Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/15798, 29.01.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/15798
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

TAHİR TUĞRUL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/15798)

Karar Tarihi: 29/1/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, açıklamalı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya

katılmayan başvurucunun istinaf başvurusunun reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresi içinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 6/10/2016 tarihli

kararı ile terör örgütü propagandası yapma suçundan başvurucunun 10 ay hapis

cezasına mahkûmiyetine karar verilmiştir.

10. Başvurucu; mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı

olduğunu, suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek istinaf kanun yoluna

başvurmuştur.

11. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (Bölge Adliye

Mahkemesi) tarafından 18/1/2017 tarihinde "sanık Tahir Tuğrul'un adına yapılan CMK 281/1 maddesindeki meşruhatı

taşır tebligata rağmen kendi başvurusu üzerine açılan davanın duruşmasına

gelmediğinden CMK'nun 281/1 ve 280/2 maddesi uyarınca istinaf talebinin" reddine

karar verilmiştir.

12. Başvurucu, istinaf başvurusunun reddine dair kararı

28/2/2017 tarihinde öğrenmiştir.

13. Başvurucu 14/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesine

eklenen (3) numaralı fıkra uyarınca bazı suçlar yönünden daha önce bölge adliye

mahkemeleri ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlara karşı temyiz

kanun yoluna başvurulması olanağı getirilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi şöyledir:

"5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesine

aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

(3) İkinci fıkrada belirtilen temyiz

edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle

verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),

2. Halk arasında korku ve panik yaratmak

amacıyla tehdit (madde 213),

3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),

4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),

5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya

aşağılama (madde 216),

6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),

7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),

8. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama

(madde 300),

9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti

Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),

10. Silâhlı örgüt (madde 314),

11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),

suçları.

b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin

ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan

suçlar.

c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun

28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer

alan suçlar.”

16. Aynı Kanun'un 31. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan

düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep

etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince

verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin

uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde

uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece

mahkemesince değerlendirilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık görüşü

18. Başvurucu; kendisi ile birlikte yargılanan iki sanığın

istinaf yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararlarının kaldırılarak beraat etmiş

olmasına rağmen kendisi hakkında duruşmaya katılmadığı için istinaf

başvurusunun reddine karar verildiğini, ekonomik koşulları nedeniyle duruşmaya

katılamadığını, kamu otoritesi eliyle yapılan yargılamada kendisiyle aynı

hukuki durumda bulunan sanıklar gibi beraat etmesi gerektiğinibelirterek

Anayasa'nın 2., 5., 10., 26., 141. maddelerinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

19. Bakanlık görüşünde; başvurucunun istinaf talebi üzerine

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 18/1/2017 tarihinde duruşma yapılacağına

ilişkin bildirimin 20/12/2016 tarihinde meşruhatlı davetiye ile tebliğ

edildiği, başvurucunun bildirime rağmen duruşmaya katılmadığı gibi Mersin’den

Antalya’ya ekonomik koşulları nedeniyle gidemeyeceğine ilişkin herhangi bir

mazeretini de istinaf mahkemesine iletmediği, ilk veya ikinci derece

mahkemesinde incelenmeyen bir hususun ilk defa Anayasa Mahkemesince

değerlendirilmesi başvuru yollarının tüketilmesi ilkesiyle bağdaşmayacağı

belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

20. 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un

286. maddesine eklenen (3) numaralı fıkra uyarınca -temyiz edilemeyecek

kararlar kapsamında olsa bile- sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye

mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilecektir. Anılan fıkrada

sayılanlar arasında 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu'nun 6. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan suçlar da bulunmaktadır.

21. 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a

eklenen geçici 5. maddeye göre de 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yapılan düzenleme -on beş gün içinde talep etmek koşuluyla-

aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da

uygulanacaktır.

22. Yukarıda belirtilen değişiklikler gözetildiğinde

başvurucular hakkındaki kesinleşmiş hükümlerin -belli sürede başvurmak

koşuluyla- temyiz edilebilme olanağına kavuştuğu anlaşılmaktadır.

23. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

25. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, § 16).

26. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir başvuru yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal

mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve

kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve

başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

27. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke olarak

Anayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarak

değerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuru

yapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğine

de karar verebilir. Özellikle belli konulardaki sorunlara çözüm bulmak amacıyla

sonradan oluşturulmuş bir yol söz konusu ise ikincillik ilkesi, o konudaki

temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarının -bu yol vasıtasıyla- öncelikle

idari ve yargısal makamlarca değerlendirilmesine imkân tanınmasını gerekli

kılabilir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Sait

Orçan, B. No: 2016/29085, 19/7/2017, § 35).

28. Her hâlükârda bir başvuru yolunun tüketilmesinin gerekli

olması için ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı

şansı sunması ve yeterli giderim sağlaması gerekir. Dolayısıyla bireysel

başvuru yapıldıktan sonra yeni bir başvuru yolunun oluşturulması hâlinde

Anayasa Mahkemesinin görevi söz konusu başvuru yolunun düzenleniş şekli

itibarıyla ulaşılabilir olup olmadığını, ihlal iddiaları yönünden makul bir

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama niteliğini haiz olup olmadığını

değerlendirmektir (Sait Orçan, §§ 36, 37).

29. Somut olayda 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun'un 286.

maddesine eklenen (3) numaralı fıkra kapsamındaki suçlarla ilgili olarak daha

önce bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki

kararlar bakımından temyiz kanun yolu açılmıştır. Sonradan açılan temyiz kanun

yolunun ulaşılabilir olmadığı, ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunmadığı söylenemez.

Sonradan açılan bu yol, usul hukukundaki temyiz kanun yolunun başvuru süresi ve

kesinlik sınırında kalan mahkûmiyetler açısından genişletilmiş şeklini

oluşturmaktadır.

30. Sonuç olarak anılan başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı açıktır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Cafiye Ece YALIM

Başvurucu

:

Tahir TUĞRUL

Vekili

:

Av. Mehmet ALTUNTAŞ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/15798, T. 29.01.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-15798-basvuru-29-01-2020-52d9c0e64b22