Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/19369, 01.07.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/19369
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET KERİMOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/19369)

Karar Tarihi: 1/7/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, depremde yıkılan otel binasının

projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında sorumluluğu olan kamu

görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 31/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. 23/10/2011 tarihinde Van'da 7,2 şiddetinde bir deprem

meydana gelmiş ve bu deprem sonucunda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir.

Depremden sonra artçı sarsıntılar devam etmiş ve 9/11/2011 tarihinde 5,6

şiddetinde ikinci bir deprem olmuştur. İkinci depremde Van il merkezinde

bulunan bir otel binası yıkılmış ve otelde kalmakta olan -başvurucuların

yakınlarının da aralarında bulunduğu- yirmi dört kişi enkaz altında kalarak

yaşamını yitirmiştir.

8. Olayın ardından Van Cumhuriyet Başsavcılığı resen

soruşturma başlatmıştır.Başvurucuların da şikâyetçi olarak katıldığı soruşturma

kapsamında bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Bu çerçevede hazırlanan Nisan

2012 tarihli bilirkişi raporunda; binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi

aşamalarında ilgili mevzuat hükümlerine uyulmadığı belirtilmiştir. 23/10/2011

tarihli ilk depremden sonra binada hasar tespiti yapılmadığı vurgulanan

raporda, bina taşıyıcı sisteminin ilk depremden ve ikinci depreme kadar olan

artçı sarsıntılardan etkilendiğinin düşünüldüğü ifade edilmiştir. Raporda

ayrıca proje, yapım ve iş bitimi aşamalarındaki eksikliklerden yapı sahibi

ve/veya müteahhidin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili

biriminin; deprem sonrası inceleme aşamasındaki eksikliklerden ise yapı sahibi

ve gerekli tedbirleri almayan ilgili birimlerin sorumluluğunun bulunduğu

yönünde kanaat bildirilmiştir.

9. Soruşturma sonucunda otel işletmecisi hakkında

bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan Van Ağır

Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmış, vefat eden yapı sahibi ve diğer

şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, kamu

görevlileri hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu

Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre gereği için

dosyanın tefrikine, bazı kamu görevlileri yönünden aynı Kanun'un 3. ve 12.

maddeleri gereği görevsizlik kararı verilerek soruşturma dosyasının Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.

10. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 9/10/2012 tarihinde

Van Valisi, Erciş Kaymakamı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)

Başkanı, Van Afet Acil Durum İl Müdürü ve diğer AFAD yöneticileri hakkında

görevi kötüye kullanmaya ilişkin iddiaların somut bilgi ve belgelere

dayanmadığı, ilgililer açısından ön inceleme yapılmasını gerektirecek bir durum

bulunmadığı gerekçesiyle şikâyetin işleme konulmamasına karar vermiştir.

11. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 9/10/2012 tarihli

kararına karşı yapılan itiraz, Danıştay Birinci Dairesince 4483 sayılı Kanun’da

Cumhuriyet başsavcılıklarının şikâyetin işleme konulmamasına dair verdikleri

kararlara karşı herhangi bir itiraz yolu öngörülmediği gerekçesiyle

incelenmeksizin reddedilmiştir.

12. Başvurucuların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının

şikâyetin işleme konulmaması kararından sonra Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmaları üzerine Anayasa Mahkemesi 2012/752 sayılı başvuruda

17/9/2013 tarihinde, 2012/850 sayılı başvuruda ise 7/11/2013 tarihinde verdiği

kararlarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca şikâyetin işleme konulmamasına

karar verilmiş olması nedeniyle yaşam hakkının usul boyutu olan etkili

soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

13. Belediye görevlileri hakkında 4483 sayılı Kanun

uyarınca başlatılan sürecin sonunda 13/4/2001 tarihli tadilat ruhsatında ismi

geçen Van Belediyesi İmar İşleri Müdürü H.K., Van Belediyesi Fen İşleri

Müdürlüğünde görevli inşaat mühendisi A.A. ile Van Belediyesinde görevli inşaat

mühendisi Ç.Ç. hakkında taksirle birden fazla kişimin ölümüne ve yaralanmasına

neden olma suçundan düzenlenen 11/4/2016 tarihli iddianamenin iadesine karar

verilmiştir.

14. Başvurucular Van Cumhuriyet Başsavcılığına verdikleri

5/8/2015 tarihli dilekçeyle yıkılan binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi

aşamalarında sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkında da soruşturma

yapılmasını istemişlerdir.

15. Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/3019 soruşturma

sırasına kaydedilen bu dosya üzerinden Van Valiliğinden (Valilik) Belediye

yetkilileri hakkında soruşturma izni istenmiştir. Valilikçe 13/6/2016

tarihinde, 2011 yılında gerçekleşen depremden önce yapılan bir hasar tespitinin

bulunmadığından ve otel ruhsatının 1977 yılında verildiğinden bahisle dosyanın

işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, başvurucular vekilinin bu karara karşı

itirazı Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 8/12/2016

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar üzerine Van Cumhuriyet

Başsavcılığınca 6/3/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş

ancak soruşturmaya 2012/6372 soruşturma numarası üzerinden devam edilmiştir.

16. Başvurucular Erzurum Bölge İdare Mahkemesinin anılan

kararının kendilerine tebliğinden sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

17. Başvurucular Cumhuriyet Başsavcılığına verdikleri

15/12/2017 tarihli dilekçeyle binanın proje, yapım ve iş bitimi aşamalarında

sorumluluğu olanlar hakkında soruşturma yapılması taleplerini yinelemişlerdir.

Cumhuriyet Başsavcılığınca Belediyeye binanın proje, yapım ve iş bitimi

aşamalarında sorumluluğu olanların tespit edilmesi amacıyla müzekkereler

yazılmış, verilen cevaplar doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan

sonra sorumluluğu olabilecek Belediye görevlileri N.Ç., Y.B. ve H.K. hakkında

25/1/2018 tarihinde Valilikten soruşturma izni istenmiştir.

18. Valiliğin 11/10/2018 tarihli soruşturma izni

verilmemesine ilişkin kararı, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava

Dairesinin 12/9/2019 tarihli kararıyla yeniden ön inceleme yapılması gereği de

belirtilerek kaldırılmıştır. Başvuruya konu şikâyete ilişkin soruşturmanın

inceleme tarihi itibarıyla devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Ali Emir ve

diğerleri, B. No: 2014/16482, 17/1/2019, §§ 41-52.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 1/7/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular söz konusu binanın proje, yapım ve iş

bitimi aşamalarında sorumluluğu olan şahısların tespit edilerek onlar hakkında

soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkı, etkili başvuru hakkı ve adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama... hakkına

sahiptir."

23. Anayasa'nın "Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve

görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,

huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

24. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların iddialarının özünün kamu görevlilerinin ihmalî

davranışlarla başvurucuların yakınının ölümüne neden olup olmadıklarına ilişkin

etkili soruşturma yürütülmemesiyle ilgili olması nedeniyle iddiaların tamamının

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutu

kapsamında incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.

25. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu

olayda müteveffa başvurucuların eşi, kardeşi ve babaları olduğundan başvuru

ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

26. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

27. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 50).

28. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de

bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşam hakkı

kapsamındaki usule ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai,

hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir.

29. Buna göre yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün

ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez.

Mağdurlara hukuki, idari, hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması

yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

30. İhmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşım benimsenebilir. Bu

kapsamda yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediği durumlarda etkili

bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük mağdurlara hukuki,

idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması ile yerine

getirilmiş sayılabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

31. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle

meydana gelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası, dikkatsizliği

aşan bir kusuru olduğu veya olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz

konusu makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli bir

faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli

önlemleri almadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş

olsalar dahi- kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında

bir ceza soruşturması yürütülmesi gerekir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 60).

32. Yürütülen ceza soruşturması, belirli bir kişinin

sorumlu olup olmadığıyla sınırlı olmamalı; olayın tüm yönlerini ortaya koyacak

kapsamda ve nitelikte olmalıdır. Nitekim soruşturmanın etkili olup olmadığına

ilişkin değerlendirme -somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak-

belirli bir kişi hakkında verilen kararla sınırlı olarak değil yürütülen

soruşturma bir bütün olarak incelendikten sonra yapılabilecektir (Gülcan

Keleş ve diğerleri, B. No: 2014/797, 22/3/2017, § 30).

33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son

cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı”

kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

35. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru ikincil nitelikte bir hak arama yolu olup

bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.

36. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

17). Bu kapsamda temel hak ve hürriyetlerle ilgili hukuk sisteminin koruma

mekanizmalarının öncelikle işletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle ihlal

iddialarına ilişkin olarak öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi

gerekmektedir. Ancak somut olayın koşulları itibarıyla başvuru yollarının

tüketilmesinin yarar sağlamayacağı veya etkili olmadığının anlaşılması hâlinde

anılan yollar tüketilmeden yapılan bir başvuru incelenebilir (Şehap Korkmaz,

B. No. 2013/8975, 23/7/2014, § 33).

37. Bir ceza soruşturması veya yargılaması sürecinde

kovuşturmasızlık, beraat, mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararları ile farklı zamanlarda neticelenmiş aşamalar bulunması

durumunda -bu aşamaların tek bir olay için farklı kişilerin sorumluluklarına

yönelik olduğu gözetildiğinde- soruşturmaların bir bütün olarak değerlendirilmesi

gerekebileceğinden (S.D., B. No: 2013/3017, 16/12/2015, § 69) hareket

eden Anayasa Mahkemesi, aynı olaya ilişkin sorumluluğu bulunduğu iddia edilen

birden fazla kişi hakkında yürütülen adli süreçlerin bir kısmı devam ederken

bazı şüpheliler/sanıklar bakımından sürecin sona ermesi üzerine yapılan

bireysel başvurularda somut olayın ve tüm adli sürecin bir bütün olarak

değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle başvuru yollarının tüketilmediği

sonucuna ulaşmıştır (Bilal Turan ve diğerleri (3), B. No: 2013/7418,

31/3/2016, § 72; Bülent Kurt, B. No: 2013/7408, 20/1/2016, § 40; Gülcan

Keleş ve diğerleri, §§ 30, 31).

38. Başvuru yollarının tüketilmesi meselesine ilişkin

anılan içtihadın ortaya çıkışında, ihlal iddiasına konu olaya dair sorumluluğu

bulunduğu iddia edilen kişilerden her birine atfedilebilecek kusur durumu ile

her bir kişi için adli süreçte elde edilecek delil durumunun farklı

değerlendirilebileceğinin ve soruşturmanın etkililiği araştırılırken olayın tüm

boyutlarıyla ele alınarak bir bütün olarak irdelenmesi gerekliliğinin gözönünde

bulundurulduğu anlaşılmaktadır (Dilek Genç ve diğerleri [GK], B.

No: 2014/3944, 1/2/2018, § 55).

39. Somut olayın koşulları itibarıyla başvuru yollarının

tüketilmesinin yarar sağlamayacağı söylenemeyeceğinden devam eden soruşturma

süreci tamamlanmadan anayasal hak ihlali iddialarının bireysel başvuruda

incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 17.

maddesinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarının başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 1/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Eser AKINCI

Başvurucular

:

1. Mehmet KERİMOĞLU

:

2. Mustafa KERİMOĞLU

:

3. Önder Can KERİMOĞLU

:

4. Serpil KERİMOĞLU

:

5. Sinem ŞAHİN

:

6. Yiğit Ögeday KERİMOĞLU

Başvurucular Vekili

:

Av. Övgü ERDOĞAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/19369, T. 01.07.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-19369-basvuru-01-07-2020-e29f89d60502