Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/19500, 18.04.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/19500
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ATİLLA YILDIRIM BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/19500)

Karar Tarihi: 18/4/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; psikolojik tacizden kaynaklanan zararların giderilmemesi

nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle

şöyledir:

6. Başvurucu, başvuruya konu edilen olayların gerçekleştiği

tarihte Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Malatya Kız Yurdu Müdürlüğünde

(Kurum) şoför olarak görev yapmaktadır.

7. Başvurucu;

i. 4/1/2013 tarihinde Kurumda düzenlenecek seminere katılması

yönünde verilen talimata uymayarak göreve gelmediği gerekçesiyle 1/2/2013

tarihinde 23/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının A

bendinin (a) alt bendi uyarınca

uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, itirazı üzerine

Disiplin Kurulu tarafından cezanın kaldırıldığını,

ii. Kurum müdürü tarafından 15/1/2013 tarihinde aldığı beş

günlük sağlık raporunun usulüne uygun olup olmadığının Malatya Valiliği İl

Sağlık Müdürlüğünden sorulduğunu, Malatya Devlet Hastanesinin Sağlık Kurulu

raporu ile anılan raporun fenne ve usule uygun olduğunun belirlendiğini,

iii. Sendika temsilcisi olması nedeniyle kendisine oda tahsis

edilmesi istemiyle yaptığı 25/9/2013 tarihli başvurusuna cevap verilmediğini,

aynı istemle yaptığı 10/2/2014 tarihli başvurusu üzerine teknisyenlere ait olan

ve şartları beklemeye müsait olmayan atölyede oturmaya zorlandığını

vurgulamıştır. Başvurucu bu nedenlerle işyerinde psikolojik taciz ve baskıya

maruz kaldığını ileri sürerek idari yargıda tazminat davası açmıştır.

8. Öte yandan Kurum Genel Müdürlüğü tarafından başvurucunun

iddialarını araştırmak amacıyla Komisyon oluşturulmuştur. Komisyonun ilgili

personelin ifadeleri doğrultusunda düzenlediği 21/5/2014 tarihli raporda;

başvurucuya tahsis edilen odanın Kurumun fiziki yapısı gözönüne

alınarak belirlendiği, odanın teknik personel tarafından da yıllardır

kullanıldığı ve şoföre verilebilecek uygun bir oda olduğu, Kurum müdürü ile

davacı arasında zaman zaman devam eden sürtüşmelerin psikolojik taciz olarak

kabul edilemeyeceği ifade edilmiştir.

9. Malatya İdare Mahkemesi 15/1/2015 tarihinde davanın reddine

karar vermiştir. Kararda; Komisyon raporundaki tespitlere yer verilmiş ve

başvurucunun almış olduğu sağlık raporunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının

Kurum müdürü tarafından araştırılması ile davacının göreve gelmemesi nedeniyle

disiplin cezası verilmesinin Kurum müdürünün görevinin gereği olduğu

vurgulamıştır. Başvurucuya tahsis edilen odanın ise Kurumun fiziki yapısı gözönüne alınarak belirlendiği, başvurucunun göreviyle

bağdaşmayan nitelikte olmadığı ifade edilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda

başvurucuya yönelik sistematik olarak uygulanan ve belli bir süreye yayılan

psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek bir davranışın veya işlemin

bulunmadığı belirtilmiştir.

10. Malatya Bölge İdare Mahkemesi 22/1/2013 tarihli ilamıyla

anılan kararın usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek onanmasına, 6/11/2015

tarihli ilamı ile de karar düzeltme isteminin reddine hükmetmiştir.

11. Nihai karar 12/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

12. Başvurucu 14/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. Anayasa

Mahkemesinin psikolojik taciz iddiasını içeren başvurulara ilişkin olarak daha

önce verilmiş kararlarında ilgili mevzuata yer verilmiştir (Mehmet Bayrakcı,

B. No: 2014/8715, 5/4/2018, §§ 22-45; Hüdayi Ercoşkun, B. No: 2013/6235,

10/3/2016, §§ 30-57).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu; on yedi yıldır aynı işyerinde çalıştığını ve bu

sürede olumsuz bir davranışının olmadığını ancak 4/2/2013 tarihinde mesai

bittikten sonra telefonla aranarak Kurumda düzenlenen seminere katılması

gerektiğinin bildirildiğini, rahatsız olduğu için gidemediğini, bu olaydan

sonra Kurum müdürünün kendine karşı olumsuz davranışlarda bulunmaya başladığını

belirtmiştir. Kurum müdürünün haksız yere soruşturma açması sonucu uyarma

cezası verildiğini ancak itirazı sonucu Disiplin Kurulunun mesai sonrası

verilen talimata uyulmaması nedeniyle verilen cezanın ağır olduğu gerekçesiyle

disiplin cezasının kaldırıldığını belirtmiştir. Ayrıca Kurum müdürünün almış

olduğu sağlık raporunun gerçeğe aykırı olup olmadığı yönünde inceleme

yaptırdığını, oda tahsis talebini gündeme almayarak koşulları iyi olmayan

atölyede yer gösterdiğini ve fazla mesai yaptırarak karşılığını izin ya da

ücret olarak ödemediğini iddia etmiştir. Kurum müdürünün süreklilik arz eden

psikolojik taciz niteliğindeki uygulamaları nedeniyle ruh sağlığının

bozulduğunu Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi Psikiyatri Servisinde yatarak

tedavi gördüğünü belirterek maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Öte yandan beraber çalıştığı diğer personellere

göre farklı uygulamalara maruz kaldığını, rızası dışında çalıştırılarak

karşılığının ödenmediğini ifade ederek eşitlik ilkesi ve zorla çalıştırma

yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

16. Anayasa'nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz."

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 1879/2013, § 16). Başvuruya konu şikâyetlerin başvurucunun

maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik iddialar içerdiğinden ve psikolojik taciz

kapsamında kaldığından -Anayasa Mahkemesinin önceki kararları da dikkate

alınarak- incelemenin Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında yapılması gerektiği

değerlendirilmiştir (Hüdayi Ercoşkun, §§

59-60; Sümeyye Örnek, B. No: 2014/11091,

7/6/2017, § 16; Mehmet Bayrakcı,

§ 50).

18. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8.

maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan

fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki,

B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).

19. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında, Anayasa'nın 17.

maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının koruduğu temel haklara, bir

eylemin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için

asgari bir ağırlık düzeyine ulaşmış olması gerektiğine ve söz konusu ağırlık

düzeyi belirlenirken gözönüne alınması gereken

durumlara ilişkin olarak ilkeler tespit edilmiştir (Şehnaz Ayhan, B. No: 2013/6229, 15/4/2014, §§ 21-26; Işıl Yaykır, B.

No: 2013/2284, 15/4/2014, §§ 31-36; Emel Leloğlu, B. No: 2013/3512, 17/7/2014, §§ 26-31; Hüdayi Ercoşkun, §§

84-88; Hacer Kahraman, B. No:

2013/7935, 20/4/2016, §§ 51-56). Belirtilen tespitler ışığında somut olaya konu

olan muamelelerin uygulanış şekli ve yöntemi ile özellikle meydana getirdiği

fiziksel ve ruhsal etkiler açısından başvurunun Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi için gerekli olan asgari eşiği

aştığı söylenemez. Bu nedenle başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

1. Genel İlkeler

20. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında; çalışan bireylerin

maddi ve manevi varlıklarının korunması bağlamında devletin Anayasa'nın 17.

maddesinin yanısıra 5., 12., 49. ve 56. maddeleri

çerçevesinde üstlenmesi gereken negatif ve pozitif yükümlülüklerinin kapsamına,

başta 3/5/1996 tarihli Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı ile Uluslararası

Çalışma Örgütü (ILO) bünyesinde imzalanan sözleşmeler olmak üzere uluslararası

sözleşmelere taraf olan devletlerin taahhütlerine ve bu doğrultuda hayata

geçirilen düzenlemelere ilişkin açıklayıcı değerlendirmelere ve genel ilkelere

yer verilmiştir (Mehmet Bayrakcı,

§§ 61-72).

21. Söz konusu değerlendirmelerde Anayasa Mahkemesi, her somut

olayın kendi bütünlüğü içinde değerlendirilmesi koşuluyla bireylerin çalışma

ortamlarında maruz kaldıklarını ileri sürdükleri eylem, işlem ya da ihmallerin

psikolojik taciz derecesine ulaşması için birtakım unsurların aranması

gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, ILO ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığınca hazırlanan yayın ve raporlar da dikkate alındığında, muamelelerin

psikolojik taciz olarak vasıflandırılabilmesi için;

i. İşyeri ile ilgili olarak işyerindeki yöneticiler ve/veya

diğer çalışanlar tarafından gerçekleştirilmesi ya da bu tür müdahalelere göz

yumulması,

ii. Süreklilik arz edecek şekilde tekrarlanması, keyfîlik içermesi, sistemli ve kasıtlı olması, yıldırma ve

dışlama amacı taşıması,

iii. Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında

zarar ortaya çıkaran ya da ciddi bir zarar tehlikesi içeren nitelikte olması

gerekir.

22. Muamelelerin neden olduğu sonuçların boyutu; mağdurun

konumuna, muamelelerin süresine, sıklığına, kim ya da kimler tarafından

gerçekleştirildiğine, mağdurun cinsiyetine, yaşına ve sağlık durumuna kadar

birçok faktöre göre değişebilmektedir (Aynur

Özdemir ve diğerleri, B. No: 2013/2453, 24/3/2016, § 79; Hacer Kahraman, § 69).

23. Yine bu değerlendirmelere göre çalışanların yaşamlarına

etkisi bakımından çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaşarak onların

manevi bütünlüklerini tehdit eden ve psikolojik taciz olarak nitelendirilen

eylem, işlem ya da ihmaller konusunda Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrası kapsamında devletin üstlenmesi gereken pozitif yükümlülükler temel

olarak şöyle sıralanabilir:

i. Çalışanlara yönelen psikolojik taciz mahiyetindeki

davranışların oluşmaması için önlemler alınması,

ii. Şikâyetleri etkili şekilde inceleyecek denetim

mekanizmalarının oluşturulması,

iii. Pozitif ayrıcalıklar sunulması gereken çalışanların

önündeki güçlüklerin kaldırılması ve kolaylaştırıcı imkânlardan

yararlandırılmasının sağlanması,

iv. Yıldırıcı ve kasıtlı tutumlara maruz kalanların uğradıkları

maddi ve manevi zararlarının giderilmesi ya da ortaya çıkan uyuşmazlıkların

çözümüne ilişkin yasal altyapının oluşturulması ve suç teşkil eden durumlarda

sorumluların yasal çerçevede cezalandırılmalarının sağlanması,

v. Oluşan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan davalarda

mağdurların haklarını adil şartlarda savunabileceği usule ilişkin etkili

güvencelerden yararlandırılması ve yargılamalar sonucunda temel hakların

içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde mahkemelerce ulaşılan sonuçların ilgili

ve yeterli gerekçelerle açıklanması

24. Son olarak Anayasa Mahkemesince yapılan değerlendirmelerde,

daha önceki kararlarda sıklıkla vurgulandığı üzere mevzuatın yorumlanmasıyla

ilgili sorunları çözmenin öncelikle derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk

alanında olduğu hatırlatılmıştır. Sistemli ve kasıtlı olarak haksız şekilde

gerçekleştirildiği iddia edilen eylem, işlem ve ihmallerin psikolojik taciz

olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine yönelik olarak yapılacak

incelemede, olayın tüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derece

mahkemelerinin olayın koşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlı

konumda bulunduğu tartışmasızdır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin rolü bu

kuralların yorumunun Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır (Aynur Özdemir ve diğerleri, § 81; Hacer Kahraman, § 70).

2. İlkelerin Olaya Uygulanması

25. Somut olayda başvurucunun iddialarını incelemek üzere Kurum

Genel Müdürlüğü tarafından Komisyon oluşturulmuş ve ilgili personelin ifadeleri

alınarak 21/5/2014 tarihli rapor düzenlenmiştir. Anılan rapor gözetildiğinde;

Kurum müdürü ile başvurucu arasında geçen olayların münferit olduğu, süreklilik

arz etmediği, başvurucunun almış olduğu sağlık raporunun gerçeği yansıtıp

yansıtmadığının araştırılmasının vegöreve gelmemesi

nedeniyle hakkında inceleme başlatılmasının, Kurum müdürünün görevinin gereği

olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan başvurucu hakkında göreve gelmemesi

nedeniyle verilen uyarma cezasının başvurucunun itirazı üzerine uygulanmadığı,

başvurucunun oda tahsis talebinin ise Kurumun fiziki yapısı gözetilerek

karşılandığı görülmüştür. Ayrıca başvurucu ifa ettiği görevine uygun tahsis

edilebilecek başka bir odaolduğuna ya da kendisine gösterilenve teknik personel tarafından da kullanıldığı anlaşılan

yerin koşullarının uygun olmadığına dair belge sunmamıştır. Diğer yandan fazla

mesai yaptırılmasına rağmen karşılığının da ödenmediğini ileri süren

başvurucunun, uygulamaya itiraz ettiğine, şikâyet ve taleplerini idareye

ilettiğine dair açıklamada bulunmadığı gibi belge de ibraz etmediği

görülmüştür.

26. Tüm bu hususlarla birlikte sağlık durumu da

değerlendirildiğinde, başvurucunun çalışma ortamında maruz kaldığını ileri

sürdüğü eylem ya da işlemlerin kişiliğinde ve mesleki durumunda zarar ortaya çıkaran

boyutta olmadığı ve mesleki tecrübesi yüksek olan başvurucunun yaşamına etkisi

bakımından çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaşmadığı

değerlendirilmiştir. Bu kapsamda tam yargı davasını reddeden Malatya İdare

Mahkemesinin gerekçeli kararında, ayrıntılı olarak hazırlanan Komisyon

raporunun dikkate alındığı, iddia konusu işlem ve eylemlerin başvurucunun maddi

ve manevi varlığı üzerindeki etkilerinin tartışıldığı ve derece mahkemelerinin

gerekçelerini bu yönde ilgili ve yeterli şekilde oluşturdukları kanaatine

varılmıştır.

27.

Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Atilla YILDIRIM

Vekili

:

Av. Nurullah GÜLER

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/19500, T. 18.04.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-19500-basvuru-18-04-2019-8be5eeed552b