Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/20362, 20.09.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/20362
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

CEVAT ŞİMŞEK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/20362)

Karar Tarihi: 20/9/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluğun gözaltında işkence ve kötü muamelede bulunduğu

iddialarıyla ilgili başlatılan soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmemesi

nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının; tutukluluğun makul süreyi aşması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı yöntemlerle elde

edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması, savunma tanıklarının dinlenmemesi,

yargılamayı yapan mahkemenin özel statülü olarak kurulması ve yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, anayasal düzeni cebir yolu ile değiştirmeye

teşebbüs etme suçundan 24/12/2002 tarihinde gözaltına alınmış ve28/12/2002

tarihinde tutuklanmıştır.

8. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının

5/3/2003 tarihli ve 2003/253 sayılı iddianamesiyle anayasal düzeni cebir yolu

ile değiştirmeye teşebbüs etme suçundan İstanbul 5. No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesine başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Anılan dava, daha sonra

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli)

E.2003/81 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

9. Yapılan yargılama sonunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin

(CMK mülga 250. madde ile görevli) 23/10/2008 tarihli ve E.2003/81, K.2008/288

sayılı kararı ile başvurucunun terör örgütüne üye olma, birden çok bomba imali

ve nakli, mala zarar verme suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir.

10. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/11/2009

tarihli kararıyla eylemin anayasal düzeni değiştirmeye kalkışma suçunu

oluşturduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

11. Bu arada başvurucu 20/3/2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına başvurarak gözaltında polis memurları tarafından kendisine

işkence yapıldığını ve kötü muameleye uğradığını iddia ederek şikâyetçi

olmuştur. Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonunda "DGM Cumhuriyet Başsavcılığı ve diğer safhalarda

işkence ve kötü muameleiddiasındabulunmadığı, tümtutanakları rızası ile imzaladığı anlaşılmış olup, suç

ile ilgili olayın üzerinden geçen zamanda dikkate alındığında her hangi bir delilelde edilmeimkanınınkalmadığı" gerekçesiyle

16/11/2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

12. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edildiğine

ilişkin bir bilgi ya da belge dosyada bulunmamaktadır.

13. Başvurucu, bozmaya uyularak yapılan yargılamada 11/6/2012

tarihinde tahliye edilmiştir. Yargılama sonunda İstanbul 13. Ağır Ceza

Mahkemesi (CMK mülga 250. madde ile görevli) 31/1/2013 tarihli ve E.2010/17,

K.2013/6 sayılı kararıyla anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme

suçundan başvurucunun müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

14. Anılan karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24/6/2014 tarihli

ve E.2014/4295, K.2014/7644 sayılı kararıyla onanmıştır. Nihai karar,

başvurucuya 24/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15.Başvurucu, 23/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Bireysel başvuru sonrasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

9/3/2015 tarihli ve 2014/407795 sayılı yazı ile başvurucu yönünden Yargıtay 9.

Ceza Dairesince verilen onama kararına karşı suç vasfına ilişkin lehe itiraz

kanun yoluna müracaat etmiştir.4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi,

itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna (Kurul)

göndermiştir. Dosya, Kurulun 2015/116 sayılı esasında derdest durumdadır.

17. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 8/1/2016 tarihli ve 2016/9

Değişik İş sayılı kararıyla başvurucu hakkındaki hükmün infazının

durdurulmasına karar vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 5271 sayılı Kanun’un "Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi" kenar başlıklı 308.

maddesi şöyledir:

“(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin

kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen

veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre

aranmaz.

(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen

daireye gönderilir.

(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı

inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza

Genel Kuruluna gönderir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, tutukluluğunun makul süreyi aştığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında “zaman bakımından yetki"siyle ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre

suç isnadına bağlı tutukluluk durumunun Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce sona ermesine ilişkin

başvuruların zaman bakımından yetki dışında kaldığı kabul edilmiştir (Osman Büyüksu,

B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; Ali

Öksüz, B. No: 2013/6065, 3/4/2014, §§ 20-23; Cevdet Genç, B. No: 2012/142, 9/1/2014, §§

24-29; Orhan Dikgöz

ve Hasan Geşgin, B. No:2013/3919,

23/3/2016, §§ 25-30).

22. Somut olayda başvurucunun suç isnadına bağlı tutukluluk

durumu başvurucunun tahliye edildiği 11/6/2012 tarihinde yani bireysel

başvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012

tarihinden önce sona ermiştir.

23. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu; gözaltı süresi boyunca işkence gördüğünü, buna

ilişkin olarak yaptığı şikâyet sonucu başlatılan soruşturmanın etkin bir

şekilde yürütülmeyerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu

sebeplerle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25.Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği başvurucunun

bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

26. Başvurucu 20/3/2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına başvurarak gözaltı sırasında polis memurları tarafından

kendisine işkence yapıldığını ve kötü muameleye uğradığını iddia ederek

şikâyetçi olmuştur. Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonunda şüpheliler

hakkında 16/11/2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiştir. Bu karara itiraz edildiğine ilişkin olarak dosyaya sunulmuş bir

bilgi ya da belge bulunmamaktadır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde yapılan

araştırmada da anılan karara itiraz edildiğine ilişkin bir bilgiye

ulaşılamamıştır. Somut olayda başvurucunun hukuk sisteminde mevcut yargısal

yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

28. Başvurucu; müdafii bulunmaksızın

baskı ve işkence altında susma hakkı hatırlatılmadan ifadesinin alındığını, yer

gösterme işleminin ve evinde akşam vakti yapılan aramanın usulüne uygun

olmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, yargılamayı yapan mahkemenin tarafsız

ve bağımsız olmadığını, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerden dolayı

yargılamanın uzadığını ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülmesi suretiyle

haksız olarak mahkûm edildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. (İsmail Buğra İşlek,

§ 17)

30. Somut olayda, başvurucu hakkında verilmiş olan karar temyiz

incelemesi sonucunda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24/6/2014 tarihli kararı ile

onanarak kesinleşmiştir. Bireysel başvuru sonrasında Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı, başvurucu yönünden anılan onama kararına karşı suç vasfına

ilişkin lehe itiraz kanun yoluna 9/3/2015 tarihinde müracaat etmiştir. Yargıtay

9. Ceza Dairesi, itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Kurula göndermiştir. Dosya,

Kurulun 2015/116 sayılı esasında derdest durumdadır.

31. Temyiz incelemesinden geçen kararlara karşı “Yargıtay

Cumhuriyet başsavcısının itiraz yetkisi”nin bir

olağanüstü kanun yolu olarak düzenlendiği açıktır. Ancak Yargıtay Cumhuriyet

başsavcısınca bu yetki kullanılmış ise ilgili ceza dairesince veya Kurulca

kararın kaldırılabilme ihtimali de görmezden gelinemez. Olağanüstü bir kanun

yolu olan Yargıtay Cumhuriyet başsavcısının itiraz yetkisini kullanmasının

geldiği aşama dikkate alındığında bu yolun somut olayın özel koşullarında

etkili olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda aynı dava

sürecinin farklı düzlemlerde hem Anayasa Mahkemesince hem de Yargıtay

Dairesince veya Kurul tarafından yargısal incelemeye tabi tutulması, Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvurudaki ikincil nitelikteki rolüne uygun olmayacağından

başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının

öncelikle derece mahkemelerince incelenmesi gerekmektedir (Benzer yöndeki karar

için bkz. Fuat Karaosmanoğlu, B.

No: 2013/9044, 5/11/2014, § 46).

32. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. İşkence ve kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Akif YILDIRIM

Başvurucu

:

Cevat ŞİMŞEK

Vekili

:

Av. Yasin ŞİMŞEK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/20362, T. 20.09.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-20362-basvuru-20-09-2017-ce39499416fb