada

sayılanlar arasında 5237 sayılı Kanun'da geçen

silâhlı örgüt (314. madde) suçu da yer

almaktadır.

21. 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a

eklenen geçici 5. maddeye göre de 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yapılan düzenleme -on beş gün içinde talep etmek koşuluyla-

aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da

uygulanacaktır.

22. Buna göre 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun'un 286.

maddesine eklenen (3) numaralı fıkra kapsamındaki suçlarla ilgili olarak daha

önce bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki

kararlar bakımından da temyiz kanun yoluna başvurulmasına olanak tanınarak temyiz

edilebilecek kararların kapsamı genişletilmiştir. Kanun koyucu, kesin

nitelikteki kararlara karşı temyiz kanun yolu açarak farklı uygulamaların önüne

geçmeyi ve yeknesak bir uygulama yapılmasını amaçlamıştır. Temyiz kanun yolu

açılan suçlar incelendiğinde (bkz. § 13), temel haklar ile bağlantılı olanların

esas alındığı görülmektedir. Buna göre kanun koyucunun anılan değişiklikle bu

konudaki hak ihlallerinin önüne geçmeyi amaçladığı söylenebilir.

23. Başvurucu, Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/12/2017

tarihli ve E.2017/284, K.2017/119 sayılı kararıyla 5237 sayılı Kanun'un 220.

maddesinin (7) numaralı fıkrasının yollamasıyla aynı Kanun'un 314. maddesinin

(2) numaralı fıkrası gereğince silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek

yardım etme suçundan mahkûm

edilmiştir. Anılan mahkûmiyet hükmü, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza

Dairesinin 18/4/2018 tarihli ve E.2018/147, K.2018/834 sayılı istinaf

başvurusunun esastan reddi kararıyla kesinleşmiştir. Yukarıda

belirtilen değişiklikler gözetildiğinde başvurucu hakkındaki kesinleşmiş hükmün

-belli sürede başvurmak koşuluyla- temyiz edilebilme olanağına kavuştuğu

anlaşılmaktadır.

24. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

26. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

27. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir başvuru yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal

mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve

kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve

başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, § 17).

28. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke olarak

Anayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarak

değerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuru

yapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğine

de karar verebilir. Özellikle belli konulardaki sorunlara çözüm bulmak amacıyla

sonradan oluşturulmuş bir yol söz konusu ise ikincillik ilkesi, o konudaki

temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarının -bu yol vasıtasıyla- öncelikle

idari ve yargısal makamlarca değerlendirilmesine imkân tanınmasını gerekli

kılabilir (bazı değişikliklerle bkz. Sait Orçan, B. No: 2016/ 29085, 19/7/2017, § 35).

29.Her hâlükârda bir başvuru yolunun tüketilmesinin gerekli

olması için ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı

şansı sunması ve yeterli giderim sağlaması gerekir. Dolayısıyla bireysel

başvuru yapıldıktan sonra yeni bir başvuru yolunun oluşturulması hâlinde

Anayasa Mahkemesinin görevi söz konusu başvuru yolunun düzenleniş şekli

itibarıyla ulaşılabilir olup olmadığını, ihlal iddiaları yönünden makul bir

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama niteliğini haiz olup olmadığını

değerlendirmektir (Sait Orçan,

§§ 36, 37).

30.

Somut olayda 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesine eklenen

(3) numaralı fıkra kapsamındaki suçlarla ilgili olarak daha önce bölge adliye

mahkemeleri ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar bakımından

temyiz kanun yolu açılmıştır. Sonradan açılan temyiz

kanun yolunun ulaşılabilir

olmadığı ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim

sağlama kapasitesinin bulunmadığı söylenemez. Sonradan açılan bu yol, usul

hukukundaki temyiz kanun yolunun başvuru süresi ve belli sınırda kalan cezalar

açısından genişletilmiş şeklini oluşturmaktadır.

31. Sonuç olarak anılan başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı açıktır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Mehmet

AYÇİLEK

Vekili

:

Av. Mehmet

Fatih İÇER

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/14603, T. 10.12.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-14603-basvuru-10-12-2019-e6299d0313d2